Vize Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vize Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2021 Pazartesi

Seyahat Özgürlüğü Bilançomuz Yine Ağır!

 İlkini geçen yıl yayınladığımız seyahat özgürlüğü bilançosunu 2021 yılında da güncelledik. Aslında olumluya doğru bir değişim olduğu söylemek maalesef mümkün değil. Türkiye’de insanlar hala seyahat özgürlüğü konusunda dünyada birçok ülkede eşi benzeri olmayan sorunlarla karşı karşıya. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak 11 yıldır hem bu algıyı değiştirmek hem de kamu otoritesinin ciddi değişiklikler yapması için kampanyalar yapıyoruz, sorunları duyurmaya çalışıyoruz.Temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” konusunda 2021 yılında da Türkiye’de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

Yurtdışı Çıkış Harcı

Dünyada sadece özel yasasıyla birlikte Türkiye’de olan bir uygulama. (Başka ülkelerde turistler dahil özellikle uçak biletlerine giydirilerek herkese uygulanan çıkış harçlarından farklı bir uygulama)

7 yaş üzerinde olan bazı istisnalar dışında tüm yurttaşlarımızın yurt dışına çıkarken ödedikleri bir harçtır. 15 lira idi, 50 liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanının 150 liraya kadar artırma yetkisi var.

Pasaport

T.C. pasaportu Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını döviz kurundaki oynamalar nedeniyle Avustralya pasaportuna devretti. Şu anda dünyada 2. En pahalı pasaport. Ancak asgari ücret karşılaştırması ile birlikte ele aldığımız zaman dünyanın açık ara en pahalı pasaportu. 10 yıllık pasaport tam 1.265,40 TL.

Pasaportumuzun dünyada eşi benzeri olmayan özellikleri var:

Her yıl otomatik olarak zamlanan dünyanın tek pasaportu. Özel yasa gereği her yıl ekim ayında yeniden değerleme oranında zamlanıyor.

Pasaportlarımız Darphane’de basılıyor ve maliyeti sadece 8,26 lira (2018) ve biz 150 katı ücret ödüyoruz.

24 yaşın altındaki öğrenciler sadece defter ücreti ödeyerek, 160 liraya pasaport sahibi olabiliyorlar. Ancak öğrenci olmayan tüm çocuklarınız için 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorundasınız.

Dünyanın birçok ülkesinde yaşlılar için (+65 yaş) pasaport ücretleri indirimli Türkiye’de bu da uygulanmıyor.

Çipli pasaporta geçildikten sonra pasaport sayfa sayısı 64 olarak korunmuştu, fakat son 2 yıldır pasaportların sayfa sayısı yarıya yakın düşürüldü. Artık 38 sayfa. Yani daha hızlı dolacak ve tekrar ücret ödemek zorunda kalacağız.

Yeşil Pasaport Ayrımcılığı

Dünyada 3 çeşit, Türkiye’de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,5 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırıydı. Şimdi bu ayrıcalık artırıldı, belli ihracat koşullarını yerine getiren şirketlere, iş adamlarına ve son olarak belli bir süre görev yapmış avukatlara da veriliyor.

Sayıları gittikçe artan ve sadece 160 lira defter ücreti ödeyen, harç ödemeyen yeşil pasaportlular açık bir eşitsizliğe imza atıyorlar.

Özellikle son aylarda ortaya çıkan gri pasaport skandalları nedeniyle “yeşil pasaport” için de bazı kısıtlamalar getirilmesinden söz ediliyor.

Vize Sorunları

Avrupa Birliği (AB) haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda belli bir iyileşme olsa da maalesef bu uygulamalar da sürüyor. Hala vize işlemlerinde defalarca vize almış kişiler için bile gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar adeta bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.

Geri Kabul Antlaşması ve ardından yürürlüğe gireceği belirtilen “vize muafiyeti” hala bir hayal olarak duruyor. 60 Euro olan schengen vize ücreti 2020 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 80 Euro’ya çıkarıldı. Ayrıca vize işlemlerini yapan bürolar 20 Euro daha alıyorlar. 4 kişilik bir ailenin AB seyahati ulaşım, konaklama ücretleri hariç toplam vize ücreti 320 Euro’yu buluyor. Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü, Ankara Antlaşması’yla tanınmış ve işletilmeyen “Vizesiz Avrupa” hedefleri, bugün AB için Türkiye ile siyasi bir pazarlık konusuna indirgenmiş durumda.

Pandemi nedeniyle vize aldığı halde bunları kullanamayan kişilerin vize ücretlerinin iadesi ya da aynı sürelerle yeni vizeler verilerek bu haklarının güncellenmesi ile ilgili de hiçbir şey yapılmadı. Vizeler yandığı ile kaldı.

Aşı Pasaportu

Pandemi ile birlikte vizelerle ilgili yeni başlıklar ve yurttaşlarımızdan bürokratik farklı talepler beklenmesi sürpriz olmayacak. Örneğin kimi AB ülkelerine girmek için 2 doz aşı ve 14 günlük karantina yaşamamak için 48 saat içinde yapılmış Covid-19 testi şu anda birçok ülkede uygulanıyor.

AB ülkeleri çift doz Biontech aşısı olmuş kişileri kabul ederken İngiltere kırmızı listeden yeni çıkardığı Türkiye için çift doz Biontech aşısı olsanız bile gittiğiniz adreste 10 gün karantinayı zorunlu kılıyor.

Dünyada ABD dahil birçok ülkede pandemi ve aşı uygulamaları ile seyahat kuralları değişiklik gösteriyor. Seyahatinizi planlamadan önce güncel bilgilere ulaşmak çok önemli.

Örneğin Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkenin bütün güncel seyahat kuralları ve aşı ile ilgili bilgileri “Reopen EU” (https://reopen.europa.eu/en) adlı internet sayfasından edinebilirsiniz.  Bu kuralların ülke bazlı olarak sık sık değiştiğini tekrar hatırlatıyorum, kontrol etmeyi unutmayın.

NYXmag dergisindeki yayın linki için lütfen TIKLAYIN!

12 Kasım 2021 Cuma

Aşk Pandemiyi Yendi Ama…

Koronavirüs tüm dünyayı esir almış durumda. Ve bu durumdan en çok seyahat eden insanlar, gezginler ya da seyahat etmek zorunda olanlar etkilendi. Artık birçok ülke kapı duvar biçiminde. Pandemi bir türlü durulmadığı için de ülkeler sınırlarını hala çok sınırlı sayıda ülkeye, insana açmış durumda. Üstelik bunun bir garantisi yok, her an izinli ülke listeleri değişebiliyor. Örneğin aylardır Türkiye’de AB’ye gitme şansı yok ve gelecek aylar da umut vermiyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ağustos ayında aldığı bir kararda üye ülkelerden seyahat kısıtlamalarını partnerler için gevşetmelerini istedi. Buna Fransa ve Almanya’dan pozitif yanıtlar geldi. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer de seyahat kısıtlamalarının evli olmayan partnerler için kaldırıldığını açıkladı. AB vatandaşlarının ya da AB içinde oturma izni olanların AB dışında ikamet eden partnerlerinin gelebilmesine izin verildi. Ancak bu karar bile kolay alınmadı. Komisyon bu kararı sosyal medyada “Aşk, turizm değildir” sloganıyla başlatılan etkili bir sosyal medya kampanyası nedeniyle aldı.

Fakat bu izin öyle çok şarta bağlı ki kapsamı kuşku uyandırıyor. Örneğin Almanya’ya seyahat etmek isteyen partnerlerin vize alabilmesi için uzun süreli bir birlikteliğin ve daha önce en az bir kere Almanya’da görüşmüş olmanın yetkili makamlara belgelerle ispatlanması şart. Almanya’da ikamet eden tarafın yolladığı davetiye, ilişkinin varlığını belirten ortak bir deklarasyon, daha önce birlikte seyahatleri ya da buluşmaları gösteren pasaport pullarının, seyahat dokümanlarının ve uçak biletlerinin sunulması da seyahat iznini almak açısından önem taşıyor.

2020 kışı pandeminin 2. Dalga riskiyle birlikte sürmesi nedeniyle seyahat özgürlüğü için de gerçekten çok çetin geçecek. Seyahat özgürlüğümüz bugüne kadar dünya çapında hiç bu kadar kısıtlanmamıştı.

Her şey bir yana “Aşk”, sınırlı da olsa pandeminin her ülkeye ördürdüğü seyahat özgürlüğü duvarını, AB içinde biraz olsun yıktı. Ama hala birçok ülke kısmi olarak öğrenciler dışında bilim insanlarının eğitim, araştırma çalışmaları, sağlık sorunları olanların, ticari/ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği için vize ve seyahat izinlerini vermiyor. Milyonlarca insan yurt dışına adım atabilmek için elçiliklerin vize koşullarıyla ilgili haberlerine kilitlenmiş durumda.

Vİzeler Hayal Oldu

NYXmag’in ilk sayısında “Pandemi vizeleri yedi mi?” diye bir soru sormuştuk. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak bu konuda özellikle Alman basınına yaptığımız açıklamaları paylaşmıştık. Geçen ay bu konudaki çalışmalarımızı sürdürdük, bu kez Köln Radyosun’da konuyu gündeme getirdik. Ancak ne Almanya ne de Avrupa Birliği konu hakkında bir adım atmadı. Sadece belli ülkeler D tipi öğrenci vizelerinde adım attılar ama C tipi özellikle turistik vizeler konusunda bir gelişme yaşanmadı.
Ekim ayına bırakılan yeni vize, seyahat sınırlamaları kararlarında yeni bir gelişme yaşanmadı. Salgının birçok ülkede hız kazanması sınırlamaların kalkabileceği yolundaki umutları yılbaşı sonrasına erteliyor.
Özellikle daha önce vize almış ancak getirilen seyahat kısıtlamaları ve yasaklar nedeniyle süresinde vizelerini kullanamamış insanlar şu anda kimsenin gündeminde değil. Ne vizelerin uzatılması ne ödediğimiz vize harçlarının geri ödenmesi ne de yeni sürelerle vizelerin tekrar kullanılabilmesi gibi konuları konuşacak aşamaya bile gelemedik.
Yani AB Komisyonu’nun genel eğiliminde hala bir değişiklik yok. Schengen vize harçlarının alınmaması ve pandemi süresi kadar vizelere ek yapılması gibi konuların tartışılacağı bir noktaya maalesef gelemedik. Şu anda manzara gösteriyor ki; vize bürosu harçlarını yine ödeyecek, Covid-19 nedeniyle belki yeni formlar, bürokratik engellerle karşılaşacağız. Kısacası vize başvurusu için bütün o bilgi ve belgeleri yine toparlayacağız.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak bu konuya ilgimizi sürdüreceğiz. Bu konuda yapılacak tüm başvuru ve haberleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu yazı NYXmag dergisinde yayınlandı.

PANDEMİ VİZELERİMİZİ DE YEDİ Mİ?

Pandemi birçok kişinin tatil planlarını da alt üst etti. Özellikle yurt dışına gitmek için vize alarak tatil planları yapanlar, hem vize harçları, ulaşım, konaklama giderlerinin tam karşılığını alamadı hem de tatillerinden oldular. Çifte bir zarar söz konusu.

Schengen bölgesine gidecek olanların vizeleri için Alman Radyosu ARD bu konuyu gündeme getiren bir haber yaptı. https://www.tagesschau.de/ausland/tuerkei-coronavirus-visa-101.html

Bu konuda mağdur olanlardan biri olarak ben de bu programda düşüncelerimi, aslında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri için de taleplerimizi dile getirdim:  Herkesin, yeni başvuru, vize harcı, vize büro ücreti alınmadan vizelerinin en azı 3 ay olmak üzere aldığı süre kadar uzatılması…

Şu anda netleşmemekle birlikte AB Komisyonu’nda genel eğilim schengen vize harçlarının alınmaması ve pandemi süresi kadar vizelere ek yapılması, 3 -4 ay gibi. Yani vize bürosu harçlarını yine ödeyecek, başvuru için bütün o bilgi ve belgeleri yine toparlayacağız. 

Ve en önemlisi başvurumuz daha önce vize alsak bile yeni belgelerimize göre bakılarak yeniden değerlendirilecek. Yani vize başvurunuz, özellikle maddi durumunuzda bir sorun yaşandıysa reddedilebilir. Üstelik yeni COVID-19 soruları ve formlarına da maruz kalınabilir. Kısacası kazanılmış bir hakkın yine yok sayılması riski az değil.

Bu durumun özellikle Temmuz ayından sonra netleşmesini bekliyoruz, bazı ülkeler açılımı Ağustos ayına bıraktı. Bu konuda netlik sağlandığı anda biz de “vize”mücadelemizi başlatacağız. Sizleri de haberdar edeceğim. 

Türkiye 2020 Seyahat Özgürlüğü Bilançosu

Türkiye’de insanlar temel ve Anayasal bir hak olmasına rağmen seyahat özgürlüğü konusunda dünyada birçok ülkede eşi benzeri olmayan sorunlarla karşı karşıyadır. Bu ülkenin yöneticileri ve yurttaşları tarafından da bu durum adeta kanıksanmıştır. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri 10 yıldır hem bu algıyı değiştirmek hem de kamu otoritesinin ciddi değişiklikler yapması için kampanyalar yapmaktadır. Temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” konusunda 2020 yılında da Türkiye’de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

Aşağıda sürekli  takip ettiğimiz “ Seyahat Özgürlüğü”  sorunlarının 2020 bilançosu yer alıyor: 

  • Yurtdışı Çıkış Harcı

Dünyada sadece Türkiye’de olan bir uygulama, özel yasası var. 7 yaş üzerinde olan bazı istisnalar dışında tüm yurttaşlarımızın yurt dışına çıkarken ödedikleri bir harçtır.

15 lira idi, 50 liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanının 150 liraya kadar artırma yetkisi var.

  • Pasaport

T.C. pasaportu Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını döviz kurundaki oynamalar nedeniyle Avustralya pasaportu ile birlikte paylaşıyor. Ancak asgari ücret karşılaştırması ile birlikte ele aldığımız zaman dünyanın açık ara en pahalı pasaportu. 10 yıllık pasaport tam 1.154,8 lira.

Pasaportumuzun dünyada eşi benzeri olmayan özellikleri var:

  • Her yıl otomatik olarak zamlanan dünyanın tek pasaportu. Özel yasa gereği her yıl ekim ayında yeniden değerleme oranında zamlanıyor. Bu yıl pasaport ücretleri %22,18 zamlandı.
  • Pasaportlarımız Darphane’de basılıyor ve  maliyeti sadece 8,26 lira (2018) ve biz 140 katı ücret, 1155 lira ödüyoruz.
  • 24 yaşın altındaki öğrenciler sadece defter ücreti  ödeyerek,  160 liraya pasaport sahibi olabiliyorlar. Ancak öğrenci olmayan tüm çocuklarınız için 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorundasınız.
  •  Dünyanın birçok ülkesinde yaşlılar için (+65 yaş) pasaport ücretleri indirimli Türkiye’de bu da uygulanmıyor.
  • Çipli pasaporta geçildikten sonra pasaport sayfa sayısı 64 olarak korunmuştu, fakat son 2 yıldır pasaportların sayfa sayısı yarıya yakın düşürüldü. Artık 38 sayfa. Yani daha hızlı dolacak ve tekrar ücret ödemek zorunda kalacağız.
  • Yeşil Pasaport Ayrımcılığı

Dünyada 3 çeşit Türkiye’de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,5 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa’nın kanun önünde  eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırıydı. Şimdi bu ayrıcalık artırıldı, belli ihracat koşullarını yerine getiren şirketlere, iş adamlarına ve son olarak belli bir süre görev yapmış avukatlara da veriliyor.

Sayıları gittikçe artan ve sadece 160 lira defter ücreti ödeyen, harç ödemeyen yeşil pasaportlular açık bir eşitsizliğe imza atıyorlar. 

  • Vize Sorunları

Avrupa Birliği (AB) haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda belli bir iyileşme olsa da maalesef bu uygulamalar da sürüyor. Hala vize işlemlerinde defalarca vize almış kişiler için bile gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar adeta bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.

Geri Kabul Antlaşması ve ardından yürürlüğe gireceği belirtilen “vize muafiyeti” hala bir hayal olarak duruyor. 0 euro olan schengen vize ücreti 2020 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 80 euroya çıkarıldı. Ayrıca vize işlemlerini yapan bürolar 20 euro daha alıyorlar. 4 kişilik bir ailenin AB seyahati ulaşım, konaklama ücretleri hariç toplam vize ücreti 320 euroyu buluyor. Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü, Ankara antlaşmasıyla tanınmış ve işletilmeyen “Vizesiz Avrupa” hedefleri, bugün AB için Türkiye ile siyasi bir pazarlık konusuna indirgenmiş durumda. 

Pandemi ile birlikte vizelerle ilgili yeni başlıklar ve yurttaşlarımızdan bürokratik farklı talepler beklenmesi sürpriz olmayacak. Örneğin kimi AB ülkelerine girmek, 14 günlük karantina yaşamamak için 48 saat içinde yapılmış Covid-19 testi şu anda birçok ülke için netleşmiş görünüyor.

Dünya’da hala birçok ülkeye ancak vizeyle gidebiliyoruz. Vizesiz seyahat edebildiğimiz ülke sayısı 2020 Henley vize endeksine göre dünyada sadece 111 ülkeyi kapsıyor. Bu endekste 55. Sıradayız. 1. sırada bulunan Japon pasaportu ile 191 ülkeye vizesiz gidebiliyorsunuz.

Bu yazı: NYXmag dergisinde yayınlandı.

9 Nisan 2013 Salı

"Schengen Vizesi" Anketini Kaçırmayın!


Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu aşağıdaki mesajı e-posta ve sitesi yoluyla yurttaşlarımızla paylaştı. Bir tür "Açık İstişare" ve hedefi "Kısa Süre Kalışlara İmkân Tanıyan 'Schengen' Vizesinin Alınmasında Uygulanan Prosedürlerin İyileştirilmesi"...

Bu adımla Avrupa Birliği Komisyonu şunu amaçlıyor: konuyla ilgili olarak izlenen politikayı daha modern hale getirmek... bu istişare yoluyla aktaracağınız görüşler ve sağlayacağınız katkılarla doğru değişiklikler yapılmasına yardımcı olmak...AB'ye seyahat edecek iş adamı, turist, öğrenci ve gençler gibi meşru yolcuların tâbi olduğu süreçlerin kolaylaştırılması yoluyla ekonomik büyüme ve kültürel değişimi desteklemek.." 

Yani AB ile vize sorunları yaşayan herkes yaşadığı tüm sorunları, şikayetlerini ve iyileştirme taleplerini aşağıdaki anket ile ilgililere iletebilir. Biz tüm Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ni ve Sırtçantalıları bu açık istişareye/ankete katılmaya ve görüşlerini bildirmeye çağırıyoruz.

Sadece yakınmayın,lütfen şikayetlerinizi, düşüncelerinizi, önerilerinizi doğru adreslere bildirin! Seyahat özgürlüğü ancak böyle gelişebilir ve haklarımıza kavuşabiliriz.        

Ankete şu adresten katılabilir, İngilizce olarak soruları yanıtlayabilirsiniz: TIKLAYIN!

Önemli not: Vize Yasası ve ortak vize politikası, yalnızca kısa süreli (90 gün / 180 gün süreli kalışlara yönelik ‘Schengen vizeleri’) kalışları kapsamakta olup 22 AB üyesi (Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Almanya, Estonya, Yunanistan, İspanya, Fransa, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Hollanda, Avusturya, Polonya, Portekiz, Slovenya, Slovakya, Finlandiya ve İsveç) ile dört ortak ülke (İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre) tarafından uygulanmaktadır. Yürütülen bu istişare, sadece kısa süreli kalışlarda geçerli Schengen ile ilgili konulara odaklanmakta olup uzun süreli kalışlarda gereken vizeler veya ikamet izinleri ile ilgili değildir.

21 Haziran 2012 Perşembe

Vizesiz Avrupa yoluna çıkarken...


Hükümet "vizesiz Avrupa" hedefi için atmaya çalıştığı adımlardan en önemlisini bugün attı. En az 3 yıl sürecek ve vize kolaylıklarından çok "vize muafiyeti"ni hedefleyen önemli diplomatik savaşların ardından bunların kazanıldığı iddia ediliyor.

Bugün neredeyse gün boyu bu konudaki haber ve gelişmeleri sosyal medya üzerinden paylaştım. Seyahat özgürlüğü gönüllülerine bu çok önemli gelişmeleri anlatmak, hatta TV'lerdeki tartışmaları izlemeleri için, canlı yayın saatlerini bile duyurmaya çalıştım. Sırtçantalılar da aynı çabaya ortak oldular.

Günün sonunda bunca malzemeden ve tartışmadan, mesajdan neyi çıkardığımı bir özet olarak sunmanın faydalı olacağını düşündüm.

Bazı akademisyenler "Vizesiz Avrupa" başlığı ile sunulan bu sürece güvensiz yaklaşıyorlar, bazı gazeteciler kuşkulu, bazıları ise kaçınılmaz görüyor.

Ancak herkesin birleştiği bir nokta bu sürecin en az 3-4 yıldan önce sonuçlanamayacağı. Bu yönde dışişleri bakanlığı da bir açıklama yaptı: "Vatandaşlarımızın AB ülkelerine vizesiz seyahat etme imkanına ne zaman kavuşabilecekleri, Türkiye ile AB Komisyonu arasında gerçekleştirilecek vize muafiyetine ilişkin müzakerelerin seyrine bağlı olacaktır.''

Bu süreçte AB'nin Türkiye nihai hedef olarak görmese de bazı "vize kolaylıkları"nı jest olarak hayata geçireceği vurgulanıyor.

Bunlar neler: "AB ülkelerinin ‘Vize Büro’ sayısı artırılacak. ‘Vize Kolaylığı’ ise, iş adamları, sporcular, öğrenciler, gazeteciler ve sanatçılar gibi bazı meslek gruplarına 2 yıldan 5 yıla kadar uzun süreli vizelerin verilmesi uygulamasını getiriyor. Ayrıca, emekliler ve 12 yaş altı kişilerden vize ücreti alınmayacak. Vize ücretleri 65 Euro’dan 35 Euro’ya düşecek. Vize başvuruları en geç 15 günde sonuçlanacak, başvuruya ret cevabı verilmesi halinde bunun gerekçesi açıklanacak ve başvuru yapana dava açma hakkı getirilecek."

Peki Süreç nasıl işleyecek, Zeynel Lüle'nin haberinden aktarıyorum:
* AB Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Temsilcisi Cecilia Malmström, Türkiye ile ‘Vize Muafiyeti’ sürecini yürütmek için görevlendirilecek.
* Malström, Haziran sonunda Türkiye’yi ziyaret edecek ve vize serbestisi sürecinin başladığı resmen ilan edilecek.
* Ekim veya kasım ayında AB Türkiye’ye ‘vize muafiyeti eylem planı”nı sunacak. Türkiye bu eylem planını ‘uygun bulması’ halinde, GKA’yı imzalayacak ve böylelikle “Vize Muafiyeti Eylem Planı” uygulamaya geçirilecek.
* Eylem planının uygulamaya geçilmesi ve ilerleme sağlanmasıyla  birlikte Türkiye TBMM aracılığıyla GKA’yı onaylayacak. Türkiye, ‘vize muafiyeti’ aşamasına gelindiğinde GKA’yı uygulamaya başlayacak.

Eylem Planı
Bu süreçte Türkiye, belge güvenliğinden sınır yönetimine ve göçmen politikasına kadar birçok alanda yeni reformlar gerçekleştirecek.
Türkiye’ye sunulacak olan Eylem Planı içinde şu unsurların yer alması bekleniyor:
* Türk vatandaşlarının elindeki pasaportların tamamının biometrik pasaport olması,
* Türkiye’nin AB Sınır Koruma Ajansı Frontex ile işbirliğini daha da geliştirmesi,
* GKA ile ilgili AB üyesi ülkelerle ikili anlaşmaların imzalanması. Örneğin Yunanistan ile GKA imzalanması,
* Europol ile işbirliğinin geliştirilmesi
* AB’nin göç politikasına uyum sağlanması
* Türkiye’nin vize politikasını AB’nin vize politikasıyla uyumlaştırması.

Bu uygulamayı, daha önce ‘Vize Muafiyeti’ süreci yaşayan ülkeler 2,5 veya 3 yıl içerisinde tamamladılar. Türkiye’nin de bu süre içerisinde tamamlaması bekleniyor. Lüle'nin haberinde Türkiye tarafından "paraf" edilen ‘Geri Kabul Anlaşması’nda, Güney Kıbrıs’ın ısrarlarıyla ‘AB ve tüm AB ülkeleriyle İçişleri ve Adalet konularında işbirliği yapılması’ yönünde ifadeler eklendiğini Rumların ısrarıyla ‘Tüm AB ülkeleri’ ifadesi, metinde bir kaç yerde vurgulandığı da yer alıyor.

Sürece niçin İtiraz ediliyor?
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Hamdi Pınar, Geri Kabul Anlaşması (GAK) karşılığında pazarlık yapmanın bugüne kadar özellikle "serbest dolaşım" konusunda Avrupa'da kazandığımız davaların, hukuki kazanımların tamamen kaybedilmesine yol açabileceğini söylüyor.

Bu konuda, Avrupa’da kazanılmış davalarla ilgili örneklerin yer aldığı bloğuna bakılabilir. Türkiye’nin bu sürece girerek Avrupa’nın oyununa geldiğini ve geri dönülemez bir yola sürüklendiğini vurguluyor.

Özellikle ABAD'da (Avrupa Adalet Divanı) Demirkan davasının bu sene içinde çözüleceğini AB'nin acelesinin sebebinin bu olduğunu, Dış işleri ve AB bakanlığı bürokratlarının yanlış adım attığını belirtiyor, Pınar. Bu konudaki yazısı için tıklayınız. 

Sonuç
Vizesiz Avrupa'ya zaten kazanılmış, ama devletimiz ve hükümetlerimiz tarafından bir türlü koparılıp alınamamış bir hak olarak bakıyoruz. Eğer bu sefer de yüzlerine gözlerine bulaştırırlarsa sanırım ne AB ne de Türkiye bu konuda inisiyatifi elinde tutabilir, halk kendi inisiyatifi eline alacak ve sınır kapılarına dayanacaktır!

21 Aralık 2010 Salı

"Vize : sivil toplum diyaloğu önünde bir engel" peki ya pasaport ücretleri?

"Vize : sivil toplum diyaloğu önünde bir engel" bu başlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nin (ABGS) Sivil toplum diyalog toplantılarının 4. sünde (11.12.2010-Cevahir Kongre Merkezi-İstanbul) oluşturulan bir çalışma grubunun ele aldığı konuydu. Bu grupta ben de "Genç Gönüllüler Derneği" adına bir "seyahat özgürlüğü gönüllüsü" olarak çalışmalara katıldım. Vize problemlerinin hemen her boyutu ele alınırken Türkiye'nin önce kendi ülkelerinde vatandaşlarına koyduğu "vize"yi gündeme getirmeye çalıştım: Fahiş Pasaport ücretleri...

Dünyanın en pahalı pasaportu olan T.C. pasaportu, bugün tüm yurttaşlarımızın önünde adeta bir vize uygulaması niteliğindedir. Toplantılarda gerek söz alarak gerekse sorularla konunun bu boyutunun da gündeme alınması için bir çaba harcadım. Bu gerçeğin hemen hiç kimse tarafından düşünülmediğini, hiç dikkate alınmadığını hatta tamamen görmezden gelindiğini büyük bir açıklıkla söyleyebilirim. Konuyu söz alıp gündeme getirdiğim zaman yüzlerde oluşan "şaşkın" ifadeler, her sözümün, örneğin ardından özellikle yönetim (ABGS) tarafında inip kalkan onaylayan baş hareketlerini gözlemlemek mümkündü...

Türkiye'nin önce pasaport ücretini dünya ortalaması olan 50 dolar düzeyine indirmesi gerektiğini, 5-10 yıllık biyometrik pasaport ücretleri içinde ciddi bir eşitsizlik yaratarak temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğünü" çiğnediğini anlattım. Anayasamızın 23. maddesinde güvence altına alınan bu hakkın, devlet tarafından yok sayıldığını, devletin vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için fahiş bir ücret talep ettiğini, dünyadan örneklerle aktardım.

ABGS ilgilileri ve toplantıyı yöneten akademisyenler, talebimizi not aldıklarını, "çok haklı" olduğumuzu ısrarla vurguladılar. Buna rağmen sonuç bildirgesine konuyla doğrudan ilgisi olmadığı için koyamayacaklarını belirttiler.Birçok katılımcı, STK temsilcisi de aynı yönde görüş bildirmesine rağmen Türkiye içindeki "vize" bu toplantıda resmi kayıtlara geçemedi. Belli bir farkındalık oluşturabilsek de STK'lar içinde de konuya çok yabancı bir kitle var. Herkes yapılan indirimle oluşan pasaport ücretine razı bir izlenim yaratıyor. Bu ücretin nasıl bir mücadele ile indirildiğini, sadece 6 ay önce 2 katı olduğunu tekrar hatırlatmak zorunda kaldım.

Ancak anlaşılan o ki hem bu yönde gerçekleşen toplantılara sürekli katılarak devlet yetkililerini bu gerçekle daha fazla yüzleştirmeli hem de STK'lar arasında özellikle  "insan haklarını" önemseyen, bu alanda çalışan örgütlerle ortak çalışmalar yapmalı, dayanışma göstermeliyiz.

Vize gerçekten Avrupa Birliği'ndeki sivil toplum ile diyaloğunun oluşması önünde somut ve "utanç" verici bir engel, ancak bu utançtan kurtulmak için önce başka bir utancı yenmemiz ve yurttaşlarımızın makul ücretlerle pasaport alabilmesini sağlamamız gerekiyor.

Seyahat özgürlüğü gönüllülerini alması gereken daha çok yol var. Yılmadan, bıkmadan temel insan hakları mücadelesi temelinde çalışmak gerekiyor. Seyahat özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu bilmeyen çok kişi var.

22 Ağustos 2010 Pazar

İmza kampanyası, yeşil pasaport ve vizeler üzerine...

"Seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" kampanyamız çerçevesinde başlatacağımız imza kampanyası için geri sayım başladı. Son hazırlıkları yapıyoruz. Dünyanın en pahalı pasaportuna sahip olmak istemiyoruz. Ve bu ayıptan kurtulmak için hep birlikte mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu konudaki gelişmeleri, siz "seyahat özgürlüğü gönüllüleri" ile daha sıklıkla paylaşacağım.

Pasaport ücretleri konusunda sağladığımız %50 indirim, birçok "seyahat özgürlüğü gönüllüsü"ne bir tür başarı sarhoşluğu/rehaveti getirdi. Ve hala dünyanın en pahalı pasaportunu kullandığımız gerçeğini unutmuş görünüyorlar. İmza kampanyası bu gerçekle de bizi tekrar yüzleştireceği için oldukça önemli bir etkinlik olacak.

Basında son zamanlarda "vize" sorunu konusunda daha fazla yazı çıkmaya başladı. Özellikle "seyahat özgürlüğü gönüllüleri"nden Ufuk Yünlü ve Onur İnal bu konuyu da basın düzeyinde de ilgiyle takip ediyorlar. Birçok gazeteciye bu konuya karşı duyarlılığımızı iletiyorlar.

Vize, hem harçlar, hem istenen anlamsız belge ve bürokrasisi, ama en çok "eziyet" ve insanlık dışı muamele boyutuyla yurtdışına gitmek isteyen tüm yurttaşlarımızın başının belalısı. Üstelik devlet bu konuda ciddi bir ilerleme bi tülü sağlayamadı, AB ülkelerinin hukuksuz vize uygulamalarına somut bir mücadele başlatılamadı.

2-3 aydır bana ulaşan mesajların büyük bir çoğunluğu "seyahat özgürlüğü gönüllüleri"nin vize konusunda da bir mücadele başlatmaları yönünde...

Bir diğer konu da "yeşil pasaport" garabeti. Bu tür bir pasaport dünyada yok. Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırı olarak, devlet kendi üst düzey bürokrat ve memurları için, ayrıca onların aileleri için bir pasaport "uydurmuş". Bu pasaport sahipleri kendileri ve aileleri için sadece pasaport ücreti ödüyor, harç ödemiyorlar. Ayrıca birçok ülkeye vizesiz giderek, vize harçlarında da ayrıcalık kazanmış durumdalar.

Uzun yıllardır süren bu eşitsizlik, hem vatandaşlar arasında ciddi bir ayrımcılık yaratıyor hem de bu pasaport sahiplerini, yani temelde duyarlılığı daha yüksek olması gereken bürokratları pasaport sorunu karşısında kayıtsız ve duyarsız hale getiriyor.

Yeşil pasaport, bir "eşitsizlik" belgesidir. Anayasa'nın açık seçik çiğnenmesidir. Devletin kendi yurttaşları arasında ayrımcılık yapmasıdır. Çözemediği vize sorununu, belli bir kitleye imtiyaz sağlayarak "çözmüş gibi yapması", kendini aldatmasıdır. Hizmet pasaportunun olduğu bir ülkede, yeşil pasaportun hiç bir haklı gerekçesi ve bahanesi olamaz.

Seyahat özgürlüğü gönüllüleri olarak, bundan böyle mücadele alanımızı daha da genişleteceğiz.

Ancak ilk hedefimizden henüz şaşmamalıyız. Dünyanın en pahalı pasaportunu, dünya ortalaması olan 50 dolar seviyesine indirmesi için devlete/hükümete, sorunu/çözümü duyurmak. Toplumsal farkındalığı artırmak için hala almamız gereken ciddi bir yol var.

"Seyahat özgürlüğü"nün temel bir insan hakkı olduğu konusunda neredeyse hiç olmayan bir bilinç düzeyi ile hareket etmek zorunda kalıyoruz. Bırakın sıradan yurttaşlarımızı, birçok etkili yetkili kişi bile bu "Anayasal hak" konusunda bilgisiz.

Son referandumda oylanacak Anayasal değişikliklerden birinin yine "seyahat özgürlüğü" kapsamında olduğunun da çok az kişi farkında.

Kısacası, "seyahat özgürlüğü" Türkiye'de birçok özgürlük alanı içinde en çok ihmal edilenlerden biri. Haklar ve özgürlükler rejimi konusunda çok geriden geldiğimiz açık, ama bu bir bahaneye dönüşmemeli, sadece gerçeğin farkında olmamız için bunları hatırlatıyorum...