5 Mayıs 2016 Perşembe

Seyahat Özgürlüğü Engellenemez!*

Türkiye ve Avrupa Birliği’nin 2013 yılında başlattığı vize muafiyeti süreci, sonunda 72 kritere bağlandı. Bu kriterler yerine getirilirse Türkiye vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz seyahatinin haziran ayı sonunda gerçekleşebileceği ileri sürülüyor. Bu 72 kriter üzerinde çalışılırken temel seyahat özgürlüğü hakkı gözden kaçıyor. Seyahat özgürlüğü, hem İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13’üncü hem de Türkiye anayasasının 23’üncü maddesinde düzenlenen temel bir hak. Ne var ki özellikle yurt içindeki uygulamalarda, kamu otoritesinin istediği zaman sınırlanabiliyor hatta yok sayılabiliyor. 

Mart 2010 tarihinde yüksek pasaport harçlarına tepki göstermek için internette Suat Özçelebi’nin kurduğu Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, çeşitli sloganlar ve kampanyalarla temel seyahat özgürlüğü hakkını savunuyor. Grubun en son güncel kampanyası, vize muafiyeti sürecinde pasaportların AB standartlarında yenilenmesinde yurttaşlardan istenen ücret... Mevcut pasaportlarına ödeme yapmış kişilerden tekrar para istenmesine karşı sosyal medyada #yenipasaportaparayok sloganıyla bir imza kampanyası düzenleniyor.


Seyahat özgürlüğü hakkı Türkiye’de sıkça göz ardı edilirken ülke içinde vatandaşlara adeta “vize” uygulanıyor. Örneğin bir kente gitmek, girmek ya da çıkmak, sokağa çıkma yasakları hatta bir parka ne zaman girip ne zaman çıkılacağı kolaylıkla kısıtlanabiliyor. Seyahat özgürlüğünün kolaylıkla yok sayılabildiği bir düzen ve zihniyet ile karşı karşıyayız. Hatta bu zihniyet o kadar egemen ki “turizm” konusunda yaşanan sıkıntıları gidermek için, “yurttaşların yurt dışı çıkışlarına sınırlama getirilsin”, “harçlar artırılsın” diyerek çözme heveslileri bile var. Benzer şekilde çok uzun yıllardır, yurt dışına çıkmak, seyahat etmek de büyük eşitsizlikler ve hak ihlalleri içeriyor. Yekililer, başka ülkelerin Türkiye’ye koyduğu vizelerden yakınırken, kendisi yurttaşlarına adeta yurt dışına çıkış “vize”si koymuş durumda.

Öğrenciler ve yurt dışındaki yurttaşlar için yapılan son düzenlemeler, Türk vatandaşları için “seyahat özgürlüğü”nün alanını bir yandan genişletirken, diğer yandan büyük eşitsizliklerin ortaya çıkmasına yol açtı. Yakın zamanda Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bir torba yasa değişikliği ile "Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara” harçsız pasaport alma hakkı getirildi. Bu, iktidar partisinin öğrencilere seçimlerdeki bir vaadinin yerine getirilmesiydi. Aynı biçimde yurt dışında yaşayanlar için de konsolosluklardan pasaport almak, yaklaşık yüzde 50 ucuzlatıldı, ortalama 100 avro düzeyine indirildi. Artık Harçlar Kanunu'nun harçtan muaf olanları düzenleyen 85. maddesinin 1. Fıkrasına eklenen "Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlar" bendiyle, 25 yaşına kadar tüm öğrenciler sadece pasaport defter ücreti ödeyerek 87,5 liraya pasaport alabilecekler.

Bu önemli değişiklikler belli kesimlerde memnuniyet yaratırken, aslında var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirdi; Türkiye’de “seyahat özgürlüğü” konusunu kapsadığı gruplar açısından iyice tartışmalı bir hale dönüştürdü.

Dünyanın En Pahalı Pasaportu Türkiye’de


Türkiye’de dünyanın en pahalı pasaportu kullanılıyor. Dünyada ortalama 60-70 ABD doları, Avrupa Birliği’nde 60-70 avro düzeyinde 10 yıllık biyometrik/çipli bir pasaport Türkiye’de 620,60 Türk Lirası (yaklaşık 190 avro). Bunun 87,5 Türk Lirası defter parası, geri kalanı harç.

Pasaport bir “değerli kağıt” olduğu için aynı zamanda harçlar yasasına tabii ve her yıl “yeniden değerleme” oranında otomatik zam görüyor. Dünyada her yıl otomatik zamlanan tek pasaport, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu.

Seyahat özgürlüğüne temelde en zıt uygulamalardan “yurtdışı çıkış harcı” da sadece Türkiye’de ödeniyor. Her çıkışta ödenen 15 TL’lik harcın kaldırılması için verilen yasa teklifleri, çok uzun zamandır anlaşılmaz bir biçimde bekletiliyor.

Son yasal değişikliklerle oluşan ve seyahat özgürlüğünü kısıtlayan durum şu şekilde:

Yurttaşlarına dünyanın en pahalı pasaportunu satan devlet önemli bir genç kitleyi yüksek harçlardan korurken, büyük eşitsizliklere ve çelişkilere de yol açmaya devam ediyor. 6 yaşında bir öğrenci 87,5 liraya pasaport alırken, örneğin 5 veya 1 yaşındaki kardeşi ya da arkadaşı aynı 5 yıllık pasaporta 620,6 lira ödemeyi sürdürecek.
Yasa gençler arasında “tahsilde olan/olmayan” ayrımı yapıyor.
Yurt dışında yaşayan bir vatandaş 100 avro’ya devletin vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesine sahip olabilirken, yurt içindeki vatandaşlar aynı pasaporta yaklaşık 200 avro ödemek zorunda kalıyorlar.

#YeniPasaportaParaYok

Bütün bu eşitsizlikler AB ile yapılan 72 Kriter pazarlıklarında bir hak ihlali daha eklendi. Devlet, 72 kriter kapsamında vizesiz Avrupa için 2016 yılında bütün pasaportları değiştireceğini ve pasaport ücretini yine yurttaşlardan alacağını açıkladı. Aslında bu durum fark edilmeyen bir gerçeğin ortaya çıkmasına yol açtı. Meğer 5 yıl önce dünyanın en güvenli, biyometrik ve çipli pasaportları olarak tanıtılan ve 5 yıl içinde herkesin değiştirilen pasaportları AB standartlarında ve yüksek güvenlikli değilmiş, çiplerine parmak izi kaydedilemiyormuş.

Biyometrik pasaportun içindeki çip dahil yaklaşık 15-20 liraya mal olduğunu Darphane yetkilileri açıklamıştı. Bu maliyetlere rağmen, devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için fahiş bir fiyat belirleniyor, adeta yurttaşa müşteri muamelesi yapılıyor. Bu noktada yapılması gereken çok basit: Pasaport ücretinin tüm yurttaşlar için “defter ücreti” seviyesine çekilmesi; yeni pasaportların ücretsiz olarak değiştirilmesi; yurttaşlar arasında hiçbir ayrımcılık yapılmaması; çocuk pasaport ücretlerinin en az yüzde 50 oranında düşürülmesi; yeşil, bordo pasaport ayrımının ve yurt dışı çıkış harcının kaldırılması.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, sosyal medyada ve ulaşabildiğimiz tüm mecralarda, bu haksız uygulamaya karşı bir kampanya yürütüyor: “Parasını ödediğimiz pasaportun parasını bizden alamazsınız, kim zamanında bu ihmali yapmış ve bu pasaportları AB standardında yapmamışsa pasaport paralarını onlardan tahsil edin” diyor.

Bu çerçevede Change.org sitesinde “Yeni pasaporta yeni ücret, yeni harç ödemek istemiyoruz! #YeniPasaportaParaYok” adıyla Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’a iletilmek üzere bir imza kampanyası yapıyor. Kampanya detayları ve mektubu için www.seyahatozgurlugu.comsitesini ziyaret edebilirsiniz.

* Bu yazı Magma dergisi'nin internet sitesinde Mayıs 2016 tarihli12. sayısında yayımlandı. Lütfen tıklayın.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

#YeniPasaportaParaYok Kampanyamıza bir destek de MAGMA'dan.

Yeryüzü dergisi Magma Mayıs sayısında bir sayfasını Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ne ayırdı ve #YeniPasaportaParaYok kampanyamıza destek verdi.

"Seyahat Özgürlüğü Engellenemez " başlığıyla AB ile vize muafiyeti sürecinde yenilenmek zorunda olan pasaportlarımızın daha önce ödediğimiz defter ücretini yeniden bizden talep eden devlete karşı yürüttüğümüz kampanyayı okurlarına duyurdu.

MAGMA'ya çok teşekkür ediyoruz.  

Gittikçe aralanan #VizesizAvrupa kapısının önünde adeta 73. kriter gibi kendi devletimizin önümüze diktiği temel seyahat özgürlüğü engellerine/vizelerine ve yeni pasaporta için istenen defter ücretine karşı hep birlikte #YeniPasaportaParaYok demeye devam ediyoruz.



20 Nisan 2016 Çarşamba

#YeniPasaportaParaYok kampanyasına destek verin

5 yıl önce tümünü değiştirip ama AB standartlarında yapmayı unuttukları pasaportları yeniden değiştirip, tüm pasaport sahiplerinden yeniden defter ücreti isteyecekler. Biz de bu defter ücretini yeniden ödemek istemiyoruz.

#YeniPasaportaParaYok etiketiyle tüm sosyal medyada, diğer mecralarda imza ve farkındalık artırma kampanyaları yaparak kamu otoritesini bu haksız kararından vazgeçirmeye çalışıyoruz.

Siz de bu kampanyada aşağıdaki bannerlerı, capsleri kopyalayarak kullanabilir, bu yanlış karardan devletin dönmesine çaba harcayabilirsiniz.

İmza kampanyası için TIKLAYIN!






14 Nisan 2016 Perşembe

BİMER'den yanıt: KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR.

BİMER'e yaptığımız 11 Mart tarihli "yenilenecek pasaportlardan ücret alınmaması" ile ilgili başvuruya, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü'nden 14 Nisan tarihinde bir yanıt geldi. (Mektup 8 Nisan'da yazılmış, 11 Nisan'da postaya verilmiş.)

Yanıtta özetle, pasaport 210 sayılı yasaya tabi bir "değerli kağıt"tır,"bir değerli kağıdın bedelsiz olarak verilebilmesi için bu konuda bir kanun hükmü olması" gerekir, "yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yenilenme işşlemleri de dahil olmak üzere pasaportların bedelsiz verilmesi mümkün bulunmamaktadır."  deniliyor.

Ancak bu değerli kağıdın daha 5 yıl önce bütün ülkede değiştirilirken, o zaman AB standartında yapılabilecekken neden yapılmadığının, biyometrik, çok güvenli diye herkesten alınan defter ücretini, yani o zamanki yöneticilerin/yetkililerin ihmalinin bedelinin şimdi neden yurttaşlara tekrar ödettirildiğinin yanıtı verilmiyor.

Eğer pasaport "defter bedelleri"nin alınmaması için bir kanun gerekiyorsa, 2 cümlelik bir kanun teklifiyle bu başarılabilir. Hatta dünyanın en pahalı pasaportu olan T.C. pasaportu değerli kağıt olmaktan çıkarılarak, her yıl otomatik zamlanması da engellenebilir.

Bunun için seyahat özgürlüğünün temel bir hak olduğunu kavramak ve "istemek" yeterli. 

Şimdi bunu gerçekleştirecek "seyahat özgürlüğü"nün Anayasal bir hak olduğunu bilen ve bu hakka sahip çıkan milletvekilleri arayacağız. Mücadeleye devam.


30 Mart 2016 Çarşamba

PASAPORT ÜCRETİ ÖDEMEMEK İÇİN BİMER'E BAŞVURUN!

Aslında parasını ödediğiniz yeni pasaportlara tekrar ücret ödememek için siz de bir vatandaş olarak talepte bulunabilir ve yapılan haksızlığın düzeltilmesini Başbakan'dan isteyebilirsiniz.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri(kişisel) olarak biz 11 Mart tarihinde BİMER'e başvurduk.
Aşağıda yer alan metni BİMER sistemi üzerinden ya da e-devlet hesabınızdan siz de Sayın Başbakan'a iletebilirsiniz. (Bu bir örnek istediğiniz biçimde değiştirebilirsiniz.)

İlgili link için tıklayın!

Sayın Başbakan,
5 yıl önce Türkiyede pasaportlar yüksek güvenlikli, dünya standartlarında, çipli ve biyometrik oldu. Resmi makamlar böyle açıkladı, 5 yıl içinde bütün pasaportlar değiştirildi. Şimdi aynı makamlar, parmak izi kaydedilebilen ve Avrupa Birliğinin vize muafiyeti çerçevesinde yeni kriterlerine uygun yeni pasaportlarla eski pasaportların değiştirileceğini açıkladı. Üstelik yeni pasaportların ücreti yine vatandaşlardan talep edilecek. Dünyada ve izlediğimiz kadarıyla AB'de bu süre içinde pasaportlar değiştirilmedi, yani aynı güvenlik durumu, çipler AB pasaportlarında 5 yıl önce de mevcuttu. Benim talebim 5 yıl önce pasaportların çipini parmak izi kaydedilebilen ve AB standartlarına uygun yüksek güvenlikli bir biçimde yapmayı düşünemeyenler kim ise yeni pasaportların ücretini o kişilerden ve yetkililerden tahsil edilmesidir. Millet 5 yılda bir verecek şekilde pasaport parası basmıyor. Yeni pasaportlar için, yeni defter ücreti ve harç ödemek istemiyoruz. Dünyanın en pahalı pasaport ücretini, harçlarını vatandaşlarından alan devlet, Anayasal ve temel insan hakkı olan seyahat özgürlüğü hakkını yeterince ihlal ettiği yetmiyormuş gibi, parası ödenmiş pasaportlar için tekrar ücret talep edileceğini Bakanlarınız açıkladı. (Bkz, Dışişleri Bakan yardımcısı Sayın Naci Koru, AB Bakanı Sayın Volkan Bozkır)) Pasaport devletin vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir, fahiş bir ücretle yurttaşlara satılamaz, parası ödenmiş bir pasaport geri alınıp tekrar ücret talep edilemez. Biz (Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri) devletin tüm ilgili makamlarından bu ihalesi yapıldığı söylenen yeni pasaportlar ortaya çıktıktan sonra bahse konu uygulamanın yapılmamasını, uygulamanın iptal edilmesini ve yeni pasaportların bedelsiz olarak değiştirilmesini talep ediyoruz. Bu konuda size de iletilmek üzere sosyal medyada bir imza kampanyası başlattığımızı bilginize sunmak isterim.
Saygılarımla.
Ad Soyad
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü

Aşağıda 11 Mart tarihinde BİMER'e yaptığımız başvurunun "serencamı"nı görebilirsiniz.


28 Mart 2016 Pazartesi

Türkiye'de Seyahat Özgürlüğü'nü, Cumhuriyet Gazetesi'nde yazdık.

Türkiye ve AB’nin 2013 yılında başlattığı vize muafiyeti olarak adlandırılan diyalog, sonunda 72 kritere bağlandı. Bu kriterler yerine getirilirse vizesiz Avrupa seyahatlerinin haziran ayı sonunda gerçekleşebileceği ileri sürülüyor.

Ancak bütün bu kriterler konuşulurken, Türkiye’de vatandaşların önünde temel bir engel oluşturan bir kriter hep atlandı. Biz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri buna “73. Kriter: Seyahat Özgürlüğü Engellerini Kaldırmak...” diyoruz. Temelde kaldırılması için uğraş verdiğimiz büyük bir seyahat özgürlüğü engeli AB vizesi dışında, Türkiye ve AB tarafından görüşmelerde göz ardı edilen Türkiye’nin kendi vatandaşlarına koyduğu “vizeler” var. “Seyahat Özgürlüğü”, hem İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13’üncü hem de anayasamızın 23’üncü maddesinde düzenlenen temel bir hak. Ancak uygulamada, ülkemizde temel haklar kategorisinde bile kabul edilmiyor. Kamu otoritesinin istediği zaman keyfi bir biçimde sınırlama getirebildiği, elinizden alabildiği hatta yok sayabildiği bir “hak” niteliğinde.


Eşitsizlikler...
Ülke içinde örneğin bir kente ulaşım, kente girmek ya da çıkmak, sokağa çıkma yasakları hatta bir parka ne zaman girip ne zaman çıkacağınız dahil kolaylıkla kısıtlanabiliyor. Seyahat özgürlüğünün kolaylıkla yok sayılabildiği bir düzen ve zihniyet ile karşı karşıyayız. Öğrenciler ve yurtdışındaki yurttaşlarımız için yapılan son düzenlemeler, Türk vatandaşları için “seyahat özgürlüğü”nün yaygınlaşmasına değil, aslında daha da büyük eşitsizliklere ve haksızlıklara yol açtı.

En pahalı pasaport
Artık Harçlar Kanunu’nun harçtan muaf olanları düzenleyen 85. maddesinin 1. fıkrasına eklenen “Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlar” bendiyle, 25 yaşına kadar tüm öğrenciler sadece pasaport defter ücreti ödeyerek 87,5 liraya pasaport alabilecekler. Türkiye’de dünyanın en pahalı pasaportunu kullanıyoruz. Dünyada ortalama 60-70 ABD doları, Avrupa Birliği’nde 60-70 Avro düzeyinde 10 yıllık çipli bir pasaport. Türkiye’de 620,6 lira. (yaklaşık 200 Avro) Bunun 87,5 lirası defter parası, geri kalanı harç. Pasaport bir “değerli kâğıt” olduğu için, harçlar yasasına tabi ve her yıl “yeniden değerleme” oranında “otomatik zam” geliyor. Dünyada her yıl otomatik zamlanan tek pasaport, T.C. pasaportu. 


Peki çözülmesi gereken 73. kriter, “seyahat özgürlüğü”nün önündeki engeller neler?
  • Yurttaşlarına dünyanın en pahalı pasaportunu satan devlet önemli bir genç kitleyi yüksek harçlardan korurken, büyük eşitsizliklere ve çelişkilere de yol açmaya devam ediyor. 6-7 yaşında bir öğrenci 87,5 liraya pasaport alırken, örneğin 5 veya 1 yaşındaki kardeşi aynı 5 yıllık pasaporta 621 lira ödemeyi sürdürecek.
  • Yasa gençler arasında “tahsilde olan/olmayan” ayrımı yapıyor.
  • Yurtdışında yaşayan bir vatandaş 100 Avro’ya devletin vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesine sahip olabilirken, yurtiçindeki vatandaşlar aynı pasaporta yaklaşık 200 Avro ödemek zorunda kalıyorlar. 
  • Devlet daha 5 yıl önce yenilediği ve çipli, çok güvenli dediği pasaportları şimdi AB kriterlerinde güvenli değil diye tekrar yeniliyor. Üstelik parasını ödediğiniz pasaportların parasını yine bizden alarak.
Sorular...
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak soruyoruz: Biyometrik pasaportun içindeki çip dahil yaklaşık 15-20 liraya mal olduğunu Darphane yetkilileri açıkladı. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için nasıl bu kadar fahiş bir ücret belirleyip, onlara “yurttaş” değil adeta “müşteri” muamelesi yapabiliyor? Vatandaşları arasında yeşil- bordo pasaport ayrımı yapan (Bütün dünya ülkelerinde 3 çeşit Türkiye’de 4 çeşit pasaport var), çocuklara 5 yıllık pasaportu 10 yıllık fiyatına satan, yurtdışı çıkış harcı alan devlet, bunca eşitsizlik ve ayrımcılık yetmiyormuş gibi, şimdi de “yeni haklar sağlıyorum” diyerek, yurtdışında yaşayanlar- yaşamayanlar, öğrenci olanlar-olmayanlar ayrımcılığı yapıyor ve parasını ödediğimiz pasaportu yeniden bize satarak neyi hedefliyor?


T.C. pasaportu yurttaşlarımızın uluslararası kimlik belgesi, nüfus cüzdanıdır. Asgari ücretin 1.300 lira olduğu bir ülkede 620,6 liraya pasaport “satılamaz”. Devlet yurttaşları arasında “ayrımcılık” yapamaz, anayasanın “kanun önünde eşitlik ilkesi”ni yok sayamaz. AB vize muafiyeti için sadece 72 kriter değil, 73. kriter de yerine getirilerek vatandaşlarımızın önündeki seyahat özgürlüğü engelleri kaldırılmazsa, bu muafiyet gerçekleşirse, sadece küçük bir azınlığa hizmet edecektir.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri
Sözcüsü

26.03.2016

16 Mart 2016 Çarşamba

Yeni Pasaport Yeni Ücret Tepkinizi BİMER'e iletin.


Siz de #‎YeniPasaportaParaYok‬ Yeni Pasaporta Yeni Ücret Yeni Harç Ödemek İstemiyoruz!
diyorsanız bu konuda etkili yollardan biri de BİMER'i kullanmak...

Geçen hafta Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) üzerinden de bu konuya tepkimizi ilettik, şu anda "talebimizi" İçişleri Bakanlığı'na ilettiler. Yanıtını bekliyoruz.
E-devlet uygulaması/hesabı üzerinden de herkes bu konudaki taleplerini iletebilir.

Tüm yurttaşlarımızı, gezginleri, seyahatseverleri, seyahat özgürlüğü gönüllülerini imza kampanyası metnimizde yer alan düşünceler doğrultusunda ya da kendi hissettiklerini BİMER'e ulaştırmalarını istiyoruz.

Parasını zaten ödediğimiz bir kimlik belgesine tekrar para ödememiz kadar anlamsız bir uygulama olamaz, bunu ancak hep birlikte hareket edersek önleyebiliriz.

Lütfen konuya duyarlı çevrenizi, tüm paydaşları da uyarın ve Anayasal, temel bir hak olan seyahat özgürlüğünü de ihlal eden bu uygulamaya tepki vermelerini sağlayın.


BİMER'e ulaşmak için lütfen tıklayın!

11 Mart 2016 Cuma

#YeniPasaportaParaYok Yeni Pasaporta Yeni Ücret Yeni Harç Ödemek İstemiyoruz!


5 yıl önce Türkiye'de pasaportlar yüksek güvenlikli, dünya standartlarında, çipli ve biyometrik oldu. Resmi makamlar böyle açıkladı, 5 yıl içinde bütün pasaportlar değiştirildi.

Şimdi aynı makamlar, parmak izi kaydedilebilen ve Avrupa Birliği'nin vize muafiyeti kriterlerine uygun yeni pasaportlarla "eski" pasaportların değiştirileceğini açıkladı.

Üstelik yeni pasaportların ücreti yine vatandaşlardan talep edilecek.

Şimdi diyoruz ki;

5 yıl önce pasaportların çipini parmak izi kaydedilebilen ve AB standartlarına uygun yüksek güvenlikli bir biçimde yapmayı düşünemeyenler kim ise yeni pasaportların ücretini o kişilerden ve yetkililerden tahsil edin.

Millet pasaport parası basmıyor.

Yeni pasaportlar için, yeni defter ücreti, harç ödemek istemiyoruz.

Dünyanın en pahalı pasaport ücretini, harçlarını vatandaşlarından alan devlet, Anayasal ve temel insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü" hakkını yeterince ihlal ettiği yetmiyormuş gibi, parası ödenmiş pasaportlar için tekrar ücret talep ediyor.

Pasaport devletin vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir, fahiş bir ücretle yurttaşlara satılamaz, parası ödenmiş bir pasaport geri alınıp tekrar ücret talep edilemez.

Devletin tüm ilgili makamlarından bu uygulamanın iptal edilmesini ve yeni pasaportların bedelsiz olarak değiştirilmesini talep ediyoruz.

Yaklaşık 8 milyon pasaport sahibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını #yenipasaportaparayok etiketiyle imza kampanyamıza, sosyal medyada ve tüm mecralarda destek vermeye çağırıyoruz.

O. Suat Özçelebi

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü

LÜTFEN İMZA KAMPANYAMIZA KATILIN!
#yenipasaportaparayok


9 Mart 2016 Çarşamba

73. Kriter T.C. Yurttaşlarının Seyahat Özgürlüğü

Suriye'deki iç savaş, Türkiye'yi 2,5 milyonun üzerinde bir göçmen/mülteci(geçici sığınmacılar ifadesi de kullanılıyor) akınıyla karşı karşıya bıraktı. Türkiye insani perspektifi öne alarak bu göçmenlere kapılarını ardına kadar açtı. Ancak kısa bir zamanda hem Avrupa Birliği'nin hem de Türkiye'nin dış politikasındaki zaaflar ve öngörüsüzlükler de bu göçmen, mülteci akınını adeta körükledi.

Şimdi Avrupa kapılarına dayanan ve uzun zamandır Akdeniz'i büyük bir mülteci mezarlığına dönüştüren, uzun yıllardır yaşanmamış boyutta insani bir kriz ile karşı karşıyayız.

Türkiye, AB ile adeta pazarlık yaparak, (Başbakan buna "Kayseri pazarlığı" bile dedi) göçmenler/mülteciler karşılığında para, AB sürecinde ilerleme ve vize muafiyeti istiyor. Bu karşılıklı bir şantaja da dönüşen pazarlıktan, yıllar sonra çok fazla kişinin utanacağı çok açık, (Uluslararası Af Örgütü'nün çekincelerine bakmak yeterli, tıklayın) ancak şimdi kimse yaşananların ahlaki/insani boyutuyla ilgili değil, herkes "mülteci" ihalesini bir biçimde birbirinin üzerinde bırakmaya çalışıyor.



AB'nin pazarlıkta para ve süreçte ilerleme kartlarına evet dediğini, vize muafiyeti için ise yıllardır ileri sürdüğü 72 kriteri yine önümüze koyduğunu görüyoruz. Bu konuda Türkiye kendisini bir tampon bölgeye dönüştürecek olan Geri Kabul Antlaşması şartlarına her zamankinden daha istekli görünse de Haziran ayına hatta Ekim ayına kadar bu kriterlerin yetişmesi güç görünüyor. 

Kriterlerle ilgili Mart ayı itibarıyla tablo şöyle: AB'nin istediği kriterlerden 19'u tamam, 17'si hemen hemen bitmiş gibi, 21'inde iyi ilerleme ve kısmen tamamlanmış görünüyor, 12'si kısmen hazır, ancak 3'ünde henüz hiç ilerleme yok. 


Bu kriterlerin neler olduğu ve ne durumda olduklarını görmek için Al Jazeera ilerleme raporlarındaki metinleri karşılaştırarak, 72 kriteri, yerine getirilen 19 maddesi ve geri kalan 53 maddelik kriterlerin neler olduğunu belirledi.

73. Kriter
Ancak AB'ye uyum konusunda ilerlemeyi de ülkesinde zorunlu olarak kalan mültecilere kaynak/para ve yurttaşları için vize muafiyetine dönüştürmeye çalışan Türkiye, aslında 73. kriter diyebileceğimiz ve bu kriterlerin hepsinin önünde duran bir kriter konusunda uzun yıllardır adım atmıyor. O da kendi yurttaşlarına koyduğu "vizeler".

Türkiye başka ülkelerle sürekli kendisine koydukları vizeleri kaldırmaları için uğraşırken ısrarlı bir biçimde dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satmaya, her yıl pasaporta otomatik zam yapmaya, yurttaşları arasında yüksek harçlar, pasaportlar, yurt içinde yaşayan yaşamayanlar diyerek ayrımcılık yapmaya, çocuklarına 5 yıllık pasaportu 10 yıllık pasaport ücretine satmaya, dünyada benzeri olmayan yurt dışı çıkış harcını uygulamaya devam ediyor.

Biz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak Türkiye'nin 72 kriterden önce, her vatandaşımızın hakkı olan bu 73. "seyahat özgürlüğü" kriterini yerine getirmesi gerektiğini düşünüyoruz.


Anayasal ve temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmak, adeta kendi vatandaşlarınızın önüne koyduğunuz "vizeleri" sona erdirmek, Türkiye'nin en az bu 72 kriteri yerine getirmesi kadar önemli, öncelikli ve üstelik daha kolaydır.

Bu adımlar atılmadan "seyahat özgürlüğü" konusunda kimsenin samimi olduğunu düşünmek mümkün değildir.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Öğrencilere pasaport artık sadece 87,5 lira

Seçimlerde AK Parti tarafından öğrencilere vaat edilen "pasaport harcının kaldırılması" sözü yerine getirildi. 

10 Şubat tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan torba yasanın içinde bu konuyla ilgili 492 sayılı Harçlar Kanunu'na eklenen ek maddeye de yer verildi. 

Harçlar Kanunu'nun harçtan muaf olanları düzenleyen 85. maddesinin 1. fıkrasına eklenen "Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlar" bendiyle, 25 yaşına kadar tüm öğrenciler sadece pasaport defter ücreti ödeyerek 87,5 liraya pasaport alabilecekler.

Yurttaşlarına dünyanın en pahalı pasaportunu satan devlet önemli bir genç kitleyi yüksek harçlardan korurken, büyük eşitsizliklere ve çelişkilere de yol açmaya devam ediyor. 6 yaşında bir öğrenci 87,5 liraya pasaport alırken, örneğin 5 veya 1 yaşındaki kardeşi ya da arkadaşı aynı 5 yıllık pasaporta 621 lira ödemeyi sürdürecek.

En yakın zamanda bu büyük çelişkilerin ve eşitsizliklerin giderilmesi için pasaport ücretlerinin dünya ortalaması olan 60-70 dolar seviyesine çekilmesi ve gençler gibi çocuklara da indirimli pasaport verilmesi sağlanmalıdır.

Seyahat özgürlüğü Anayasal ve temel bir haktır, yurttaşlar arasında ayrım gözetilmeksizin uygulanmalıdır.

30 Aralık 2015 Çarşamba

Metro İstanbul'da yılbaşında gece saat ikiye kadar çalışacak!

SONUNDA!

YILBAŞINDA (31 ARALIK GECESİ) Dünyanın diğer metropollerinde olduğu gibi İSTANBUL'DA ‪#‎METRO‬ GECE 02.00'YE KADAR HİZMET VERECEK.

UMARIZ SIRA HAFTASONLARINA VE DİĞER ÖZEL GÜNLERE DE GELİR.


Biliyorsunuz, 5-6 aydır, metronun diğer dünya metropollerinde olduğu gibi gece 24'den sonra da örneğin 02'ye kadar hizmet vermesi ya da başlangıç olarak özel günler ve hafta sonları gece geç saatlerde hizmet vermeye başlaması için uğraş veriyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a da bu yönde açık bir mektup yayınladık ve yollamıştık. Ramazan'da yapılan uygulamanın yılbaşında da sürdürülmesi olumlu bir ilk adım olarak görüyoruz. Diğer "seyahat özgürlüğü"nü geliştirecek taleplerimizin takipçisi olmayı da sürdüreceğiz.

14 Aralık 2015 Pazartesi

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu'na Pasaport Harçları Mektubu

02.12.2015

TBMM İnsan hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı
Ankara

Sayın Mustafa Yeneroğlu
TBMM İnsan hakları İnceleme Komisyonu Başkanı


TBMM üyeleri, diplomatlar, üst düzey devlet erkanı, milletvekilleri ve ailelerinizle birlikte diplomatik pasaport, yeşil pasaport veya hizmet pasaportu kullanıyorsunuz. Bu pasaportlardan için de yasa gereği (defter bedeli hariç) bir bedel ödemiyorsunuz.(1)

Ancak Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları uzun yıllardır dünyanın en pahalı pasaportlarını kullanıyor. 2010 yılında bu konuda gerçekleştirdiğimiz bir kampanyanın, kamuoyunun ve yurttaşlarımızın katkısıyla AK Parti hükümeti pasaport ücret ve harçlarında %50 civarında bir indirime gitti. Ancak o zaman bile, yani %50 fiyat düştüğü halde pasaportumuz yine dünyanın en pahalı pasaportu kalmaya devam etti.

Bu sebeple duyarlılığımızı sürdürdük ve “Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri” adıyla kurduğumuz bir sivil inisiyatif ile çabalarımızı artırdık. Bu konuda etkili karar merci olan Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere birçok devlet kurumuna bu konuda birçok defa başvurduk, kampanyalar yaptık, mektuplar yazdık(2) ancak sonuç alamadık.

Bildiğiniz gibi Pasaport, yurtdışına seyahat edebilmemiz için devletimizin bize sağlamak zorunda olduğu bir kimlik belgesi. Yurt dışındaki nüfus cüzdanımız. Ve devlet sağlamak zorunda olduğu bu belgeyi dünyada benzeri görülmeyen bir ücretle her yıl otomatik zam yaparak bize “satıyor”.  Her yıl artırılan harçlarla (3) 10 yıllık bir biyometrik pasaport dünyada ortalama 60-70 dolar düzeyindeyken biz de ortalama 250 dolar seviyesinde. (kurlardaki değişme ile küçük oynamalar oluyor.)

Aynı şekilde Avrupa Birliği ülkelerinde de ortalama 60-70 avro düzeyinde olan (4) pasaport ücretlerinde her yıl sürekli/ bir artış yapılmamaktadır.

Bu yıl da pasaport ücretleri %5,8 oranında yeniden değerleme oranında artacak ve 10 yıllık pasaportlar 621 lira ile yeni bir rekor daha kıracak, Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın bütçelerini sarsmaya devam edecek.

Üstelik, artık çocuklar pasaportlara işlenemediğinden, her biri için ayrı bir pasaport daha çıkartmak zorunda kalacağız. Bu da yeni bir maliyet, aile bütçesine yeni bir külfet, yeni bir engel! Çocuklar, 5 yıllık pasaport alabiliyor, ancak 10 yıllık pasaport harcı ödeyerek büyük bir haksızlığa uğruyorlar.

Sayın Yeneroğlu,

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13. Anayasamızın 23. maddesinde temel bir insan hakkı olarak kabul edilen, yani her insanın doğuşundan itibaren kazandığı “seyahat özgürlüğü”nü Türkiye’de devlet, yüksek harçlarla yurttaşlarının elinden alıyor. Bu durum açık bir “insan hakkı ihlali”ne dönüşüyor.

Bir hakkın varlığı, o hakkın kullanımı da güvence altına alındığı zaman bir anlam ifade eder. Bir hak, ancak kullanılabildiği sürece vardır. Ve bu hakkımız, her yıl otomatiğe bağlanmış harç “zamlarıyla” yurttaşlarımız için daha da ulaşılamaz bir noktaya doğru gidiyor.

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin toplam biyometrik pasaport ücreti/harcı 2.500.-TL. Asgari ücretin neredeyse 3 katı. Bu ücrete fotoğraf, ulaşım, yurt dışı çıkış harcı vb. harcamalar dahil değil.

 Sayın Yeneroğlu,

Hükümetimizin Türkiye’ye karşı uygulanan vizelerin kaldırılması için, özel bir çaba harcadığını ve başarılı çalışmalar yaptığını görüyoruz. Bu takdire şayan çalışma, eğer pasaport ücretlerinin düşürülmesiyle birlikte uygulanmazsa işte o zaman belli bir kesim dışında çok anlam ifade etmeyecek. Vizelerin kalkması önemli, ancak yurtdışına, vizelerin kalktığı bu ülkelere gidebilmek için önce pasaport “alabilmemiz” lazım. Bunun için biyometrik pasaportların harç ve ücretini dünya ortalamasına indirmeniz gerekiyor. Yeşil ve Diplomatik pasaport karşısında Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları büyük bir eşitsizlikle karşı karşıya.

Sayın Yeneroğlu

Birçok yurttaşımızın elinden alınan, Anayasal ve temel insan hakkımız olan “seyahat özgürlüğümüzü” bir yasa teklifiyle geri vermek, ücretini dünya ortalamasına, makul bir düzeye çekmek sizin, üyesi bulunduğunuz iktidar partisinin, Başkanlığını yaptığınız Komisyonun elinde. Saygılarımla,

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü

Adres: Mevlüt Pehlivan sokak No:4-11 Mecidiyeköy Şişli-İstanbul
T:0212 2665440 F:0212 2664991 E: sozcelebi@sita.com.tr


Notlar:
1) 5682 sayılı Pasaport kanunu madde 13-14 gereği sadece defter bedeli ödüyorsunuz.
2) Bu konuda 5 yıldır sürdürdüğümüz çalışmalar için ayrıntılı bilgilerin yer aldığı
Twitter: @seyahatozgurluk
3) Değerli kağıtlar kanununa tabi olduğu için ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanununun1  5281 sayılı Kanun2  ile değiştirilen mükerrer 138 inci maddesi uyarınca, 492 sayılı Kanuna bağlı tarifelerde yer alan nispi harç oranları ile yeniden değerleme oranı dahil olmak üzere maktu harçlar (maktu ve nispî harçların asgarî ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) %5,8 oranında artırılacaktır.
4) Dünya Bankası’nın 2005 yılında yaptırdığı bir araştırmada bu bilgi açık bir biçimde ortaya konuyor. Hatta çok uzun zamandır pahalılıkta birinci sırayı kimselere kaptırmıyoruz.Ayrıca 2015 yılında dünyada birçok basın yayın organında da yayınlanan Veri analizi şirketi Statista’nı çalışmasında Dünyanın en pahalı pasaportu 2015 yılında da 251 dolarlık bedelle Türkiye’de. Bkz: http://www.independent.co.uk/travel/these-are-the-most-expensive-passports-in-the-world-a6742496.html

16 Kasım 2015 Pazartesi

Sözcü Gazetesi'nde Pasaport Zammı ve Seyahat Özgürlüğü

Zaten dünyanın en pahalı pasaportunu kullanıyorken buna bir de her yıl yapılan otomatik zamlar ekleniyor. 1 Kasım seçiminden önce Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun pasaport harçları konusundaki vaatlerinin, seçimden hemen sonra unutulduğunu görüyoruz. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Kurucu ve Sözcüsü O. Suat Özçelebi konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
PASAPORTA %5,8 ORANINDA ZAM

AKP-PASAPORT-SEÇİM-VAADİ
1 Kasım seçiminden sonra pasaport ile ilgili ilk zam ışığı yakıldı. Hükümetin konu ile ilgili vaatleri nelerdi? Şimdi yine pasaport politikasında başa mı döndük?
Başbakan Davutoğlu pasaport harçları konusunda iki söz vermişti. 7 Haziran seçimlerinde yurt dışındaki vatandaşlarımıza pasaport harçlarının düşürüleceği ve 1 Kasım seçimlerinde bu vaade ileveten öğrencilere pasaport harçlarının %50 düşürülme sözü verildi. Ancak bu sözlere rağmen her yıl yapıldığı gibi bu yıl da pasaporta otomatik zam yapılıyor. Yani indirim beklerken yine zam, üstelik indirim de bu zam üzerinden yapılacak, yapılırsa!

DÜNYANIN EN PAHALI PASAPORTU
Yeni zamlarla pasaport almak için ne kadar ödemek zorunda kalacağız?
Pasaportumuz dünyanın en pahalı pasaportu uzun yıllardır. Bu yetmiyormuş gibi Türkiye’de pasaport her yıl otomatik olarak zamlanıyor. Çünkü yine dünyada olmayan bir uygulama var Türkiye’de, Değerli kağıt yasasına tabi pasaport, her yıl yeniden değerleme oranında zamlanıyor.

Otomatik zam, dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Bazen %15 bile zamlandığı oluyor. Bu yıl %5,8 oranında zamlanacak ve 621 lira olacak. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesine, sanki yurt dışına çıkmasınlar diye her yıl zam yapıyor. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak kullandığımız bir slogan var. “Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşıyız” diye.  Müşteri gibi görülmekten bıktık, yurttaşlık hakkımız olan pasaportun 82,5 lira olan gerçek ücretine geri çekilmesini ve üstündeki tüm  harcın kaldırılmasını istiyoruz.

KENDİ KENDİMİZE VİZE KOYUYORUZ

SEYAHAT-ÖZGÜRLÜĞÜ-KARİKATÜRSeyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak talepleriniz neler?
Bakanlar Kurulu’nun Resmi Gazete’de yayınlanan bu yeniden değerleme oranını , %5,8’lik zammı uygulamama hakkı var. Öncelikle bu zamma, hükümetin samimi davranıp dur demesini talep ediyoruz.

Seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkı. Hem İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde, 13. maddede hem de Anayasamızda 23. maddede güvence altına alınmış.  Ancak ülkemizde bir temel hak olduğu yöneticiler tarafından da halk tarafından da bir türlü anlaşılamıyor. Keyfi bir biçimde engellenebilmekte, kullanılmasının önüne rahatlıkla maddi engeller, idari kararlar dikilebilmektedir.Bu sadece pasaport konusunda değil isterse birden bir parka girişi, bir kente girişi ya da vapura binmeyi , ulaşımı haber vermeksizin bile yasaklayabiliyor.

SEYAHAT-TWİTTERYurttaşlarımız yurt dışına çıkmaya çalıştıklarında sadece vize duvarı ile değil önce Türkiye’deki vie engelleriyle karşılaşıyorlar.  Sadece dünyanın en pahalı pasaportu değil engel. Bakın “yurt dışı çıkış harcı” dünyada bunun da bir benzeri yok. Tamamen bir eziyet, 15 lira alacağım diye sizi kuyruklarda süründürüyor devlet. İnsan kendi ülkesinden çıkarken, çıkıyorum diye harç öder mi? Biz “haraç” diyoruz buna. Seyahat özgürlüğü bütün bu durumları da hep birlikte ele alacak bir biçimde Türkiye’de yeniden gündeme gelmeli ve engeller tartışmaya açılmalıdır. Hem yasal mevzuat hem de Anayasal düzeyde. Yani kendi kendimize koyduğumuz “vizeleri” bir kaldıralım önce.

Bir de ülkemize uygulanan yurt dışı vizeler boyutu var seyahat özgürlüğünün, ülkemizdeki engellerle boğuşurken bu boyuta da ihmal etmemeye çalışıyoruz.  Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde yüksek harçlar, gümrük kapılarında , konsolosluklarda kötü muamele, acayip bürokrasi, bunlar da seyahat özgürlüğümüzün önündeki temel engeller arasında.

seyahat-capsTürkiye’de pasaport konusunda uygulanan politikalar ve uygulama sorunları neler?
Pasaport bir kimlik belgesi. Sadece bir kimlik belgesi, yurt dışında kullandığımız ve devletin bize vermek  zorunda olduğu bir belge. Yani nüfus kağıdı aslında, ama yurt dışında kullanılan. Devlet bunun için yani yurt dışındaki nüfus kağıdımız için fahiş harç ve ücret istiyor. Bu Anayasal hakkımızın ihlalidir diyoruz.

Bu ihlaller sona ermez, pasaport ücretleri ve harcı dünyadaki ortalama ücretlere çekilmezse devlete karşı idari mahkemelerde dava açmayı düşünüyoruz. Anayasal ve temel insan hakkımız olan “seyahat özgürlüğü”müzü elimizden aldığı için. Hakkımızı artık hukuk yoluyla da arayacağız.

MÜŞTERİ-DEĞİL

Dünyada pasaport ücretleri ve durum nedir?
Dünyada pasaport ücretlerini ortalaması 60-70 dolar. Türkiye’de 250 dolar. Niye? Avrupa Birliği’nde ortalama 60-70 avro pasaport ücreti. Biyometrik Pasaportun çipi, defteri dahil toplam maliyeti 15-20 lira. Bize 588 liraya satılıyor. Şimdi 621 lira olacak. Niye, yine yanıt yok.  Konuyla ilgili 2010 yılında 4 ay süren bir kampanya yaptık. Pasaport ücretinin o zaman %50 düşmesinde çok etkili olduk.  Herkes çok sevindi. Bir şeyin ücreti düşürülebiliyormuş diye. Ancak o günden bu yana indirim neredeyse ortadan kalktı, pasaport her yıl zamlana zamlana eski fiyatına gelmek üzere.

Bakın basit bir hesap yapalım: 2 çocuklu bir aile yurt dışına bir turla tatile gitmeye karar verdiği zaman ilk aklına konaklama ve ulaşım gelmiyor. Önce nasıl pasaport çıkaracağız diye düşünüyor. 4 kişilik bir aile önce 2.500 liraya yakın pasaport, harç masraflarını ödemek zorunda. Buna 60’ar euro vize harçları, yol, konaklamayı da ekleyin. İnanılmaz bir bütçe çıkıyor ortaya. Şimdi bu bütçe daha da artacak.

seyahatSEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ GÖNÜLLÜLERİ KİMDİR?
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Mart 2010 tarihinde yüksek pasaport harçlarına karşı internette Suat Özçelebi’nin kurduğu “seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz” adlı blog etrafında biçimlenmiş ve yürüttüğü etkin kampanyalarla 20 Haziran 2010 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından gerçekleştirilen pasaport ücret ve harçlarında yapılan %50 indirimin gerçekleşmesinde büyük rol oynamıştır. Kampanya “Sosyal Ağda bir başarı öyküsü: Seyahat Özgürlüğümüzü geri istiyoruz” adıyla 2010 yılında 27. Ulusal Bilişim Kurultay’Ina, 2014 yılında “Sivil Sesler Festivali”ne davet edilmiş ve “seyahat özgürlüğü-insan hakları” temaları konusunda çalışmalarını anlatmıştır. “Seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz”, “Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşıyız!”, “seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır” sloganlarıyla yola çıkan ve sosyal medyada binlerce yurttaşın desteğini alan sivil bir inisiyatif/topluluk olarak, hedefini ve ilgi alanlarını diğer seyahat özgürlüğü engelleri üzerine de yaygınlaştırmıştır: “Vizesiz Türkiye, Vizesiz Avrupa, Vizesiz Dünya, Herkese Seyahat özgürlüğü” hedefleri için uğraş vermektedir. Tamamen sosyal ağda örgütlü olan inisiyatif son 5 yılda sosyal paydaşları ile dayanışma içinde sosyal ve geleneksel medya araçlarını kullanarak gerçekleştirdiği etkinliklerle başka mevzi başarılar da kazanmıştır. Geçen yılkilerden bazı örnekler: “Bu sefer olmaz” kampanyası ile TBMM’ye yönelik yurt dışına çıkış harcı zammını Plan Bütçe komisyonunda engelledik; Boğaz Köprüsü geçişleri bedavayken toplu taşıma 2 bileti tek bilete düşmesinde itici güç olduk; TCDD’nin yolcu bileti alımında kadın ayrımcılığına yol açan bir uygulamasının sonuçlanmasında etkili olduk…  Sırtçantalılar Topluluğu, gezginler , seyahatseverler ve diğer sosyal paydaşlarla birlikte sürekli kampanyalar yaparak seyahat özgürlüğü sorunları ve hak ihlalleri ile ilgili farkındalık yaratmak ve toplumun duyarlılılarını artırmak için uğraş veriyoruz. Güncel kampanyalarımızdan bazıları: “PasaportaZammaHayır”, “Dünyanın en pahalı pasaportunu istemiyoruz.” “Otomatik pasaport zammına son” ve “Yurt dışı çıkış harcını sıfırlayın sayın Başbakan” “Ömür ve Aile Boyu Diplomatik Pasaporta Hayir!”

Eser Akgül'ün röportajının linki şu adreste: Tıklayın!

3 Kasım 2015 Salı

PASAPORTA YİNE OTOMATİK ZAM: % 5,58

Dünyanın en pahalı pasaportuna yine zam geliyor.


Dünyada her yıl "otomatik" olarak zamlanan tek pasaport olan T.C. pasaportu, yılbaşından itibaren %5,58 zamlanıyor. 

10 yıllık biyometrik pasaport defter bedeli ve harç ile birlikte 620,2 TL oluyor.

Türkiye'de Anayasal ve temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğünün önündeki temel engellerden biri olan harçlar her yıl yeniden değerleme oranında artıyor. Pasaport harcı da bu kapsamda olduğu için dünyada başka bir örneği olmayacak bir biçimde her yıl zamlanıyor.

Bu harç çocuklara, gençlere de hiçbir indirim yapılmaksızın uygulanıyor. Haksızlığın boyutları sadece bir bebeğe veya 18 yaşından küçük gençlere, yetişkinlerle birlikte aynı harç miktarının uygulanması ile sınırlı değil. Üstelik 10 değil 5 yıllık pasaport alabilen 18 yaş ve altındaki T.C. vatandaşları, 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorunda kalıyorlar.

4 kişilik aile 2.480 lira ödeyecek.
4 kişilik bir ailenin pasaport masrafı 2 bin 480 liraya ulaşmış durumda. Bu sadece defter bedeli ve harç. Yurt dışına çıkmak isteyen bir aile daha hiçbir şey yapmadan, ulaşım ve konaklama giderlerini düşünmeden önce pasaport ücretlerini nasıl karşılayacağını düşünmek zorunda.

Yeni hükümetin yurt içinde ve dışında yaşayan vatandaşlarımız için büyük bir maddi yük yaratan bu harç bedellerini kaldırması ve Avrupa Birliği'nde pasaport ücret ortalaması olan 60 € seviyesine düşürmesi zorunludur.

Pasaport devletin vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir, T.C vatandaşlarına her yıl bir ürüne zam yapar gibi pasaport ücretlerine zam yaparak "müşteri" muamelesi yapmaktadır.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak Pasaport ücretlerine zammı kabul etmiyor ve otomatik pasaport zammına HAYIR diyoruz!

 etiketiyle tüm yurttaşlarımızı, gezginleri, seyahatseverleri, gönüllülerimizi sosyal medyada ve basın yayın organlarında bu zammı protesto etmeye çağırıyoruz.




28 Eylül 2015 Pazartesi

Sayın Kadir Topbaş'a açık mektup,

Beyaz Masa'dan 36 gün sonra aynı yanıtın gelmesi üzerine;



Sayın Kadir Topbaş,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Öncelikle bir yanlış anlamayı baştan düzeltelim. Sizden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden 24 saat işleyen bir metro istemiyoruz. 

Sadece binlerce İstanbullunun yıllardır taleplerine, hislerine tercüman olup;

Dünyada birçok metropolde olduğu gibi İstanbul'da da gece geç saatlere örneğin saat 02.30'a kadar...(01.30'da olsa başlangıçta o da olur)

Ya da hafta sonları Cuma, Cumartesi günleri 24 saat işleyen bir metro istiyoruz.
Ya da özel günlerde sadece Ramazanda değil, gece geç saatlere kadar çalışan bir metro istedik.

Ramazan ayında gece saat 01.00 kadar metro'yu işletebildiğinizi görünce, demek daha önce ileri sürülen engeller, gerekçeler ortadan kalkabiliyor diye yeniden başvurduk. Kimi özel maç ve günlerde de yaptığınız gibi...

Beyaz Masa'dan şu yanıtı verdiler:




"Daha önceki yanıtlarınızı tekrarlamayın, lütfen net olun" dememize rağmen kısmen daha uzun, ama ilgisiz, sorduğumuz asıl soruyu yanıtlamayan bir yanıt gelmişti. 

Tekrar bir başvuru yaptık, bir yanıt geldi, ama yine aynı şeyleri söyleyerek. Üstelik 36 gün sonra.

36 gün (ki ilk başvurularımızı hesaba katsak daha fazla) yanıt vermek için neyi beklediklerini, madem aynı şeyleri yazacaklarsa bizi 36 gün niye oyaladıklarını anlamıyoruz. Tekrar oyalanmak ve aynı şeyleri dinlemek istemediğimiz için doğrudan size başvuruyoruz.

Sayın Topbaş, 

Lütfen bu talebimize, siz bir karşılık verir misiniz?

Yine bize yollanan yanıtta deniyor ki "mevcut bakım konsepti" ile işletme saatlerinin uzatılması mümkün görünmemektedir.




Ramazan'da 1 ay (30 gün) "mevcut bakım konseptini değiştirip işletme saatlerinde esneklik" sağlayabiliyorken, bakım, yoğunluk, personel vb. konuları çözebiliyorken daha sonra neden çözülemiyor?

Örneğin 30 gün esneyebilen işletme saatleri, "mevcut bakım konsepti" sadece hafta sonları Cuma veya Cumartesi günleri, yani yılda toplam 48 gün niye esneyemiyor?

İstanbulluların gece geç saatte metro talebi neden başka zamanlarda esneyen işletme saatlerini esnetmeye yetmiyor, İstanbul Ulaşım A.Ş. tüm dünyanın çözebildiği, verebildiği bir hizmeti vermek için neden yeni bir "bakım konsepti" oluşturamıyor?

Bu "bakım konsepti" nasıl bir şeydir ki mesela 30 gün esniyor, 48 gün esneyemiyor!

Öyle bir yaklaşım gördük ki, sanki "imkansız" dünyada örneği olmayan bir şey istiyoruz. Hayır, öyle değil.

Daha önce örnek verilen dünyanın birçok metropolünü biz de inceledik, "Gece 12'de son metro" diye bir şey yok. Ulaşım A.Ş.'ye bu örnekleri de yolladık. Dünyanın metrolarını istediğimiz gibi örnek verirken, onların yapabildiklerini İstanbul'da biz neden yapamıyoruz?

İstanbul'dan çok daha büyük veya bize yakın ağa sahip metrolar en fazla 3-4 saatte bakımlarını yapabilirken, yoğunluklarını, işletme saatlerini esnetirken, hangi "bakım konseptlerini" uyguluyorlarsa biz bunu İstanbul metrosunda neden yapamıyoruz?

Bu konuda İstanbul halkının talebi net! Hatta geçen yıl bizim de desteklediğimiz (linki şurada) bir imza kampanyası yapılmış 15 bine yakın insan geç saatte metro talebine imza atmıştı. 

Size başvurumuzu haberleştiren Hürriyet Gazetesi'nin haber içinde yaptığı ankete katılan yaklaşık 5 bin kişi yüzde 90 "Gece geç saatte metro" istediğini belirtti. (linki şurada)

Sayın Kadir Topbaş, birçok konuda halkın oyuna, fikirlerine başvuruyorsunuz, taleplerini dikkate alıyorsunuz, yıllardır bu talebi neden dikkate almıyorsunuz? Bu konuda neden adım atmıyorsunuz? 

Bu talebimizi inceleyerek, geç saate metroyu Ramazan ayı dışında da uygulamaya sokmak için neler ve ne zaman yapılabileceğini bizimle paylaşır mısınız? 

Anayasal ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü"nün dünyanın diğer metropollerindeki metrolarda olduğu gibi İstanbul'da da gece geç saatlerde kullanılabilmesini sağlar mısınız?

"Sizin için çalışıyoruz" sloganınızın gerçekleşmesini diliyoruz.

Saygılarımızla.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü


Dünyadaki bazı kentlerde metro hizmet saatleri şöyle:

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü arkadaşlarımız dünyada yaşadıkları ülke ve şehirlerdeki metro sistemlerini incelediler. Özellikle sizin söz ettiğiniz 3 kent ile İstanbul Metrosu kıyas kabul etmeyecek örnekler. Görece İstanbul metrosuna yakın olabilecek şehirlerde de gece 12 paydos diye bir uygulama kesinlikle yok.

Örneğin bahsettiğiniz Paris metrosunda ağa bağlı her istasyonda yılın her günü sabah 05:30 ile gece 01:15 arasında hizmet veriyor. Aralık 2006'dan itibaren ise cuma cumartesi geceleri ve tatil öncesi gecelerde, resmi bayram tarifelerinde saat 02:15'e kadar hizmet veriyor. Yeni Yıl, the Fête de la Musique (Müzik Günü) ya da Nuit Blanche (Beyaz Gece) gibi özel günlerde ise şebeke kısmi olarak tüm gece açıktır. Bu durum sadece ana istasyonlara ve hatlara (1,2,4,6), RER hatlarındaki bazı istasyonlara ve otomatik hatta (14) ait tüm istasyonlara özeldir.

Londra metrosu 05:00-00:30 saatleri arasında Londra halkına hizmet veriyor. Eylül ayında 5 hat da haftasonları, özel günlerde 24 saat hizmet verecek.

Barselona Metro sistemi hafta içi hafta içi (Pazartesi-Perşembe) ve Pazar günleri 05.00–24.00 arası işleyen metro, Cuma günü 05.00–02.00 ve cumartesi günü ise 24 saat çalışıyor. Yaz dönemi ve yılbaşında Cumartesi günleri ise sabaha kadar 24 saat metro faaliyette.

Almanya'da da Berlin metrosu, Hamburg metrosu u bahn diye tabir edilen ve u1, u2, vs diye adlandırılan bir sistemdir. Burada da gece 0.30, 01'e kadar çalışan hatlar var ve tabii haftasonları, cuma ve cumartesi geceleri, özel günlerde sabaha kadar çalışıyorlar.