En pahalı pasaport ücreti hala Türkiye'de. Dünya ortalaması 60 dolar düzeyinde bulunuyor. Türkiye'de 4-10 yıllık biyometrik pasaport ücreti yaklaşık 200 dolara inse de hala çok yüksek. Her yıl pasaportlara OTOMATİK ZAM geliyor. Bu durum Anayasamızın 23. maddesinde tanımlanan "seyahat hürriyeti"nin açıkça ihlalidir. DÜNYANIN EN PAHALI PASAPORTLARINI KULLANMAK, DELİ DUMRUL HARÇLARINI ÖDEMEK VE AYRIMCILIĞA UĞRAMAK İSTEMİYORUZ. Vizesiz Türkiye, Vizesiz Avrupa, Vizesiz Dünya İstiyoruz!
30 Temmuz 2012 Pazartesi
Günün Sözü Michener'den...
“Eğer yemekleri reddedersen, adetleri görmemezlikten gelirsen, dinden korkar, insanlardan kaçarsan, evinde oturman senin için daha iyi olacaktır.” /James A. Michener
27 Temmuz 2012 Cuma
Boğaz köprülerindeki 2 Bilet haksızlığı giderildi.
Hızlı sonuç aldığımız için sevindim. İstanbul'daki köprü onarımları nedeniyle köprü geçişleri ücretsiz yapılmıştı. Ancak İETT belediye otobüsleri de ücretsiz geçtikleri halde vatandaşlardan 2 bilet almayı sürdürüyorlardı.
Otomobilleri veya başka araçları kullananlar bedava geçerken, halkımız hiçbir değişiklik olmamış gibi, üstelik toplu taşım araçlarını kullanarak trafik sıkışıklığını rahatlattıkları halde adeta cezalandırılmışlardı.
2-3 gündür hem sosyal medyada hem de @ibbbeyazmasa ya başvurarak bu haksızlığın giderilmesi için mesajlar attık, kamuoyu oluşturmaya çalıştık. Ancak İstanbul Büyük şehir belediyesi bu kez çok hızlı davranarak olumlu kararlar aldı.
Hem şehir hatları vapurları hem de boğaz köprülerini kullanan belediye otobüslerinde %50 indirime gitme kararı aldı. Pazartesi günüden itibaren bu karar uygulanmaya başlanacak. İstemeden hiç bir şey olmuyor, yine bir kez daha kanıtlandı ki hak verilmez alınır!
İBB sitesinden yapılan resmi açıklama şöyle:
Otomobilleri veya başka araçları kullananlar bedava geçerken, halkımız hiçbir değişiklik olmamış gibi, üstelik toplu taşım araçlarını kullanarak trafik sıkışıklığını rahatlattıkları halde adeta cezalandırılmışlardı.
2-3 gündür hem sosyal medyada hem de @ibbbeyazmasa ya başvurarak bu haksızlığın giderilmesi için mesajlar attık, kamuoyu oluşturmaya çalıştık. Ancak İstanbul Büyük şehir belediyesi bu kez çok hızlı davranarak olumlu kararlar aldı.
Hem şehir hatları vapurları hem de boğaz köprülerini kullanan belediye otobüslerinde %50 indirime gitme kararı aldı. Pazartesi günüden itibaren bu karar uygulanmaya başlanacak. İstemeden hiç bir şey olmuyor, yine bir kez daha kanıtlandı ki hak verilmez alınır!
İBB sitesinden yapılan resmi açıklama şöyle:
Şehir Hatları vapurları ile köprü geçişli İETT otobüsleri, Pazartesi gününden itibaren 2 ay boyunca indirimli yolcu taşıyacak. |
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Zengine bedava fakire 2 bilet
İstanbul boğazını geçmek zengine bedava, fakire 2 bilete dönüştü! Köprülerde başlayan yol onarım çalışmaları İstanbul boğazını geçmeye çalışan herkes için uzun zamandır tam bir kabus. Açıkça "seyahat özgürlüğü" insanların ellerinden alındı. Yollarda saatlerce perişan oldular.
Üstelik bu trafikteki eza, cefa sadece İstanbullulara değil, bu köprülerden geçmek zorunda kalan herkese yaşatıldı ve yaşatılıyor.
Yetkililerin çözüm bulmakta çok geç kalmaları, neredeyse bunun için hiçbir önlem düşünmemiş olmaları herkesin perişanlığını daha da artırdı. Bulunan formüllerden biri de köprüleri bedava yapmaktı. Başbakan tarafında "müjdelenen" bu yöntemin ise belli düzeyde bir faydası olduğu söyleniyor. Ancak bu yöntem başka bir eşitsizliği gündeme getirdi.
Köprüleri kullanan İstanbullular belediye otobüsüne binerse 2 bilet atmak zorunda, ancak otomobiliyle geçerse hiçbir ücret ödemiyor. Yani trafik sıkışıklığına katkıda bulunanlar bedava, toplu taşım araçlarını kullananlar ise ücretli.
Köprülerin onarımı konusunda önceden bir önlem almayı akıl edemeyen yetkililerin, önerdikleri çözüm yöntemlerinin farklı yansımaları konusunda bir şeyler düşünmelerini beklemek elbette hayal. Hele bunlar "seyahat özgürlüğü", "eşitlik" gibi temel haklar söz konusu olduğunda...
Şimdi bu uygulama bariz bir "eşitsizliğe" yol açmış durumda. Bunu gidermek için Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprü geçişlerini kullanan belediye otobüsleri de bu onarım süresince ya ücretsiz olacak ya da araçların benzin maliyeti düşünülerek indirimli.
Bu konuda İETT yetkililerine ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisine iş düşüyor, köprü geçişlerinde 2 bilet uygulamasını tek bilete düşürmek için bir karar alabilirler. Toplu taşım araçlarını kullanmak yönünde bu önlemin bir teşvik tarafı da var. Ben bu isteğimi Twitter üzerinden@ibbbeyazmasa'ya ilettim. Siz de iletin, talep edin!
İdeal çözüm ise artık maliyetlerini kat be kat çıkaran bu köprülerin tamamen bedava olması ve doğal olarak belediye otobüslerinin de daha indirimli...
Yoksa bu belirgin adaletsizlik, "eşitsizlik" karnemize bir eksinin daha yazılmasına yol açacak. Zenginlerin yine kazandığı, fakirlerin tıkır tıkır ödediği bir Türkiye...
Üstelik bu trafikteki eza, cefa sadece İstanbullulara değil, bu köprülerden geçmek zorunda kalan herkese yaşatıldı ve yaşatılıyor.
Yetkililerin çözüm bulmakta çok geç kalmaları, neredeyse bunun için hiçbir önlem düşünmemiş olmaları herkesin perişanlığını daha da artırdı. Bulunan formüllerden biri de köprüleri bedava yapmaktı. Başbakan tarafında "müjdelenen" bu yöntemin ise belli düzeyde bir faydası olduğu söyleniyor. Ancak bu yöntem başka bir eşitsizliği gündeme getirdi.
Köprüleri kullanan İstanbullular belediye otobüsüne binerse 2 bilet atmak zorunda, ancak otomobiliyle geçerse hiçbir ücret ödemiyor. Yani trafik sıkışıklığına katkıda bulunanlar bedava, toplu taşım araçlarını kullananlar ise ücretli.
Köprülerin onarımı konusunda önceden bir önlem almayı akıl edemeyen yetkililerin, önerdikleri çözüm yöntemlerinin farklı yansımaları konusunda bir şeyler düşünmelerini beklemek elbette hayal. Hele bunlar "seyahat özgürlüğü", "eşitlik" gibi temel haklar söz konusu olduğunda...
Şimdi bu uygulama bariz bir "eşitsizliğe" yol açmış durumda. Bunu gidermek için Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprü geçişlerini kullanan belediye otobüsleri de bu onarım süresince ya ücretsiz olacak ya da araçların benzin maliyeti düşünülerek indirimli.
Bu konuda İETT yetkililerine ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisine iş düşüyor, köprü geçişlerinde 2 bilet uygulamasını tek bilete düşürmek için bir karar alabilirler. Toplu taşım araçlarını kullanmak yönünde bu önlemin bir teşvik tarafı da var. Ben bu isteğimi Twitter üzerinden
İdeal çözüm ise artık maliyetlerini kat be kat çıkaran bu köprülerin tamamen bedava olması ve doğal olarak belediye otobüslerinin de daha indirimli...
Yoksa bu belirgin adaletsizlik, "eşitsizlik" karnemize bir eksinin daha yazılmasına yol açacak. Zenginlerin yine kazandığı, fakirlerin tıkır tıkır ödediği bir Türkiye...
12 Temmuz 2012 Perşembe
Günün sözü Aldous Huxley'den...
"Seyahat etmek herkesin diğer ülkeler hakkında yanıldığını keşfetmektir" Aldous Huxley
11 Temmuz 2012 Çarşamba
Sırtçantalılar Radyo 1'de "seyahat özgürlüğü" istedi
Birlikte Türkiye'de "seyahat özgürlüğü"nün genişlemesi ve önündeki engellerin kaldırılması için mücadele verdiğimiz Sırtçantalılar Topluluğu'nun kurucuları bugün TRT Radyo 1'de saat 20'de yayınlanan "Öğrenci İşleri" programının canlı yayın konuğu oldu.
Sırtçantalılardan Onur İnal, uzun zamandır birlikte yürüttüğümüz kampanyalar hakkında bilgi verdi ve şöyle dedi: " Kardeş grubumuz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleriyle çeşitli kampanyalar yapıyoruz ve Türkiye'deki seyahat özgürlüğü önündeki engellemelerin kalkması için kamuoyu yaratmaya çalışıyoruz"
Programda İnal, fahiş pasaport ücreti/harcı, yurt dışına çıkış harcı ve vize konularının Türkiye'de seyahat özgürlüğü'nün önünde nasıl bir engel yarattığını da örneklerle vurguladı. %95'i yurt dışına çıkmamış bir ülkede yaşadığımızı vurgulayan İnal, birlikte yürüttüğümüz "farkındalık" yaratmaya yönelik kampanyaları artırarak sürdüreceğimizi de belirtti.
Sırtçantalılardan Onur İnal, uzun zamandır birlikte yürüttüğümüz kampanyalar hakkında bilgi verdi ve şöyle dedi: " Kardeş grubumuz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleriyle çeşitli kampanyalar yapıyoruz ve Türkiye'deki seyahat özgürlüğü önündeki engellemelerin kalkması için kamuoyu yaratmaya çalışıyoruz"
Programda İnal, fahiş pasaport ücreti/harcı, yurt dışına çıkış harcı ve vize konularının Türkiye'de seyahat özgürlüğü'nün önünde nasıl bir engel yarattığını da örneklerle vurguladı. %95'i yurt dışına çıkmamış bir ülkede yaşadığımızı vurgulayan İnal, birlikte yürüttüğümüz "farkındalık" yaratmaya yönelik kampanyaları artırarak sürdüreceğimizi de belirtti.
5 Temmuz 2012 Perşembe
Bir gezgin ile turist arasındaki fark nedir?
Twitter'daki @seyahatozgurluk hesabımızdan "takipçilerimize" sorduk: "Bir gezgin ile bir turist arasındaki en büyük fark nedir?"
Genellikle bir "gezginin" gözünden yanıtlar geldi, üstelik turistleri biraz küçümseyen yanıtlar. Aslında bir çoğumuz kimi zaman bir gezgin gibi kimi zamanda bir "turist" gibi davranıyoruz. Elbette has "gezginlere" söyleyecek sözüm yok... Ama turizme ve "turistlere" de çok haksızlık etmeyelim...
İşte @seyahatozgurluk'a gelen yanıtlar:
hakan gokce @hakangokce
gezgin icin yol bitmez, turist icin aldigi izin biter.,
IQT @Aykutik
Bir gezgin ile bir turist arasındaki en büyük fark, bence sonraki duraklarıdr; birisininki ev, diğerininki başka bir "yer".
Tarkan Dalgin @tarkandalgin
gezgin "her zaman" yoldadır..
Kemal Kaya @maxmajestic
Gezgin sokaklarda kaybolmayi sever, turist rehberi kaybetmekten korkar.
Semih Diken @loplopculer
Gezginin yemek yediği yerde turist yoktur. Turistin yemek yediği yerde yerel insan yoktur.
Kenan YILDIRIM @kykenanyildirim
turistin konfor kaygısı varken;gezginin konfor ve hizmet kaygısı yoktur.Zor durumlarda bile zevk almasını bilir.
hayriye avci @AvciHayriye
gezgin araştırmacı ve keşfeden turist ise daha çok hazır paketi tüketendir
devrim kilicer @legoist
Gezgin sırtını şehre dönerek fotoğraf çektirmez.
aytunç erçifci @aercifci
turist cebine parasını doldurup sağda solda saça saça gezer, gezgin parası olmasa da bir yolunu bulur ve gezer
cengiz şahin @ekspercengiz
"Gezgin" 2 den fazla öğün yiyemez! "Turist" aç iken dergi bile okumaz!
aykan aydın @ayknaydn
gezgin gezer, turist izler.
alper afşin @alperafsin
Turist, konsantre meyve suyu icmek, gezgin ise dalindan kopardigi meyveyi yemek gibidir.
Emre Herdem @ehrdm
Turist, işten izin 1-2 hafta alır gezer. Gezgin, şöyle 6 ay falan ücretsiz izin patlatır öyle gezer...
TheJoker ♠ @TheJokerFace
Turistte bilgi eksikligi vardir bu acigini da daha fazla para harcayarak kapatmaya calisir.
Genellikle bir "gezginin" gözünden yanıtlar geldi, üstelik turistleri biraz küçümseyen yanıtlar. Aslında bir çoğumuz kimi zaman bir gezgin gibi kimi zamanda bir "turist" gibi davranıyoruz. Elbette has "gezginlere" söyleyecek sözüm yok... Ama turizme ve "turistlere" de çok haksızlık etmeyelim...
İşte @seyahatozgurluk'a gelen yanıtlar:
gezgin icin yol bitmez, turist icin aldigi izin biter.,
IQT @Aykutik
Bir gezgin ile bir turist arasındaki en büyük fark, bence sonraki duraklarıdr; birisininki ev, diğerininki başka bir "yer".
gezgin "her zaman" yoldadır..
Gezgin sokaklarda kaybolmayi sever, turist rehberi kaybetmekten korkar.
Gezginin yemek yediği yerde turist yoktur. Turistin yemek yediği yerde yerel insan yoktur.
turistin konfor kaygısı varken;gezginin konfor ve hizmet kaygısı yoktur.Zor durumlarda bile zevk almasını bilir.
gezgin araştırmacı ve keşfeden turist ise daha çok hazır paketi tüketendir
devrim kilicer @legoist
Gezgin sırtını şehre dönerek fotoğraf çektirmez.
turist cebine parasını doldurup sağda solda saça saça gezer, gezgin parası olmasa da bir yolunu bulur ve gezer
"Gezgin" 2 den fazla öğün yiyemez! "Turist" aç iken dergi bile okumaz!
gezgin gezer, turist izler.
Turist, konsantre meyve suyu icmek, gezgin ise dalindan kopardigi meyveyi yemek gibidir.
Turist, işten izin 1-2 hafta alır gezer. Gezgin, şöyle 6 ay falan ücretsiz izin patlatır öyle gezer...
Turistte bilgi eksikligi vardir bu acigini da daha fazla para harcayarak kapatmaya calisir.
Gezgin ise nerede, neyi nereden almasi gerektigini bilir, turistik yerlerden uzak durur. Tatil ucuza gelir
Gökçe @gokcizm
Turist, topladığı anıları ve geride kalan herşeyi evine götürmek üzere yola çıkar. Gezginse sıradaki durağına...
Ozlem SOYDAN @OzlemSoydan4
Merdivenlerden oluşan daracık bir sokak ileride kıvrılyor ve sonunu göstermiyorsa, merdivenleri koşarak çıkan içgüdü gezgindir
kumru @kumrukush
turist bakar, gezgin görür!
july @purplebullet
turist otelde kalir, gezgin ya ev tutar ya da orada yasayan birinin evinde kalir.
ismail alacaoğlu @nothingism
seyahate çıkmanın amacı yaşadığın dünya ile birlikte kendini tanımaktır, bunu yapabiliyorsan aldığın sıfatın önemi yoktur.
Furkan Kilicaslan @kilicaslanfurka
Turist anlara o an ki yaşadığı zamana asık olur gezgin zaten o maceraci ruha coktan asık olmuştur
Bunyamin Tokmak @MuharrirAntalya
Turist huzur arar, gezgin macera.
Turist, topladığı anıları ve geride kalan herşeyi evine götürmek üzere yola çıkar. Gezginse sıradaki durağına...
Ozlem SOYDAN @OzlemSoydan4
Merdivenlerden oluşan daracık bir sokak ileride kıvrılyor ve sonunu göstermiyorsa, merdivenleri koşarak çıkan içgüdü gezgindir
turist bakar, gezgin görür!
turist otelde kalir, gezgin ya ev tutar ya da orada yasayan birinin evinde kalir.
seyahate çıkmanın amacı yaşadığın dünya ile birlikte kendini tanımaktır, bunu yapabiliyorsan aldığın sıfatın önemi yoktur.
Turist anlara o an ki yaşadığı zamana asık olur gezgin zaten o maceraci ruha coktan asık olmuştur
Turist huzur arar, gezgin macera.
Turist, bir gittiği yere 10-20 kez gidebilir. Gezgin her seferinde yeni yerler keşfetmek ister.
süleyman kumaş @suleymankumas
Tur-ist, tur atar gider onu irgalamaz ama gez-gin gezer durur onu hersey irgalar o da herseyi irdeler.
Selda Yilmaz Öncel @selda1802
Tur-ist, tur atar gider onu irgalamaz ama gez-gin gezer durur onu hersey irgalar o da herseyi irdeler.
turist tatil amaciyla seyahat eder,gezgin icin ise bu vazgecilmez bir ask,karsi konulmaz bir zorunluluktur..
Engin Kaban @Engin_Kaban
#Turist olunur, #Gezgin doğulur. Bu biraz fazla iddialı oldu sanki ;)
#Turist olunur, #Gezgin doğulur. Bu biraz fazla iddialı oldu sanki ;)
#Gezgin nereye gideceğini bilmez; #Turist nerede olduğunu.
Gunes AKDOGAN @lizardOnTheRoad
turist nereye gideceğini bilir. Gezgin ise nereden geldiğini.
turist nereye gideceğini bilir. Gezgin ise nereden geldiğini.
Geliş sırasına göre yer verdim. Atladıklarım varsa özür dilerim. Lütfen katılmak isteyenler, yorum kısmına devam ederek bu yazıyı daha da zenginleştirebilirler. Katılan herkese ve @sirtcantalilar a da tekrar teşekkürler.
3 Temmuz 2012 Salı
Twitter'da "seyahat özgürlüğü" mücadelesi...
Aslında yazının adı "sosyal medyada seyahat özgürlüğü mücadelesi" olmalıydı. Ancak son dönemde kampanyalarımızın büyük çoğunluğunu Twitter'da yapıyoruz ya da oradan yönlendiriyoruz. Facebook, bu blog, diğer ürettiğimiz kampanya materyalleri, e-posta, SMS, banner, fotoğraf gibi araçlar tamamen bu ana mecranın etrafında şekilleniyor.
Kampanyayı bir basın açıklaması ile destekliyorsak buna, mektup, faks vb. iletişim araçları da ekleniyor elbette, ama kampanyanın hedefindeki kişi ve kurumlara mesajlarımızı daha çok "Twitter" üzerinden iletiyoruz. Her şeyi 140 karaktere bölerek, bir banner, bir afiş, bir fotoğraf ya da reklam spotu ya da video ekleyerek oluşturuyoruz kampanya mesajlarını...
Seyahat özgürlüğü mücadelesi bu blogla başladı, Facebook'da (sayfa ve grupta) büyüdü, mücadele ettiği konuda büyük başarı sağladı (pasaport ücretlerinin/harçlarının %50 düşürülmesinde büyük rol oynadı) şimdi Twitter'da daha da genişliyor, daha büyük hedeflere odaklanıyor.
Ancak bu uzun girişten sonra, yazıyı yazma nedenime gelmek istiyorum. Twitter'da gerçekleştirdiğimiz kampanyalarda daha yüksek verim elde etmek, hedeflerimize biraz daha hızlı ulaşmak istiyoruz. Daha verimli ve etkisi yüksek kampanyalar yapmak...
Takipçi ve aktivistlerimizin şu aşağıda yazdığım noktalara dikkat etmelerini istiyoruz:
1. Başta Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olmak üzere, resmi kişi ve kurumlara attığımız twitlerin RT yapılması diğer twitlerden daha önemli. Bu kişi ve kurumlara doğrudan ulaşıyor. Ayrıca sizlerin bu kişi ve kurumlara belli aralıklara aynı konularda twitler yollamanız da aynı derecede etkili.
2. Bir konuda özel kampanya yaptığımız zaman (bir hashtag-tabela saptamak dahil, #seyahatcunku ile yaptığımız gibi) ya da bir TV programına katılacak resmi kişi ve kuruma mesajlarımızı iletmek istediğimiz zaman bunu bazen 1-2 saat önce duyurabiliyoruz. Önceliği bu tür duyuruların yayılmasına vermelisiniz. Daha sonra da o kampanyaya katılmak üzere bilgisayar başında olmak gerek, bazen 5-10 kişiyle bile ciddi bir etki yaratmak mümkün, ben olmasam da olur demeyin.
3. Herkesin farklı konularda farklı düşünceleri ve siyasal eğilimleri olabilir, birbirimize kızmak değil, ortak bir amacı "seyahat özgürlüğü" gerçekleştirmek için bir aradayız. En önemlisi "Türkiye'yi kurtarmıyoruz"...
4. Türkiye'deki haksız seyahat özgürlüğü sınırlamalarına, Anayasa ihlali olduğunu düşündüğümüz yasa ve uygulamalara karşı mücadele ediyoruz, farkındalığı artırmaya, resmi kişi ve kurumları bunları düzeltmeye "iknaya" çalışıyoruz. Bazen de medyanın bu konulara ilgisini çekmeye çalışıyoruz. Gazetecilere konuları aktarmak "bıktırmadan" önemli...
5.Seyahat özgürlüğü "şemsiyesi" altına girebilecek her türlü haksız ve çelişkili uygulama ve sorunlarda da diğer grup ve kişilerle dayanışma göstermeye çalışıyoruz. #gencliktreni konusunda olduğu gibi... (Hoş bu konu da Sırtçantalılar ve bizim üzerimizde kaldı gibi...)
6. Sosyal medyada büyümek önemli @seyahatozgurluk bizim Twitter hesabımız. Bunu, bloğumuzu, Facebook grubumuzu ve sayfamızı (ikisi ayrı şeyler) ara sıra paylaşmalı ve diğer takipçilerinize duyurmalısınız. Bu tür insan hakları mücadeleleri uzun soluklu ve erimli mücadeleler, bizim gücümüz bu konuda önemli mevzi kazanımlar elde etmiş olmamızda. Bu başarıların sürekliliği sizin ilginizin sürekliliğine doğrudan bağlı...
7. Bu bloğun hemen yukarda "KAMPANYA MALZEMELERİ" adlı bir bölümü var. Buradaki malzemeleri, bannerları kullanarak, kendi bloğunuzda, sayfanızda, sitenizde yayınlayabilir, bize link verebilirsiniz, insanları davet edebilirsiniz. Bloğumu 20 kişi okuyor ne olacak demeyin, ilk kampanyamızda bu sayede Facebook'da 13.000 kişilik bir güce ulaştık unutmayın!
İnsanlar önceliklerini belirlemekte özgürdür. Biz dokunabileceğimiz, etkimiz olabilecek ve düzeltebileceğimiz sorunlara "çare" üretmeye, onları görünür kılmaya, yurttaşlarımızın farkındalığını artırmaya devam edeceğiz. Ve her zaman dediğimiz gibi: "dayanışma hepimize daha anlamlı bir varoluşun kapılarını aralayabilir"...
Kampanyayı bir basın açıklaması ile destekliyorsak buna, mektup, faks vb. iletişim araçları da ekleniyor elbette, ama kampanyanın hedefindeki kişi ve kurumlara mesajlarımızı daha çok "Twitter" üzerinden iletiyoruz. Her şeyi 140 karaktere bölerek, bir banner, bir afiş, bir fotoğraf ya da reklam spotu ya da video ekleyerek oluşturuyoruz kampanya mesajlarını...
Seyahat özgürlüğü mücadelesi bu blogla başladı, Facebook'da (sayfa ve grupta) büyüdü, mücadele ettiği konuda büyük başarı sağladı (pasaport ücretlerinin/harçlarının %50 düşürülmesinde büyük rol oynadı) şimdi Twitter'da daha da genişliyor, daha büyük hedeflere odaklanıyor.
Ancak bu uzun girişten sonra, yazıyı yazma nedenime gelmek istiyorum. Twitter'da gerçekleştirdiğimiz kampanyalarda daha yüksek verim elde etmek, hedeflerimize biraz daha hızlı ulaşmak istiyoruz. Daha verimli ve etkisi yüksek kampanyalar yapmak...
Takipçi ve aktivistlerimizin şu aşağıda yazdığım noktalara dikkat etmelerini istiyoruz:
1. Başta Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olmak üzere, resmi kişi ve kurumlara attığımız twitlerin RT yapılması diğer twitlerden daha önemli. Bu kişi ve kurumlara doğrudan ulaşıyor. Ayrıca sizlerin bu kişi ve kurumlara belli aralıklara aynı konularda twitler yollamanız da aynı derecede etkili.
2. Bir konuda özel kampanya yaptığımız zaman (bir hashtag-tabela saptamak dahil, #seyahatcunku ile yaptığımız gibi) ya da bir TV programına katılacak resmi kişi ve kuruma mesajlarımızı iletmek istediğimiz zaman bunu bazen 1-2 saat önce duyurabiliyoruz. Önceliği bu tür duyuruların yayılmasına vermelisiniz. Daha sonra da o kampanyaya katılmak üzere bilgisayar başında olmak gerek, bazen 5-10 kişiyle bile ciddi bir etki yaratmak mümkün, ben olmasam da olur demeyin.
3. Herkesin farklı konularda farklı düşünceleri ve siyasal eğilimleri olabilir, birbirimize kızmak değil, ortak bir amacı "seyahat özgürlüğü" gerçekleştirmek için bir aradayız. En önemlisi "Türkiye'yi kurtarmıyoruz"...
4. Türkiye'deki haksız seyahat özgürlüğü sınırlamalarına, Anayasa ihlali olduğunu düşündüğümüz yasa ve uygulamalara karşı mücadele ediyoruz, farkındalığı artırmaya, resmi kişi ve kurumları bunları düzeltmeye "iknaya" çalışıyoruz. Bazen de medyanın bu konulara ilgisini çekmeye çalışıyoruz. Gazetecilere konuları aktarmak "bıktırmadan" önemli...
5.Seyahat özgürlüğü "şemsiyesi" altına girebilecek her türlü haksız ve çelişkili uygulama ve sorunlarda da diğer grup ve kişilerle dayanışma göstermeye çalışıyoruz. #gencliktreni konusunda olduğu gibi... (Hoş bu konu da Sırtçantalılar ve bizim üzerimizde kaldı gibi...)
6. Sosyal medyada büyümek önemli @seyahatozgurluk bizim Twitter hesabımız. Bunu, bloğumuzu, Facebook grubumuzu ve sayfamızı (ikisi ayrı şeyler) ara sıra paylaşmalı ve diğer takipçilerinize duyurmalısınız. Bu tür insan hakları mücadeleleri uzun soluklu ve erimli mücadeleler, bizim gücümüz bu konuda önemli mevzi kazanımlar elde etmiş olmamızda. Bu başarıların sürekliliği sizin ilginizin sürekliliğine doğrudan bağlı...
7. Bu bloğun hemen yukarda "KAMPANYA MALZEMELERİ" adlı bir bölümü var. Buradaki malzemeleri, bannerları kullanarak, kendi bloğunuzda, sayfanızda, sitenizde yayınlayabilir, bize link verebilirsiniz, insanları davet edebilirsiniz. Bloğumu 20 kişi okuyor ne olacak demeyin, ilk kampanyamızda bu sayede Facebook'da 13.000 kişilik bir güce ulaştık unutmayın!
İnsanlar önceliklerini belirlemekte özgürdür. Biz dokunabileceğimiz, etkimiz olabilecek ve düzeltebileceğimiz sorunlara "çare" üretmeye, onları görünür kılmaya, yurttaşlarımızın farkındalığını artırmaya devam edeceğiz. Ve her zaman dediğimiz gibi: "dayanışma hepimize daha anlamlı bir varoluşun kapılarını aralayabilir"...
2 Temmuz 2012 Pazartesi
Günün Sözü Bilge Karasu'dan...
“Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz denizin öyküleri yoktur” Bilge Karasu
25 Haziran 2012 Pazartesi
Gençleri kız-erkek ayrı seyahate zorlamak...
Uzun zamandır bu blogta "seyahat özgürlüğü" başlığı ile ilgili birçok konuyu ele aldık. Ağırlıklı olarak pasaport, vize, harç sorunları ve temel insan hakları bağlamında yeni yazı konularımız oldu. Ancak "seyahat özgürlüğü"ne karşı tüm girişim ve engellerle de mücadele etmeye çalıştık.
Şimdi de Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın bazı projelerinde yapılan kız-erkek ayrımcılığı ve farklı dönemlerde birlikte seyahat etmelerinin engellenmesiyle karşı karşıyayız.
Önce yaz kamplarında başlayan bu uygulama çeşitli gençlik örgütlerinin tepkisine, bakanlığa mektup göndermesine rağmen hala sürdürülürken, aynı zamanda farklı projelerle de yaygınlaştırılıyor.
Özellikle Gençlik Treni ve yeni başlayan Seyyah Projesi nde de aynı şekilde kız-erkek ayrımcılığını yapılıyor. Projelerin sitelerinde katılım şartlarının belirtildiği bölümlerde hep şu ibare var: Kız ve erkek dönemleri ayrıdır.
Her iki proje de fikir olarak çok güzel, ayrıntılar da özenle düşünülmüş, ama bu kız-erkek ayrımcılığını anlamak mümkün değil. Bu konuda bir imza kampanyası yapan gençler kanalıyla durumdan haberdar oldum, basın da bu konuya yeterli ilgiyi göstermiyor. Birkaç site dışında sanırım sadece Birgün Gazetesi'nde konuyla ilgili bir haber yapıldı.
Bu konuya daha çok sosyal medyada tepkiler yoğun olarak sürüyor, biz de Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, Sırtçantalılarla birlikte Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç'a sorular yöneltiyoruz. Neden bu tür bir ayrımcılık yapıyorsunuz diye. Henüz bir yanıt alamadık. Ama Gençlik Treni'nin Facebook sayfasına yazdığımız sorulara, soruları önce silerek, sonra anonim gençlerin ağzından bir yanıt yazdılar:
1. daha rahat bir hareket ortamı,
2. duygu ve düşüncelerin daha rahat ifade edilebilmesi
3. programların verimliliği
Ayrıca şu da belli oldu, bakanlık kendisine yönelik eleştirileri başka "gençler" aracılığıyla "karalama" olarak nitelemeyi tercih ediyor. "Beni eleştirmeyin ne yapıyorsam doğru yapıyorum" diyor. Bir de eleştirmeyi "art niyet" aramakla özdeşleştirmişler ki tam evlere şenlik! Bizi, "kız ve erkeklerin birlikte faaliyet yapmasında nasıl bir art niyet arıyorsunuz" diye sormak zorunda bırakıyorlar.
Fakat her şey bir yana tüm sorular yerinde duruyor, Sayın Suat Kılıç, bakanlığınız gençlik treni ve seyyah projesinde şunları amaçladığını ilgili projelerin sayfalarında belirtmiş:
Kız ve Erkeklerin birlikte/karma seyahat etmeleri yukardaki amaçlarınızdan hangisine engel olabilir? Yoksa tam tersine bu amaçların çok daha iyi gerçekleşmesini mi sağlar?
Bu tür bir cinsiyet ayrımcılığı projelerde amaçladığınız birçok şeyin gerçekleşmesini engellemez mi?
Bu kararı alırken gençlerle ilgili hangi psikososyal, pedagojik bilimsel ölçütleri veya referansları kullandınız?
Şimdi de Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın bazı projelerinde yapılan kız-erkek ayrımcılığı ve farklı dönemlerde birlikte seyahat etmelerinin engellenmesiyle karşı karşıyayız.
Önce yaz kamplarında başlayan bu uygulama çeşitli gençlik örgütlerinin tepkisine, bakanlığa mektup göndermesine rağmen hala sürdürülürken, aynı zamanda farklı projelerle de yaygınlaştırılıyor.
Özellikle Gençlik Treni ve yeni başlayan Seyyah Projesi nde de aynı şekilde kız-erkek ayrımcılığını yapılıyor. Projelerin sitelerinde katılım şartlarının belirtildiği bölümlerde hep şu ibare var: Kız ve erkek dönemleri ayrıdır.
Her iki proje de fikir olarak çok güzel, ayrıntılar da özenle düşünülmüş, ama bu kız-erkek ayrımcılığını anlamak mümkün değil. Bu konuda bir imza kampanyası yapan gençler kanalıyla durumdan haberdar oldum, basın da bu konuya yeterli ilgiyi göstermiyor. Birkaç site dışında sanırım sadece Birgün Gazetesi'nde konuyla ilgili bir haber yapıldı.Bu konuya daha çok sosyal medyada tepkiler yoğun olarak sürüyor, biz de Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, Sırtçantalılarla birlikte Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç'a sorular yöneltiyoruz. Neden bu tür bir ayrımcılık yapıyorsunuz diye. Henüz bir yanıt alamadık. Ama Gençlik Treni'nin Facebook sayfasına yazdığımız sorulara, soruları önce silerek, sonra anonim gençlerin ağzından bir yanıt yazdılar:
T.C Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen Gençlik Treni ve Lider Gençlik Kampları etkinliklerinde; daha rahat bir hareket ortamı, duygu ve düşüncelerin daha rahat ifade edilebilmesi için etkinliklere katılacak bayan ve erkek arkadaşlarımızın farklı dönemlerde seyahatinin ve farklı dönemlerde kamp yapmasının programların verimliliği açısından oldukça yerinde olduğunu düşünmekteyiz. Şüphesiz ki Gençlik ve Spor Bakanlığı bu etkinlikler ile gençlerin bilgi ve birikimlerinin artmasını, deneyim kazanmalarını ve bunun yanında sosyalleşmelerini amaçlamaktadır. ‘Cinsiyet ayrımı yapılmaktadır’ şeklindeki karalama kampanyalarını biz gençler nezdinde hiçbir karşılık bulamayacağını ve Gençlik ve Spor Bakanlığının yaptığı ve biz gençler açısından çok verimli geçeceğine can-ı gönülden inandığımız bu etkinliklere desteklerimizin ilelebet süreceğini belirtiriz. Bu tarz etkinliklerin altından art niyet arayanları Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttiği gibi ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ gençler olmaya davet eder, organize edilen etkinliklerle gençliğin gelişimi için çaba harcayan Gençlik ve Spor Bakanlığımıza tekrar teşekkürlerimizi sunarız.Hadi, hep beraber önce Gençlik Treni’ne, sonra Lider Gençlik Kampına…Bu yanıtın neresinden tutacağımızı bilemiyorum, ama biz yanıtımızı almış olduk. Kız-erkek birlikte seyahat ederlerse nelerin olmayacağı ortaya çıktı:
1. daha rahat bir hareket ortamı,
2. duygu ve düşüncelerin daha rahat ifade edilebilmesi
3. programların verimliliği
Ayrıca şu da belli oldu, bakanlık kendisine yönelik eleştirileri başka "gençler" aracılığıyla "karalama" olarak nitelemeyi tercih ediyor. "Beni eleştirmeyin ne yapıyorsam doğru yapıyorum" diyor. Bir de eleştirmeyi "art niyet" aramakla özdeşleştirmişler ki tam evlere şenlik! Bizi, "kız ve erkeklerin birlikte faaliyet yapmasında nasıl bir art niyet arıyorsunuz" diye sormak zorunda bırakıyorlar.
Fakat her şey bir yana tüm sorular yerinde duruyor, Sayın Suat Kılıç, bakanlığınız gençlik treni ve seyyah projesinde şunları amaçladığını ilgili projelerin sayfalarında belirtmiş:
gençlerin bilgi ve birikimlerinin artmasını, deneyim kazanmalarını ve bunun yanında sosyalleşmeleri...
gençlerin seyahat etmeleri, akranlarıyla tanışmaları ve kaynaşmaları ve ülkemizin doğal ve tarihi güzelliklerini yerinde görmeleri...
gençler arasında hoşgörü ve diyaloğun arttırılması, sosyal korku ve ön yargıların giderilmesi, toplumsal bütünleşmeye katkı sağlanması, gençlerin farklı coğrafi bölgelerde yaşayan akranlarıyla tanışmaları, kaynaşmaları ve kültürel alışverişte bulunmaları...
gençlerimizin tarihinden ve kültüründen haberdar olması, bu topraklar uğruna verilen mücadelelerimizi görerek, bizzat gezerek öğrenmesi, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan ülkemizin doğal, tarihi ve kültürel güzelliklerinden gençlerimizin mahrum kalmaması...Sayın Bakan, lütfen açık ve seçik olarak kamuoyuna açıklar mısınız?:
Kız ve Erkeklerin birlikte/karma seyahat etmeleri yukardaki amaçlarınızdan hangisine engel olabilir? Yoksa tam tersine bu amaçların çok daha iyi gerçekleşmesini mi sağlar?
Bu tür bir cinsiyet ayrımcılığı projelerde amaçladığınız birçok şeyin gerçekleşmesini engellemez mi?
Bu kararı alırken gençlerle ilgili hangi psikososyal, pedagojik bilimsel ölçütleri veya referansları kullandınız?
21 Haziran 2012 Perşembe
Vizesiz Avrupa yoluna çıkarken...
Hükümet "vizesiz Avrupa" hedefi için atmaya çalıştığı
adımlardan en önemlisini bugün attı. En az 3 yıl sürecek ve vize
kolaylıklarından çok "vize muafiyeti"ni hedefleyen önemli diplomatik
savaşların ardından bunların kazanıldığı iddia ediliyor.
Bugün neredeyse gün boyu bu konudaki haber ve gelişmeleri sosyal medya
üzerinden paylaştım. Seyahat özgürlüğü gönüllülerine bu çok önemli gelişmeleri
anlatmak, hatta TV'lerdeki tartışmaları izlemeleri için, canlı yayın saatlerini
bile duyurmaya çalıştım. Sırtçantalılar da aynı çabaya ortak oldular.
Günün sonunda bunca malzemeden ve tartışmadan, mesajdan neyi
çıkardığımı bir özet olarak sunmanın faydalı olacağını düşündüm.
Bazı akademisyenler "Vizesiz Avrupa" başlığı ile sunulan bu
sürece güvensiz yaklaşıyorlar, bazı gazeteciler kuşkulu, bazıları ise kaçınılmaz
görüyor.
Ancak herkesin birleştiği bir nokta bu sürecin en az 3-4 yıldan önce
sonuçlanamayacağı. Bu yönde dışişleri bakanlığı da bir açıklama yaptı: "Vatandaşlarımızın AB ülkelerine vizesiz seyahat etme imkanına ne zaman kavuşabilecekleri, Türkiye ile AB Komisyonu arasında gerçekleştirilecek vize muafiyetine ilişkin müzakerelerin seyrine bağlı olacaktır.''
Bu süreçte AB'nin Türkiye nihai hedef olarak görmese de bazı
"vize kolaylıkları"nı jest olarak hayata geçireceği vurgulanıyor.
Bunlar neler: "AB ülkelerinin ‘Vize Büro’ sayısı artırılacak.
‘Vize Kolaylığı’ ise, iş adamları, sporcular, öğrenciler, gazeteciler ve
sanatçılar gibi bazı meslek gruplarına 2 yıldan 5 yıla kadar uzun süreli
vizelerin verilmesi uygulamasını getiriyor. Ayrıca, emekliler ve 12 yaş altı
kişilerden vize ücreti alınmayacak. Vize ücretleri 65 Euro’dan 35 Euro’ya
düşecek. Vize başvuruları en geç 15 günde sonuçlanacak, başvuruya ret cevabı
verilmesi halinde bunun gerekçesi açıklanacak ve başvuru yapana dava açma hakkı
getirilecek."
Peki Süreç nasıl işleyecek,
Zeynel Lüle'nin haberinden aktarıyorum:
* AB Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Temsilcisi Cecilia Malmström,
Türkiye ile ‘Vize Muafiyeti’ sürecini yürütmek için görevlendirilecek.
* Malström, Haziran sonunda Türkiye’yi ziyaret edecek ve vize
serbestisi sürecinin başladığı resmen ilan edilecek.
* Ekim veya kasım ayında AB Türkiye’ye ‘vize muafiyeti eylem planı”nı
sunacak. Türkiye bu eylem planını ‘uygun bulması’ halinde, GKA’yı imzalayacak
ve böylelikle “Vize Muafiyeti Eylem Planı” uygulamaya geçirilecek.
* Eylem planının uygulamaya geçilmesi ve ilerleme sağlanmasıyla birlikte Türkiye TBMM aracılığıyla GKA’yı
onaylayacak. Türkiye, ‘vize muafiyeti’ aşamasına gelindiğinde GKA’yı uygulamaya
başlayacak.
Eylem Planı
Bu süreçte Türkiye, belge güvenliğinden sınır yönetimine ve göçmen
politikasına kadar birçok alanda yeni reformlar gerçekleştirecek.
Türkiye’ye sunulacak olan Eylem Planı içinde şu unsurların yer alması
bekleniyor:
* Türk vatandaşlarının elindeki pasaportların tamamının biometrik
pasaport olması,
* Türkiye’nin AB Sınır Koruma Ajansı Frontex ile işbirliğini daha da
geliştirmesi,
* GKA ile ilgili AB üyesi ülkelerle ikili anlaşmaların imzalanması.
Örneğin Yunanistan ile GKA imzalanması,
* Europol ile işbirliğinin geliştirilmesi
* AB’nin göç politikasına uyum sağlanması
* Türkiye’nin vize politikasını AB’nin vize politikasıyla
uyumlaştırması.
Bu uygulamayı, daha önce ‘Vize Muafiyeti’ süreci yaşayan ülkeler 2,5
veya 3 yıl içerisinde tamamladılar. Türkiye’nin de bu süre içerisinde
tamamlaması bekleniyor. Lüle'nin haberinde Türkiye tarafından "paraf" edilen ‘Geri Kabul Anlaşması’nda, Güney Kıbrıs’ın ısrarlarıyla ‘AB ve tüm AB ülkeleriyle İçişleri ve Adalet konularında işbirliği yapılması’ yönünde ifadeler eklendiğini Rumların ısrarıyla ‘Tüm AB ülkeleri’ ifadesi, metinde bir kaç yerde vurgulandığı da yer alıyor.
Sürece niçin İtiraz ediliyor?
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Hamdi
Pınar, Geri Kabul Anlaşması (GAK) karşılığında pazarlık yapmanın bugüne kadar
özellikle "serbest dolaşım" konusunda Avrupa'da kazandığımız
davaların, hukuki kazanımların tamamen kaybedilmesine yol açabileceğini
söylüyor.
Bu konuda, Avrupa’da kazanılmış davalarla ilgili örneklerin yer aldığı
bloğuna bakılabilir. Türkiye’nin bu sürece girerek Avrupa’nın oyununa geldiğini
ve geri dönülemez bir yola sürüklendiğini vurguluyor.
Özellikle ABAD'da (Avrupa Adalet Divanı) Demirkan davasının bu sene içinde çözüleceğini AB'nin
acelesinin sebebinin bu olduğunu, Dış işleri ve AB bakanlığı bürokratlarının
yanlış adım attığını belirtiyor, Pınar. Bu konudaki yazısı için tıklayınız.
Sonuç
Vizesiz Avrupa'ya zaten kazanılmış, ama devletimiz ve hükümetlerimiz
tarafından bir türlü koparılıp alınamamış bir hak olarak bakıyoruz.
Eğer bu sefer de yüzlerine gözlerine bulaştırırlarsa sanırım ne AB ne de
Türkiye bu konuda inisiyatifi elinde tutabilir, halk kendi inisiyatifi eline
alacak ve sınır kapılarına dayanacaktır!
18 Haziran 2012 Pazartesi
Pasaport Krizi ve Medyanın Aldırmazlığı!
Şu anda pasaport bekleme süresini bir haftadan bir aya çıkaran bir "e-pasaport krizi" yaşıyoruz. Medyamız 2-3 haber dışında konuya çok ilgi göstermiyor.
Önce E-pasaport sitesindeki resmi açıklamayı birlikte okuyalım:
"Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden temin edilen umuma mahsus (Bordo) pasaport defterlerinin sevkiyatında yaşanan sıkıntılardan dolayı umuma mahsus pasaport tanziminde ve gönderilmesinde gecikmeler yaşanmaktadır.Açıklamada, özellikle seyahat özgürlüğü gönüllüleri için de özel 3 noktaya dikkatinizi çekiyorum:
Umuma mahsus pasaport müracaatında bulunan vatandaşlarımızın planladıkları seyahatten en az 1(bir) ay önce müracaatlarını yapmaları faydalı olacaktır. Diğer pasaport türlerinde herhangi bir sıkıntı bulunmamakta olup gelen müracaatlar aynı gün içerisinde tanzim edilerek vatandaşlarımızın müracaat esnasında vermiş oldukları adreslere gönderilmek üzere PTTye teslim edilmektedir. Umuma mahsus pasaport tanzimi normale döndüğünde ayrıca bilgilendirme yapılacaktır."
1. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü'nden pasaport defterlerinin "sevkiyatında" deniyor, aslında şu anda üretiminde ciddi bir sorun var. Çünkü bu pasaportları üretecek firma ile ilgili ihale iptal edildi. Pasaport krizine doğru sürüklendiğimizi gösteren haberleri aylar önce yine seyahat özgürlüğü gönüllülerinin dikkatine sunmuştuk!
2. Bu sıkıntı şu anda Bordo (umuma mahsus) pasaportlarda yaşanıyor. Yeşil (Hususi), Gri (Hizmet) ve Siyah (Diplomatik) pasaportlarda bir sıkıntı olmadığı vurgulanıyor. (Buradan şunu da anlayabilirsiniz krizin ucu bürokratlara/ayrıcalıklılara dokunmadığı için daha uzun sürebilir.)
3. Bir ay beklemeye yol açan pasaport krizinin daha ne kadar süreceği konusunda net bir bilgi verilmiyor.
Şu anda medyaya yansıyan haberlere göre "e-pasaport" bekleyen sayısı 350 bin kişiyi bulmuş görünüyor, bunların yaklaşık 80 bini hacı adayı, ayrıca Eylül ayından önce yeni pasaportların basım ihalesi veya alımının söz konusu olmadığı belirtiliyor. Kriz nedeniyle alının pasaportların da maliyetinin 1,8 € ile 2 €'yu bulduğu devletin şu ana kadar 250 bin € zarar ettiği hesaplanıyor.
İşin en ilginç yanı henüz hiçbir medya kuruluşu, gazeteci, meraklı bir köşe yazarı bu pasaportu bu fiyata mal ediyorsunuz da nasıl vatandaşa 446 TL'ye (190 €) satıyorsunuz diye bir yetkiliye sormadı, bir haber yapmadı.
Diyelim ki gündem yoğun, farketmediler, e biz her gün, diğer Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırtçantlılarla birlikte Twitter'dan özel hesaplarına mesajlar yolluyoruz. TIK yok!
Bu aldırmazlığın nedenini çözen biri olur, bize de anlatırsa çok sevineceğiz.
15 Haziran 2012 Cuma
Günün sözü Descartes'tan...
"Seyahat başka yüzyıllardan insanlarla konuşmak gibidir." Rene Descartes
6 Haziran 2012 Çarşamba
Seyahat insana neler öğretir?
Seyahat insana neler öğretir? Paranın ne kadar önemli, bir o kadar da değersiz olduğunu, yalnız ya da birlikte başarmanın keyfini...
Seyahat insana neler öğretir? Özgürlüğün değerini, özgürlüğünü kaybedenlerin acısını, kazananların sevincini, elindekinin kıymetini...
Seyahat insana neler öğretir? Eğlenmenin, yemenin, içmenin, sevmenin bin bir hali olduğunu, neleri kaçırdığını, neleri kazandığını...
Seyahat insana neler öğretir? Doğanın, kültürün, insanın çeşitliliği karşısında şaşırmayı, farklı etnik kökenin, dilin zenginlik olduğunu...
Seyahat insana neler öğretir? Çok gezenin hala çok okuyandan daha çok şey öğreneceğini, internete rağmen sevmenin "dokunmak" olduğunu...
Seyahat insana neler öğretir? Mucizenin hayat olduğunu ve bu mucizenin dünyanın birçok yerinde açık, gizli seni beklediğini...
Seyahat insana neler öğretir? "Normal" dediğin birçok şeyin hiç de "normal" olmayabileceğini, "normalin" dünyada çok çeşidi olduğunu...
Bence bunları öğretir!
Peki ya sizce?
4 Haziran 2012 Pazartesi
İlle de "yeşil pasaport" diyenler için...

Tüm gezginler için özel anlamlı ve geçerli bir yeşil pasaport bulduk. Herkesin dikkatle incelemesini istiyoruz.
Bir yandan da "Yeşil pasaport ayrımcılıktır" kampanyamızı bütün hızıyla sürdürüyoruz. Kampanya sırasında özellikle sosyal medyada devletimizin yarattığı imtiyazla "yeşil pasaport" alanlardan tepki almaya da devam ediyoruz. Büyük bir kısmı "ayrımcılığı" kabul etseler de "beni benimle bırak" modundalar, ilişmeyin imtiyazımıza diye bize kızıyorlar.
Daha önce de söyledik şimdi de söylüyoruz: Derdimiz sizin elinizdeki yeşil pasaportlar değil, İMTİYAZ ve EŞİTSİZLİK! Vizesiz Avrupa ve dünya hepimizin hedefi, sizin imtiyazlarınız bu konudaki mücadeleyi sekteye uğrattığı gibi, Anayasa'yı da ihlal ediyor. (Farkındayız çoğunluğu canım bir kere de biz ihlal edelim ne olacak yani havasında)
Ayrıca bu imtiyazların sonu yok Meclis'te en son "gaziler" için yeşil pasaport isteyen bir kanun teklifi verildi. Yakında bu teklifleri irdeleyen bir yazıyı blogta okuyacaksınız.
Ama hepinize bir müjdemiz var! Bir seyahat özgürlüğü gönüllüsü yemedi içmedi, sizler için bir "yeşil pasaport" buldu.
İlle de yeşil pasaport isterim diyenler için, hatta herkes için uygun yeşil pasaportu için lütfen: TIKLAYIN!
31 Mayıs 2012 Perşembe
İş adamları için "hususi" pasaport hazırladık!
Hükümet, yeşil pasaport uygulamasında en az bir milyon dolarlık ihracat yapan ve belli emniyet standartlarını uygulayan her firmaya 10 yeşil pasaport alma hakkı vermeyi planlıyor.
7 bin şirketin yararlanacağı uygulama çerçevesinde bakanlık 70 bin yeşil pasaport vermiş olacak. Özellikle Avrupa ülkelerinin uygulamayı tanımama ve zorluk çıkarma ihtimalini göz önünde bulunduran bakanlık, tüm yeşil pasaport uygulamasını uluslararası anlaşmalarla tanınan "yetkilendirilmiş yükümlü" uygulamasına dayandırarak kullandıracak. Halihazırda uygulanan 'onaylanmış kişi statü belgesi'ne sahip firmalar, 'yetkilendirilmiş yükümlü belgesi' alabilecek. En az bir milyon dolarlık ihracat yapan, belirli emniyet ve güvenlik standartlarını sağlayan firmalara süresiz olarak yeşil pasaport verilecek. (30.05.2012 / Sabah)
İş adamlarına devlet özel bir uygulama ile zaten bir ayrımcılık olan "yeşil pasaport"un kapsamını genişleterek "hususi pasaport" vermeye hazırlanırken biz de bu imtiyazı zirveye taşıyalım, iş adamlarımıza "timsah derisi" pasaportlar verelim dedik!
Yeşil pasaport imtiyazdır, ayrımcılıktır. Vizesiz Avrupa, vizsesiz dünya, vatandaşlar arasında ayrımcılık yaparak sağlanamaz. Serbest dolaşım hakkı için mücadele vermesi gerekenleri yeşil pasaport imtiyazını koruma konusunda seferber edenler, bunların arasına şimdi de iş adamlarını katmaya çalışıyorlar.
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler...
ÖLMEYİNYavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
İstemeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
Görmek istemekten kaçınanlar
Yavaş yavaş ölürler.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
Dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler...
PABLO NERUDA
70 bin Yeşil Pasaportlu Asilzade Geliyor!
Hükümet, en az bir milyon dolarlık ihracat yapan ve belli emniyet standartlarını uygulayan her firmaya 10 yeşil pasaport alma hakkı verecek. 7 bin şirketin yararlanacağı uygulama çerçevesinde bakanlık 70 bin yeşil pasaport vermiş olacak. (30.05.2012 -Sabah)
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Bianet: "Yeşil Pasaport Ayrımcıdır"
Bağımsız İletişim Ağı Bianet, okurlarına basın açıklamamızı "Yeşil Pasaport Ayrımcıdır" manşetiyle bugün duyurdu.Haberde şöyle denildi:
İş insanlarına yeşil pasaport verilme planına Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri veSırtçantalılar Topluluğu tepki gösterdi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, bir hafta önce Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kendisine iş insanlarına yeşil pasaport sağlanması için talimat verdiğini belirtmişti.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırtçantalılar Topluluğu, imtiyaz ve ayrımcılık olarak nitelendirdikleri yeşil pasaportun kapsamının genişletilmesine tepki gösterdi.
İki grup yaptığı ortak açıklamada, memurlara ve bürokratlara verilen yeşil pasaportun Anayasa'nın "kanun önünde eşitlik" ve "yerleşme ve seyahat özgürlüğü" maddelerine aykırı olduğu söylendi. Açıklamada, iş insanlarına da yeşil pasaport verilmek istenmesinin varolan ayrımcılığı arttıracağı belirtildi.
"Serbest dolaşım hakkına sahip çıkılmalı"
Yeşil pasaportun yarattığı ayrımcılığı ortadan kaldırmak için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulacağı belirtilen açıklama şöyle devam ediyor:
"Hükümetimizi, dünyanın en hızlı ikinci büyüyen ülkesinin, dünyanın en pahalı pasaport ücretini dünya ortalamasına düşürmeye, yurt dışına çıkış harcını kaldırmaya, Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamaları ile 'yeşil pasaport' gibi ayrımcılık yaratan uygulamalarla değil, kazanılmış 'serbest dolaşım hakkı'nı hayata geçirmek için mücadele etmeye davet ediyoruz."
Haber için lütfen TIKLAYIN!
Haber için lütfen TIKLAYIN!
27 Mayıs 2012 Pazar
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Ekşi Sözlük'te Yeşil Pasaport ve Ayrımcılık Tartışması
"Yeşil Pasaport Ayrımcılıktır" kampanyası şu ana kadar sosyal medyadan sonra en çok Ekşi Sözlük'te ses getirdi, tartışıldı. Sözlük yazarları sıkı bir tartışmaya giriştiler, lehte ve aleyhte çok "entry" girildi.
Bu tartışma haklar, özgürlükler ve ayrımcılık konusunda ülkemizde ne kadar büyük bir kafa karışıklığı olduğunu gösteriyor. Seviyenin zaman zaman düştüğü bu "görüşler" gerçekten kampanyamızın izleyeceği yolun aslında nasıl büyük ciddi engel ve dirençlerle karşı karşıya olduğunu da gösteriyor.
İmtiyaz sahipleri (elbette tümü ya da her yeşil pasaportlu için bunlar söylenemez) imtiyazlarının tartışma konusu edilmesinden bile rahatsız, bunu "hak" olarak gören de var, "kıskançlıkla" suçlayan da. Kimse "eşitlik" peşinde değil, ayrıcalıklarını kaybetmeyi de asla düşünmüyor.
Aşağıya özellikle "negatif" ve "şaşırtıcı" düzeyde ayrımcı olanların bir kısmını alıntılamak istiyorum, (elbette bunlara çok güzel yanıtlar veren sözlük yazarlarına da teşekkür ederek):
bana şu fıkrayı anımsatan önerme;
şeytan yeni gelene cehennemi gezdirir. her ülkenin kendine ait kazanları vardır. her kazanın başında bir zebani. çıkmayı başaranı içeri iter. bir kazanda yoktur bu zebani: türkiye. yeni gelen sorar: “neden türkiye kazanında yok?”. cevap basittir: “onlar çıkanı aşağıdan çekiyor zaten”
mütakabiliyet esası gereği bizim vize uygulamadığımız ülkelerden aynı şekilde uygulama talep edilmesi hususunda kamuoyu yaratmak yerine "madem ki biz vizesiz biryere gidemiyoruz başkaları da gidemesin" mantığıyla hareket eden arkadaşlara tavsiyem hazır eliniz değmişken kırmızı pasaport için de başlatın aynı kampanyayı. o eksik kalmasın.(makbenah, 25.05.2012 10:07)
tahammülsüzlük ve kıskançlık kokan bir önermedir. hazineden geçinmeli, ülke kalkınmasına tek kuruş katkısı olmayan bir çok devlet memuru ve ailesi yeşil pasaport alınca kimsenin sesi çıkmazken; ülkenin ekonomisini sırtlayan, 3 kuruş fazla ihracat yapayım diye o ülke senin bu fuar benim evinden, ailesinden haftalarca, aylarca uzakta kalan işadamlarına verilince mi uyandınız. bu mantıkla elçilik mensuplarına verilen kırmızı pasaportlar da ayrımcılık olmuyor mu?(stolenfiber, 25.05.2012 10:28 ~ 10:31)
mesele o kadar basit ki aslında. yeşil pasaport sahipleri bu ülkeye işleri dolayısıyla kanunen bağı olan ve bundan dolayı seyahat ettikleri ülkelere göç etme imkanı bulunmayan insanladır. vize talep eden ülkelerin vize talep etmelerinin en temel sebebi "sen bizim ülkeye gideceksin de sonra dönecek misin" sorunsalıdır. işte burda yeşil pasaport vize talep eden ülkelere tc devleti nezdinde bir nevi referanstır. yani daha basit bir anlatımla ; "bakın bu adam bizim memurumuz. sizin ülkeye yerleşemez,çünkü burda bize kanunen bağlı. göç etmeye kalksa dahi adamın götünden kan alırız" ın pasaportça söylenişidir.(ali mu, 25.05.2012 20:12 ~ 20:17)
bir yeşil pasaportlu olarak diyorum ki; yok öyle bir şey. ne ayrımcılığından bahsediyorsunuz siz? seyahat özgürlüğü engelleniyormuş, git sen onu sana vize uygulayan ülkelere söyle. ben yeşil pasaport alarak, senin özgürlüğünü kısıtlamıyorum. yeşil pasaport alamayanlar türkiye'den başka bir ülkeye gidemiyor mu? gidiyor. git, başvur, al vizeni, artık süresi ne kadarsa, git gez arkadaşım. ayrıca, sanki her yeşil pasaportu olan her ayın 2 haftasını yurtdışında geçiriyor sanki anasını satiim. bende var yeşil pasaport, daha yurtdışına çıkabildim mi? hayır. neyse, ayrıca gençler çok dar açıdan bakıyorsunuz her şeye. türkiye'de, dünya'da, o kadar çok ayrımcılık var ki, en son ağlayacağınız ayrımcılıktır bu ayrımcılık. bu olayın anca şu kısmına katılıyorum, "evet, iş adamları bu pasaporttan yararlanmamalı."son olarak beyler şu da ayrımcılık bence; (bkz: kırmızı pasaport)(dead and broken, 25.05.2012 20:15)
bir öğretmen çocuğu olarak savunan herkese eksiyi bastığım slogandır. he amk benim elimden yeşil pasportu alınca her ülkeye istediğin gibi girebileceksin.(neal cassady, 25.05.2012 20:40)
yanılgının pasaport hali: yok arkadaşım, yok öyle bir ayrıcalık! ben 22 yıllık devlet memuruyum; memur çocuğuyum; 3. dereceye yükseldiğim zaman ( yüksekokul mezunuyum, elbet yükseliniliyor yani bu dereceye) aldım bu yeşil pasaportu; çalışma yaşamının karşılığı olarak alınan ve şimdi nefretle üstüne laf edilen bir pasaportun sahibiyim; nefret edildiğinden dolayı vize evrakları toplamadan dünyada yaklaşık 198 ülkeye bilet alıp gitmenin rahatlığını yıllarımı verdiğim çalışma yaşamının bana vermesinden dolayı özür dileyecek olmadığım gibi övünecek de değilim. gönül ister ki bütün tc vatandaşlarına yeşil pas. versin herhangi bir hükümet böylece bürokrasiyi ve girilemeyen ülkeler sorununu bir kalemde silsin. e bunu yapmıyor hükümetler; ben greve çıkarken - cezayı, sürgünü ve birçok başka baskıyı göze alırken yanımda olmayan hatta küfredenler yeş,il pasaporta laf edince samimi olmuyor, kusura bakmayın. ne yapalım, yakalım mı yeşil pasaportlarımızı? yok, yakmayacağız, sizler ne zaman ki memurlara küfretmeyi bıraktınız, memur olmak için sınava girerken dahi bir yandan küfretmediğiniz zamanlarda bu hakları hep beraber almak iç,in mücadele ettiğimiz zamanlar siz de evropaya vizesiz gidebileceksiniz. ne kadaaa ekmek o kadaa köfte yani sevgili gri pasaportlu arkadaşım.(lula lilian, 25.05.2012 20:45 ~ 20:50)
yeşil pasaportu olmayan birtakım kişilerin eziklikleri sonucunda buldukları slogan.yeşil pasaporttan vize isteyip istememeyi türkiye cumhuriyeti'nin tasarrufunda zannetmektedir bunlar.gidin derdinizi avrupaya anlatın "bizi beenmiirmisiniz?" diye. fesatlar sizi.gerçi yarın öbür gün memurla evlenirseniz hemen deli gibi savunursunuz yeşil pasaportu. o yüzden münasip bir eş bulun kendinize hadi bakalım.(cayintasicayinkusu, 25.05.2012 20:56)
yeşil pasaportun tam olarak ne olduğunun anlaşılmadığını gösteren yargı. yeşil pasaport devletin kendi memurlarına ve onların ailelerine tanıdığı bir imtiyaz değildir.
türkiye cumhuriyeti vatandaşlarına başta schengen alanına üye ülkeler olmak üzere avrupa birliği üyesi ülkeler vize uygulamaktadır. istenildiği kadar bizim serbest dolaşım hakkımız vardı, biz istediğimiz gibi gezebilmeliyiz, tozabilmeliyiz denilsin pratikte işler öyle yürümez. bu olay ne kadar sahiplenirse sahiplenilsin sorun oluşturan bazı realiteler ortadan kalkmadıkça bu iş de pratiğe dökülemez.
schengen alanını oluşturan 26 ülkenin* veya avrupa birliği üyesi 27* ülkenin sınır güvenliği konusunda kendi içinde uygulaması gereken belli başlı kurallar vardır. özellikle avrupa birliği ekonomik olmasının yanında siyasi de bir örgütlenmedir ve göç, kaçakçılık vb politikaların belirlenmesinde ortak kararlar vermek zorundadır. bu bağlamda yaklaşık türkiye yaklaşık 75*milyonluk nüfusu ile bu ülkelere göre potansiyel bir göç kaynağıdır. bu ülkeler kendi vatandaşlarının iş refahının korunması kapsamında da realist davranarak vize uygulamasına gitmektedir. ben göç etmem, sırtıma çantamı vurup gezeceğimci kısım için sorun işin bu kısmında başlıyor gibi. sadece belli bir grup düşünüldüğü için vize uygulamasının haksız ve saçma olduğu zannediliyor. saçmalamayın kardeşim, kafayı büyük şehirlerden biraz dışarı çıkartın. adamın ağzında dişi ayağında ayakkabısı yok. x ülkesinde ayda 1000euro maaş vereceğiz + sosyal imkanlar denilse tası tarağı toplayıp göçer gider, sen hala ne gezmesinden ne tozmasından bahsediyorsun?
fakat bu sefer de şöyle bir durum ortaya çıkıyor. türkiye ne herkesin başka yerlere göç edeceği durumda bir ülke ne de tüm nüfusun bolluk bereketlilik içinde yaşadığı bir yer. yukarıda bahsettiğim ülkelerin vize uyguladığı ülkeler içinde belki de en eli yüzü düzgün ülke. bu durum da işin içine girince hem sadece iş, eğitim, turizm gibi amaçlarla seyahat edebilecek bir grup hem de ilk fırsatta tası tarağı toplayıp gidecek bambaşka bir grup ortaya çıkıyor ki ikisinin de sayısı çok ciddi rakamlarda. iş bu şartlar altında schengen alanını oluşturan ülkeler(ab değil) devletin göç etmeyeceklerine kefil olabileceği belli bir grubu vizeden muaf tutabiliyor. bu kapsama giren vatandaşlara da yeşil pasaport veriliyor. vize rejimleri incelendiğinde görülecek ibare, yeşil pasaporta x ülkesi 90 güne kadarki seyahatlerde vize uygulamamaktadır' örneğinde bir şey olacaktır. yani yarın birgün isteyen ülke yeşil pasaporta da vize uygulayabilir. vize uygulaması pasaportu veren değil, ona giriş işlemi yapan ülkenin tekelindedir.
yani bu şartlar altında yeşil pasaport imtiyazdır ya herkese verilsin ya da kaldırılsın yaklaşımı hayalperestlikten başka bir şey değildir. herkese verildiği takdirde yeşile de vize uygulanır. yeşil pasaport işadamlarına da veriliyor ayrımcılık bu yaklaşımı da bu hayalperestliğin ürünüdür. zaten kolayca uzun süreli vizeler alabilecek insanlar basitçe bir angaryadan kurtarılır bu uygulama ile en fazla.
not: evet yeşil pasaport sahibiyim.
(das auto, 25.05.2012 20:59)
buna sahip olmayanlar eğer sahip olsaydı olsaydı kesinlikle ayrımcılık değil, sahip olanların elinde olmasaydı kesinlikle ayrımcılık diyecekleri pasaport türü.(sarpito, 25.05.2012 21:12)Tüm yorumları okumak için lütfen TIKLAYIN!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








