Aslında yazının adı "sosyal medyada seyahat özgürlüğü mücadelesi" olmalıydı. Ancak son dönemde kampanyalarımızın büyük çoğunluğunu Twitter'da yapıyoruz ya da oradan yönlendiriyoruz. Facebook, bu blog, diğer ürettiğimiz kampanya materyalleri, e-posta, SMS, banner, fotoğraf gibi araçlar tamamen bu ana mecranın etrafında şekilleniyor.
Kampanyayı bir basın açıklaması ile destekliyorsak buna, mektup, faks vb. iletişim araçları da ekleniyor elbette, ama kampanyanın hedefindeki kişi ve kurumlara mesajlarımızı daha çok "Twitter" üzerinden iletiyoruz. Her şeyi 140 karaktere bölerek, bir banner, bir afiş, bir fotoğraf ya da reklam spotu ya da video ekleyerek oluşturuyoruz kampanya mesajlarını...
Seyahat özgürlüğü mücadelesi bu blogla başladı, Facebook'da (sayfa ve grupta) büyüdü, mücadele ettiği konuda büyük başarı sağladı (pasaport ücretlerinin/harçlarının %50 düşürülmesinde büyük rol oynadı) şimdi Twitter'da daha da genişliyor, daha büyük hedeflere odaklanıyor.
Ancak bu uzun girişten sonra, yazıyı yazma nedenime gelmek istiyorum. Twitter'da gerçekleştirdiğimiz kampanyalarda daha yüksek verim elde etmek, hedeflerimize biraz daha hızlı ulaşmak istiyoruz. Daha verimli ve etkisi yüksek kampanyalar yapmak...
Takipçi ve aktivistlerimizin şu aşağıda yazdığım noktalara dikkat etmelerini istiyoruz:
1. Başta Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olmak üzere, resmi kişi ve kurumlara attığımız twitlerin RT yapılması diğer twitlerden daha önemli. Bu kişi ve kurumlara doğrudan ulaşıyor. Ayrıca sizlerin bu kişi ve kurumlara belli aralıklara aynı konularda twitler yollamanız da aynı derecede etkili.
2. Bir konuda özel kampanya yaptığımız zaman (bir hashtag-tabela saptamak dahil, #seyahatcunku ile yaptığımız gibi) ya da bir TV programına katılacak resmi kişi ve kuruma mesajlarımızı iletmek istediğimiz zaman bunu bazen 1-2 saat önce duyurabiliyoruz. Önceliği bu tür duyuruların yayılmasına vermelisiniz. Daha sonra da o kampanyaya katılmak üzere bilgisayar başında olmak gerek, bazen 5-10 kişiyle bile ciddi bir etki yaratmak mümkün, ben olmasam da olur demeyin.
3. Herkesin farklı konularda farklı düşünceleri ve siyasal eğilimleri olabilir, birbirimize kızmak değil, ortak bir amacı "seyahat özgürlüğü" gerçekleştirmek için bir aradayız. En önemlisi "Türkiye'yi kurtarmıyoruz"...
4. Türkiye'deki haksız seyahat özgürlüğü sınırlamalarına, Anayasa ihlali olduğunu düşündüğümüz yasa ve uygulamalara karşı mücadele ediyoruz, farkındalığı artırmaya, resmi kişi ve kurumları bunları düzeltmeye "iknaya" çalışıyoruz. Bazen de medyanın bu konulara ilgisini çekmeye çalışıyoruz. Gazetecilere konuları aktarmak "bıktırmadan" önemli...
5.Seyahat özgürlüğü "şemsiyesi" altına girebilecek her türlü haksız ve çelişkili uygulama ve sorunlarda da diğer grup ve kişilerle dayanışma göstermeye çalışıyoruz. #gencliktreni konusunda olduğu gibi... (Hoş bu konu da Sırtçantalılar ve bizim üzerimizde kaldı gibi...)
6. Sosyal medyada büyümek önemli @seyahatozgurluk bizim Twitter hesabımız. Bunu, bloğumuzu, Facebook grubumuzu ve sayfamızı (ikisi ayrı şeyler) ara sıra paylaşmalı ve diğer takipçilerinize duyurmalısınız. Bu tür insan hakları mücadeleleri uzun soluklu ve erimli mücadeleler, bizim gücümüz bu konuda önemli mevzi kazanımlar elde etmiş olmamızda. Bu başarıların sürekliliği sizin ilginizin sürekliliğine doğrudan bağlı...
7. Bu bloğun hemen yukarda "KAMPANYA MALZEMELERİ" adlı bir bölümü var. Buradaki malzemeleri, bannerları kullanarak, kendi bloğunuzda, sayfanızda, sitenizde yayınlayabilir, bize link verebilirsiniz, insanları davet edebilirsiniz. Bloğumu 20 kişi okuyor ne olacak demeyin, ilk kampanyamızda bu sayede Facebook'da 13.000 kişilik bir güce ulaştık unutmayın!
İnsanlar önceliklerini belirlemekte özgürdür. Biz dokunabileceğimiz, etkimiz olabilecek ve düzeltebileceğimiz sorunlara "çare" üretmeye, onları görünür kılmaya, yurttaşlarımızın farkındalığını artırmaya devam edeceğiz. Ve her zaman dediğimiz gibi: "dayanışma hepimize daha anlamlı bir varoluşun kapılarını aralayabilir"...
En pahalı pasaport ücreti hala Türkiye'de. Dünya ortalaması 60 dolar düzeyinde bulunuyor. Türkiye'de 4-10 yıllık biyometrik pasaport ücreti yaklaşık 200 dolara inse de hala çok yüksek. Her yıl pasaportlara OTOMATİK ZAM geliyor. Bu durum Anayasamızın 23. maddesinde tanımlanan "seyahat hürriyeti"nin açıkça ihlalidir. DÜNYANIN EN PAHALI PASAPORTLARINI KULLANMAK, DELİ DUMRUL HARÇLARINI ÖDEMEK VE AYRIMCILIĞA UĞRAMAK İSTEMİYORUZ. Vizesiz Türkiye, Vizesiz Avrupa, Vizesiz Dünya İstiyoruz!
Facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Temmuz 2012 Salı
8 Ekim 2010 Cuma
Yetinmek, güvensizlik, atalet, gönüllülük...
Ama kaçınılmazdı. Bu yazıya birçok kişinin hissettiğini düşündüğüm "duyguları" paylaşma isteği yol açtı. Baştan söyleyeyim bir şeyden vazgeçtiğim, geldiğimiz noktayı kabullendiğim falan yok. Ancak madem bunları düşünüyorum, madem birçok kişinin de ucundan kıyısından bu hissiyata sahip olduğu kanısındayım, yazmak istedim.
İmza kampanyamız başlayalı 20 gün oldu. (Daha dur bir ay bile olmamış, demeyin) Kampanya sayfamızda 480 imza var. Bu bloğu günde 30-40 kişi ziyaret ediyor. (tıklama değil ziyaretçi, 300 kişinin ziyaret ettiği günler de oldu) Facebook grubumuzda üye sayımız 13.300'ün üzerine ulaştı. Ayrıca Facebook sayfamızda 650 üyemiz daha var. Dailymotion ve vidivodo video sayfalarımızı ziyaret edip, filmleri izleyenleri sayısı 8.000'i geçti. Friendfeed ve Twitter'da zayıfız, henüz 100 kişiye ulaşmadık.
Bugüne kadar radyo, televizyon, gazete, dergi gibi geleneksel medya araçlarını da sıklıkla ve başarıyla kullandık. Kullanıyoruz. Toplumsal farkındalığı artırdık, belli bir stratejiyle bütünleşik bir iletişim/sosyal medya kampanyası yürüttük. Ancak kampanyamızı başarıya taşıyan "sosyal ağ"daki gücümüz ve etkililiğimiz oldu. Yüzlerce insan kamu otoritesine karşı taleplerini özellikle internet üzerinde yoğunlaşarak iletti. Ve pasaport harç ve ücretinde %50 gibi çok yüksek bir indirim yapılmasında ciddi pay sahibi oldular.
Gerçekten oldular, hep birlikte yaptık.
Pasaportun ücreti o kadar yüksekti ki, 5 yıllık bir pasaport 500 dolardı. Dünya ortalamasının 10 katıydı. Burada sağlanan %50'lik indirim, herkeste beklenmedik bir "şok" etkisi yarattı.
Ve şimdi görüyorum ki bu indirimin en büyük "etkisi", ciddi bir "kanaat etme" duygusunu, "yetinme, daha ne olsun" kültürünü açığa çıkarmak olmuş. Bir arkadaşım daha amiyane bir söz etti, onu da paylaşayım: "Abi baktılar iş büyüyor ve muhalefet yükseliyor, adamlar akıllı, milletin gazını öyle yüksek bir oranla aldılar ki, hem insanlarda başardık duygusu yarattılar, hem de hala çok fahiş olan bir ücreti koruma şansı elde ettiler. Tamam, daha ne olacak canım dedirttiler. Baksana şimdi gazetecilere de yeşil pasaport vereceklermiş. Sen bu konudan bahsedecek, yayınlayacak medya organını da biraz zor bulursun artık."
Aslında, "seyahat özgürlüğü" konusundaki temel insan hakkı talebimizi daha da haklı ve zorunlu kılan da tam bu durum. "Biz buna boyun eğmeyiz" dememizi gerektiren...
4 aylık kısa bir sürede kazanılan başarı, temel bir insan hakkı ihlaline karşı sesini yükseltme isteğini, daha fazlasını başarma duygusunu tetiklemedi. Çünkü bu "duygu" insanları gerçekten harekete geçiren bir etken olarak varsa tetiklenebilir. Bu "farkındalık" kadar ve belki daha fazla toplumumuzda "insan hakları bilinci"nin yokluğu sorunu.
Ancak bu kampanya bu "sorunla" ve bu "soruna" rağmen yürümek zorunda. Eğer sadece "ücret" ise insanları motive eden, şimdi herkese şunu anlatmak, göstermek zorundayız: Pasaport ücreti şimdi yaklaşık 250 dolar, dünya ortalamasının neredeyse 5 katı. Makul mü? Yine değil, yine fahiş, yine çok yüksek!
Ama indirimin etkisi ve üstelik 5 yıllık fiyatına 10 yıllık biyometrik pasaport alabilme olanağına da kavuşulması, baştan destek veren birçok kişiyi pasaport ücretleri konusunda artık "ilgisiz/kayıtsız" kalabileceği bir noktaya çekmiş görünüyor.
İmza kampanyasına katılma konusunda "gerçek" kişilerden oluşan bir imza listesi olsun düşüncemizin de, katılımı sınırladığı yönünde yaygın bir kanı var. Kurduğumuz sistem, "KESİNLİKLE" T.C. Kimlik numaralarını saklamıyor. Sadece imza atan kişinin gerçek kimliğini devletin sisteminden sorgulamak için kullanılıyor.Buna rağmen birçok kişi T.C. kimlik numarasını yazmaya çekindiğini ve güven duymadığını söylüyor.
Bir de kampanyaya başından beri büyük destek veren, Türkiye'nin çeşitli illerinde ve dünyanın birçok ülkesinde yaşayan "çekirdek grubumuzun" bir kısmı kimi "özel" kimi yukarıda da saydığım nedenlerle ciddi bir atalet içinde. Facebook grubumuzla da iletişim sıkıntısı yaşıyoruz. Çünkü Facebook, 5 bin kişiyi geçen gruplarda üyelere mesaj yollama uygulamasını kaldırıyor.
Bu hareket sosyal ağda büyümüş, başarıya ulaşmış bir sivil toplum hareketi. Ve hareketi büyüten insanların en büyük becerisi, hiçbir beklenti içine girmeden kendi inisiyatifleriyle yaratıcı katkılar sunmaları, haklılığımıza inançla motivasyonlarını yüksek tutmalarıydı. Bu blogta yaktığım kıvılcımı, bir meşaleye dönüştüren, "seyahat özgürlüğü gönüllülerini" ortaya çıkaran da buydu. Çünkü bir sivil toplum hareketinde "gönüllülük", "gönlüm olursa" demek değildir. Haklarını bilen, cesaretle talep eden, sorumluluklarının bilincinde olan akıllı ve vicdanlı insanların buluşma noktasıdır, sivil toplum hareketleri.
Silkinmek, yaratıcı öneriler, inisiyatif kullanma, ön alma, proaktif katkılar...
Şimdi de ihtiyacımız olan yine bunlar!
Anlamak ve anlatmak zorundayız: Seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve fahiş pasaport ücretleri bu hakkımızı sınırlandırmakta, elimizden almaktadır. Yeşil pasaport uygulaması Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırıdır. Hizmet pasaportunun olduğu bir ülkede yeşil pasaport, bazı devlet memurları ve ailelerine sağlanan imtiyazdan başka bir şey değildir. Devlet tüm yurttaşlarına, eşit davranmak, yeşil pasaporta sağladığı olanakları vermek zorundadır.
Hakkımızı istiyoruz. Lütfen unutmayın: Hak verilmez, alınır!
18 Haziran 2010 Cuma
ONBİNLERE DOĞRU...
Dün gece Facebook grubumuz 10.000 kişiyi geçti.
"Seyahat Özgürlüğümüzü Geri İstiyoruz!"
"Dünyanın en pahalı pasaportunu kullanmak istemiyoruz!"
"Türkiye Cumhuriyeti'nin Müşterisi değil YURTTAŞIYIZ!" diyen binlerce kişi bu temel insan hakkı ihlalinin binlerce Türk vatandaşı tarafından duyulması ve paylaşılması için çaba harcadılar.
Ve toplumsal farkındalık yaratmak için verilen mücadelenin ilk aşamasında, büyük bir başarı elde ettiler.
Şimdi devletimizin, hükümetimizin bu sesi duyması ve gereğini yapması için çaba harcamaya devam edeceğiz. Evliya Çelebi'nin "torunları" olarak sesimizi daha da yükselteceğiz, daha çok yurttaşımıza ulaşacağız, sivil toplumu harekete geçireceğiz, medyayı uyandıracağız.
Anayasal hakkımız olan "seyahat özgürlüğü"nü geri alacağız.
Bloglarında, üniversitelerinde, gazetelerinde, arkadaş gruplarında, derneklerinde ve en değerlisi bireysel olarak zaman ve enerjisini hepimizin hakları ve özgürlükleri için harcayan tüm "seyahat özgürlüğü gönüllülerine" yürekten teşekkür ederim.
Ne diyordu şair:
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…
bu hasret bizim…
12 Haziran 2010 Cumartesi
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na soruyoruz!

Facebook Grubumuzda bir hafta sürecek ilk eylemimizi-etkinliğimizi yapıyoruz: Lütfen katılabilecek herkes katılsın.
Facebook grubumuzdaki etkinlik sayfası için :TIKLAYIN!
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na soruyoruz!
Tüm grup üyelerimiz Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na yönelik ve bireysel olarak şu talebi veya etkinlik sayfamızda yer alan düşünceleri kendi üslubuyla internet üzerinden aşağıdaki sayfaya iletebilir:
"Seyahat Özgürlüğü, Anayasamızın 23. maddesi ile de sahip olduğumuz temel bir insan hakkı. Ancak bu hakkımız uzun zamandır, dünyanın en pahalı pasaportları bize satılarak elimizden alınıyor. 5 yıllık pasaportun ücreti Dünya ülkelerinde ortalama 50 dolar, Türkiye'de 500 dolar. Bu açık bir insan hakkı ihlali. İnsan Hakları Başkanlığı milyonlarca insanımızı ilgilendiren bu hak ihlalini engellemek için neler yapmaktadır? Lütfen bilgi verir misiniz? "
Link:Facebook'da Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı
Önemli not: Sayfaya üye olmadan (beğenmeden) duvarına yazamıyorsunuz!
İnsan Hakları Başkanlığı'nın diğer iletişim bilgileri etkinlik sayfasında yer alıyor!
Önemli not: Sayfaya üye olmadan (beğenmeden) duvarına yazamıyorsunuz!
İnsan Hakları Başkanlığı'nın diğer iletişim bilgileri etkinlik sayfasında yer alıyor!
4 Haziran 2010 Cuma
1 Haziran eylem çağrısı ve sonuçları
Evet, 1 haziran tarihinde başlayan ve 3 gün süren, sembolik ve "sanal" ortam ağırlıklı bir protesto eylemi yaptık. Sırt çantalılar grubu yüksek pasaport ücretlerini kınayan bir basın bildirisi yayınladı. Onlarca kişi profil fotoğraflarına banner ve rozetlerimizi koyarak konuya duyarlılığını gösterdi. Bunları kimi medya kuruluşları ve basın organlarının çalışanlarıyla paylaşanlar da oldu. Maliye Bakanlığı ve e-pasaport sitesine yüksek harçlarla ilgili sorular soruldu, "anlamsız" yanıtlar alındı.Hem Facebook grubumuz hem de bloğumuz bu süre içinde çok ziyaretçi aldı, konudan habersiz ama destek verebilecek çok sayıda kişiye ulaştık.
31 Mart'ta bu blogta şöyle yazmışım: "Facebook grubumuz 300 kişiyi aştı, ama daha çok insana, ses verecek, ses getirecek haklarının bilincinde daha çok kişiye ulaşmak zorundayız."
Facebook Grubumuz 4 günde1.500 kişi arttı, 3.000 kişiye doğru gidiyor. En önemlisi konuya duyarlı insanlar duygularını da ifade etmeye başladılar. Bloğumuz aynı süre içinde 600'den fazla kişi tarafından ziyaret edildi, ziyaretçi sayımız 5.000 kişiyi geçti. Bu rakamların kısa bir sürede 10 binleri bulacağına inanıyorum.
Artık, moda deyimle bir "yol haritası" çerçevesinde ilerleyeceğiz. Yetkililere sesimizi duyurmak için bu konuda katkı sunabilecek her kişiye ulaşacak, sosyal paydaşlarımızı harekete geçirecek, medyada sorunu gündemde tutarak, yurttaşlarımızın, iktidar ve muhalefet partilerinin soruna kayıtsız kalmalarını engelleyeceğiz.
Hedefimiz net: Anayasal hakkımız olan "seyahat özgürlüğümüzü" elimizden alan, sınırlayan yüksek harçları ortadan kaldırmak! Her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını pasaport "alabilir" duruma getirmek.
Birinci aşama, bireysel, kitlesel farkındalık ve ardından destek yaratmak.
İkinci aşama, bu desteği artırıp, organize ederek sorunun kaynağı ve çözüm yerine yönlendirmek.
Eğer sonuç alamazsak son aşama, demokratik mücadeleyi hukuksal mücadeleye taşıyarak hakkımızı geri almak.
Evet, "ne yapmalı" sorusunun yanıtı gördüğünüz gibi karmaşık değil...
Karmaşık olmayan bir gerçek daha var: "Hak verilmez, alınır!"
5 Nisan 2010 Pazartesi
Blogta yeni bölümler ve Facebook'ta kampanya!
Farkedilmeyecek gibi değil ama yine de üyeler ve ziyaretçiler için, bloğumuza koyduğumuz yeni bölümlerin bir duyurusunu yapmak istedim.
Ayrıca Facebook'da bir etkinlik başlattık. Daha fazla kişiye ulaşmak ve grup üyelerini daha aktif bir hale getirmek için.
Başlığının hemen altında yer alan MENÜ bloğumuza yeni eklendi.
Menü başlıkları sırasıyla:
Seyahat Özgürlüğü Nedir?
Neler Yapabilirsiniz?
Öneriniz Var mı?
Milletvekiline Duyur!
Medyayı Haberdar Et!
STK'ları harekete geçir!
Menü, bloğumuzu daha işlevsel ve kampanya mantığına daha uygun bir biçimde kullanabilmeniz için hazırlandı.
Ayrıca Facebook'da 5200 kişi üyesi olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini Okutma Grubu'nda "seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" başlığı ile bir etkinlik başlattık!
Pasaport zammının hayata geçeceği 1 haziran tarihine kadar sürecek bu etkinliğe katılabilir, arkadaşlarınızı davet edebilirsiniz.
Ayrıca Facebook'da bir etkinlik başlattık. Daha fazla kişiye ulaşmak ve grup üyelerini daha aktif bir hale getirmek için.
Başlığının hemen altında yer alan MENÜ bloğumuza yeni eklendi.
Menü başlıkları sırasıyla:
Seyahat Özgürlüğü Nedir?
Neler Yapabilirsiniz?
Öneriniz Var mı?
Milletvekiline Duyur!
Medyayı Haberdar Et!
STK'ları harekete geçir!
Menü, bloğumuzu daha işlevsel ve kampanya mantığına daha uygun bir biçimde kullanabilmeniz için hazırlandı.
Ayrıca Facebook'da 5200 kişi üyesi olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini Okutma Grubu'nda "seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" başlığı ile bir etkinlik başlattık!
Pasaport zammının hayata geçeceği 1 haziran tarihine kadar sürecek bu etkinliğe katılabilir, arkadaşlarınızı davet edebilirsiniz.
31 Mart 2010 Çarşamba
YAŞADIĞINIZ İLİN MİLLETVEKİLİNE TEPKİNİZİ İLETİN!
Hemen sol sütunda bir banner var! Milletvekillerinize doğrudan ulaşmanız için yerleştirildi. Ayrıca yazının başlığınA tıklayarak da TBMM'deki tüm milletvekillerinin listesine, iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Şimdi herkes ANAYASA ile meşgul diye düşünmeyin. Türkiye'nin derdi ve gündeminin yoğunluğu bir türlü bitmez.
1 Haziran gelmeden, çipli pasaportlarla ilgili değişiklikler yapılmadan, yine sessiz sedasız ZAMLARI sineye çekmeden, en azından bazı milletvekillerine ulaşıp, hepimiz adına Meclis'te "ne yapıyorsunuz?" deme şansı tanıyalım.
Sokakta kitlesel eylem yapamıyorsak, interneti daha işlevsel kullanarak ETKİLEME, DİKKAT ÇEKME ŞANSIMIZI KULLANALIM. Medyanın konuyla daha çok ilgilenmesi için çaba harcayalım.
Facebook grubumuz 300 kişiyi aştı, ama daha çok insana, ses verecek, ses getirecek haklarının bilincinde daha çok kişiye ulaşmak zorundayız.
Şimdi herkes ANAYASA ile meşgul diye düşünmeyin. Türkiye'nin derdi ve gündeminin yoğunluğu bir türlü bitmez.
1 Haziran gelmeden, çipli pasaportlarla ilgili değişiklikler yapılmadan, yine sessiz sedasız ZAMLARI sineye çekmeden, en azından bazı milletvekillerine ulaşıp, hepimiz adına Meclis'te "ne yapıyorsunuz?" deme şansı tanıyalım.
Sokakta kitlesel eylem yapamıyorsak, interneti daha işlevsel kullanarak ETKİLEME, DİKKAT ÇEKME ŞANSIMIZI KULLANALIM. Medyanın konuyla daha çok ilgilenmesi için çaba harcayalım.
Facebook grubumuz 300 kişiyi aştı, ama daha çok insana, ses verecek, ses getirecek haklarının bilincinde daha çok kişiye ulaşmak zorundayız.
29 Mart 2010 Pazartesi
TEPKİ ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR!
Demek isterdim. :) Şimdilik Facebook grubuna katılanlar 60 kişiyi geçti. Ancak Facebook'dan diğer mecralara doğru pasaport ücretlerine yapılan bu haksız zamma gösterilen tepkiyi yayabilirsek, medyanın ve toplumun ilgisi bu konuya çekilebilirse bir sonuç alma şansımız var.
Facebook ve benzeri sosyal networklerde tepki göstermek belki birçok kişi için oturduğun yerden yapılan anlamsız bir "eylem" olarak görülüyor. Ancak bu biçimde oluşan "kalabalıklarla" birlikte, kanaat önderi veya kamuoyu yönlendiricisi niteliğindeki insanlar üzerinde oluşturulabilecek olası etki çok önemli/değerli...
Elbette bu mecralardaki çabalar, Anayasal hakkımızın sınırlanmasına, ortadan kaldırılmasına ilişkin olarak bireysel girişimler yapmanın, hukuksal yollara başvurmanın önünde bir engel değil!
Yani sanal ortamlarda gösterilen tepkiler, kişileri pasifleştirmiyor, tam tersine fiilen eyleme geçerse, arkasında ne tür bir destek bulabileceğini de görebilmesini sağlıyor. Bu destek birçok insan için şimdilik "sanal" gibi görünse de...
Haksız da sayılmazlar. Çünkü bu desteklerin ne kadar "somut" olabileceğini henüz yeterince test etmedik.
Açıkçası bu hafta içinde bu konuda nasıl bir dava açabiliriz, hukuksal girişimlerde bulunabilir miyiz, bunun yollarını araştıracağım. Ve sizlerle de paylaşacağım...
Daha yolun başındayız...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


