yurttaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yurttaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2023 Çarşamba

Schengen Vizesi ve Yurttaşlık Onuru

 Türkiye, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden bu yana, bir devlet politikası olarak “kendi talebiyle” başlayan Avrupa Birliği (AB) ile vize sorununu yurttaşları için içinden çıkılmaz bir probleme dönüştürdü. Üstelik bu konuda ilk adımları da maalesef Türkiye attı. Ve o tarihlerden bu yana 40 yılı aşkın bir süredir T.C. yurttaşları için vize sorunu (daha sonra Schengen) katlanarak büyüdü. Katlanması için de her iki taraf hükümetleri Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının seyahat özgürlüğünü hiçe sayan bir tutum içine girdiler. Keyfi karar ve uygulamalar, ağır bürokratik engeller, yığınla istenen evraklarla bugün kimi AB ülkelerinin konsolosluklarında yüzde 70’lere ulaşan vize retlerine kadar vardı.

Son yıllarda AB, Türkiye’yi Geri Kabul Antlaşması ile de adeta bir düzensiz göçmen “hendeği”ne dönüştürdü. Ve vize, temel bir insan hakkını uzun zamandır kullanamayan T.C. vatandaşları için şimdi
düzensiz göç de bahane edilerek daha büyük ve aşılması bireysel olarak imkansız bir gerçekliğe dönüştü. Temel bir insan hakkı olarak seyahat özgürlüğü artık yurttaşlarının büyük çoğunluğu için yurt dışına çıkarken keyfi olarak engellenebilecek, askıda bir hak hükmünde.

Bu temel ve Anayasal hakkın askıya alınması aslında Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının onuruna da vize konması anlamına geliyor. Her vize başvurusunda yurttaşlarımız adeta potansiyel suçlu, bir suç
örgütü üyesi ya da sığınmacı, gittiği ülkede kamu düzenini bozabilecek bir kişiymiş gibi muamele görüyor.

Daha önce defalarca kez aldığı vizeler için, hiç almamış gibi her seferinde kendini tekrar ispat etmek zorunda bırakılan yurttaşlarımız, kendisi için çok hayati konularda eğitim, iş bağlantıları, sağlık sorunlarında bile “gerekçesiz”, muğlak ifadelerle ret alabiliyor. Yani daha önce defalarca geçtiğiniz sınavlarda hep aynı sorularla ama karşı tarafın sürekli, keyfi biçimde değiştirdiği hiç bilemeyeceğiniz yeni yanıtlara ulaşamadan kalıyorsunuz.

Süreç artık sadece maddi değil, manevi olarak da zarar veriyor. Yurttaşlarımızın onuru kırılıyor. Öyle ki bir süredir birçok elçilik itiraz sürelerini de 3-6 ay gibi daha ileri tarihlere erteleyebiliyor. Yani yüzde 70’lere ulaşmış red gerekçelerinin haksız, yanlış olduğunu bile iddia edemiyorsunuz.

Artık bununla bir yurttaş olarak mücadele etme şansımız yok. Devletin, siyaset kurumunun ve her
düzeyde başta dışişleri bürokrasimiz olmak üzere yurttaşlarının gördüğü bu onur kırıcı durumu, hiçbir
konuda pazarlık konusu yapmadan kesin bir biçimde çözmesi gerekiyor.

Dünyaya açık, rekabet şansı yüksek, eğitimli, girişimci yurttaşlarımızın, siyasal, sosyal, bilimsel,
kültürel ve diğer birçok alanda dünya ile entegre olabilmesini istiyorsak dünyanın her ülkesine
seyahat edebilmelerini sağlamak zorundayız. Bu 21. Yüzyıl, ikinci yüzyıl vizyonuna sahip her hükümetin, siyasetçinin birincil görevidir. Vardığımız şu nokta Türkiye’nin ulusal çıkarlarını da tehdit edecek bir düzeydedir. Türkiye, başta Batı ülkeleri olmak üzere yurttaşlarının dünya ülkeleriyle entegrasyonunun
önüne örülen vize duvarını aşamamaktadır.

Önce bu sorunun vardığı boyutun farkedilmesi, kavranması gerekiyor. Bunu yapacak olan TBMM’de
de gündeme getirecek olan muhalefet veya iktidardan olsun, milletvekilleri, hükümet üyeleridir. Kendi
diplomatik ve yeşil pasaportları ile sorunun kıyısında durmadan, yeşil pasaport kapsamını genişleterek sorunu aslında daha da çözülmez bir hale getirmeye çalışmadan, her yurttaşın özellikle Schengen bölgesindeki her ülkeyle tek tek bu sorununu, keyfiyeti aşacak biçimde bir sonuca bağlayacak bir politika oluşturulmalıdır.

Bunun zemini uzun zaman işlemiş olan AB’ye uyum yasalarıdır. Birçoğu açılan fasıllar gibi, yine Schengen vize sistemine Türkiye’nin entegrasyonunu önceleyen bir gündem oluşturulmalıdır. Örneğin daha önce defalarca vize almış, ortak sistem tarafından tanınan kişilerin aynı belgeleri her seferinde defalarca
vermeleri ya da vize sürelerinin sadece başvurulan seyahati kapsayacak biçimde kısa süreli olmasının
önüne geçilmelidir. En az 5 ve 10 yıllık vizeler verilmelidir. Sadece bu konuda atılabilecek bir adım bile daha önce vize almış mily onlarca kişi açısından yaşanan sorunları büyük bir oranda çözecektir.

Uzun yıllardır Türkiye’de seyahat özgürlüğü konusunda mücadele ediyoruz. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri sosyal medyada örgütlü bir inisiyatif, özellikle pasaport, vize, turizm kısıtlamaları, sorunları, taksi, toplu ulaşım dahil bireysel ya da kitlesel tüm seyahat konu ve başlıklarında belli bir duyarlılığı, ilgiyi, sorun yaşayanlarla dayanışma içinde çözüyoruz.
Özellikle AB ile oluşan vize sorunları her geçen gün, aynı pasaport ücretleri gibi daha kötüye gidiyor. Buna sadece bireysel olarak değil, tüm sivil toplum örgütleri ile birlikte dur demek, kamu otoritesini “vize sorununa” karşı harekete geçirmek, uzun yıllardır büyük bir diplomatik başarısızlık öyküsüne de dönüşmüş bu duruma bir son vermek zorundayız.

AB ile yakınlaşma, çok uzun zamandır mesafeli durdurduğu Batı İttifakı’yla daha sıcak ilişkilere Türkiye’nin yeniden geri dönmesi gibi politik tercihler gündemde. Bu geçici bir süreç ya da pragmatik bir tercih gibi görünse de artık kritik bir aşamaya gelmiş vize ve vize serbestisi konusunu ele alınmasını, tüm tarafların, kamuoyunun öncelikli meselelerinden bir haline getirmemiz gerekli. Geleceğimizi ipotek altına alan devasa düzensiz göç, sığınmacı sorunumuz ve Geri Kabul Antlaşması’nın toksik etkilerine rağmen başka çaremiz yok.

Yeni bir yol haritası ya da daha önce başlamış ancak kadük kalmış birçok ileri adımın (fasılın), AB ile aramızda hiçbir gri alan bırakmadan, tıkanılan her konuda net tanım ve koşullarla yeniden canlandırılmasına, vize konusunda hızlı, pratik çözümlere ihtiyacımız var.

Türkiye, yurttaşlarının konsolosluk ve vize bürolarının önünde her gün kırılan onurlarını korumak ve meseleye artık insan ve yurttaş odaklı bakmak zorunda. Mesele artık bir vize meselesi değil, kırılan yurttaşlık onuru meselesine dönüşmüştür.

(NYXmag dergisinde yayınlanmıştır. / 02.08.2023)

28 Mart 2016 Pazartesi

Türkiye'de Seyahat Özgürlüğü'nü, Cumhuriyet Gazetesi'nde yazdık.

Türkiye ve AB’nin 2013 yılında başlattığı vize muafiyeti olarak adlandırılan diyalog, sonunda 72 kritere bağlandı. Bu kriterler yerine getirilirse vizesiz Avrupa seyahatlerinin haziran ayı sonunda gerçekleşebileceği ileri sürülüyor.

Ancak bütün bu kriterler konuşulurken, Türkiye’de vatandaşların önünde temel bir engel oluşturan bir kriter hep atlandı. Biz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri buna “73. Kriter: Seyahat Özgürlüğü Engellerini Kaldırmak...” diyoruz. Temelde kaldırılması için uğraş verdiğimiz büyük bir seyahat özgürlüğü engeli AB vizesi dışında, Türkiye ve AB tarafından görüşmelerde göz ardı edilen Türkiye’nin kendi vatandaşlarına koyduğu “vizeler” var. “Seyahat Özgürlüğü”, hem İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13’üncü hem de anayasamızın 23’üncü maddesinde düzenlenen temel bir hak. Ancak uygulamada, ülkemizde temel haklar kategorisinde bile kabul edilmiyor. Kamu otoritesinin istediği zaman keyfi bir biçimde sınırlama getirebildiği, elinizden alabildiği hatta yok sayabildiği bir “hak” niteliğinde.


Eşitsizlikler...
Ülke içinde örneğin bir kente ulaşım, kente girmek ya da çıkmak, sokağa çıkma yasakları hatta bir parka ne zaman girip ne zaman çıkacağınız dahil kolaylıkla kısıtlanabiliyor. Seyahat özgürlüğünün kolaylıkla yok sayılabildiği bir düzen ve zihniyet ile karşı karşıyayız. Öğrenciler ve yurtdışındaki yurttaşlarımız için yapılan son düzenlemeler, Türk vatandaşları için “seyahat özgürlüğü”nün yaygınlaşmasına değil, aslında daha da büyük eşitsizliklere ve haksızlıklara yol açtı.

En pahalı pasaport
Artık Harçlar Kanunu’nun harçtan muaf olanları düzenleyen 85. maddesinin 1. fıkrasına eklenen “Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlar” bendiyle, 25 yaşına kadar tüm öğrenciler sadece pasaport defter ücreti ödeyerek 87,5 liraya pasaport alabilecekler. Türkiye’de dünyanın en pahalı pasaportunu kullanıyoruz. Dünyada ortalama 60-70 ABD doları, Avrupa Birliği’nde 60-70 Avro düzeyinde 10 yıllık çipli bir pasaport. Türkiye’de 620,6 lira. (yaklaşık 200 Avro) Bunun 87,5 lirası defter parası, geri kalanı harç. Pasaport bir “değerli kâğıt” olduğu için, harçlar yasasına tabi ve her yıl “yeniden değerleme” oranında “otomatik zam” geliyor. Dünyada her yıl otomatik zamlanan tek pasaport, T.C. pasaportu. 


Peki çözülmesi gereken 73. kriter, “seyahat özgürlüğü”nün önündeki engeller neler?
  • Yurttaşlarına dünyanın en pahalı pasaportunu satan devlet önemli bir genç kitleyi yüksek harçlardan korurken, büyük eşitsizliklere ve çelişkilere de yol açmaya devam ediyor. 6-7 yaşında bir öğrenci 87,5 liraya pasaport alırken, örneğin 5 veya 1 yaşındaki kardeşi aynı 5 yıllık pasaporta 621 lira ödemeyi sürdürecek.
  • Yasa gençler arasında “tahsilde olan/olmayan” ayrımı yapıyor.
  • Yurtdışında yaşayan bir vatandaş 100 Avro’ya devletin vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesine sahip olabilirken, yurtiçindeki vatandaşlar aynı pasaporta yaklaşık 200 Avro ödemek zorunda kalıyorlar. 
  • Devlet daha 5 yıl önce yenilediği ve çipli, çok güvenli dediği pasaportları şimdi AB kriterlerinde güvenli değil diye tekrar yeniliyor. Üstelik parasını ödediğiniz pasaportların parasını yine bizden alarak.
Sorular...
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak soruyoruz: Biyometrik pasaportun içindeki çip dahil yaklaşık 15-20 liraya mal olduğunu Darphane yetkilileri açıkladı. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için nasıl bu kadar fahiş bir ücret belirleyip, onlara “yurttaş” değil adeta “müşteri” muamelesi yapabiliyor? Vatandaşları arasında yeşil- bordo pasaport ayrımı yapan (Bütün dünya ülkelerinde 3 çeşit Türkiye’de 4 çeşit pasaport var), çocuklara 5 yıllık pasaportu 10 yıllık fiyatına satan, yurtdışı çıkış harcı alan devlet, bunca eşitsizlik ve ayrımcılık yetmiyormuş gibi, şimdi de “yeni haklar sağlıyorum” diyerek, yurtdışında yaşayanlar- yaşamayanlar, öğrenci olanlar-olmayanlar ayrımcılığı yapıyor ve parasını ödediğimiz pasaportu yeniden bize satarak neyi hedefliyor?


T.C. pasaportu yurttaşlarımızın uluslararası kimlik belgesi, nüfus cüzdanıdır. Asgari ücretin 1.300 lira olduğu bir ülkede 620,6 liraya pasaport “satılamaz”. Devlet yurttaşları arasında “ayrımcılık” yapamaz, anayasanın “kanun önünde eşitlik ilkesi”ni yok sayamaz. AB vize muafiyeti için sadece 72 kriter değil, 73. kriter de yerine getirilerek vatandaşlarımızın önündeki seyahat özgürlüğü engelleri kaldırılmazsa, bu muafiyet gerçekleşirse, sadece küçük bir azınlığa hizmet edecektir.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri
Sözcüsü

26.03.2016

30 Ekim 2012 Salı

Pasaport 500 TL oluyor, susacak mısınız?


Pasaporta yeni zam kapıda diyorduk. Artık kapıdan içeri girmek üzere. T.C. pasaportu dünyada her yıl otomatik olarak zamlanan tek pasaport ve bu zam oranı da değerli kağıt olduğu için Ekim ayını kapsayan 12 aylık Üretici Fiyat Endeksine göre belirleniyor.


İşte bu endekse göre zam oranının % 8 civarında olması gerekiyor. 446.-TL olan pasaport ücreti 483.-TL olması gerekir. Ama hayır, devlet-hükümet "seyahat özgürlüğü" konusunda bizleri yurttaş değil birer müşteri gibi gördüğü için Bakanlar kurulu zam oranlarını %50 artırma yetkisini de kullanarak, %8 değil % 12 zam yapabilir.. Geçen yıl yaptıkları gibi...

2012 yılında yüzde 10.2 olan yeniden değerleme oranı, pasaport ve kimlikler üzerinden alınan harçlar için yüzde 15 olarak belirlenmişti.

Hatırlıyor musunuz, hemen aşağıda yer alan blog yazısında da yer verdiğimiz gibi birkaç ay önce AB bakanımız Egemen Bağış "yüksek" buldukları pasaport ücretleri için "çalışma" yaptıklarını söylemişti.

Çalışmalar demek yeterince pahalı değil daha da artıralım biçiminde sonuçlandı. 

Tekrar, tekrar, bıkmadan soracağız: Dünyanın en pahalı pasaportuna her yıl zam yapmak, temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü"nün kısıtlamak anlamına gelmiyor mu?

Bu zam politikası hükümetin dünya ülkeleriyle vizeleri kaldırma hedeflerinin tam karşıtı bir uygulama değil mi? Hangi mantıkla, gerekçeyle pasaport ücret ve harçlarını her yıl artırıyorsunuz?

Tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerini pasaporta değil, "seyahat özgürlüğü"ne karşı yapılan bu OTOMATİK ZAMMA karşı çıkmaya, sesini yükseltmeye, dur demeye çağırıyoruz.

Bakanlar kurulunu bu haksız zammı durdurmaya, yeniden değerleme oranında zammı uygulamamaya Anayasal hakkımızı daha fazla sınırlandırmamaya çağırıyoruz.

Biz bu ülkenin pasaportunu taşımaktan gurur duymak istiyoruz, bize bedelsiz vermeniz gereken bir kimlik belgesi için devletimizden "müşteri" muamelesi görmek istemiyoruz.

Dünyada ortalama 50-60 dolar olan bir kimlik belgesi için 275 dolar ödemek istemiyoruz.

Başka ülkelerden vizelerini kaldırmalarını isterken kendi vatandaşlarına pasaport ücret ve harçlarıyla "vize" koyan bir ülke olmak size de yanlış, haksız gelmiyor mu? 

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Pasaport krizi kötü yönetiliyor

Yaklaşık 3 aydır bir pasaport krizi yaşıyoruz. Türkiye'de "pasaport bitti". Bu "bitiş" ile ilgili ve nedenleri için ayrı ve uzun bir yazı yazılabilir. Bu konuda özellikle Zaman Gazetesi'nde Ahmet Dönmez'in haberlerini izlemek de çok fikir verebilir. Şimdi ihalesiz bir alım yapıldı, sonra 2. alım yapıldı. (üstelik ihale ile alınandan daha ucuza mal oldu, çipli pasaport kapakları ihalesi söz ettiklerim) Bunun da nedenleri, daha önce yediğimiz milyonlarca Euroluk kazıklar hepsi ayrı birer yazı konusu... 

Ben bu yazıyı bir ülkede pasaport bitmesi gibi bir durumun ortaya çıkması ve sonra nasıl yönetilemediğini adeta belgeleyen bir durumu gözler önüne sermek için yazıyorum. 

İnsanların bütün seyahat programları alt üst oldu, tatilleri, iş görüşmeleri, ziyaretleri her şey berbat oldu. 40-50 gün sonra pasaportlarını yeni alanlar var. Hala bekleyenler var. Çünkü açıkça bir yetkili çıkıp, uzun bir süre durum şudur ve şu tarihten itibaren de çözülecektir demek için kılını kıpırdatmadı. Bir süre sonra e pasaport sitesinde şöyle bir açıklama belirdi.
25.06.2012 - Yurtiçinden ve Yurtdışından Bilgi Talebinde Bulunacak Vatandaşlarımızİçin İletişim Bilgileri!!!
Türkiye’de; e-pasaport başvurusu hakkında bilgi almak isteyenvatandaşlarımız
taleplerin kayıt altına alındığı www.epasaport.gov.tr web sitesi anasayfasında
yer alan Bize Yazın bölümünden veya 0 312 4978090 numaralı çağrı merkezimizaracılığı ile bilgi talebinde bulunabilirler. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız ise 90 312 292 29 29 numaralı telefonu arayarak bilgi alabilirler.
Burada yer alan telefonlar bir süre sonra DUVAR oldu, çünkü ne verilen bilgiler bir işe yarıyordu ne de telefonlar açılıyordu. İnsanlar pasaportlarını almak için Ankara'ya pasaport düzenlenen yerlere gidip elden aldılar, almaya çalıştılar!

Neredeyse 1 ay kimse bir açıklama yapmadı, sadece Emniyetten sıkıntı yoktur, merak etmeyin türünden 1-2 açıklama geldi. Ardından e-pasaport sitesine aşağıdaki açıklama kondu.
25.07.2012 - Umuma Mahsus Pasaport Müracaatında Bulunan Vatandaşlarımızın Dikkatine !!!
Darphane tarafından yapılan pasaport sevkiyatı ihtiyacı karşılayacak seviyeye ulaşmış, Pasaport Tanzim Sistemindeki uyum çalışması da başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu zamana kadar sistemde bekleyen pasaportların en kısa sürede tanzim edilebilmesi için 24 saat kesintisiz pasaport tanzimine başlanmıştır. Hac müracaatı yapmış vatandaşlarımızın bu zamana kadar bekletilmekte olan pasaportları tanzim edilmiş ve postalanma aşamasındadır. 2012 Haziran ayı içerisinde müracaatta bulunanların 29 Temmuz 2012 tarihine kadar, 2012 Temmuz ayı içerisinde müracaatta bulunanların ise 05 Ağustos 2012 tarihine kadar pasaportlarının tanzim edilmesi planlanmaktadır.25/07/2012
Hemen ertesi gün ise bu açıklamaya yer verildi.
26.07.2012 - Umuma Mahsus Pasaport Müracaatında Bulunacak Vatandaşlarımızın Dikkatine !!!
Son günlerde, vatandaşlarımızın pasaportlarını 3-4 ay gibi bir süre sonra alabilecekleri şeklinde yanlış bilgilendirildiği ve endişeye kapılan vatandaşların da pasaportlarını almak üzere Pasaport Daire Başkanlığına yönlendirildiği müşahade edilmiştir. Daha önce yapılan duyurularda da belirtildiği şeklide Darphanenin pasaport sevkiyatı yeterli düzeye ulaşmış ve bekleyen müracaatların ise 05 Ağustos 2012 tarihine kadar tanzim edilmesi planlanmıştır. Bu durumda bu gün müracaat eden bir vatandaşımız 10 içerisinde pasaportunu alacak olup, Ağustos ayının ilk haftasından sonra daha önce olduğu gibi pasaportların 1-2 gün içerisinde tanzim edilmesi sağlanacaktır.26/07/2012
3 gün sonra ise aşağıdaki açıklama kondu e-pasaport sitesine ve yukardaki 2 açıklama siteden kaldırıldı. Çünkü hepsi birbiriyle çelişki halinde...
30.07.2012 - Umuma Mahsus Pasaport Müracaatında Bulunan Vatandaşlarımızın Dikkatine!!!
Pasaport Tanzim Sisteminde bekleyen müracaatların en kısa sürede üretilerek postalanabilmesi için 7 gün 24 saat kesintisiz pasaport üretimine devam edilmektedir. 2012 Haziran ayında yapılan pasaport müracaatlarının tamamı tanzim edilerek postalanmıştır. 2012 Temmuz ayı içerisinde yapılan pasaport müracaatlarının ise, Darphane tarafından yapılan pasaport defteri sevkiyatının yeterli düzeyde devam etmesi halinde bir hafta içerisinde tanzim edilerek postalanması planlanmaktadır.30/07/2012
Bu 3 açıklama, aslında bu krizin nasıl kötü yönetildiğini, yönetilemediğini, Anayasal hakları "seyahat özgürlüğü" ihlal edilen yurttaşlarımızın nasıl "oyanlandığını" ya da oyanladıklarının zannedildiğini gösteren birer belge. Birbiriyle tamamen çelişen, sürekli pasaport teslim zamanlarını öteleyen bu açıklamaların, üstelik biteceği gibi bir izlenim de yok!

Bu son açıklama da artık kimseyi tatmin etmiyor, herkes "kuzu kuzu" pasaportunun gelmesini bekliyor. Hele bu açıklamada yer alan: "Darphane tarafından yapılan pasaport defteri sevkiyatının yeterli düzeyde devam etmesi halinde..." cümlesi/çekincesi hala ne sorunun tümüyle çözüldüğünü ne de pasaportların zamanında tanzim edilmesinin garanti olduğunu söylüyor. Yani daha hala bekleme riski var!

Ayrıca vatandaşlar pasaportlarını beklerken, bu geçen süre pasaportlara eklenmiyor. Parasını ödedikleri süre, Emniyette geçiyor. Gönderilen pasaportlara bu süre mutlaka eklenmeli (en az 2 ay) ya da daha sonra düzenlenecek yeni pasaportlara bunu aktarmanın bir yolunu bulmalı devlet!Başvuru tarihi ölçü alınmamalı, gönderim tarihi pasaportta yer almalı!

Farkındaysanız e-pasaport sitesinin her duyuru cümlesinin sonunda "Dikkatine!!!" ibaresi yer alıyor, sanırım bu duyuruların en doğru bölümü bu 3 ünlem: !!!

16 Nisan 2012 Pazartesi

Seyahat bize haram mı?


Mehveş Evin, Milliyet Gazetesi'nin Cadde ekindeki köşesinde "Seyahat bize haram mı" adlı yazısıyla "bu sefer olmaz" sloganıyla başlattığımız kampanyamıza destek verdi. 
Evin, herkesi imza kampanyamıza katılmaya da davet etti. Yolladığımız basın açıklamasını değerlendirdiği ve duyarsız birçok kalemin yanında bu konuya özel ilgi gösterdiği için kendisine teşekkür ediyorum. Mehveş Evin'in yazısı: 
Dünyanın en pahalı pasaportuna sahip, Batı vizesi çilekeşi TC vatandaşının cezası bitmiyor. Yurt dışı çıkış harcı denen haraca, zam yapılıyor!
Beş yıllık İngiltere vizem bitip, yenisini almaya kalktığımda pes etmiştim. Artık fahiş hale gelen vize harçlarını geçtim. Eski kocamın adresi dahil, öyle sevimsiz ve
özel detayları soruyorlardı ki “UK visası mı? Kalsın şekerim! Yeterince gördüm Büyük Britanya’yı” diyerek vize almaktan vazgeçtim. 
Schengen’e neredeyse her gün eklenen yeni bürokrasi saçmalıkları nedeniyle uzun zamandır Avrupa’ya da gitmiyorum.
Sonunda o gün geldi çattı. Almanya’ya gideceğim. Vallahi ‘istenen belgeler’i toplayana kadar sekiz takla attım... İşe girişe dair verdiğim binbir türlü belge yetmiyor, SSK dökümünü bile istiyorlar. İnsaf kardeşim! Yakında iç çamaşırlarımızı da isterlerse şaşırmayacağım. 
Yurt dışına çıkış çilekeşi
TC vatandaşının yurt dışına çıkış çilesi vizeyle sınırlı değil. Kendi devletimiz, 21’inci yüzyılda vatandaşlarına yurt dışına çıkmayı bile hala bir haraç alma vesilesi olarak görüyor. Harç uygulamasının saçmalığı yetmemiş olacak ki bir de zam yapmaya hazırlanıyorlar!
Evet efendim, yanlış duymadınız... Sadece Batı değil, kendi devletimiz de seyahat özgürlüğümüzü sınırlamak için elinden geleni
yapıyor. Anlaşılan iletişimden tutun, elektriğe, gazdan, işten güçten kestikleri vergi yetmiyor!
Bu gidişle maaşımızın yarısına doğrudan el koysalar
şaşırmayacağız.
Yoksa neden yüzde 33 zammı gündeme getirsinler? 9 AKP vekili kanun teklifi hazırlayıp 5 Nisan’da Meclis’e sunmuş. 
Ey ahali! Yurt dışına çıkış harcı, dünyanın antidemokratik 3-5 ülkesinden gayrı hiçbir
yerde uygulanmıyor. Bir diğer deyişle, hiçbir ülke, vatandaşının seyahat özgürlüğünden nemalanmıyor. Hayır bu para nereye gidiyor, ne kadar toplanıyor, bilen var mı? 
Dünyanın en pahalı pasaportu
10 yıllık biyometrik pasaport, dünyada ortalama 50 dolar. Bizde neredeyse 250 dolar! Hadi yetişkinden alıyorsun. Çocuk pasaportundan alma, gençlere indirim yap! O da yok.
Seyahat özgürlüğü gönüllüleri ve Sırt Çantalılar Topluluğu, “Bu sefer olmaz” diyor: “Yurt dışına çıkış harcını, ‘yurt dışına çıkarmama’ harcına dönüştüremezsiniz!”
Anayasanın güvenceye aldığı, temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğümüzü ihlal eden bu verginin külliyen kaldırılmasını talep ediyorlar.
Milletvekillerini, dünyanın en hızlı ikinci büyüyen ülkesinin pasaport ücretini, dünya ortalamasına düşürmeye... Yurt dışına çıkış harcını kaldırmaya... Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamalarıyla mücadele etmeye davet ediyorlar...
Siz de deli dumrul vergisine hayır diyorsanız buyrun, imzalayın: 
http://imza.la/bu-sefer-olmaz
Yazının orjinali için lütfen TIKLAYIN!

20 Haziran 2010 Pazar

SONUÇ ALDIK!

Evet, sonuç aldık!

Kahvaltı ederken, yakın bir arkadaşımın telefonuyla ilk haberi aldım. Açıkcası önce şaka yapıyor sandım. Uzun zamandır pasaportlu şakaların sayısı artmaya başlamıştı:)

Sonra haber sitelerinde Bakanlar Kurulu'nun kararını görünce çok mutlu oldum. Müthiş bir babalar günü armağanı oldu.

Başarı, Anayasal haklarının bilincinde, ateşlenmek için kimi zaman küçük bir kıvılcım bekleyen yurttaşlarımızındır.

Ben bu kıvılcım olduğum için çok mutluyum.

Bakanlar Kurulu'nun yaptığı indirim oransal olarak çok yüksek: % 50 Fakat bu indirim bile bizi dünyanın en pahalı pasaportlarını kullanmaktan kurtarıyor mu, inceleyeceğiz.

Ancak itiraf etmeliyim ki 4 aydır sürdürdüğümüz binlerce insanın katkı sunduğu kampanyamızdan bu kadar hızlı bir sonuç alınması ve yurttaşlarımızın taleplerine bu kadar hızlı yanıt verilmesi hem devletimizin ve hem de hükümetimizin çok değerli ve önemli bir örnek oluşturmasını sağlamıştır.

Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Bakanlar Kurulumuza çok teşekkür ederim. Kendi adıma ve bu kampanyaya gönül ve destek veren herkes adına...

O. Suat Özçelebi

Bugün Resmi gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ve tebliğler için lütfen: TIKLAYIN!