11 Aralık 2017 Pazartesi

2018'de pasaport ücretleri %14,7 artacak

Yeniden değerleme oranı geçen ay başında belli oldu. Buna göre yeni yılda pasaport ücretleri en az %14,7 artacak.

Vergi Usul Kanunu’na göre her yıl vergi, harç ve cezalar Ekim ayında açıklanan 12 aylık Üretici Fiyat Endeksi'nin (ÜFE) esas alındığı yeniden değerleme oranına göre belirleniyor. TÜİK’in kasım ayı başında açıkladığı enflasyon rakamlarına göre ekim ayında 12 aylık ÜFE artışı yüzde 14,47 oldu. Geçen yıl ÜFE artışı yüzde 3.83 iken, bu yıl yüzde 14.47 ile ÜFE de TÜFE gibi rekor kırdı.
  Yani yeni yılda her türlü harç, vergi, ceza bu oranda artacak. 4-10 yıllık pasaport ücreti 667 liradan 763 liraya çıkacak. Hatta eğer hükümet/bakanlar kurulu bu oranı yüzde 50 artırma yetkisini kullanırsa zam oranı yüzde 21.7’ye çıkacak. Yani 811 liralık bir pasaport harcı ve ücreti ile karşı karşıya da kalabiliriz.

Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını çok uzun yıllardır kimseye kaptırmayan TC pasaportu, bu ünvanı her yıl otomatik zam ile pekiştiriyor. Üstelik dünyada her yıl otomatik zamlanan tek pasaport.


2018 yılının şöyle ilginç bir yanı daha var: 2010 yılında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak ciddi bir bir kampanya ve uğraş ile %50 düşürdüğümüz pasaport ücreti, önümüzdeki yıl tekrar 2010 yılı seviyesine geri dönecek. 2010 da 754 lira olan pasaport ücreti, bu yıl yapılacak zamla 763 liraya çıkacak ve o dönem yapılan %50 indirim tamamen ortadan kalkacak.

Pasaport sadece bir kimlik belgesi, bir devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir belge, fakat devlet bu kimlik belgesini ciddi bir kazanç kapısı olarak görüyor. Biz  bu fahiş harç ve ücretin Anayasa'nın 23. maddesinde düzenlenen seyahat özgürlüğü hakkımızı çiğnediğini savunuyoruz. Asgari ücretin 1.500 lira olduğu bir ülkede asgari ücretin yarısı kadar bir pasaport ücreti kabul edilemez.

Dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satan devlet, o pasaporta her yıl otomatik zam yapmaktan çekinmiyor. Başka ülkelerin Türkiye'ye koyduğu vizeleri kaldırmaya çalışan, vize harçlarını yüksek bulan, Avrupa Birliği ile vizesiz Avrupa görüşmeleri yapan bir hükümetin fahiş pasaport ücretlerini açıklaması çok kolay değil.

Otomatik zamma son vermeyen devlet, dünyanın en pahalı pasaportu ücreti rekorunu her yıl kırmaya devam edecek. Temel bir insan hakkını çiğneyen, utanç verici bir rekor!

Biz yine hükümete sesleniyoruz. Bu fahiş pasaport harçlarına son verin.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Müşterisi değil, Yurttaşıyız!
#PasaportZammınaHAYIR

10 Aralık 2017 Pazar

Seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkı

Bugün #10AralıkDünyaİnsanHaklarıGünü

#Seyahatözgürlüğü temel bir insan hakkıdır.

#Pasaport bir devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir. #Türkiye dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satmaktadır. 

Üstelik yılbaşında pasaporta yine otomatik ZAM geliyor!

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 13. maddesi şöyle der:
1. Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
2. Herkes , kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.

Aynı şekilde 1966 tarihli Uluslararası Sivil ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 12. Maddesinin 2. Fıkrası da “Herkes, kendi ülkesi de dâhil, istediği ülkeyi terk edebilir” diyor.

12.Eylül.2010 tarihinde yapılan referandumla değiştirilen Anayasa'nın Yerleşme ve seyahat hürriyeti başlığı altındaki 23. maddesi de bu hakkı şöyle tanımlamaktadır:
Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hakim kararına bağlı olarak sınırlandırabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.


Yani "seyahat özgürlüğü" sadece suç soruşturması ve kovuşturması nedeniyle hakim tarafından sınırlandırılabilir. Bunun dışında sınırlandırılamaz.

Ancak 20 Haziran 2010 tarihinde seyahat özgürlüğü gönüllülerinin de katkısıyla pasaport ücret ve harçlarında yapılan %50 indirime rağmen "pasaport"lar için istenen yüksek ücretler (Dünya'daki en pahalı pasaport Türkiye'dedir) yurt dışına çıkışı sınırlamanın da ötesine geçerek, "engellemek" anlamına gelmektedir. Bu durum, açık bir biçimde Anayasa'nın ihlal edilmesidir.

Seyahat özgürlüğü tüm yurttaşların yurt içinde ve dışında eğitim, sağlık, gezi, turizm, dini ziyaretler ve diğer çeşitle nedenlerle kullandıkları vazgeçilemez ve engellenemez bir temel insan hakkıdır. Yurt dışında bu hakkın kullanımı temelde pasaport adını verdiğimiz bir kimlik belgesiyle gerçekleşir.

Ancak Türkiye'de devlet, kendisinin vermek zorunda olduğu bu "kimlik belgesi" için vatandaşlarından fahiş harçlar istemekte ve ayrıca "yurt dışına çıkış harcı" gibi uygulamalarla seyahat özgürlüğünü iyice kısıtlamaktadır. Yurttaşları arasında "yeşil pasaport" gibi farklı pasaport uygulamalarıyla ayrımcılık yaratan Türkiye, öğrencilere pasaport indirimleri uygularken, öğrenci olmayan çocuk ve gençlerden, bebeklerden 10 yıllık pasaport ücretine 5 yıllık pasaport ücreti almakta, her yıl pasaportlara otomatik zam yapmaktadır.

Yüksek pasaport, yurt dışı çıkış ve vize harçları özellikle Türkiye'de seyahat özgürlüğü hakkını sınırlandıran ve bu özgürlüğün kullanımını zorlaştıran temel engellerdir.

Seyahat özgürlüğü hakkınıza sahip çıkın!

20 Kasım 2017 Pazartesi

Bebeklere 667 liraya pasaport!

Türkiye'deki en büyük seyahat özgürlüğü engellerinden biri yüksek pasaport ücretleridir. Dünyanın en pahalı pasaport ücretleri açık ara Türkiye'de. On yıllık pasaport ücreti 667 lira, bunun 573 TL'si harç, geri kalanı 94 lira defter ücretidir.

Ancak Türkiye'de 3 yıl önce yapılan yasal düzenleme ile öğrencilere sadece defter ücretini ödeyerek pasaport sahibi olma hakkı tanınmıştır. Yani 94 lira ödeyen ana okulu öğrencisi bile olsa, bunu bir belgeyle kanıtlaması halinde defter ücretiyle pasaport alabilmektedir.

Bu kolaylık düşünülürken aslında büyük bir garabete de imza atılmıştır. Yasal değişiklik 24 yaş altında olan bütün öğrencileri kapsayacak şekilde yapıldığı ve öğrenci sınırlaması getirildiği için 1-5 yaş arasında ana okuluna da gitmeyen bebekler ya da çocuklar bu haktan yararlanamamaktadır.

Seyahat özgürlüğü önündeki bu temel engeli, hem bloğumuzdan hem de sosyal medya hesaplarımızdan yetkililerin defalarca dikkatine sunduk, ancak bir sonuç alamadık. Dünya Çocuk Hakları Günü'nde tekrar soruyoruz: Bir devlet bebeklerden neden tam pasaport ücreti almak ister ve bunda ısrarcı olur, anlayan varsa bize de açıklasın.

Unutmadan bu pasaporta yılbaşında yaklaşık yüzde 10 zam gelecek onu da hatırlatalım.

6 Temmuz 2017 Perşembe

Yolculuk ve seyahat üzerine dört güzel söz!


“Yolculuk, önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikaye anlatıcısına dönüştürür.” ~ Ibn Battuta

“Yolculuk bizi kendimize geri getirir.” ~ Albert Camus

“Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil.” ~  Epiktetos

"Faşizm okuyarak, ırkçılık seyahat ederek tedavi olur."  ~ Miguel De Unamuno


27 Mart 2017 Pazartesi

Yeşil Pasaport Ayrımcılığı Derinleşti

Birkaç gün önce Resmi Gazete'de* yayımlanan bir Bakanlar Kurulu kararıyla "ihracatçılara hususi damgalı pasaport verilmesine ilişkin esaslar" kesinleşti. Artık son 3 takvim yılı itibarıyla yıllık ortalama ihracatı 1 milyon ABD doları ile 100 milyon ve üzerinde olan firma yetkililerine bir ile beş arasında yeşil pasaport verilebilecek.

Yurttaşlar arasında ayrımcılığa yol açan yeşil pasaport uygulaması maalesef bu kararla daha da derinleşti, arttı. Halbuki bu konunun sakıncaları 3 yıl önce görülmüş, Başbakan Davutoğlu ve Dışişleri bakanlığı bu yönde bir açıklama yapmıştı: "Hususi damgalı pasaport alabilecek kişilerin alanının genişletilmesi ile bu pasaportların kullanım amacı dışına çıkılacağı değerlendirilmektedir. ... resmi görevli kişiler haricindeki kimselere bu nevi pasaportların düzenlenmesi halinde diğer ülke makamlarınca bu tür pasaportlara mevcut kolaylıkların sınırlandırılması hatta vizeye tabi tutulması gibi ihtimalleri gündeme getirebileceği değerlendirilmektedir"


Şimdi bu sakıncaların hiç dikkate alınmadığı anlaşılıyor. Hatta "yeşil pasaport" ile yaratılan yurttaşlar arasındaki hem ücret farklılıkları hem de vize kolaylıkları konusunda son kararda yurttaşlar lehine bir değişiklik de yapılmıyor. Örneğin yeşil pasaport sahipleri harç ödemiyorlar, sadece defter ücreti 94 liraya pasaport alıyorlar, yurttaşlar ise 10 yıllık bir pasaporta 667 lira ödüyorlar, bunun 573 lirası harç.

Milyon dolarlık ihracat yapan işadamlarına harçsız pasaport verilmesindeki amaç nedir, bu neyin jestidir.

Birçok soru sormak mümkün ancak daha önce de vurguladığımız gibi bu uygulama zaten bürokratlar lehine varolan "devletin tüm yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaport" konusundaki eşitsizlik daha da artmış, yine bazı yurttaşlar diğerlerine göre birinci sınıf muamelesi görmüş ve imtiyazlı olmuşlardır.

TEKRARLIYORUZ:

Yeşil pasaport 12 Eylül zihniyetiyle birlikte gittikçe genişleyen bir ayrımcılıktır. Devletin bürokrat ve ailelerinin ağızlarına Türkiye'ye uygulanan vizeler karşısında çaldıkları bir parmak baldır. Üstelik bu bal Türkiye'nin AB yolculuğunda bu kesimin "serbest dolaşım" hakkı için vereceği mücadeleye de ket vurmuş, Ankara anlaşması ile kazanılmış hakların müzakere edilmesine yol açmış, "vizelerin kalıcı hale gelmesine devletin kabul vermesini sağlamıştır. Belki de "eşitsizlik" dışında en büyük zararı budur.

Tüm dünyada devlet görevlilerinin kullandığı "hizmet pasaportu", (GRİ pasaport) biz de de olmasına rağmen, üst düzey bürokratlar, aileleri ve devlet görevlileri, emekliliklerinde de daha rahat seyahat etsin, harç ödemesin, bazı ülkelerde vize kuyruklarında "normal" vatandaşlar gibi çile çekmesin diye "yeşil pasaport"a dönüştürülmüştür.

12 Eylül'ün tüm kısıtlamalarından kurtulmayı, tüm ayrımcılıklarına son vermeyi düşünenler nedense bu dönemde genişleyen imtiyazları terk etmeyi akıllarının ucundan bile geçirmemektedirler. Üstelik ayrımcılıkları sona erdirmek yerine yeni gruplara imtiyazlar sağlamayı tercih ediyorlar. As olan eşitliktir, "seyahat özgürlüğü"dür. AB'nin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, her türlü pasaport ayrımcılığına son vermekten de geçmektedir.

Yeşil pasaport Anayasamızın “kanun önünde eşitlik” ve “yerleşme ve seyahat özgürlüğü” maddelerine aykırıdır! Eşitlik ilkesi açıkça çiğnenmektedir. 


İşadamlarına da yeşil pasaport verilmesi ayrımcılığı artıracaktır. Hangi meslek grubu olursa olsun bu kapsam genişletilerek “ayrımcılık” kalıcı hale getirilemez. 

Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, kazandığımız “serbest dolaşım hakkına” sonuna kadar sahip çıkmak, yeşil pasaport gibi yan yolları genişletmeye son vermekle mümkündür. 

Eşitlik ve seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşlarıyız!

Yeşil pasaportun yarattığı “ayrımcılığı” ortadan kaldırmak için Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, "seyahat özgürlüğü" konusundaki Anayasal haklarına sahip çıkarak, tüm hukuksal yolları kullanmakta kararlıdır.