Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2013 Pazartesi

Pasaporta Yine ZAM, Yine ZAM!

Dünyanın en pahalı pasaportu Türkiye Cumhuriyeti'nin pasaportu. Sanki yeterince pahalı değilmiş gibi her yıl "yeniden değerleme" oranında zamlanıyor. Bu yıl %3,93 zamlanacak.

Otomatik olarak her yıl zamlanan dünyadaki tek pasaport Türk pasaportu. Bu zam öyle bir düzeye geldi ki yurttaşların temel ve Anayasal hakkı olan seyahat özgürlüğünü elinden alacak düzeye ulaştı. Bugün dünyada ortalama 60 dolar olan 10 yıllık biyometrik pasaport ücreti, Türkiye'de 260 dolar seviyesine geldi.

513 lira olan 10 yıllık pasaport, zamdan sonra 534 liraya ulaşacak. 

T.C. pasaportunun sadece bir kimlik belgesi olduğunu ve kazanç kapısı olmadığını Maliye Bakanı sayın Mehmet Şimşek'e, diğer hükümet yetkililerine 3 yıldır anlatmaya çalışıyoruz. Sayın bakan bu konuda en küçük bir açıklama yapmıyor, neden dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarımıza sattıklarını açıklamıyor, neden her yıl otomatik zam yaptıklarını söylemiyor.

Bu temel problem sadece Türkiye'de yaşayan yurttaşlarımızın değil, gurbetçilerimizin de en çok etkilendikleri sorunların başında geliyor. Yurt dışında da birçok kişi bu ücreti veremeyecek, karşılayamayacak durumda. Zaten asgari ücretin 800 lira olduğu bir ülkede, 534 liraya bir pasaport olur mu? Devletin vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi değil mi bu?

4 kişilik bir aile yurt dışına çıkmaya karar verdiği zaman 2.500 liraya yakın bir ücreti daha yol, konaklama, vize harcı gibi masrafları düşünmeden ücret ve harç olarak devlete ödemek zorunda. "Sen ülkende otur, sakın bir yere kıpırdama" demenin bir yolu, bu fahiş ücretler... 

6 aylık veya 1 yaşındaki çocuğunuz için de aynı ücreti ödüyorsunuz, 15 yaşındaki için de, üstelik dünyanın birçok ülkesinde gençler ve çocuklar için %50 oranında ücret indirimleri yapılırken.

Bu haksız muameleyi kabul etmiyoruz.
Otomatik pasaport zammına HAYIR! diyoruz.
Fahiş pasaport ücret ve harçlarına HAYIR!diyoruz.

Sayın Maliye Bakan Mehmet Şimşek'e Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak YİNE sormak istiyoruz: Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının günahı nedir, neden en fahiş pasaport ücreti biz de, neden dünyada sadece biz yurt dışına çıkarken harç ödüyoruz, neden çocuklarımız, gençlerimiz için en ufak bir indirim yapılmıyor?

Seyahat özgürlüğü bir temel insan hakkı, Anayasal bir hak, bir ihtiyaç, hayatı, dünyayı kavrama, anlama, sevme aracı... Bir yandan Dünya ülkelerinin Türkiye'ye koyduğu vizeleri kaldırmaya çalışırken, Avrupa Birliği'nin haksız vize uygulamalarına eleştiri getirirken neden kendi vatandaşlarınıza adeta "vize" koyuyorsunuz?

Neden kendi yurttaşlarınıza müşteri muamelesi yapıyorsunuz, sayın bakan?

25 Temmuz 2013 Perşembe

CHP'den Kanun Teklifi: "Yurt dışı çıkış harcı kalksın"

Uzun zamandır mücadelesini verdiğimiz, "deli dumrul vergisi" olarak nitelediğimiz yurt dışı çıkış harcının kaldırılması için CHP Grup Başkanvekili, İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi bir kanun teklifi verdi.

Bu kanun teklifini Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak destekliyoruz ve hükümetin de "muhalefetten" geldiği için karşı çıkmamasını, tamamen haklı gerekçelere dayanan bu teklife destek vermesini istiyoruz.

Yurt dışına çıkış harcı, temel bir insan hakkı, Anayasal bir hak olan "seyahat özgürlüğü"nü açık bir biçimde kısıtlayan ve ihlal eden bir uygulamadır. Son verilmelidir.

CHP Grup Başkanvekili, İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi'nin kanun teklifi'nin detayları şöyle:

Uygulamada görülen aksaklıklar üzerine 1974-1977 yılları arasında uygulaması durdurulan bu kanunun, 1978'de tekrar uygulamaya konulduğuna işaret edilen gerekçede, kanunun, döviz satışlarında, avans tahakkukları ile avansların kapatılmasında veya avansların iadesinde gereksiz kırtasiyeciliğe neden olması; özellikle yurt dışı seyahatlerin serbest bırakılması ve kambiyo rejiminde kolaylık ve gerçekçilik sağlanması gerekçeleriyle 1984 tarihli ve Dış Seyahat Harcamaları Vergisi Kanununun Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun ile yürürlükten kaldırıldığı belirtildi.

Toplu Konut Kanunu'nun 1984'te yürürlüğe girmesiyle, yurt dışına çıkışlarda Toplu Konut Fonu için 100 dolar alındığı ancak Toplu Konut Fonu'nun merkezi yönetim bütçesine dahil edilmesini amaçlayan 2001 tarihli ve 4684 sayılı kanunla bu uygulamaya da son verildiği vurgulandı.

Gerekçede, 29 Haziran 2001 tarihli Yurt Dışına Çıkışlardan Harç Alınması ve 4481 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile KKTC hariç, yurt dışına çıkış yapan Türk vatandaşlarından çıkış başına 50 dolar alınmasının hükme bağlandığı, harç tutarının 2002 tarihli kanunla 70 lira olarak değiştirildiği belirtildi.

Kanunun verdiği yetkiyle Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen 15 adet muafiyetin, zaman içerisinde 23'e ulaştığının ifade edildiği gerekçede, pasaport ile yurt dışına çıkış yapan kişilerin yaklaşık olarak 2003'te yüzde 15'inin, 2004'te yüzde 13'ünün ve 2005'te yüzde14'ünün harç ödediğinin tespit edildiği kaydedildi.

Gerekçede, 2007'de Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun İle Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yurt dışına çıkış yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından çıkış başına 15 Türk Lirası harç alınmasının kabul edildiği anımsatılarak, şöyle denildi:

"Seyahat özgürlüğü dolaşım, gidip-gelme, yer değiştirme ve yerleşme serbestliği anlamına gelmektedir.Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci devam etmektedir. AB'ye üye ülkelerin hiçbirinde yurt dışına çıkış harcı uygulaması bulunmamaktadır. Yurt dışına çıkış harcı, seyahat özgürlüğünün önünde engel olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ne ve anayasaya aykırıdır. Ekonomik ve sosyo-kültürel ilişkilerin uluslararası anlamda eşi görülmemiş bir yoğunluğa ulaşması, turizm sektörünün içinde bulunduğu atılım, beyin gücünün transferi, uluslararası derneklerin çalışmaları, yüz binlerce insanın uluslararası yolculuğunu ve dolaşımını zorunlu kılmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilirliğinin sınırlarını azami ölçüde genişletmek bütün dünya devletleri bakımından zorunluluk arz etmektedir. İnsan haklarına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı uluslararası belgelerde olduğu gibi 1982 Anayasası'nda da seyahat özgürlüğü herkese tanınmıştır.

Harç, bazı kamu kuruluşlarının sundukları kamusal hizmetlerden yararlananların, bu yararların belli bir bedeli olarak ödedikleri karşılıklardır. Vergiler karşılıksız olduğu halde, harç karşılıklıdır. Yurt dışına çıkışta kamuca verilen bir hizmet söz konusu değildir. Kamusal bir hizmet söz konusu olmadığına göre, yurt dışına çıkan vatandaşlardan miktarı ne olursa olsun harç adı altında bir bedel talep etmek de söz konusu olamamalıdır. Bakanlar Kurulu'na Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından yurt dışına çıkış harcının sıfıra indirilmesi yönünde yetki verilmesi; yurt dışına çıkacaklar için bir ayrıcalık tanınması anlamına geleceği, bu tür ayrıcalıkların ise verginin verimliliği ve vergide adalet ilkelerine aykırılık teşkil edeceği gibi; harcı sıfıra indirmenin verginin kaldırılması sonucunu doğuracağı, bunun ise verginin yasallığı ilkesi ile bağdaşmayacağı açık olduğundan Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun İle Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1. maddesi anayasanın 73. maddesi ile de bağdaşmamaktadır. Teklif ile kanun yürürlükten kaldırılmakta ve seyahat özgürlüğünün önünde engel teşkil eden uygulamaya son verilerek Anayasa'nın 23. maddesi ile uyum sağlanmaktadır."

Kanun Teklifi'nin tümünü okumak için lütfen TIKLAYIN!

8 Mayıs 2013 Çarşamba

NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?

Aslında bu soruya tek bir yanıt yeterli olmalıydı. Böyle bir yasa açık seçik bir biçimde Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" maddesine aykırı... Ama ülkemiz "imtiyazlar" söz konusu oldu mu herkesin kendine Anayasası ve demokrasisi olduğu için bu en anlamlı itiraz bir şey ifade etmiyor.

Peki biz NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?

Çünkü kendi vatandaşı 100'e yakın ülkeye gitmek için vize harcı öderken,

Çünkü kendi vatandaşı konsolosluklarda vize eziyeti ve bürokrasisi ile bunaltılırken,

Çünkü kendi vatandaşı vizesi olduğu zaman bile gümrüklerde, ülke girişlerinde bin bir eziyet çekerken,

Çünkü kendi vatandaşına seyahat özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu göz ardı edip dünyanın en pahalı pasaportunu satarken,

Çünkü kendi vatandaşına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaporta her yıl otomatik zam yaparken,

Çünkü kendi vatandaşının ailesinden, 1 yaşını doldurmamış bebeğinden bile 513 TL pasaport harç/ücreti alırken,

Çünkü kendi vatandaşına her yurt dışı seyahatinde yurt dışına çıkış harcı garabeti ile eziyet ederken,

Çünkü kendi vatandaşının çektiği eziyetlerden bi haber kendine "yeşil pasaport" diye bir pasaport uydurmuş, tek bir kuruş pasaport, vize harcı ödemeyip bunu bile yeterli görmezken,

Çünkü bu ülkenin Anayasası'nda "aççık seççik"  "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" yazarken,

Evet bütün bunlar dururken...

Ama en çok neden karşıyız biliyor musunuz?

Bu yukarda saydıklarım yerinde dururken, "biz görevimizi yapıp kendi vatandaşlarımız üzerindeki bu eziyetleri, sorunları çözdük mü de kendimize ve ailelerimize ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini istiyoruz?" diye soran bir vicdan, 1 (bir) milletin vekili bile çıkmadığı için karşıyız.

19 Nisan 2013 Cuma

Milletvekillerine Ömür Boyu Diplomatik Pasaport Verilsin mi?

TBMM'de milletvekillerine yeni hak ve imtiyazlar veren bir yasa teklifi var. Ömür boyu diplomatik pasaport verilmesi de bunlardan biri... Bunu halka sormadılar, biz size soruyoruz, ne düşünüyorsunuz?

Bu anketi Facebook hesabımızda yapıyoruz. 2 hafta sürecek! Sonuçları 2 hafta sonra TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek'e ileteceğiz. Lütfen katılın, herkesin katılmasını sağlayın, görüşlerimizi, tepkilerimizi doğru adrese, milletvekillerine iletebilelim.

Ankete katılmak için lütfen TIKLAYIN!

18 Nisan 2013 Perşembe

Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport EŞİTSİZLİKTİR!

Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesi söz konusu. TBMM'de bir yasa teklifi hazırlığı var, basına yansıyan bilgilere göre bu teklif milletvekillerine birçok yeni imtiyaz sağlıyor.(*)

Öyle ki vatandaşların rüyalarında göremeyecekleri imtiyazlar, vekillerine hak olarak veriliyor, hem de ömür boyu.

Milletvekillerinin, milletin temsilcisi olarak görev süreleri boyunca birçok özel hak ve imtiyazdan yararlanmaları, görevlerini layıkıyla yapabilmeleri açısından zorunlu olabilir. Ve hatta "dokunulmazlık" da bu kapsamda değerlendirilebilir. Aynı şekilde görevleri gereği yasaların çizdiği çerçevede ailelerinin de bunlardan yararlanmaları tabidir.

Ancak biz bir kişiyi milletvekili olarak seçtiğimiz zaman onu ömür boyu "milletvekili" seçmiş olmuyoruz. Aynı diğer mesleklerde emekli olanlar gibi onların da görevlerini gerçekleştirmek için sağlanan birçok ayrıcalığa, hakka ve "dokunulmazlığa" veda edebilmesi gerekir.

Yasama Meclisi'nde bu hakkı "kullananların" orada kendi geleceklerini değil, önce milletin geleceğini kurtarmak, garanti altına almak için bulunduklarını bir an bile unutmamaları gerekir.

Aynı şekilde kendilerine sağlanan diplomatik pasaport hakkı, tamamen Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettikleri ve görevlerinden ötürü kendilerine verilmektedir. Bu "temsil" son bulduğunda diplomatik pasaportlarını teslim etmeleri de zorunludur. 

Zaten vatandaşla emekli olduktan sonra da aynı pasaportu kullanmayan "yeşil pasaportlu" bürokratlar, ne bordo pasaportun halinden ne vize derdinden ne de "seyahat özgürlüğü"nün önündeki diğer engellerden anlıyorlar. Ne harç ödüyorlar, ne de vize derdi, kuyruğu, suratı çekiyorlar. Bunun değişmesi için de mücadele vermiyorlar.

Üstelik emekli milletvekilleri "yeşil pasaport" gibi dünyada eşi benzeri olmayan "hususi" pasaport ayrıcalığına/ayrımcılığına kavuştukları halde, şimdi onu ömür boyu Diplomatik pasaporta dönüştürmek istiyorlar.

Türkiye kast sisteminin geçerli olduğu bir ülke değildir. Yeşil pasaport ayrımcılığı yetmezmiş gibi bir de buna "diplomatik pasaport ayrımcılığı" eklenmektedir. Pasaport hakkının ömür boyu kullanılacak bir hale getirilmesi Anayasa'nın eşitlik ilkesinin doğrudan zedelenmesi demektir. 

Milletvekillerinin ömür boyu diplomatik pasaport hakkını kendi kendilerine vermeleri, Anayasa'nın 10. maddesini, "Kanun önünde eşitlik ilkesi"ni, "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" diyen fıkrayı açık biçimde yok saymaktır.

Anayasa'yı korumaya yemin eden milletvekilleri, "eşitlik" ilkesini yok sayan bu yasa teklifi TBMM'den geçerse önce yeminlerini çiğneyeceklerini görebiliyorlar mı?


(*) Yasa teklifi birçok yeni, akıl almaz imtiyaz sağlıyor. Emekli Milletvekillerinin de plakasını bildirecekleri bir araçlarına trafikte cezası kesilmeyecek.Vekillerin bildirecekleri araçlara "geçiş üstünlüğü" de tanınacak. Yani vekillerin araçları, ambulans ya da polis araçları gibi, geçiş üstünlüğüne sahip olacaklar.

4 Mart 2013 Pazartesi

"Yurt dışı çıkış harcı kalksın" kanun teklifi!


Yurt dışı çıkış harcının kaldırılması için TBMM'ye kanun teklifi verildi. CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın 27.02.2013 tarihinde verdiği teklifin gerekçesinde dünyada bir benzeri daha bulunmayan bu harcın hem işlevsiz, hem Anayasaya aykırı hem de vatandaşlara bir eziyet olduğunu vurguluyor.

Uzun zamandır Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak yurt dışına çıkış harcına karşı da kampanyalar yürütüyoruz. Geçen yıl "bu sefer olmaz" diyerek yapılmak istenen bir zamma karşı kampanya yaptık ve etkili oldu, zammı önledik. Ama asıl hedefimiz "seyahat özgürlüğü"nün önünde tam anlamıyla bir engel oluşturan bu harcın tümüyle kaldırılmasıdır.

Öğretim görevlisi Serkan Köybaşı da Anayasa'ya aykırı bu harcın kaldırılması için 4 yıldır hukuksal mücadele veriyor. 2009 yılında açtığı dava 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun’un çeşitli gerekçelerle Anayasa’ya aykırı olduğu üzerine kurulu, davası şu anda temyiz aşamasında. 

TBMM'ye verilen bu kanun teklifini sonuna kadar destekliyoruz.

Milletvekili Ayaydın, kanun teklifinin gerekçesinde  "Yurt dışına çıkış harcı"nın nasıl çıktığı ve nedenleri üzerinde de durarak şimdi bunun nasıl işlevsizleştiğini de çok güzel açıklamış. Bu harç Türkiye’nin büyük döviz sıkıntısı çektiği bir dönemde yurt dışına çıkışları caydırmak ve bu yolla döviz tasarrufu yapabilmek amacıyla dış seyahat harcamaları vergisi adı altında ilk kez 1970’li yıllarda konulmuş bir uygulamaydı.

1980’li yıllarda bu vergi kaldırılarak yerine Toplu Konut Fonu getirilmiştir. Ancak Toplu Konut Fonu uygulamasının başarısız olması üzerine 2001 yılında yurt dışına çıkış harcı uygulamasına geçilmiş ve 2007’de çıkarılan 5597 sayılı Kanunla getirilen çeşitli değişikliklerle bu uygulama devam ettirilmiştir.  Önceleri kişi başına 50 dolar olan bu harç, zaman içinde 70TL olarak belirlenmiş ve nihayet 5597 sayılı kanunla 2007 yılından beri 15 TL olarak uygulanmaktadır.

Hali hazırda yurt dışına ticari taşımacılık yapan araçların mürettebatı (pilot, hostes, şoför vb.), 7 yaşından küçük çocuklar ve yabancı ülkede oturma izni olanlar dışında Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkan herkes, çıkış kapılarında 15 TL’lik bu harcı ödemek durumundadır.

Bu harç çağdışı ve vatandaşlara zahmet getiriyor.

Yurt dışına çıkış harcı, her şeyden önce çağdışı ve vatandaşlara zahmet getiren bir uygulamadır. Ayaydın'ın vurguladığı gibi, "yüzyıllar öncesinde kalan bir tür baş vergisi, kelle vergisi görünümündedir. Bu yönüyle ülkemize yakışmamaktadır." Bu uygulamanın dünyada hiçbir ülkede örneği bulunmamaktadır.

Ayrıca, geliri TOKİ’ye  tahsis edilen yurt dışına çıkış harcı, mali yönden gün geçtikçe anlamını yitiren, tahsilatı azalmakta olan bir gelir kalemine dönüşmüştür. Ayaydın kanun teklifinin gerkçesinde, 2012 yılında bütçe hedefi olarak 111 milyon TL olarak öngörülmüş olsa da yıllık harç tahsilatının ancak 67 milyon TL olarak gerçekleştiğini belirtmektedir.

Gelir tutarları hedeflendiği gibi yüksek değil 
2007 yılında harç tutarı 70TL’den 15TL’ye düşürülerek 23’e ulaşan muafiyet alanı kaldırılıp harç tabanı genişletilmiş, daha iyi bir tahsilat öngörülmüş ancak bu öngörü gerçekleşmemiştir. Zira yurt dışına çıkış harcı 70 lira iken 2006 yılında 102,3 milyon gelir elde edilmişken, harcın 15 lira olduğu 2011 yılında 88,6 milyon TL, 2012 yılında ise ancak 67 milyon TL gelir elde edilebilmiştir. Bu gelir, TOKİ için de bir anlam ifade etmekten tamamen uzaktır, yani kanunun/harcın temel nedeni de gerçekleşmemektedir. 

Tüm bunlardan daha önemlisi ise yurt dışına çıkış harcı uygulamasının içerdiği hukuksuzluk, Anayasal bir temel hak olan "seyahat özgürlüğü"ne yönelik kısıtlayıcı anlayıştır. 2010 yılındaki referandum sonucu yapılan anayasa değişiklikleri ile vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyetinin, ancak suç soruşturması ve ya kovuşturması sebebiyle hakim kararına bağlı olarak sınırlanabileceği hükmü kabul edilmiştir. Böylelikle vergisel yükümlülük kapsamında yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi uygulamasına son verilmiştir.

Yurtdışına çıkış harcı Anayasaya aykırılık taşıyor

Bir yandan vatandaşların seyahat özgürlüğünün genişletilmesi söz konusu iken, diğer yandan yurt dışı çıkış harcı uygulaması ile fiili bir engelin sürdürülmesi kabul edilemez bir tutumdur. Zira bugün yurt dışına çıkış harcını ödemeyen bir kişinin ülkeden çıkış yapmasına kolluk kuvvetleri izin vermemektedir. Oysa anayasa hükmü çok açık olup, yurt dışına çıkış sadece hakim kararına bağlı olarak engellenebilecektir.

Türkiye bu harç gelirini TOKİ’ye başka kaynaklardan aktarabilir

Ayaydın'ın verdiği Kanun teklifi ile yurt dışına çıkş harcının yarattığı gelirin işlevsizliğini de gösteriyor. Anayasaya aykırılık taşıyan, kişi hak ve özgürlüklerini hiçe sayan; gelişmiş hiçbir ülkede örneği olmayan, çağ dışılık arz eden; mali yönden ciddi bir düşüş gösteren ve vazgeçilebilir düzeyde bir gelir getiren yurt dışına çıkış harcından sağlanan geliri başka kaynaklardan temin ederek TOKİ’ye aktarabilecek güçte ve potansiyelde bir ülkedir. 

Dünyada hiçbir örneği olmayan bu "deli dumrul vergisi"ne karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. TBMM'de ve halkımız arasında bu mücadelenin daha çok yankı bulmasını, bu temel hak ihlaline her yurttaşımızın karşı çıkmasını diliyoruz.

CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın'ın verdiği Kanun teklifine ulaşmak için TIKLAYINIZ!

24 Mayıs 2012 Perşembe

Basın Açıklaması: Yeşil pasaport imtiyazdır, ayrımcılıktır!


BASIN AÇIKLAMASI 

24.05.2012 

Yeşil pasaport imtiyazdır, ayrımcılıktır! 

  • Yeşil pasaport Anayasamızın “kanun önünde eşitlik” ve “yerleşme ve seyahat özgürlüğü” maddelerine aykırıdır! Eşitlik ilkesi açıkça çiğnenmektedir. 
  • İşadamlarına da yeşil pasaport verilmesi ayrımcılığı artıracaktır. Hangi meslek grubu olursa olsun bu kapsam genişletilerek “ayrımcılık” kalıcı hale getirilemez. 
  • Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, kazandığımız “serbest dolaşım hakkına” sonuna kadar sahip çıkmak, yeşil pasaport gibi yan yolları genişletmeye son vermekle mümkündür. 
  • Yeşil pasaportun yarattığı “ayrımcılığı” Anayasa Mahkemesine bir davayla taşıyacağız. 
  •  Eşitlik ve seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşlarıyız! 

Devlet, 12 Eylül askeri darbesinden sonra özellikle Avrupa Birliği ükelerinin vize uygulamalarına başlaması nedeniyle memur /bürokratlarına (ailelerine) bu ülkelerde vize ve ayrıca “harç” kolaylığı sağlayan “yeşil pasaport” uygulamasına geçti. Dünyada bir benzeri olmayan bu pasaport türü vatandaşlar arasında ciddi bir “ayrımcılığa” yol açmışken şimdi bunun kapsamının belli koşulları yerine getiren iş adamları için de genişletileceği açıklandı.

Biz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırtçantalılar Topluluğu olarak yeşil pasaportun, Anayasamızın “kanun önünde eşitlik” ve “yerleşme ve seyahat özgürlüğü”nü güvence altına alan 10. ve 23. maddelerine aykırı olduğunu düşünüyoruz. Hangi meslek grubu olursa olsun bu kapsam genişletilerek “ayrımcılık” kalıcı hale getirilemez.

Memur ve bürokratlar için "hizmet pasaportu" gibi ayrı bir pasaport çeşidi varken, ailelerini de kapsayacak bir biçimde vize ve harç kolaylıkları sağlayan "yeşil pasaport" uygulaması tam bir ayrımcılık abidesi gibi dururken, şimdi bunlara bir de iş adamlarına verilecek yeşil pasaport eklenmesi kabul edilemez.

Bir yandan Avrupa Birliği ülkeleri çoktan sonlandırmaları gereken vizeleri, fahiş harçları tam bir işkenceye dönüştürürken, diğer yandan kendi devletimiz bize “ayrımcılık” uyguluyor.

Anayasamız tarafından da güvenceye alınan eşitlik ilkesi ve temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğümüzü” ihlal eden bu pasaportun külliyen kaldırılmasını istiyoruz!

Hükümetimizin tüm dünyada Türkiye’ye konan vizelerin kaldırılması için uğraşırken bu ayrımcılığın kendi politikalarıyla çeliştiğini düşünüyoruz. TBMM’de birçok milletvekilinin yeşil pasaportun kapsamının genişletlemesini isteyen kanun değişikliği teklifleriyle de bu ayrımcılığın artarak süreceği kaygısını taşıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının Avrupa Birliği'nde kazandığı serbest dolaşım hakkına sonuna kadar sahip çıkmak, bunu asla pazarlık konusu yapmamak gerekir. Çipli pasaport, sınır güvenliği, geri kabul anlaşmasında somut adımlar atarken yeşil pasaport için yapılacak pazarlıklar, aslında AB'ye yaramakta vize mücadelesini akamete uğratmaktadır. Ayrıca yeni pasaport yasasında yeşil pasaport ayrımcılığının son bulmasını beklerken iş adamlarına yönelik yaygınlaştırma çabası tam bir çelişkidir.

Hükümetimizi, dünyanın en hızlı 2. büyüyen ülkesinin, dünyanın en pahalı pasaport ücretini dünya ortalamasına düşürmeye, yurt dışına çıkış harcını kaldırmaya, Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamaları ile “yeşil pasaport” gibi ayrımcılık yaratan uygulamalarla değil, kazanılmış “serbest dolaşım hakkı”nı hayata geçirmek için mücadele etmeye davet ediyoruz.

Bizler aklına gelen her sorunu imtiyaz veya ayrımcılık yaratarak çözmeyi düşünen vekiller değil , yurttaş ve hak odaklı düşünen, haklarımızı genişleten çözümler ve hizmetler üreten vekiller istiyoruz.

Temel haklar konusunda yansıtılan her haberi, içeriğine bakmadan manşetten “müjde”olarak veren medyamızın, eğer manşetten “yorum” yapacaklarsa bunu temel hak ve özgürlükler perspektifinden yapmasını bekliyoruz.

Tüm mecralarda ve sosyal medyada bu konuda başlattığımız “yeşil pasaport ayrımcılıktır” kampanyasıyla bir yandan kamuoyunda farkındalık yaratmayı sürdürürken, diğer yandan yeşil pasaportun yarattığı “ayrımcılığı” Anayasa Mahkemesine bir dava olarak taşıyacağımızı kamuoyuna duyurmak istiyoruz.

Eşitlik ve seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşlarıyız!

Değerli Basın mensuplarına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri - Sırtçantalılar Topluluğu

İrtibat:
O. Suat Özçelebi (Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri) / Onur İnal (Sırtçantalılar Topluluğu)
T: 0212 2665440 F:0212 2664991 E: seyahatozgurlugu@gmail.com

http://www.seyahatozgurlugu.com
http://sirtcantalilar.com/

Twitter: @seyahatozgurluk
@sirtcantalilar

3 Ocak 2012 Salı

Akıncı: "Pasaportunuzdan yüzde 15 daha uzaklaştınız"

Hürriyet Gazetesi yazarı Bahar Akıncı "seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" adlı yazısıyla bloğumuzu tanıttı. Dün Hürriyet internet sitesinde yer alan yazı, herkesi seyahat özgürlüğü mücadelemize destek vermeye çağırıyordu.


Akıncı'nın yazısının son bölümünü buraya alıntılıyorum:


Yurt dışına çıkmak istiyoruz, evet.
Okumak için. Görmek için. Çalışmak için. Sağlık için.
Veya sırf canımız istediği için.
Lütfen, seyahat özgürlüğünüze sahip çıkın.


ÇÜNKÜ BİZ SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ GÖNÜLLÜLERİ, DÜNYANIN EN PAHALI PASAPORTLARINI KULLANMAK İSTEMİYORUZ!


Yazının tümü için lütfen TIKLAYIN!

11 Haziran 2011 Cumartesi

Seyahat Özgürlüğü Açık Radyo'da...

"Seyahat Özgürlüğümüzü Geri İstiyoruz" kampanyamıza yeniden hareket verecek kararların uygulaması ve İstanbul ODTÜ Mezunlar Cemiyeti'nde aldığımız kararları kamuoyuyla paylaştığımız ilk radyo programımız pazartesi günü Açık Radyo'da. Sırt Çantalılar Grubu kurucusu Onur İnal ile birlikte katılacağız.


Kampanyamızın kamu otoritesine ulaşması, destek veren ve duyarlı kitlelerin farkındalığını artırmak, yeni etkinlikler ile yeniden ivme kazandırmak için gerçekleştirdiğimiz ilk programımızı lütfen dinleyin.

13.06.2011 Pazartesi günü Anayasa Hukukçusu Serkan Köybaşı'nın "Benim Anayasam" adlı programında saat 10.30'da... Yeni Anayasa'da "seyahat özgürlüğü" ile ilgili taleplerimizi, eleştiri ve önerilerimizi dinleyin.


Pazartesi; Açık Radyo 94.9; 10.30; Benim Anayasam
Dinlemek için Tıklayın!

22 Ağustos 2010 Pazar

İmza kampanyası, yeşil pasaport ve vizeler üzerine...

"Seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" kampanyamız çerçevesinde başlatacağımız imza kampanyası için geri sayım başladı. Son hazırlıkları yapıyoruz. Dünyanın en pahalı pasaportuna sahip olmak istemiyoruz. Ve bu ayıptan kurtulmak için hep birlikte mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu konudaki gelişmeleri, siz "seyahat özgürlüğü gönüllüleri" ile daha sıklıkla paylaşacağım.

Pasaport ücretleri konusunda sağladığımız %50 indirim, birçok "seyahat özgürlüğü gönüllüsü"ne bir tür başarı sarhoşluğu/rehaveti getirdi. Ve hala dünyanın en pahalı pasaportunu kullandığımız gerçeğini unutmuş görünüyorlar. İmza kampanyası bu gerçekle de bizi tekrar yüzleştireceği için oldukça önemli bir etkinlik olacak.

Basında son zamanlarda "vize" sorunu konusunda daha fazla yazı çıkmaya başladı. Özellikle "seyahat özgürlüğü gönüllüleri"nden Ufuk Yünlü ve Onur İnal bu konuyu da basın düzeyinde de ilgiyle takip ediyorlar. Birçok gazeteciye bu konuya karşı duyarlılığımızı iletiyorlar.

Vize, hem harçlar, hem istenen anlamsız belge ve bürokrasisi, ama en çok "eziyet" ve insanlık dışı muamele boyutuyla yurtdışına gitmek isteyen tüm yurttaşlarımızın başının belalısı. Üstelik devlet bu konuda ciddi bir ilerleme bi tülü sağlayamadı, AB ülkelerinin hukuksuz vize uygulamalarına somut bir mücadele başlatılamadı.

2-3 aydır bana ulaşan mesajların büyük bir çoğunluğu "seyahat özgürlüğü gönüllüleri"nin vize konusunda da bir mücadele başlatmaları yönünde...

Bir diğer konu da "yeşil pasaport" garabeti. Bu tür bir pasaport dünyada yok. Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırı olarak, devlet kendi üst düzey bürokrat ve memurları için, ayrıca onların aileleri için bir pasaport "uydurmuş". Bu pasaport sahipleri kendileri ve aileleri için sadece pasaport ücreti ödüyor, harç ödemiyorlar. Ayrıca birçok ülkeye vizesiz giderek, vize harçlarında da ayrıcalık kazanmış durumdalar.

Uzun yıllardır süren bu eşitsizlik, hem vatandaşlar arasında ciddi bir ayrımcılık yaratıyor hem de bu pasaport sahiplerini, yani temelde duyarlılığı daha yüksek olması gereken bürokratları pasaport sorunu karşısında kayıtsız ve duyarsız hale getiriyor.

Yeşil pasaport, bir "eşitsizlik" belgesidir. Anayasa'nın açık seçik çiğnenmesidir. Devletin kendi yurttaşları arasında ayrımcılık yapmasıdır. Çözemediği vize sorununu, belli bir kitleye imtiyaz sağlayarak "çözmüş gibi yapması", kendini aldatmasıdır. Hizmet pasaportunun olduğu bir ülkede, yeşil pasaportun hiç bir haklı gerekçesi ve bahanesi olamaz.

Seyahat özgürlüğü gönüllüleri olarak, bundan böyle mücadele alanımızı daha da genişleteceğiz.

Ancak ilk hedefimizden henüz şaşmamalıyız. Dünyanın en pahalı pasaportunu, dünya ortalaması olan 50 dolar seviyesine indirmesi için devlete/hükümete, sorunu/çözümü duyurmak. Toplumsal farkındalığı artırmak için hala almamız gereken ciddi bir yol var.

"Seyahat özgürlüğü"nün temel bir insan hakkı olduğu konusunda neredeyse hiç olmayan bir bilinç düzeyi ile hareket etmek zorunda kalıyoruz. Bırakın sıradan yurttaşlarımızı, birçok etkili yetkili kişi bile bu "Anayasal hak" konusunda bilgisiz.

Son referandumda oylanacak Anayasal değişikliklerden birinin yine "seyahat özgürlüğü" kapsamında olduğunun da çok az kişi farkında.

Kısacası, "seyahat özgürlüğü" Türkiye'de birçok özgürlük alanı içinde en çok ihmal edilenlerden biri. Haklar ve özgürlükler rejimi konusunda çok geriden geldiğimiz açık, ama bu bir bahaneye dönüşmemeli, sadece gerçeğin farkında olmamız için bunları hatırlatıyorum...

7 Mayıs 2010 Cuma

1 Haziran 1 Fırsat!

Uzun yıllardır dünyanın en pahalı pasaportlarını kullanıyoruz. Hatta pahalılıkta 1. sırayı kimselere kaptırmıyoruz.*

Türkiye’de devlet, tüm yurttaşlarına sağlamak zorunda olduğu pasaportları, çok yüksek harçlarla satıyor.

1 haziran tarihinde 7 yıldır süren bir çalışmanın sonucuna ulaşacağız, biyometrik pasaportlara kavuşacağız. Böylece AB standartlarında daha güvenli ve kullanışlı pasaportlara sahip olacağız.

Ama pasaport ücretleri yine 2010 yılında belirlenen yüksek ücretlerden farklı olmayacak. Üstelik, artık çocuklar pasaportlara işlenemediğinden, her biri için ayrı bir pasaport daha çıkartmak zorunda kalacağız. Bu da yeni bir maliyet, aile bütçesine yeni bir külfet, yeni bir engel!

Dünyada zengin ya da yoksul, modern ya da değil 160’ın üzerinde ülke vatandaşlarına ortalama 45-50 dolara biyometrik pasaport veriyor. Üstelik çoğu bu bedelde pasaportları en az 5-10 yıllık bir süre için veriyor.

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin toplam biyometrik pasaport ücreti/harcı (5 yıl için) 3.017.-TL. Evet yanlış okumadınız: ÜçbinonyediTürkLirası… Asgari ücretin neredeyse 6 katı. Bu ücrete fotoğraf, ulaşım, yurt dışı çıkış harcı vb. harcamalar dahil değil, yani pasaportlarımız altından daha değerli...

Bu harçlarla Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına açıkça “otur oturduğun yerde, yurt dışı sana bir hayal” diyor! Daha amiyane deyimle bu harç değil bir tür haraç!

Daha da ötesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13. Anayasamızın 23. maddesinde temel bir insan hakkı olarak kabul edilen, yani her insanın doğuşundan itibaren kazandığı “seyahat özgürlüğü”nü devlet, bu yükseklikte harçlarla yurttaşlarının elinden alıyor. Bu açık bir insan hakkı ihlalidir.

Üstelik daha yeni yapılan Anayasa değişikliklerinde “seyahat özgürlüğü”nün kısıtlanması sadece hakim kararına bağlanırken ve seyahat özgürlüğü hakkı daha da genişletilirken, asıl engelleyicilerden biri olan pasaport ücretlerine dokunulmaması kabul edilemez.

Buradan Sayın Başbakan, Maliye, İçişleri ve Dışişleri Bakanları başta olmak üzere tüm yetkililere, açık bir çağrı yapmak istiyorum:

1 Haziran 1 fırsattır. Gelin bu tarihte modern pasaportlara kavuşacak T.C. yurttaşlarına bu pasaportları edinebilme/kullanabilme şansı tanıyın. 1 Haziran gelmeden, pasaport harçlarını dünya ortalaması olan 45-50 dolar seviyesine düşürün.

Bunun için bir yasa değişikliği gerekiyorsa şimdiden girişimde bulunun ki 1 haziran’dan önce bu harçlar düşürülsün ve kimse “biyometrik pasaport”lara yüksek harç edemek zorunda kalmasın.

Anayasal ve temel insan hakkımız olan seyahat özgürlüğümüzü geri verin.

* David J. McKenzie / World Bank - Development Research Group World Bank Policy Research Working Paper 3783, December 2005

20 Nisan 2010 Salı

Seyahat Özgürlüğü'nde Anayasal Adım!

TBMM'de görüşülen Anayasa paketinin en önemli parçalarından biri olan ve "seyahat özgürlüğü"nü genişleten madde Genel Kurul'da az önce kabul edildi.
(337 evet/ 71 hayır, referanduma gitme sınırını (330) geçtiler)

Eski madde şöyleydi:

V.  Yerleşme ve seyahat hürriyeti
MADDE 23. – Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/8 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.

Bu maddenin 3. fıkrası değiştirildi. Yeni hali şöyle oldu: “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına baglı olarak sınırlanabilir.”


Böylece, daha önce olan "vatandaşlık ödevi sınırlaması(vergi borcu gibi) tamamen kaldırılırken, hakim (mahkeme) kararı olmaksızın, ceza soruşturma veya kovuşturması "seyahat özgürlüğü"nün önünde bir engel oluşturmayacak.

Ancak bu değişikliklerin, Cumhurbaşkanlığı onayı, belki Anayasa Mahkemesi ve Referandum süreci netleştikten sonra yürürlüğe girebileceğini unutmamak gerekir.