23 Temmuz 2019 Salı

Yurt dışına çıkış harcına da zammına da HAYIR!

Seyahat Özgürlüğü temel ve Anayasal bir hak, ancak Türkiye'de kamu otoritesi bu hakkı kolayca yok sayabiliyor. Her yıl pasaportlara otomatik ZAM! Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarıldı.Torba yasa resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Meselenin sadece para meselesi olmadığını yurt dışına çıkarken yaşanan temel bir hak ihlali olduğunu da uzun zamandır anlatmaya çalışıyoruz. İnsanların ülkelerinden çıkabilmelerini bir parasal zorunluluğa bağlayan neden tek ülkeyiz hiç düşündünüz mü?

Türkiye'de kamu otoritesi seyahat özgürlüğü hakkını kolayca yok sayabiliyor.Her yıl pasaportlara otomatik ZAM yapıyor. Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarabiliyor. Üstelik Cumhurbaşkanına verilen hakla 50 TL 150 TL'ye kadar artırılabilecek.


Vizesiz Avrupa isteyeceksin, ülkelerin vatandaşlarına koydukları vizeleri kaldırmaya çalışacaksın sonra yurt dışına çıkarken kendi vatandaşına kendin vize koyacaksın. Deseler ki sen bizden önce kendi koyduğun 50 lira vizeyi kaldır, ne diyeceksiniz? 

Kalkması gereken bir harç tam bir haraca dönüştürüldü. Harç yurt dışına çıkan, Türkiye dışında bir yerde oturma izni bulunmayan 7 yaş ve üzerindeki tüm Türkiye Cumhuryeti vatandaşlarından alınıyor.

Vatandaşların yılda 12.2 milyon çıkış yaptığı dikkate alındığında 2020 yılında kişi başına 50 TL olarak uygulanacak yurt dışı çıkış harcından 610 milyon liranın üzerinde bir para ceplerimizden çıkacak.


Biz temel ve Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yurtdışı çıkış harcına da zammına da HAYIR!


4 Temmuz 2019 Perşembe

Yeni bir başlangıç: #geceçalışanMETROistiyoruz

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak beş yılı aşan bir süredir, İBB'den bir talebimiz var. Ancak hep aynı bahaneyi ileri sürerek yapmadılar. Birçok İstanbulluyu mağdur eden, modern bir metropole yakışmayan bir uygulama ile ilgiliydi talebimiz. 

Gece 12'den sonra kapısına kilit vurulan metronun geç saatlere kadar, mesela gece 2.30'a kadar işlemesini talep ediyoruz. Hafta sonları mümkünse 24 saat çalışsın, İstanbullular gittikleri yerlerden, eğlenceden daha güvenli ve daha geç saatlerde dönebilsin istiyoruz. Dünyada kapısına saat 24.00'da kilit vuran metro yok, artık bunu düzeltin, diyoruz.

Ama nafile, bir bakım konseptleri var, ANAYASA değişti, ülkede rejim değişti ama İBB'nin "metro bakım konsepti" değişmiyor. Ha bu değişmez bakım konsepti Ramazan gelince birden gevşiyor, bir ay boyunca gece geç saatlere uzayı veriyor metro saatleri... Bir maç mı var o zaman da. Ama başka zamanlarda olmuyor, bir türlü olamıyor.


Tekrarlayalım, dünyanın birçok metropolüne baktık, 7/24 çalışan metro çok az, ama hemen hepsinde gece geç saatlerde, hafta sonları sürekli işleyen bir metro var. Her saat yaşayan bir kent İstanbul ve yeni başkan Ekrem İmamoğlu vaatleri arasında bunu dile getirdi: " 7/24 ulaşım hedefiyle gece saatlerinde toplu ulaşım sağlayacağız."

Biz bu vaat üzerine ilk 100 günlük icraat planı içine gece çalışan metroyu da alması için kendisine bir hatırlatma yapıyoruz. Bunu Beyaz Masa'ya bu hafta tekrar hatırlattık ve yine, "bakım konsepti" bahanesini dayadılar, yanıtımızı aldık.

SEYAHATÖZGÜRLÜĞÜ GÖNÜLLÜLERİ VE iSTANBULLULAR ADINA tekrarlıyoruz:
Sayın Ekrem İmamoğlu artık #YeniBirBaslangıc yapacaksak bu bahaneleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Bunu da ancak siz başarabilirsiniz. Mevcut İstanbul Metrosu'nun yöneticileri ve kadrosu mevcut bakım konsepti ile adeta evlenmiş, onları lütfen boşayın, yeni bir bakım konsepti oluşturun ve İstanbullulara gece geç saatlerde işleyen bir metro kazandırın.

#geceçalışanMETROistiyoruz


2 Temmuz 2019 Salı

İstanbul'da gece ve haftasonları geç saatlerde Metro ulaşımı istiyoruz.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak 5 yılı aşkın bir süredir İBB'den defalarca talep ettiğimiz ama her seferinde "bakım konseptimize uymuyor" diyerek aynı gerekçeyle reddedilen İstanbulluların büyük çoğunluğunun somut bir talebidir: İstanbul'da gece ve haftasonları geç saatlerde Metro ulaşımı.

Sayın Ekrem İmamoğlu 100 günlük icraat önceliklerinizde bu toplu ulaşım hizmetinin de yer almasını istiyoruz.

Yani biz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden 24 saat işleyen bir metro istemiyoruz.
Dünyada birçok metropolde olduğu gibi İstanbul'da da gece geç saatlere örneğin saat 02.30'a kadarçalışan bir metro istiyoruz.



Ya da hafta sonları Cuma, Cumartesi günleri 24 saat işleyen bir metro istiyoruz.
Ya da özel günlerde sadece Ramazan'da değil, gece geç saatlere kadar çalışan bir metro istiyoruz.





Bu talep, sadece bizim tarafımızdan ve kampanyalarımızla değil, çeşitli yurttaşlarımız tarafından da geçmiş yıllarda dile getirildi. Kampanyalar yapıldı, biz de destek verdik. Çoğu zaman olduğu gibi kayıtsız kalındı, yoğun gündem içinde unutturuldu, somut bir yanıt verilmedi, ya da geçiştirildi, bakım, onarım, personel, yeterli süre kalmıyor vb. şeyler ileri sürüldü.

Ramazan ayında gece saat 01.00 kadar İBB'nin metro'yu işletebildiğini görünce, demek daha önce ileri sürülen engeller, gerekçeler artık ortadan kalktı, yeniden başvuralım dedik. Başvurduk, ama yine sonuç alamadık.

Dedik ki "Ramazan'da mümkün olan Ramazan'dan sonra niye mümkün olmuyor.?
Bakım, yoğunluk, personel vb. konuları Ramazan'da çözüp daha sonra niye çözemiyorsunuz?
Dünyanın birçok metropolünde gece 12'de son metro diye bir şey yok.
Dünyadaki örnekleri inceleyin.

Bize şöyle yanıt verilmişti:
Raylı sistemlerin sabah 06 ile gece 12 arasında yolculu çalıştığını, diğer kalan 6 saatte "zorunlu" çeşitli rutin ve ağır bakımlar,modifikasyon, sinyal sistem testleri yapıldığını;
Berlin, Paris ve Londra metrolarının bu bakımlar nedeniyle bazı hatlarını bir ay kapattığını;
Dünyaya baktığımızda 24 saat çalışan tek metronun New York metrosu olduğunu; onun da bakıma çok ihtiyaç duyduğunu alternatif hatlarını vs...

Ne alakası var sorduğumuz soruyla, bu yanıtın?

Ramazanda hizmet verme sürenizi gece 01'e çıkardınız. Bir ay bunu yapabildiniz. Bunu hafta içi günlerde yine (sürekli) yapabilir misiniz?
Evet, hayır sürdüremeyiz, çünkü...

Haftasonları Cuma ve Cumartesi akşamları sabaha kadar metro hizmeti verebilir misiniz?
Evet, hayır, şu nedenle....

Diğer özel gün ve bayramlarda gece 02.30'a kadar bu hizmeti Ramazan'da olduğu gibi niye vermiyorsunuz?
Veremiyoruz, çünkü...

Vermeyi planlıyoruz, şu hazırlıkları yapıyoruz vs... (Daha önce bazı spor karşılaşmalarında, maçlarda 1-2 saat uzatmak gibi...)

Denmedi, bir türlü denemedi.

Bu konuda İstanbul halkının talebi net! 


Tekrar böyle bir imza kampanyası yapmak istemiyoruz.


Sayın Başkan doğrudan size soruyoruz, siz de lütfen mevcut yöneticilerinize sorun.

Neden İBB (Ulaşım A.Ş.) Ramazan'da 1 ay yapabildiği halde, daha sonra hafta içi, özel günlerde ya da sadece hafta sonları metroyu gece geç saatlere kadar işletmiyor?

Biz bu hizmeti bazı düzenlemeler yaparak rahatlıkla verebileceğinizi, Anayasal ve temel bir hak olan seyahat özgürlüğünün ve toplu ulaşımın kullanımını geliştirebileceğinizi düşünüyoruz.

Metro'yu hafta içi 02.30, Hafta sonları ve özel günlerde 24 saat (talebe göre) çalışacak biçimde düzenleyerek, dünyadaki örnekleri gibi, bir "metropol"e ve İstanbul'a yakışır biçimde neden çalıştıramıyorsunuz?


#geceçalışanMETROistiyoruz 

Saygılarımızla.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü

Meraklısı için Dünyadaki bazı kentlerde metro hizmet saatleri:
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü arkadaşlarımız dünyada yaşadıkları ülke ve şehirlerdeki metro sistemlerini incelediler. Özellikle sizin söz ettiğiniz 3 kent ile İstanbul Metrosu kıyas kabul etmeyecek örnekler. Görece İstanbul metrosuna yakın olabilecek şehirlerde de gece 12 paydos diye bir uygulama kesinlikle yok.

Örneğin bahsettiğiniz Paris metrosunda ağa bağlı her istasyonda yılın her günü sabah 05:30 ile gece 01:15 arasında hizmet veriyor. Aralık 2006'dan itibaren ise cuma cumartesi geceleri ve tatil öncesi gecelerde, resmi bayram tarifelerinde saat 02:15'e kadar hizmet veriyor. Yeni Yıl, the Fête de la Musique (Müzik Günü) ya da Nuit Blanche (Beyaz Gece) gibi özel günlerde ise şebeke kısmi olarak tüm gece açıktır. Bu durum sadece ana istasyonlara ve hatlara (1,2,4,6), RER hatlarındaki bazı istasyonlara ve otomatik hatta (14) ait tüm istasyonlara özeldir.

Londra metrosu 05:00-00:30 saatleri arasında Londra halkına hizmet veriyor. Eylül ayında 5 hat da haftasonları, özel günlerde 24 saat hizmet verecek.

Barselona Metro sistemi hafta içi hafta içi (Pazartesi-Perşembe) ve Pazar günleri 05.00–24.00 arası işleyen metro, Cuma günü 05.00–02.00 ve cumartesi günü ise 24 saat çalışıyor. Yaz dönemi ve yılbaşında Cumartesi günleri ise sabaha kadar 24 saat metro faaliyette.

Almanya'da da Berlin metrosu, Hamburg metrosu u bahn diye tabir edilen ve u1, u2, vs diye adlandırılan bir sistemdir. Burada da gece 0.30, 01'e kadar çalışan hatlar var ve tabii haftasonları, cuma ve cumartesi geceleri, özel günlerde sabaha kadar çalışıyorlar.


(Araştırma daha önceki yıllarda yapıldığı için bazı bilgiler ve saatlarde değişiklik yapılmış olabilir)

10 Aralık 2018 Pazartesi

BİR PASAPORT 945 LİRA OLDU!

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye'de 2019 yılı harç zamlarını belirleyen yeniden değerleme oranı da açıklandı.
Yeniden değerleme oranı 2019 yılı için %23,73 olacak. Bu durumda dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil yaklaşık 945 TL çıkıyor.

Sosyal medya hesaplarımızdan bu zamma yine karşı çıktık, ilgililere tepkilerimizi ilettik, kamuoyunu uyardık. Ancak bu konuda artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak mesafe alamıyoruz. Sosyal medyada bir yandan tepkilerimizi, eleştirilerimizi sürdürürken, haha önce aldığımız hukuksal mücadele kararını 2019 yılında gecikerek de olsa hayata geçireceğiz.
2019 yılında bu fahiş ücretler için idare mahkemesinde bireysel olarak davalar açacağız.
Hem yeşil pasaport eşitsizlikleri artarak sürerken hem de gittikçe daha da fahiş bir hal alan pasaport ücretinin asgari ücretin 1.610 lira olduğu ülkede toplum büyük bir sessizlik içinde. Bunun seyahat alışkanlıkları kadar, temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü konusunda büyük bir bilinçsizliğin de hakim olduğu görüyoruz. 
Siyasal iktidar aslında yurttaşlarına yurt dışında kullanmaları için vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için böylesi bir fahiş ücret istemekten çekinmiyorsa, gelecek tepkinin ya da talebin aslında umurunda olmadığını da söylüyor.
Pasaportun bir para kapısı değil, bir haraç aracı değil sadece bir kimlik belgesi olduğunu herkese göstermek zorundayız.

18 Ocak 2018 Perşembe

Türkiye'de pasaport harç ve defter bedelleri

Türkiye pasaport ligindeki lider rolünü sürekli koruyor. Her yıl tekrarlanan otomatik zamla T.C. pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu olma ünvanını kimseye kaptırmıyor. 
Farklı zaman aralıkları için (6 ay 1 yıl 2 yıl gibi) pasaport alabildiğiniz nadir ülkelerden olan Türkiye genel de 5 ve 10 yıllık pasaportlar verilen dünya ülkelerinden bu yönüyle de farklılaşıyor. 

Aslında üretim maliyetinin yaklaşık 20-25 lira düzeyinde olduğu bilinen pasaportun defter bedelinin 100 lirayı geçtiği düşünülürse, devletin, yurtaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesinden fahiş oranda para kazandığı da görülecektir. Neredeyse 3 katı fiyata sattığı defterin bedeline ek olarak 656 lira da harç alan devlet, asgari ücretin 1650 lira olduğu Türkiye'de adeta bir "soygun"a imza atıyor.

Seyahat özgürlüğünün hem temel hem de Anayasal bir hak olduğu gerçeğinin Türkiye'de kabul edilmediğini bu tablo açık bir biçimde gösteriyor. Yaşananlar artık açık, temel bir hak ihlalidir ve hukuksal açıdan hak arama platformlarına taşınmalıdır.

Türkiye Pasaport Harç ve Defter Bedelleri

Harç BedeliDefter BedeliToplam
6 AY137,4  TL108  TL245,4   TL
1 YIL200,8  TL108  TL308,8   TL
2 YIL327,8  TL108  TL435,8   TL
3 YIL465,5  TL108  TL573,5   TL
4 - 10 YIL656  TL108  TL764   TL

30 Aralık 2017 Cumartesi

2018, Yeni Yılınız Kutlu Olsun!


ZAM KESİNLEŞTİ!

SESIMIZ, ITIRAZIMIZ GÜR ÇIKMAYINCA:
Pasaport harçlarının 2018 yılı zam oranları Bakanlar Kurulu kararıyla açıklandı.
Pasaporta %14.47 #ZAM kesinleşti.
Dünyanin en pahali pasaportu YİNE otomatik zamla 763 TL oldu.
Susmayin, Anayasal ve temel seyahat özgürlüğü hakkimizi çiğneyen bu zam kararina karşı sesinizi yükseltin.

11 Aralık 2017 Pazartesi

2018'de pasaport ücretleri %14,7 artacak

Yeniden değerleme oranı geçen ay başında belli oldu. Buna göre yeni yılda pasaport ücretleri en az %14,7 artacak.

Vergi Usul Kanunu’na göre her yıl vergi, harç ve cezalar Ekim ayında açıklanan 12 aylık Üretici Fiyat Endeksi'nin (ÜFE) esas alındığı yeniden değerleme oranına göre belirleniyor. TÜİK’in kasım ayı başında açıkladığı enflasyon rakamlarına göre ekim ayında 12 aylık ÜFE artışı yüzde 14,47 oldu. Geçen yıl ÜFE artışı yüzde 3.83 iken, bu yıl yüzde 14.47 ile ÜFE de TÜFE gibi rekor kırdı.
  Yani yeni yılda her türlü harç, vergi, ceza bu oranda artacak. 4-10 yıllık pasaport ücreti 667 liradan 763 liraya çıkacak. Hatta eğer hükümet/bakanlar kurulu bu oranı yüzde 50 artırma yetkisini kullanırsa zam oranı yüzde 21.7’ye çıkacak. Yani 811 liralık bir pasaport harcı ve ücreti ile karşı karşıya da kalabiliriz.

Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını çok uzun yıllardır kimseye kaptırmayan TC pasaportu, bu ünvanı her yıl otomatik zam ile pekiştiriyor. Üstelik dünyada her yıl otomatik zamlanan tek pasaport.


2018 yılının şöyle ilginç bir yanı daha var: 2010 yılında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak ciddi bir bir kampanya ve uğraş ile %50 düşürdüğümüz pasaport ücreti, önümüzdeki yıl tekrar 2010 yılı seviyesine geri dönecek. 2010 da 754 lira olan pasaport ücreti, bu yıl yapılacak zamla 763 liraya çıkacak ve o dönem yapılan %50 indirim tamamen ortadan kalkacak.

Pasaport sadece bir kimlik belgesi, bir devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir belge, fakat devlet bu kimlik belgesini ciddi bir kazanç kapısı olarak görüyor. Biz  bu fahiş harç ve ücretin Anayasa'nın 23. maddesinde düzenlenen seyahat özgürlüğü hakkımızı çiğnediğini savunuyoruz. Asgari ücretin 1.500 lira olduğu bir ülkede asgari ücretin yarısı kadar bir pasaport ücreti kabul edilemez.

Dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satan devlet, o pasaporta her yıl otomatik zam yapmaktan çekinmiyor. Başka ülkelerin Türkiye'ye koyduğu vizeleri kaldırmaya çalışan, vize harçlarını yüksek bulan, Avrupa Birliği ile vizesiz Avrupa görüşmeleri yapan bir hükümetin fahiş pasaport ücretlerini açıklaması çok kolay değil.

Otomatik zamma son vermeyen devlet, dünyanın en pahalı pasaportu ücreti rekorunu her yıl kırmaya devam edecek. Temel bir insan hakkını çiğneyen, utanç verici bir rekor!

Biz yine hükümete sesleniyoruz. Bu fahiş pasaport harçlarına son verin.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Müşterisi değil, Yurttaşıyız!
#PasaportZammınaHAYIR

10 Aralık 2017 Pazar

Seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkı

Bugün #10AralıkDünyaİnsanHaklarıGünü

#Seyahatözgürlüğü temel bir insan hakkıdır.

#Pasaport bir devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir. #Türkiye dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satmaktadır. 

Üstelik yılbaşında pasaporta yine otomatik ZAM geliyor!

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 13. maddesi şöyle der:
1. Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
2. Herkes , kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.

Aynı şekilde 1966 tarihli Uluslararası Sivil ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 12. Maddesinin 2. Fıkrası da “Herkes, kendi ülkesi de dâhil, istediği ülkeyi terk edebilir” diyor.

12.Eylül.2010 tarihinde yapılan referandumla değiştirilen Anayasa'nın Yerleşme ve seyahat hürriyeti başlığı altındaki 23. maddesi de bu hakkı şöyle tanımlamaktadır:
Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hakim kararına bağlı olarak sınırlandırabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.


Yani "seyahat özgürlüğü" sadece suç soruşturması ve kovuşturması nedeniyle hakim tarafından sınırlandırılabilir. Bunun dışında sınırlandırılamaz.

Ancak 20 Haziran 2010 tarihinde seyahat özgürlüğü gönüllülerinin de katkısıyla pasaport ücret ve harçlarında yapılan %50 indirime rağmen "pasaport"lar için istenen yüksek ücretler (Dünya'daki en pahalı pasaport Türkiye'dedir) yurt dışına çıkışı sınırlamanın da ötesine geçerek, "engellemek" anlamına gelmektedir. Bu durum, açık bir biçimde Anayasa'nın ihlal edilmesidir.

Seyahat özgürlüğü tüm yurttaşların yurt içinde ve dışında eğitim, sağlık, gezi, turizm, dini ziyaretler ve diğer çeşitle nedenlerle kullandıkları vazgeçilemez ve engellenemez bir temel insan hakkıdır. Yurt dışında bu hakkın kullanımı temelde pasaport adını verdiğimiz bir kimlik belgesiyle gerçekleşir.

Ancak Türkiye'de devlet, kendisinin vermek zorunda olduğu bu "kimlik belgesi" için vatandaşlarından fahiş harçlar istemekte ve ayrıca "yurt dışına çıkış harcı" gibi uygulamalarla seyahat özgürlüğünü iyice kısıtlamaktadır. Yurttaşları arasında "yeşil pasaport" gibi farklı pasaport uygulamalarıyla ayrımcılık yaratan Türkiye, öğrencilere pasaport indirimleri uygularken, öğrenci olmayan çocuk ve gençlerden, bebeklerden 10 yıllık pasaport ücretine 5 yıllık pasaport ücreti almakta, her yıl pasaportlara otomatik zam yapmaktadır.

Yüksek pasaport, yurt dışı çıkış ve vize harçları özellikle Türkiye'de seyahat özgürlüğü hakkını sınırlandıran ve bu özgürlüğün kullanımını zorlaştıran temel engellerdir.

Seyahat özgürlüğü hakkınıza sahip çıkın!

20 Kasım 2017 Pazartesi

Bebeklere 667 liraya pasaport!

Türkiye'deki en büyük seyahat özgürlüğü engellerinden biri yüksek pasaport ücretleridir. Dünyanın en pahalı pasaport ücretleri açık ara Türkiye'de. On yıllık pasaport ücreti 667 lira, bunun 573 TL'si harç, geri kalanı 94 lira defter ücretidir.

Ancak Türkiye'de 3 yıl önce yapılan yasal düzenleme ile öğrencilere sadece defter ücretini ödeyerek pasaport sahibi olma hakkı tanınmıştır. Yani 94 lira ödeyen ana okulu öğrencisi bile olsa, bunu bir belgeyle kanıtlaması halinde defter ücretiyle pasaport alabilmektedir.

Bu kolaylık düşünülürken aslında büyük bir garabete de imza atılmıştır. Yasal değişiklik 24 yaş altında olan bütün öğrencileri kapsayacak şekilde yapıldığı ve öğrenci sınırlaması getirildiği için 1-5 yaş arasında ana okuluna da gitmeyen bebekler ya da çocuklar bu haktan yararlanamamaktadır.

Seyahat özgürlüğü önündeki bu temel engeli, hem bloğumuzdan hem de sosyal medya hesaplarımızdan yetkililerin defalarca dikkatine sunduk, ancak bir sonuç alamadık. Dünya Çocuk Hakları Günü'nde tekrar soruyoruz: Bir devlet bebeklerden neden tam pasaport ücreti almak ister ve bunda ısrarcı olur, anlayan varsa bize de açıklasın.

Unutmadan bu pasaporta yılbaşında yaklaşık yüzde 10 zam gelecek onu da hatırlatalım.

6 Temmuz 2017 Perşembe

Yolculuk ve seyahat üzerine dört güzel söz!


“Yolculuk, önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikaye anlatıcısına dönüştürür.” ~ Ibn Battuta

“Yolculuk bizi kendimize geri getirir.” ~ Albert Camus

“Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil.” ~  Epiktetos

"Faşizm okuyarak, ırkçılık seyahat ederek tedavi olur."  ~ Miguel De Unamuno


27 Mart 2017 Pazartesi

Yeşil Pasaport Ayrımcılığı Derinleşti

Birkaç gün önce Resmi Gazete'de* yayımlanan bir Bakanlar Kurulu kararıyla "ihracatçılara hususi damgalı pasaport verilmesine ilişkin esaslar" kesinleşti. Artık son 3 takvim yılı itibarıyla yıllık ortalama ihracatı 1 milyon ABD doları ile 100 milyon ve üzerinde olan firma yetkililerine bir ile beş arasında yeşil pasaport verilebilecek.

Yurttaşlar arasında ayrımcılığa yol açan yeşil pasaport uygulaması maalesef bu kararla daha da derinleşti, arttı. Halbuki bu konunun sakıncaları 3 yıl önce görülmüş, Başbakan Davutoğlu ve Dışişleri bakanlığı bu yönde bir açıklama yapmıştı: "Hususi damgalı pasaport alabilecek kişilerin alanının genişletilmesi ile bu pasaportların kullanım amacı dışına çıkılacağı değerlendirilmektedir. ... resmi görevli kişiler haricindeki kimselere bu nevi pasaportların düzenlenmesi halinde diğer ülke makamlarınca bu tür pasaportlara mevcut kolaylıkların sınırlandırılması hatta vizeye tabi tutulması gibi ihtimalleri gündeme getirebileceği değerlendirilmektedir"


Şimdi bu sakıncaların hiç dikkate alınmadığı anlaşılıyor. Hatta "yeşil pasaport" ile yaratılan yurttaşlar arasındaki hem ücret farklılıkları hem de vize kolaylıkları konusunda son kararda yurttaşlar lehine bir değişiklik de yapılmıyor. Örneğin yeşil pasaport sahipleri harç ödemiyorlar, sadece defter ücreti 94 liraya pasaport alıyorlar, yurttaşlar ise 10 yıllık bir pasaporta 667 lira ödüyorlar, bunun 573 lirası harç.

Milyon dolarlık ihracat yapan işadamlarına harçsız pasaport verilmesindeki amaç nedir, bu neyin jestidir.

Birçok soru sormak mümkün ancak daha önce de vurguladığımız gibi bu uygulama zaten bürokratlar lehine varolan "devletin tüm yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaport" konusundaki eşitsizlik daha da artmış, yine bazı yurttaşlar diğerlerine göre birinci sınıf muamelesi görmüş ve imtiyazlı olmuşlardır.

TEKRARLIYORUZ:

Yeşil pasaport 12 Eylül zihniyetiyle birlikte gittikçe genişleyen bir ayrımcılıktır. Devletin bürokrat ve ailelerinin ağızlarına Türkiye'ye uygulanan vizeler karşısında çaldıkları bir parmak baldır. Üstelik bu bal Türkiye'nin AB yolculuğunda bu kesimin "serbest dolaşım" hakkı için vereceği mücadeleye de ket vurmuş, Ankara anlaşması ile kazanılmış hakların müzakere edilmesine yol açmış, "vizelerin kalıcı hale gelmesine devletin kabul vermesini sağlamıştır. Belki de "eşitsizlik" dışında en büyük zararı budur.

Tüm dünyada devlet görevlilerinin kullandığı "hizmet pasaportu", (GRİ pasaport) biz de de olmasına rağmen, üst düzey bürokratlar, aileleri ve devlet görevlileri, emekliliklerinde de daha rahat seyahat etsin, harç ödemesin, bazı ülkelerde vize kuyruklarında "normal" vatandaşlar gibi çile çekmesin diye "yeşil pasaport"a dönüştürülmüştür.

12 Eylül'ün tüm kısıtlamalarından kurtulmayı, tüm ayrımcılıklarına son vermeyi düşünenler nedense bu dönemde genişleyen imtiyazları terk etmeyi akıllarının ucundan bile geçirmemektedirler. Üstelik ayrımcılıkları sona erdirmek yerine yeni gruplara imtiyazlar sağlamayı tercih ediyorlar. As olan eşitliktir, "seyahat özgürlüğü"dür. AB'nin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, her türlü pasaport ayrımcılığına son vermekten de geçmektedir.

Yeşil pasaport Anayasamızın “kanun önünde eşitlik” ve “yerleşme ve seyahat özgürlüğü” maddelerine aykırıdır! Eşitlik ilkesi açıkça çiğnenmektedir. 


İşadamlarına da yeşil pasaport verilmesi ayrımcılığı artıracaktır. Hangi meslek grubu olursa olsun bu kapsam genişletilerek “ayrımcılık” kalıcı hale getirilemez. 

Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, kazandığımız “serbest dolaşım hakkına” sonuna kadar sahip çıkmak, yeşil pasaport gibi yan yolları genişletmeye son vermekle mümkündür. 

Eşitlik ve seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşlarıyız!

Yeşil pasaportun yarattığı “ayrımcılığı” ortadan kaldırmak için Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, "seyahat özgürlüğü" konusundaki Anayasal haklarına sahip çıkarak, tüm hukuksal yolları kullanmakta kararlıdır. 

3 Kasım 2016 Perşembe

PASAPORTA YİNE ZAM!

Dünyanın otomatik zamlanan tek pasaportu olan T.C. pasaportu bu yıl da yeniden değerleme oranında zamlanacak. Bakanlar Kurulu, arttırma ve azaltma yetkisini kullanmadan yeniden değerleme oranını yüzde 3.83 olarak tescil ederse, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren pasaportlar da bu oran üzerinden zamlanarak yurttaşlara "satılacak."

Defter ücreti dahil pasaport harçları 6 aya kadar 199.2 liradan 206.82 liraya, 1 yıllık ücret 251 liradan 260.6 liraya, 4-10 yıllık ücretler ise 621.6 liradan 645.4 liraya çıkacak.

T.C pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu olmasına rağmen her yıl otomatik olarak zamlanıyor. Dünyada ortalama 60 ABD doları AB'de ortalama 60 euro düzeyinde olan pasaport ücreti Türkiye'de aşırı yüksek.

Temelde bir kimlik belgesi olan pasaportun fahiş ücret ve harcı Türkiye'de milyonlarca aile için Anayasal hakları olan seyahat özgürlüğünü kullanmaları önünde çok ciddi bir engel oluşturuyor.

Bakanlar Kurulu'na elinde olan yetkiyi kullanarak zaten çok yüksek olan pasaport ücretlerini daha da yükseltmemesi için çağrı yapıyoruz.

Biz, "Pasaport Para Kapısı Değil, Bir Kimlik Belgesidir." diye haykırmaya, temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü için mücadeleye, "otomatik pasaport zammına hayır" demeye devam edeceğiz.

19 Eylül 2016 Pazartesi

OHAL’DE YURTDIŞINA ÇIKMAK İÇİN HANGİ BELGELER GEREKİYOR?

OHAL ilan edildikten sonra yurt dışına çıkışta yeni uygulamalar yapılmaya başlandı. Bu konuda birçok soru gündeme geliyor. Resmi ağızdan yapılan açıklamalardan, bloglardan ve özellikle basında yayımlanan haberlerden bir derleme yaptık:

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'de 3 aylık bir OHAL (Olağanüstü Hal) ilan edildi. OHAL aynı zamanda yurtdışına çıkışta yurttaşlarımız için bazı kısıtlamaları ön görüyor. OHAL'de yurtdışına sorunsuz çıkabilmek için açıklanmış olan belgeleri hazırlamanız ve yurtdışı çıkış işlemlerinizi yaparken bu belgeleri yetkililere sunmanız gerekiyor. 

UMUMA MAHSUS PASAPORTA (BORDO) SAHİPSENİZ
ÖĞRENCİYSENİZ NELER YAPMALISINIZ?

Eğer öğrenci kaydınız bulunuyorsa yurtdışına çıkmadan önce okuduğunuz okuldan öğrenci belgesi almanız ve yurtdışı çıkışınızda yanınızda bulundurmanız gerekiyor.

ÖĞRETMENSENİZ YURTDIŞINA ÇIKMADAN ÖNCE NELER YAPMALISINIZ?

Bir kamu kuruluşuna bağlı öğretmen olarak çalışıyorsanız il veya ilçe milli eğitim müdürlüğünden ıslak imzalı bir “yurtdışına çıkmasında engel yoktur/ yurtdışına çıkmasına mani bir durum yoktur” ibareli yazıya/dilekçeye ihtiyacınız var.

ÇALIŞANLAR İÇİN NELER GEREKLİ?

Pasaport kontrolü esnasında yaptığınız iş sorulabilir ve bunu kanıtlamanız istenebilir. O nedenle işyerinizden aldığınız, izinli olduğunuza dair bir belge ve işyeri kimliğinizi yanınızda bulundurmalısınız. Sigorta dökümünüzü de yanınızda bulundurmanız almanız yararlı olacaktır, çünkü istenebiliyor.

İŞVERENLER İÇİN NELER GEREKİYOR?

İşverenlerin sahip olduğunuz işyerine ait belgeleri yanlarında bulundurmaları isteniyor, bazen bir kartvizit de yeterli olabiliyor, ama buna çok güvenmeyin. Resmi belgeleri yanınızda bulundurmayı unutmamalısınız.

EMEKLİLER ve AİLELERİ YURTDIŞINA ÇIKIŞTA NELER YAPMALI?

Emekliyseniz veya Bağkur’a bağlıysanız SGK dökümlerinizi yanınızda bulundurun. Devlet kurumundan emekliyseniz emekli olduğunuza dair bir kimlik kartı bulundurmanızda fayda var. Eğer emekli emniyet mensubu veya emekli asker, asker eşi / çocuğu iseniz yurtdışına çıkmasında bir engel yoktur bilgisini içeren bir belgeyi yetkililere sunmanız istenebiliyor.

YEŞİL PASAPORTA (HUSUSİ) VEYA HİZMET PASAPORTUNA (GRİ) SAHİP OLANLAR HANGİ BELGELERİ SUNUYOR?

Eğer hali hazırda aktif olarak kamuda çalışıyor ve yeşil pasaport bulunduruyorsanız OHAL döneminde olduğumuz için ilk olarak vize ihlal bölümüne gitmeli ve burada yapılacak olan GBT araştırmasından sonra yurtdışına çıkmanıza engel bir durum olmadığına dair bir belge ile birlikte pasaport, bilet ve vize kontrolünden geçmelisiniz.

Eğer yeşil pasaporta sahip ve emekliyseniz yine vize ihlal bölümüne gitmelisiniz. Ardından pasaport ve bilet kontrolüne girmeniz gerekiyor. GBT kontrolünüzde yurtdışına çıkmanıza engel oluşturabilecek herhangi bir şey bulunmadığı takdirde ve yurt dışına çıkış için gerekli belgeleri bulundurmanız durumunda uçuşunuzu sorunsuzca gerçekleştirebileceksiniz.

Eğer anne veya babanız sayesinde yeşil pasaporta sahip öğrenciyseniz, öğrenci belgesinin yanı sıra pasaportu almaya hak kazandığınız kişi çalışıyorsa bağlı bulunduğu il – ilçe müdürlüklerinden yurtdışına çıkışınızda bir engel olmadığını belirten RESMİ, ISLAK İMZALI bir yazı gerekiyor.

4-5 saat önce Havaalanında OLUN!

Son olarak da pasaport kontrolünde ekstra önemler alınmaya başlandığından ve yukarıda saydığımız belgelerin kontrolü yapıldığı için dolayı uzun kuyruklar oluşabiliyor. O nedenle uçuşunuzdan 4-5 saat önce yurtdışı çıkış evraklarınızla birlikte hava alanında bulunmanızı tavsiye ediyoruz.

Kaynak: PASAPORT POLİSİ açıklamaları, Hürriyet-Sabah Gazeteleri

5 Mayıs 2016 Perşembe

Seyahat Özgürlüğü Engellenemez!*

Türkiye ve Avrupa Birliği’nin 2013 yılında başlattığı vize muafiyeti süreci, sonunda 72 kritere bağlandı. Bu kriterler yerine getirilirse Türkiye vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz seyahatinin haziran ayı sonunda gerçekleşebileceği ileri sürülüyor. Bu 72 kriter üzerinde çalışılırken temel seyahat özgürlüğü hakkı gözden kaçıyor. Seyahat özgürlüğü, hem İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13’üncü hem de Türkiye anayasasının 23’üncü maddesinde düzenlenen temel bir hak. Ne var ki özellikle yurt içindeki uygulamalarda, kamu otoritesinin istediği zaman sınırlanabiliyor hatta yok sayılabiliyor. 

Mart 2010 tarihinde yüksek pasaport harçlarına tepki göstermek için internette Suat Özçelebi’nin kurduğu Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, çeşitli sloganlar ve kampanyalarla temel seyahat özgürlüğü hakkını savunuyor. Grubun en son güncel kampanyası, vize muafiyeti sürecinde pasaportların AB standartlarında yenilenmesinde yurttaşlardan istenen ücret... Mevcut pasaportlarına ödeme yapmış kişilerden tekrar para istenmesine karşı sosyal medyada #yenipasaportaparayok sloganıyla bir imza kampanyası düzenleniyor.


Seyahat özgürlüğü hakkı Türkiye’de sıkça göz ardı edilirken ülke içinde vatandaşlara adeta “vize” uygulanıyor. Örneğin bir kente gitmek, girmek ya da çıkmak, sokağa çıkma yasakları hatta bir parka ne zaman girip ne zaman çıkılacağı kolaylıkla kısıtlanabiliyor. Seyahat özgürlüğünün kolaylıkla yok sayılabildiği bir düzen ve zihniyet ile karşı karşıyayız. Hatta bu zihniyet o kadar egemen ki “turizm” konusunda yaşanan sıkıntıları gidermek için, “yurttaşların yurt dışı çıkışlarına sınırlama getirilsin”, “harçlar artırılsın” diyerek çözme heveslileri bile var. Benzer şekilde çok uzun yıllardır, yurt dışına çıkmak, seyahat etmek de büyük eşitsizlikler ve hak ihlalleri içeriyor. Yekililer, başka ülkelerin Türkiye’ye koyduğu vizelerden yakınırken, kendisi yurttaşlarına adeta yurt dışına çıkış “vize”si koymuş durumda.

Öğrenciler ve yurt dışındaki yurttaşlar için yapılan son düzenlemeler, Türk vatandaşları için “seyahat özgürlüğü”nün alanını bir yandan genişletirken, diğer yandan büyük eşitsizliklerin ortaya çıkmasına yol açtı. Yakın zamanda Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bir torba yasa değişikliği ile "Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara” harçsız pasaport alma hakkı getirildi. Bu, iktidar partisinin öğrencilere seçimlerdeki bir vaadinin yerine getirilmesiydi. Aynı biçimde yurt dışında yaşayanlar için de konsolosluklardan pasaport almak, yaklaşık yüzde 50 ucuzlatıldı, ortalama 100 avro düzeyine indirildi. Artık Harçlar Kanunu'nun harçtan muaf olanları düzenleyen 85. maddesinin 1. Fıkrasına eklenen "Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlar" bendiyle, 25 yaşına kadar tüm öğrenciler sadece pasaport defter ücreti ödeyerek 87,5 liraya pasaport alabilecekler.

Bu önemli değişiklikler belli kesimlerde memnuniyet yaratırken, aslında var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirdi; Türkiye’de “seyahat özgürlüğü” konusunu kapsadığı gruplar açısından iyice tartışmalı bir hale dönüştürdü.

Dünyanın En Pahalı Pasaportu Türkiye’de


Türkiye’de dünyanın en pahalı pasaportu kullanılıyor. Dünyada ortalama 60-70 ABD doları, Avrupa Birliği’nde 60-70 avro düzeyinde 10 yıllık biyometrik/çipli bir pasaport Türkiye’de 620,60 Türk Lirası (yaklaşık 190 avro). Bunun 87,5 Türk Lirası defter parası, geri kalanı harç.

Pasaport bir “değerli kağıt” olduğu için aynı zamanda harçlar yasasına tabii ve her yıl “yeniden değerleme” oranında otomatik zam görüyor. Dünyada her yıl otomatik zamlanan tek pasaport, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu.

Seyahat özgürlüğüne temelde en zıt uygulamalardan “yurtdışı çıkış harcı” da sadece Türkiye’de ödeniyor. Her çıkışta ödenen 15 TL’lik harcın kaldırılması için verilen yasa teklifleri, çok uzun zamandır anlaşılmaz bir biçimde bekletiliyor.

Son yasal değişikliklerle oluşan ve seyahat özgürlüğünü kısıtlayan durum şu şekilde:

Yurttaşlarına dünyanın en pahalı pasaportunu satan devlet önemli bir genç kitleyi yüksek harçlardan korurken, büyük eşitsizliklere ve çelişkilere de yol açmaya devam ediyor. 6 yaşında bir öğrenci 87,5 liraya pasaport alırken, örneğin 5 veya 1 yaşındaki kardeşi ya da arkadaşı aynı 5 yıllık pasaporta 620,6 lira ödemeyi sürdürecek.
Yasa gençler arasında “tahsilde olan/olmayan” ayrımı yapıyor.
Yurt dışında yaşayan bir vatandaş 100 avro’ya devletin vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesine sahip olabilirken, yurt içindeki vatandaşlar aynı pasaporta yaklaşık 200 avro ödemek zorunda kalıyorlar.

#YeniPasaportaParaYok

Bütün bu eşitsizlikler AB ile yapılan 72 Kriter pazarlıklarında bir hak ihlali daha eklendi. Devlet, 72 kriter kapsamında vizesiz Avrupa için 2016 yılında bütün pasaportları değiştireceğini ve pasaport ücretini yine yurttaşlardan alacağını açıkladı. Aslında bu durum fark edilmeyen bir gerçeğin ortaya çıkmasına yol açtı. Meğer 5 yıl önce dünyanın en güvenli, biyometrik ve çipli pasaportları olarak tanıtılan ve 5 yıl içinde herkesin değiştirilen pasaportları AB standartlarında ve yüksek güvenlikli değilmiş, çiplerine parmak izi kaydedilemiyormuş.

Biyometrik pasaportun içindeki çip dahil yaklaşık 15-20 liraya mal olduğunu Darphane yetkilileri açıklamıştı. Bu maliyetlere rağmen, devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için fahiş bir fiyat belirleniyor, adeta yurttaşa müşteri muamelesi yapılıyor. Bu noktada yapılması gereken çok basit: Pasaport ücretinin tüm yurttaşlar için “defter ücreti” seviyesine çekilmesi; yeni pasaportların ücretsiz olarak değiştirilmesi; yurttaşlar arasında hiçbir ayrımcılık yapılmaması; çocuk pasaport ücretlerinin en az yüzde 50 oranında düşürülmesi; yeşil, bordo pasaport ayrımının ve yurt dışı çıkış harcının kaldırılması.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, sosyal medyada ve ulaşabildiğimiz tüm mecralarda, bu haksız uygulamaya karşı bir kampanya yürütüyor: “Parasını ödediğimiz pasaportun parasını bizden alamazsınız, kim zamanında bu ihmali yapmış ve bu pasaportları AB standardında yapmamışsa pasaport paralarını onlardan tahsil edin” diyor.

Bu çerçevede Change.org sitesinde “Yeni pasaporta yeni ücret, yeni harç ödemek istemiyoruz! #YeniPasaportaParaYok” adıyla Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’a iletilmek üzere bir imza kampanyası yapıyor. Kampanya detayları ve mektubu için www.seyahatozgurlugu.comsitesini ziyaret edebilirsiniz.

* Bu yazı Magma dergisi'nin internet sitesinde Mayıs 2016 tarihli12. sayısında yayımlandı. Lütfen tıklayın.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

#YeniPasaportaParaYok Kampanyamıza bir destek de MAGMA'dan.

Yeryüzü dergisi Magma Mayıs sayısında bir sayfasını Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ne ayırdı ve #YeniPasaportaParaYok kampanyamıza destek verdi.

"Seyahat Özgürlüğü Engellenemez " başlığıyla AB ile vize muafiyeti sürecinde yenilenmek zorunda olan pasaportlarımızın daha önce ödediğimiz defter ücretini yeniden bizden talep eden devlete karşı yürüttüğümüz kampanyayı okurlarına duyurdu.

MAGMA'ya çok teşekkür ediyoruz.  

Gittikçe aralanan #VizesizAvrupa kapısının önünde adeta 73. kriter gibi kendi devletimizin önümüze diktiği temel seyahat özgürlüğü engellerine/vizelerine ve yeni pasaporta için istenen defter ücretine karşı hep birlikte #YeniPasaportaParaYok demeye devam ediyoruz.



20 Nisan 2016 Çarşamba

#YeniPasaportaParaYok kampanyasına destek verin

5 yıl önce tümünü değiştirip ama AB standartlarında yapmayı unuttukları pasaportları yeniden değiştirip, tüm pasaport sahiplerinden yeniden defter ücreti isteyecekler. Biz de bu defter ücretini yeniden ödemek istemiyoruz.

#YeniPasaportaParaYok etiketiyle tüm sosyal medyada, diğer mecralarda imza ve farkındalık artırma kampanyaları yaparak kamu otoritesini bu haksız kararından vazgeçirmeye çalışıyoruz.

Siz de bu kampanyada aşağıdaki bannerlerı, capsleri kopyalayarak kullanabilir, bu yanlış karardan devletin dönmesine çaba harcayabilirsiniz.

İmza kampanyası için TIKLAYIN!






14 Nisan 2016 Perşembe

BİMER'den yanıt: KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR.

BİMER'e yaptığımız 11 Mart tarihli "yenilenecek pasaportlardan ücret alınmaması" ile ilgili başvuruya, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü'nden 14 Nisan tarihinde bir yanıt geldi. (Mektup 8 Nisan'da yazılmış, 11 Nisan'da postaya verilmiş.)

Yanıtta özetle, pasaport 210 sayılı yasaya tabi bir "değerli kağıt"tır,"bir değerli kağıdın bedelsiz olarak verilebilmesi için bu konuda bir kanun hükmü olması" gerekir, "yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yenilenme işşlemleri de dahil olmak üzere pasaportların bedelsiz verilmesi mümkün bulunmamaktadır."  deniliyor.

Ancak bu değerli kağıdın daha 5 yıl önce bütün ülkede değiştirilirken, o zaman AB standartında yapılabilecekken neden yapılmadığının, biyometrik, çok güvenli diye herkesten alınan defter ücretini, yani o zamanki yöneticilerin/yetkililerin ihmalinin bedelinin şimdi neden yurttaşlara tekrar ödettirildiğinin yanıtı verilmiyor.

Eğer pasaport "defter bedelleri"nin alınmaması için bir kanun gerekiyorsa, 2 cümlelik bir kanun teklifiyle bu başarılabilir. Hatta dünyanın en pahalı pasaportu olan T.C. pasaportu değerli kağıt olmaktan çıkarılarak, her yıl otomatik zamlanması da engellenebilir.

Bunun için seyahat özgürlüğünün temel bir hak olduğunu kavramak ve "istemek" yeterli. 

Şimdi bunu gerçekleştirecek "seyahat özgürlüğü"nün Anayasal bir hak olduğunu bilen ve bu hakka sahip çıkan milletvekilleri arayacağız. Mücadeleye devam.


30 Mart 2016 Çarşamba

PASAPORT ÜCRETİ ÖDEMEMEK İÇİN BİMER'E BAŞVURUN!

Aslında parasını ödediğiniz yeni pasaportlara tekrar ücret ödememek için siz de bir vatandaş olarak talepte bulunabilir ve yapılan haksızlığın düzeltilmesini Başbakan'dan isteyebilirsiniz.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri(kişisel) olarak biz 11 Mart tarihinde BİMER'e başvurduk.
Aşağıda yer alan metni BİMER sistemi üzerinden ya da e-devlet hesabınızdan siz de Sayın Başbakan'a iletebilirsiniz. (Bu bir örnek istediğiniz biçimde değiştirebilirsiniz.)

İlgili link için tıklayın!

Sayın Başbakan,
5 yıl önce Türkiyede pasaportlar yüksek güvenlikli, dünya standartlarında, çipli ve biyometrik oldu. Resmi makamlar böyle açıkladı, 5 yıl içinde bütün pasaportlar değiştirildi. Şimdi aynı makamlar, parmak izi kaydedilebilen ve Avrupa Birliğinin vize muafiyeti çerçevesinde yeni kriterlerine uygun yeni pasaportlarla eski pasaportların değiştirileceğini açıkladı. Üstelik yeni pasaportların ücreti yine vatandaşlardan talep edilecek. Dünyada ve izlediğimiz kadarıyla AB'de bu süre içinde pasaportlar değiştirilmedi, yani aynı güvenlik durumu, çipler AB pasaportlarında 5 yıl önce de mevcuttu. Benim talebim 5 yıl önce pasaportların çipini parmak izi kaydedilebilen ve AB standartlarına uygun yüksek güvenlikli bir biçimde yapmayı düşünemeyenler kim ise yeni pasaportların ücretini o kişilerden ve yetkililerden tahsil edilmesidir. Millet 5 yılda bir verecek şekilde pasaport parası basmıyor. Yeni pasaportlar için, yeni defter ücreti ve harç ödemek istemiyoruz. Dünyanın en pahalı pasaport ücretini, harçlarını vatandaşlarından alan devlet, Anayasal ve temel insan hakkı olan seyahat özgürlüğü hakkını yeterince ihlal ettiği yetmiyormuş gibi, parası ödenmiş pasaportlar için tekrar ücret talep edileceğini Bakanlarınız açıkladı. (Bkz, Dışişleri Bakan yardımcısı Sayın Naci Koru, AB Bakanı Sayın Volkan Bozkır)) Pasaport devletin vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir, fahiş bir ücretle yurttaşlara satılamaz, parası ödenmiş bir pasaport geri alınıp tekrar ücret talep edilemez. Biz (Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri) devletin tüm ilgili makamlarından bu ihalesi yapıldığı söylenen yeni pasaportlar ortaya çıktıktan sonra bahse konu uygulamanın yapılmamasını, uygulamanın iptal edilmesini ve yeni pasaportların bedelsiz olarak değiştirilmesini talep ediyoruz. Bu konuda size de iletilmek üzere sosyal medyada bir imza kampanyası başlattığımızı bilginize sunmak isterim.
Saygılarımla.
Ad Soyad
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü

Aşağıda 11 Mart tarihinde BİMER'e yaptığımız başvurunun "serencamı"nı görebilirsiniz.