yeşil pasaport etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşil pasaport etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2021 Pazartesi

Seyahat Özgürlüğü Bilançomuz Yine Ağır!

 İlkini geçen yıl yayınladığımız seyahat özgürlüğü bilançosunu 2021 yılında da güncelledik. Aslında olumluya doğru bir değişim olduğu söylemek maalesef mümkün değil. Türkiye’de insanlar hala seyahat özgürlüğü konusunda dünyada birçok ülkede eşi benzeri olmayan sorunlarla karşı karşıya. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak 11 yıldır hem bu algıyı değiştirmek hem de kamu otoritesinin ciddi değişiklikler yapması için kampanyalar yapıyoruz, sorunları duyurmaya çalışıyoruz.Temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” konusunda 2021 yılında da Türkiye’de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

Yurtdışı Çıkış Harcı

Dünyada sadece özel yasasıyla birlikte Türkiye’de olan bir uygulama. (Başka ülkelerde turistler dahil özellikle uçak biletlerine giydirilerek herkese uygulanan çıkış harçlarından farklı bir uygulama)

7 yaş üzerinde olan bazı istisnalar dışında tüm yurttaşlarımızın yurt dışına çıkarken ödedikleri bir harçtır. 15 lira idi, 50 liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanının 150 liraya kadar artırma yetkisi var.

Pasaport

T.C. pasaportu Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını döviz kurundaki oynamalar nedeniyle Avustralya pasaportuna devretti. Şu anda dünyada 2. En pahalı pasaport. Ancak asgari ücret karşılaştırması ile birlikte ele aldığımız zaman dünyanın açık ara en pahalı pasaportu. 10 yıllık pasaport tam 1.265,40 TL.

Pasaportumuzun dünyada eşi benzeri olmayan özellikleri var:

Her yıl otomatik olarak zamlanan dünyanın tek pasaportu. Özel yasa gereği her yıl ekim ayında yeniden değerleme oranında zamlanıyor.

Pasaportlarımız Darphane’de basılıyor ve maliyeti sadece 8,26 lira (2018) ve biz 150 katı ücret ödüyoruz.

24 yaşın altındaki öğrenciler sadece defter ücreti ödeyerek, 160 liraya pasaport sahibi olabiliyorlar. Ancak öğrenci olmayan tüm çocuklarınız için 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorundasınız.

Dünyanın birçok ülkesinde yaşlılar için (+65 yaş) pasaport ücretleri indirimli Türkiye’de bu da uygulanmıyor.

Çipli pasaporta geçildikten sonra pasaport sayfa sayısı 64 olarak korunmuştu, fakat son 2 yıldır pasaportların sayfa sayısı yarıya yakın düşürüldü. Artık 38 sayfa. Yani daha hızlı dolacak ve tekrar ücret ödemek zorunda kalacağız.

Yeşil Pasaport Ayrımcılığı

Dünyada 3 çeşit, Türkiye’de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,5 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırıydı. Şimdi bu ayrıcalık artırıldı, belli ihracat koşullarını yerine getiren şirketlere, iş adamlarına ve son olarak belli bir süre görev yapmış avukatlara da veriliyor.

Sayıları gittikçe artan ve sadece 160 lira defter ücreti ödeyen, harç ödemeyen yeşil pasaportlular açık bir eşitsizliğe imza atıyorlar.

Özellikle son aylarda ortaya çıkan gri pasaport skandalları nedeniyle “yeşil pasaport” için de bazı kısıtlamalar getirilmesinden söz ediliyor.

Vize Sorunları

Avrupa Birliği (AB) haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda belli bir iyileşme olsa da maalesef bu uygulamalar da sürüyor. Hala vize işlemlerinde defalarca vize almış kişiler için bile gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar adeta bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.

Geri Kabul Antlaşması ve ardından yürürlüğe gireceği belirtilen “vize muafiyeti” hala bir hayal olarak duruyor. 60 Euro olan schengen vize ücreti 2020 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 80 Euro’ya çıkarıldı. Ayrıca vize işlemlerini yapan bürolar 20 Euro daha alıyorlar. 4 kişilik bir ailenin AB seyahati ulaşım, konaklama ücretleri hariç toplam vize ücreti 320 Euro’yu buluyor. Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü, Ankara Antlaşması’yla tanınmış ve işletilmeyen “Vizesiz Avrupa” hedefleri, bugün AB için Türkiye ile siyasi bir pazarlık konusuna indirgenmiş durumda.

Pandemi nedeniyle vize aldığı halde bunları kullanamayan kişilerin vize ücretlerinin iadesi ya da aynı sürelerle yeni vizeler verilerek bu haklarının güncellenmesi ile ilgili de hiçbir şey yapılmadı. Vizeler yandığı ile kaldı.

Aşı Pasaportu

Pandemi ile birlikte vizelerle ilgili yeni başlıklar ve yurttaşlarımızdan bürokratik farklı talepler beklenmesi sürpriz olmayacak. Örneğin kimi AB ülkelerine girmek için 2 doz aşı ve 14 günlük karantina yaşamamak için 48 saat içinde yapılmış Covid-19 testi şu anda birçok ülkede uygulanıyor.

AB ülkeleri çift doz Biontech aşısı olmuş kişileri kabul ederken İngiltere kırmızı listeden yeni çıkardığı Türkiye için çift doz Biontech aşısı olsanız bile gittiğiniz adreste 10 gün karantinayı zorunlu kılıyor.

Dünyada ABD dahil birçok ülkede pandemi ve aşı uygulamaları ile seyahat kuralları değişiklik gösteriyor. Seyahatinizi planlamadan önce güncel bilgilere ulaşmak çok önemli.

Örneğin Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkenin bütün güncel seyahat kuralları ve aşı ile ilgili bilgileri “Reopen EU” (https://reopen.europa.eu/en) adlı internet sayfasından edinebilirsiniz.  Bu kuralların ülke bazlı olarak sık sık değiştiğini tekrar hatırlatıyorum, kontrol etmeyi unutmayın.

NYXmag dergisindeki yayın linki için lütfen TIKLAYIN!

12 Kasım 2021 Cuma

Türkiye 2020 Seyahat Özgürlüğü Bilançosu

Türkiye’de insanlar temel ve Anayasal bir hak olmasına rağmen seyahat özgürlüğü konusunda dünyada birçok ülkede eşi benzeri olmayan sorunlarla karşı karşıyadır. Bu ülkenin yöneticileri ve yurttaşları tarafından da bu durum adeta kanıksanmıştır. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri 10 yıldır hem bu algıyı değiştirmek hem de kamu otoritesinin ciddi değişiklikler yapması için kampanyalar yapmaktadır. Temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” konusunda 2020 yılında da Türkiye’de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

Aşağıda sürekli  takip ettiğimiz “ Seyahat Özgürlüğü”  sorunlarının 2020 bilançosu yer alıyor: 

  • Yurtdışı Çıkış Harcı

Dünyada sadece Türkiye’de olan bir uygulama, özel yasası var. 7 yaş üzerinde olan bazı istisnalar dışında tüm yurttaşlarımızın yurt dışına çıkarken ödedikleri bir harçtır.

15 lira idi, 50 liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanının 150 liraya kadar artırma yetkisi var.

  • Pasaport

T.C. pasaportu Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını döviz kurundaki oynamalar nedeniyle Avustralya pasaportu ile birlikte paylaşıyor. Ancak asgari ücret karşılaştırması ile birlikte ele aldığımız zaman dünyanın açık ara en pahalı pasaportu. 10 yıllık pasaport tam 1.154,8 lira.

Pasaportumuzun dünyada eşi benzeri olmayan özellikleri var:

  • Her yıl otomatik olarak zamlanan dünyanın tek pasaportu. Özel yasa gereği her yıl ekim ayında yeniden değerleme oranında zamlanıyor. Bu yıl pasaport ücretleri %22,18 zamlandı.
  • Pasaportlarımız Darphane’de basılıyor ve  maliyeti sadece 8,26 lira (2018) ve biz 140 katı ücret, 1155 lira ödüyoruz.
  • 24 yaşın altındaki öğrenciler sadece defter ücreti  ödeyerek,  160 liraya pasaport sahibi olabiliyorlar. Ancak öğrenci olmayan tüm çocuklarınız için 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorundasınız.
  •  Dünyanın birçok ülkesinde yaşlılar için (+65 yaş) pasaport ücretleri indirimli Türkiye’de bu da uygulanmıyor.
  • Çipli pasaporta geçildikten sonra pasaport sayfa sayısı 64 olarak korunmuştu, fakat son 2 yıldır pasaportların sayfa sayısı yarıya yakın düşürüldü. Artık 38 sayfa. Yani daha hızlı dolacak ve tekrar ücret ödemek zorunda kalacağız.
  • Yeşil Pasaport Ayrımcılığı

Dünyada 3 çeşit Türkiye’de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,5 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa’nın kanun önünde  eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırıydı. Şimdi bu ayrıcalık artırıldı, belli ihracat koşullarını yerine getiren şirketlere, iş adamlarına ve son olarak belli bir süre görev yapmış avukatlara da veriliyor.

Sayıları gittikçe artan ve sadece 160 lira defter ücreti ödeyen, harç ödemeyen yeşil pasaportlular açık bir eşitsizliğe imza atıyorlar. 

  • Vize Sorunları

Avrupa Birliği (AB) haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda belli bir iyileşme olsa da maalesef bu uygulamalar da sürüyor. Hala vize işlemlerinde defalarca vize almış kişiler için bile gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar adeta bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.

Geri Kabul Antlaşması ve ardından yürürlüğe gireceği belirtilen “vize muafiyeti” hala bir hayal olarak duruyor. 0 euro olan schengen vize ücreti 2020 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 80 euroya çıkarıldı. Ayrıca vize işlemlerini yapan bürolar 20 euro daha alıyorlar. 4 kişilik bir ailenin AB seyahati ulaşım, konaklama ücretleri hariç toplam vize ücreti 320 euroyu buluyor. Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü, Ankara antlaşmasıyla tanınmış ve işletilmeyen “Vizesiz Avrupa” hedefleri, bugün AB için Türkiye ile siyasi bir pazarlık konusuna indirgenmiş durumda. 

Pandemi ile birlikte vizelerle ilgili yeni başlıklar ve yurttaşlarımızdan bürokratik farklı talepler beklenmesi sürpriz olmayacak. Örneğin kimi AB ülkelerine girmek, 14 günlük karantina yaşamamak için 48 saat içinde yapılmış Covid-19 testi şu anda birçok ülke için netleşmiş görünüyor.

Dünya’da hala birçok ülkeye ancak vizeyle gidebiliyoruz. Vizesiz seyahat edebildiğimiz ülke sayısı 2020 Henley vize endeksine göre dünyada sadece 111 ülkeyi kapsıyor. Bu endekste 55. Sıradayız. 1. sırada bulunan Japon pasaportu ile 191 ülkeye vizesiz gidebiliyorsunuz.

Bu yazı: NYXmag dergisinde yayınlandı.

27 Mart 2017 Pazartesi

Yeşil Pasaport Ayrımcılığı Derinleşti

Birkaç gün önce Resmi Gazete'de* yayımlanan bir Bakanlar Kurulu kararıyla "ihracatçılara hususi damgalı pasaport verilmesine ilişkin esaslar" kesinleşti. Artık son 3 takvim yılı itibarıyla yıllık ortalama ihracatı 1 milyon ABD doları ile 100 milyon ve üzerinde olan firma yetkililerine bir ile beş arasında yeşil pasaport verilebilecek.

Yurttaşlar arasında ayrımcılığa yol açan yeşil pasaport uygulaması maalesef bu kararla daha da derinleşti, arttı. Halbuki bu konunun sakıncaları 3 yıl önce görülmüş, Başbakan Davutoğlu ve Dışişleri bakanlığı bu yönde bir açıklama yapmıştı: "Hususi damgalı pasaport alabilecek kişilerin alanının genişletilmesi ile bu pasaportların kullanım amacı dışına çıkılacağı değerlendirilmektedir. ... resmi görevli kişiler haricindeki kimselere bu nevi pasaportların düzenlenmesi halinde diğer ülke makamlarınca bu tür pasaportlara mevcut kolaylıkların sınırlandırılması hatta vizeye tabi tutulması gibi ihtimalleri gündeme getirebileceği değerlendirilmektedir"


Şimdi bu sakıncaların hiç dikkate alınmadığı anlaşılıyor. Hatta "yeşil pasaport" ile yaratılan yurttaşlar arasındaki hem ücret farklılıkları hem de vize kolaylıkları konusunda son kararda yurttaşlar lehine bir değişiklik de yapılmıyor. Örneğin yeşil pasaport sahipleri harç ödemiyorlar, sadece defter ücreti 94 liraya pasaport alıyorlar, yurttaşlar ise 10 yıllık bir pasaporta 667 lira ödüyorlar, bunun 573 lirası harç.

Milyon dolarlık ihracat yapan işadamlarına harçsız pasaport verilmesindeki amaç nedir, bu neyin jestidir.

Birçok soru sormak mümkün ancak daha önce de vurguladığımız gibi bu uygulama zaten bürokratlar lehine varolan "devletin tüm yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaport" konusundaki eşitsizlik daha da artmış, yine bazı yurttaşlar diğerlerine göre birinci sınıf muamelesi görmüş ve imtiyazlı olmuşlardır.

TEKRARLIYORUZ:

Yeşil pasaport 12 Eylül zihniyetiyle birlikte gittikçe genişleyen bir ayrımcılıktır. Devletin bürokrat ve ailelerinin ağızlarına Türkiye'ye uygulanan vizeler karşısında çaldıkları bir parmak baldır. Üstelik bu bal Türkiye'nin AB yolculuğunda bu kesimin "serbest dolaşım" hakkı için vereceği mücadeleye de ket vurmuş, Ankara anlaşması ile kazanılmış hakların müzakere edilmesine yol açmış, "vizelerin kalıcı hale gelmesine devletin kabul vermesini sağlamıştır. Belki de "eşitsizlik" dışında en büyük zararı budur.

Tüm dünyada devlet görevlilerinin kullandığı "hizmet pasaportu", (GRİ pasaport) biz de de olmasına rağmen, üst düzey bürokratlar, aileleri ve devlet görevlileri, emekliliklerinde de daha rahat seyahat etsin, harç ödemesin, bazı ülkelerde vize kuyruklarında "normal" vatandaşlar gibi çile çekmesin diye "yeşil pasaport"a dönüştürülmüştür.

12 Eylül'ün tüm kısıtlamalarından kurtulmayı, tüm ayrımcılıklarına son vermeyi düşünenler nedense bu dönemde genişleyen imtiyazları terk etmeyi akıllarının ucundan bile geçirmemektedirler. Üstelik ayrımcılıkları sona erdirmek yerine yeni gruplara imtiyazlar sağlamayı tercih ediyorlar. As olan eşitliktir, "seyahat özgürlüğü"dür. AB'nin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, her türlü pasaport ayrımcılığına son vermekten de geçmektedir.

Yeşil pasaport Anayasamızın “kanun önünde eşitlik” ve “yerleşme ve seyahat özgürlüğü” maddelerine aykırıdır! Eşitlik ilkesi açıkça çiğnenmektedir. 


İşadamlarına da yeşil pasaport verilmesi ayrımcılığı artıracaktır. Hangi meslek grubu olursa olsun bu kapsam genişletilerek “ayrımcılık” kalıcı hale getirilemez. 

Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, kazandığımız “serbest dolaşım hakkına” sonuna kadar sahip çıkmak, yeşil pasaport gibi yan yolları genişletmeye son vermekle mümkündür. 

Eşitlik ve seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşlarıyız!

Yeşil pasaportun yarattığı “ayrımcılığı” ortadan kaldırmak için Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, "seyahat özgürlüğü" konusundaki Anayasal haklarına sahip çıkarak, tüm hukuksal yolları kullanmakta kararlıdır. 

19 Eylül 2016 Pazartesi

OHAL’DE YURTDIŞINA ÇIKMAK İÇİN HANGİ BELGELER GEREKİYOR?

OHAL ilan edildikten sonra yurt dışına çıkışta yeni uygulamalar yapılmaya başlandı. Bu konuda birçok soru gündeme geliyor. Resmi ağızdan yapılan açıklamalardan, bloglardan ve özellikle basında yayımlanan haberlerden bir derleme yaptık:

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'de 3 aylık bir OHAL (Olağanüstü Hal) ilan edildi. OHAL aynı zamanda yurtdışına çıkışta yurttaşlarımız için bazı kısıtlamaları ön görüyor. OHAL'de yurtdışına sorunsuz çıkabilmek için açıklanmış olan belgeleri hazırlamanız ve yurtdışı çıkış işlemlerinizi yaparken bu belgeleri yetkililere sunmanız gerekiyor. 

UMUMA MAHSUS PASAPORTA (BORDO) SAHİPSENİZ
ÖĞRENCİYSENİZ NELER YAPMALISINIZ?

Eğer öğrenci kaydınız bulunuyorsa yurtdışına çıkmadan önce okuduğunuz okuldan öğrenci belgesi almanız ve yurtdışı çıkışınızda yanınızda bulundurmanız gerekiyor.

ÖĞRETMENSENİZ YURTDIŞINA ÇIKMADAN ÖNCE NELER YAPMALISINIZ?

Bir kamu kuruluşuna bağlı öğretmen olarak çalışıyorsanız il veya ilçe milli eğitim müdürlüğünden ıslak imzalı bir “yurtdışına çıkmasında engel yoktur/ yurtdışına çıkmasına mani bir durum yoktur” ibareli yazıya/dilekçeye ihtiyacınız var.

ÇALIŞANLAR İÇİN NELER GEREKLİ?

Pasaport kontrolü esnasında yaptığınız iş sorulabilir ve bunu kanıtlamanız istenebilir. O nedenle işyerinizden aldığınız, izinli olduğunuza dair bir belge ve işyeri kimliğinizi yanınızda bulundurmalısınız. Sigorta dökümünüzü de yanınızda bulundurmanız almanız yararlı olacaktır, çünkü istenebiliyor.

İŞVERENLER İÇİN NELER GEREKİYOR?

İşverenlerin sahip olduğunuz işyerine ait belgeleri yanlarında bulundurmaları isteniyor, bazen bir kartvizit de yeterli olabiliyor, ama buna çok güvenmeyin. Resmi belgeleri yanınızda bulundurmayı unutmamalısınız.

EMEKLİLER ve AİLELERİ YURTDIŞINA ÇIKIŞTA NELER YAPMALI?

Emekliyseniz veya Bağkur’a bağlıysanız SGK dökümlerinizi yanınızda bulundurun. Devlet kurumundan emekliyseniz emekli olduğunuza dair bir kimlik kartı bulundurmanızda fayda var. Eğer emekli emniyet mensubu veya emekli asker, asker eşi / çocuğu iseniz yurtdışına çıkmasında bir engel yoktur bilgisini içeren bir belgeyi yetkililere sunmanız istenebiliyor.

YEŞİL PASAPORTA (HUSUSİ) VEYA HİZMET PASAPORTUNA (GRİ) SAHİP OLANLAR HANGİ BELGELERİ SUNUYOR?

Eğer hali hazırda aktif olarak kamuda çalışıyor ve yeşil pasaport bulunduruyorsanız OHAL döneminde olduğumuz için ilk olarak vize ihlal bölümüne gitmeli ve burada yapılacak olan GBT araştırmasından sonra yurtdışına çıkmanıza engel bir durum olmadığına dair bir belge ile birlikte pasaport, bilet ve vize kontrolünden geçmelisiniz.

Eğer yeşil pasaporta sahip ve emekliyseniz yine vize ihlal bölümüne gitmelisiniz. Ardından pasaport ve bilet kontrolüne girmeniz gerekiyor. GBT kontrolünüzde yurtdışına çıkmanıza engel oluşturabilecek herhangi bir şey bulunmadığı takdirde ve yurt dışına çıkış için gerekli belgeleri bulundurmanız durumunda uçuşunuzu sorunsuzca gerçekleştirebileceksiniz.

Eğer anne veya babanız sayesinde yeşil pasaporta sahip öğrenciyseniz, öğrenci belgesinin yanı sıra pasaportu almaya hak kazandığınız kişi çalışıyorsa bağlı bulunduğu il – ilçe müdürlüklerinden yurtdışına çıkışınızda bir engel olmadığını belirten RESMİ, ISLAK İMZALI bir yazı gerekiyor.

4-5 saat önce Havaalanında OLUN!

Son olarak da pasaport kontrolünde ekstra önemler alınmaya başlandığından ve yukarıda saydığımız belgelerin kontrolü yapıldığı için dolayı uzun kuyruklar oluşabiliyor. O nedenle uçuşunuzdan 4-5 saat önce yurtdışı çıkış evraklarınızla birlikte hava alanında bulunmanızı tavsiye ediyoruz.

Kaynak: PASAPORT POLİSİ açıklamaları, Hürriyet-Sabah Gazeteleri

31 Aralık 2013 Salı

2013 Seyahat Özgürlüğü Bilançosu!

Temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü" konusunda 2013 yılında da Türkiye'de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

"Seyahat özgürlüğü" için aktif bir mücadele ve kampanyalar yürüten "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri", başta Sırtçantalılar Topluluğu olmak üzere birçok grubun ve yurttaşımızın desteğini alsa da kamu otoritesi tüm taleplere ve kampanyalarımıza karşı kayıtsızlığını sürdürdü.

Türkiye'deki başlıca "Seyahat Özgürlüğü" Engelleri:
  • Fahiş Pasaport harcı:
    • Dünyanın en pahalı pasaportu olma rekorunu T.C. pasaportu koruyor: 534 lira!
  • Otomatik Pasaport Zammı sürüyor:
    • Dünyada sadece Türkiye'de olan otomatik pasaport zammı bu yıl da sürdürüldü. Yıl sonunda %3,93 pasaport ücret ve harçlarına zam yapıldı. Bu oran geçen yıl  %15 olmuştu.
  • Yurt dışı çıkış harcı sürüyor:
    • Yine sadece dünyada Türkiye'de olan 15 liralık yurt dışına çıkış harcı aynen korunuyor.  
  • Çocuklara, gençlere, yaşlılara indirim yok!:
    • Dünyanın bir çok ülkesinde çocuklar ve gençler pasaportlarını %50'ye varan indirimlerle alıyorlar. Türkiye'de 1 yaşındaki bebek bile ebeveyniyle aynı ücreti, 5 yıllık pasaporta 534 lira ödemek zorunda. Dünyada yine birçok ülke yaşlıların yurt dışı seyahatlerini kolaylaştırmak için 65-70 üstüne büyük indirimler uyguluyor.
  • Yeşil Pasaport Ayrımcılığı sürüyor!:
    • Dünyada 3 çeşit Türkiye'de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,2 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa'nın eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırı. 2013'de iş adamlarına verilerek yaygınlaştırılmaya çalışılan bu "imtiyaz" şimdilik durduruldu.
  • Avrupa Birliği haksız "vize" uygulamalarını sürdürüyor:
    • Avrupa Birliği haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda bir değişiklik yok. Vize işlemlerinde gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.
    • Geri Kabul Antlaşması imzalandı, süreç içinde sonuçlanacak bu antlaşma ile ilgili bir çok koşul, çekince ve itiraz mevcut. Hükümet AB ile 3,5 yıl içinde "vize muafiyeti" uygulamasına geçileceğini iddia ediyor.
  • Dünya'da hala birçok ülkeye ancak vizeyle gidebiliyoruz:
    • Son yıllarda hükümetin çabası ile birçok ülke ile karşılıklı vizeleri kaldırma, muafiyet uygulamaları arttı. Ancak vizesiz seyahat edebildiğimiz ülke sayısı hala 80 civarında.

9 Temmuz 2013 Salı

YEŞİL PASAPORT AYRIMCILIĞI BİR ADIM GERİLEDİ!


Mutluyuz. 2 yıldır sürdürdüğümüz "Yeşil Pasaport Ayrımcılıktır" kampanyasından kısmi sonuç aldık. Ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu iş adamları ile başka meslek gruplarının yeşil pasaport taleplerinin karşılanmayacağını açıkladı. 

Özellikle çaba harcadığımız ve "eşitsizlik" boyutuna dikkat çektiğimiz iş adamlarına yeşil pasaport verilmesine yönelik girişimlere karşı kampanyalarımızın sonuç vermesi diğer kampanyalarımız için de umut verici oldu. YEŞİL PASAPORT AYRIMCILIĞI BİR ADIM GERİLEDİ DİYEBİLİRİZ. 

Dış işlerinin açıklamasında sanki başka ülkelerde de varmış gibi gösterdiği dünyada sadece Türkiye'ye özgü yeşil pasaport uygulamasından yaklaşık 1,2 milyon kişinin yararlandığını tekrar hatırlatmakta fayda var. Bu pasaporta dayalı ayrımcılığın tamamen son bulması için çabalarımızı sürdüreceğiz. Yan sütunda bu kampanyalarda kullandığımız görseller yer alıyor.


Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'de, halen üst düzey kamu görevlileri ve bunların ailelerine verilen, Schengen ülkeleri dahil, pekçok ülkenin vize istemediği yeşil pasaportun (hususi pasaport), işadamlarına ya da gazeteciler gibi çeşitli meslek gruplarını kapsayacak şekilde genişletilmesi isteklerine son noktayı koydu. 

Dışişleri, yeşil pasaportun kapsamının genişletilmesinin söz konusu olmadığını açıkladı.


CHP Milletvekili Mehmet Şeker'in yeşil pasaportlar konusunda verdiği soru önergesine, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu imzasıyla verilen yazılı yanıtta, "5682 sayılı hususi damgalı pasaport kanunundan faydalanamayan ülkemizin farklı kurum ve kuruluşları tarafından da çok sayıda hususi damgalı pasaport talebinde bulunulmaktadır. 

Hususi damgalı pasaport alabilecek kişilerin alanının genişletilmesi ile bu pasaportların kullanım amacı dışına çıkılacağı değerlendirilmektedir" denildi.

Başta AB ülkeleri olmak üzere, Türkiye'ye yönelik uygulanan vize rejimine karşı işadamları, gazeteciler, üst düzey özel sektör görevlileri gibi kesimlere de yeşil pasaport hakkı tanınması konusu daha önce gündeme gelmişti.

"KAPSAM GENİŞLERSE, DİĞER ÜLKELER VİZE KOYABİLİR"

Dışişleri Bakanlığı yanıtında, yeşil pasaport kullanıcılarının kapsamının genişletilmesi halinde, pekçok ülkenin halen bu pasaporta yönelik uyguladığı kolaylıkları da kaldırabileceğine de dikkat çekildi. 

Açıklamada, "Ayrıca resmi görevli kişiler haricindeki kimselere bu nevi pasaportların düzenlenmesi halinde diğer ülke makamlarınca bu tür pasaportlara mevcut kolaylıkların sınırlandırılması hatta vizeye tabi tutulması gibi ihtimalleri gündeme getirebileceği değerlendirilmektedir" denildi.



7 Mayıs 2013 Salı

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e Açık Mektup

Sayın Cemil Çiçek
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı - Ankara

Medyaya yansıyan, Türk Parlamenterler Birliği öncülüğünde, TBMM'de temsil edilen tüm partilerin görüşleri hazırlanarak oluşturulduğu, vekillere tanınan tüm hakların tek bir yasa içinde birleştirilmesinin öngörüldüğü iddia edilen bir yasa teklifi üzerine size bu mektubu yazıyoruz.

Hürriyet Gazetesi'nin 18. Nisan. 2013 tarihli nüshasındaki haberde, yasa teklifinde, vekillerin halen sadece görev süreleri boyunca kullandıkları diplomatik pasaportu emekli olduktan sonra da ömür boyu kullanabilmelerine imkan sağlayacak hakları içerdiği yer almaktadır.

Biz "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" ve "Sırtçantalılar Topluluğu" üyeleri olarak bu tür bir düzenlemenin Anayasamızın 10. bölümünde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" ve 10. maddesinin "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" hükmünü içeren fıkrasına açık biçimde aykırı olduğunu düşünüyoruz.

Sayın Başkan,

Aslında yine bir imtiyaz ve ayrımcılığa yol açan "yeşil pasaport" uygulamasının daha da ileri bir düzeyi olan "ömür boyu diplomatik pasaport" hakkının mevcut eşitsizliği daha yüksek bir düzeye taşıyacağına inanıyoruz.

Millet, yüksek pasaport, vize harçları , yurt dışına çıkış harçları ile Anayasal ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü"nü açık bir biçimde elinden alan vergi ve engellerle boğuşurken, vekillerimizin kendilerine ömür boyu "seyahat" güvencesine almaya çalışmaları sadece ayrımcılık, eşitsizlik değil bir o kadar da adaletsizlik anlamına gelmektedir.

Sayın Başkan,

Bu kanun teklifi girişimiyle, milletin sorunlarını çözmeyi, önündeki engelleri kaldırmayı, haksız harç, vize ve diğer uygulamalara son vermeyi temel öncelikleri görmesi gereken vekillerimizin, bunu tamamen unuttukları, kendilerini "güvence" altına almaya çalıştıkları gibi bir izlenim doğmaktadır. Bu en başta milli iradenin tecelligahı olan TBMM'nin itibarını ve saygınlığını gölgeleyecek bir durumdur.

Vekillerimizin millete hizmet yolunda "görevlerini gerçekleştirirken", Anayasal ilkeleri göz ardı etmeden her türlü hak ve önceliğe sahip olmaları gayet tabii iken, bu yasa teklifi girişimi Türkiye'de bir kast sistemi varmış gibi bir izlenim de yaratmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere bugün dünyada 100'e yakın ülkeye vize ile gitmekte, vize harcı ödemekte daha da önemlisi bu süreçte konsolosluklarda ve gümrüklerde bin bir eziyet çekmektedir. Kendi ülkesinde dünyada ortalama 60 dolar düzeyinde olan 10 yıllık biyometrik pasaport için dünyanın en pahalı pasaport ücreti olan 280 dolar ödemektedir. Dünyada eşi benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı da kendi yurttaşlarımıza koyduğumuz bir tür vizedir.

Bütün bu gerçekler milletvekillerimizin görevleri sona erdikten sonra bile kendileri ve aileleri için ömür boyu diplomatik pasaport arzusu, asıl çözmeleri gereken sorunlar orta yerde dururken onları göz ardı ettikleri, milletin derdinden koptuklarını da göstermektedir.

Sayın Başkan,

Bu konuda sosyal medya aracı Facebook'da kısa süreli bir anket yaptık. Şu soruyu sorduk:
Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini doğru buluyor musunuz?
Ankete 273 kişi katıldı. Sonuç şöyle oldu: Evet 3 ; Hayır 270...

"Evet" veren 3 kişinin de yukardaki linki ve yorumlarını incelediğiniz zaman aslında bir anlamda "hayır " dediklerini görebilirsiniz. Yani ankete katılan yurttaşlarımızın aslında %100'ü bu yasa teklifine ve uygulamaya karşı.

Parlamenterler Birliği tarafından sunulan bu önerilerin henüz bir Kanun teklifi halini almadığını, partiler arası bir uzlaşma arandığını TBMM'den öğrendik. TBMM'nin Başkanı olarak bu teklifin Anayasamızın eşitlik ilkesine uygun olarak hazırlanması için desteğinizi ve eşitsizliğe yol açacak maddelerin ilgili komisyonlarda tekliften çıkarılmasını sağlayarak Meclis'in ve vekillerimizin saygınlığını korumak için her türlü girişimde bulunmanızı istiyoruz.

Bu gerçekleşmediği taktirde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak tüm haklarımızı kullanacağımızı ve yasalaşması halinde bu yasayı iptal ettirmek için her türlü hukuksal girişimde bulunacağımızı bildiririz.

Saygılarımızla,

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri                            Sırtçantalılar Topluluğu

O. Suat Özçelebi                                                  Onur İnal
Seyahat Özgürlüğü Gönülleri Sözcüsü                      Sırtçantalılar Topluluğu Sözcüsü

18 Nisan 2013 Perşembe

Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport EŞİTSİZLİKTİR!

Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesi söz konusu. TBMM'de bir yasa teklifi hazırlığı var, basına yansıyan bilgilere göre bu teklif milletvekillerine birçok yeni imtiyaz sağlıyor.(*)

Öyle ki vatandaşların rüyalarında göremeyecekleri imtiyazlar, vekillerine hak olarak veriliyor, hem de ömür boyu.

Milletvekillerinin, milletin temsilcisi olarak görev süreleri boyunca birçok özel hak ve imtiyazdan yararlanmaları, görevlerini layıkıyla yapabilmeleri açısından zorunlu olabilir. Ve hatta "dokunulmazlık" da bu kapsamda değerlendirilebilir. Aynı şekilde görevleri gereği yasaların çizdiği çerçevede ailelerinin de bunlardan yararlanmaları tabidir.

Ancak biz bir kişiyi milletvekili olarak seçtiğimiz zaman onu ömür boyu "milletvekili" seçmiş olmuyoruz. Aynı diğer mesleklerde emekli olanlar gibi onların da görevlerini gerçekleştirmek için sağlanan birçok ayrıcalığa, hakka ve "dokunulmazlığa" veda edebilmesi gerekir.

Yasama Meclisi'nde bu hakkı "kullananların" orada kendi geleceklerini değil, önce milletin geleceğini kurtarmak, garanti altına almak için bulunduklarını bir an bile unutmamaları gerekir.

Aynı şekilde kendilerine sağlanan diplomatik pasaport hakkı, tamamen Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettikleri ve görevlerinden ötürü kendilerine verilmektedir. Bu "temsil" son bulduğunda diplomatik pasaportlarını teslim etmeleri de zorunludur. 

Zaten vatandaşla emekli olduktan sonra da aynı pasaportu kullanmayan "yeşil pasaportlu" bürokratlar, ne bordo pasaportun halinden ne vize derdinden ne de "seyahat özgürlüğü"nün önündeki diğer engellerden anlıyorlar. Ne harç ödüyorlar, ne de vize derdi, kuyruğu, suratı çekiyorlar. Bunun değişmesi için de mücadele vermiyorlar.

Üstelik emekli milletvekilleri "yeşil pasaport" gibi dünyada eşi benzeri olmayan "hususi" pasaport ayrıcalığına/ayrımcılığına kavuştukları halde, şimdi onu ömür boyu Diplomatik pasaporta dönüştürmek istiyorlar.

Türkiye kast sisteminin geçerli olduğu bir ülke değildir. Yeşil pasaport ayrımcılığı yetmezmiş gibi bir de buna "diplomatik pasaport ayrımcılığı" eklenmektedir. Pasaport hakkının ömür boyu kullanılacak bir hale getirilmesi Anayasa'nın eşitlik ilkesinin doğrudan zedelenmesi demektir. 

Milletvekillerinin ömür boyu diplomatik pasaport hakkını kendi kendilerine vermeleri, Anayasa'nın 10. maddesini, "Kanun önünde eşitlik ilkesi"ni, "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" diyen fıkrayı açık biçimde yok saymaktır.

Anayasa'yı korumaya yemin eden milletvekilleri, "eşitlik" ilkesini yok sayan bu yasa teklifi TBMM'den geçerse önce yeminlerini çiğneyeceklerini görebiliyorlar mı?


(*) Yasa teklifi birçok yeni, akıl almaz imtiyaz sağlıyor. Emekli Milletvekillerinin de plakasını bildirecekleri bir araçlarına trafikte cezası kesilmeyecek.Vekillerin bildirecekleri araçlara "geçiş üstünlüğü" de tanınacak. Yani vekillerin araçları, ambulans ya da polis araçları gibi, geçiş üstünlüğüne sahip olacaklar.

12 Eylül 2012 Çarşamba

12 Eylül ve Yeşil pasaportun yeniden keşfi...

12 Eylül askeri darbesi Türkiye'de tüm hak ve özgürlüklerin üzerinden bir silindir gibi geçti. Yapılan Anayasa tüm toplumu bir cendereye sıkıştıracak şekilde dizayn edildi. 

Ancak yapılan askeri darbeye birçok Batılı ülke çeşitli tepkiler verdi. Bunlardan birisi de hem darbeye tepkiyi göstermek hem de kaçakları, göçleri engellemek, seyahatleri zorlaştırmak için Türk vatandaşlarının "seyahat özgürlüğü"nü elinden alan ve bugüne kadar çeşitli biçimde süren vizeler koymak oldu. 12 Eylül askeri rejimi pasaport vermediği insanlar ve muhalifler için de bunu adeta bir fırsat bildi.

İşte vizeler yüzünden bu ülkelerle yapılan pazarlıklar sonucu T.C. bir pasaportunu "yeniden keşfetti", daha önce (1950'den beri)* kısıtlı bir kitleye verilen "hususi pasaportu" ilerde gittikçe büyüyecek ve ayrıcalık/ayrımcılık sağlayacak bir hale dönüştürdü. Bizlerin bugün daha çok Yeşil pasaport olarak andığımız "hususi pasaport" sağlanan haklarla dünyada benzeri olmayan bir pasaporta dönüştü. Aradan geçen 32 yıla rağmen bu pasaport hala var, ayrıcalıkları, kapsamı genişledi ve üstelik o kadar benimsendi ki şimdi AB üyesi ülkelerin vizelerini aşmak için bir araç gibi görülüyor. İş adamlarına, avukatlara veya farklı gruplara verilmesi düşünülerek vize engeli bazı ülkeler için aşılmaya çalışılıyor.

Net biçimde ifade edelim: Yeşil pasaport 12 Eylül zihniyetiyle birlikte gittikçe genişleyen bir ayrımcılıktır. Devletin bürokrat ve ailelerinin ağızlarına Türkiye'ye uygulanan vizeler karşısında çaldıkları bir parmak baldır. Üstelik bu bal Türkiye'nin AB yolculuğunda bu kesimin "serbest dolaşım" hakkı için vereceği mücadeleye de ket vurmuş, Ankara anlaşması ile kazanılmış hakların müzakere edilmesine yol açmış, "vizelerin kalıcı hale gelmesine devletin kabul vermesini sağlamıştır. Belki de "eşitsizlik" dışında en büyük zararı budur.

Tüm dünyada devlet görevlilerinin kullandığı "hizmet pasaportu", (GRİ pasaport) biz de de olmasına rağmen, üst düzey bürokratlar, aileleri ve devlet görevlileri, emekliliklerinde de daha rahat seyahat etsin, harç ödemesin, bazı ülkelerde vize kuyruklarında "normal" vatandaşlar gibi çile çekmesin diye "yeşil pasaport"a dönüştürülmüştür.

12 Eylül'ün tüm kısıtlamalarından kurtulmayı, tüm ayrımcılıklarına son vermeyi düşünenler nedense bu dönemde genişleyen imtiyazları terk etmeyi akıllarının ucundan bile geçirmemektedirler. Üstelik ayrımcılıkları sona erdirmek yerine yeni gruplara imtiyazlar sağlamayı tercih ediyorlar. As olan eşitliktir, "seyahat özgürlüğü"dür. AB'nin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, her türlü pasaport ayrımcılığına son vermekten de geçmektedir. 

Bu konuda daha önce yaptığımız kampanyanın, basın açıklamasının bazı linkleri aşağıda, lütfen okuyun ve bu mücadelemize de destek verin!

Basın Açıklaması: Yeşil pasaport imtiyazdır, ayrımcılıktır! 
Basın Açıklamamız Habertürk'te! 
İş adamları için "hususi" pasaport hazırladık!
Bianet: "Yeşil Pasaport Ayrımcıdır"

* 1938'deki pasaport kanununda da çok sınırlı bir bürokrat kesim için vardır.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Basın Açıklaması: Yeşil pasaport imtiyazdır, ayrımcılıktır!


BASIN AÇIKLAMASI 

24.05.2012 

Yeşil pasaport imtiyazdır, ayrımcılıktır! 

  • Yeşil pasaport Anayasamızın “kanun önünde eşitlik” ve “yerleşme ve seyahat özgürlüğü” maddelerine aykırıdır! Eşitlik ilkesi açıkça çiğnenmektedir. 
  • İşadamlarına da yeşil pasaport verilmesi ayrımcılığı artıracaktır. Hangi meslek grubu olursa olsun bu kapsam genişletilerek “ayrımcılık” kalıcı hale getirilemez. 
  • Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamalarıyla mücadelenin yolu, kazandığımız “serbest dolaşım hakkına” sonuna kadar sahip çıkmak, yeşil pasaport gibi yan yolları genişletmeye son vermekle mümkündür. 
  • Yeşil pasaportun yarattığı “ayrımcılığı” Anayasa Mahkemesine bir davayla taşıyacağız. 
  •  Eşitlik ve seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşlarıyız! 

Devlet, 12 Eylül askeri darbesinden sonra özellikle Avrupa Birliği ükelerinin vize uygulamalarına başlaması nedeniyle memur /bürokratlarına (ailelerine) bu ülkelerde vize ve ayrıca “harç” kolaylığı sağlayan “yeşil pasaport” uygulamasına geçti. Dünyada bir benzeri olmayan bu pasaport türü vatandaşlar arasında ciddi bir “ayrımcılığa” yol açmışken şimdi bunun kapsamının belli koşulları yerine getiren iş adamları için de genişletileceği açıklandı.

Biz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırtçantalılar Topluluğu olarak yeşil pasaportun, Anayasamızın “kanun önünde eşitlik” ve “yerleşme ve seyahat özgürlüğü”nü güvence altına alan 10. ve 23. maddelerine aykırı olduğunu düşünüyoruz. Hangi meslek grubu olursa olsun bu kapsam genişletilerek “ayrımcılık” kalıcı hale getirilemez.

Memur ve bürokratlar için "hizmet pasaportu" gibi ayrı bir pasaport çeşidi varken, ailelerini de kapsayacak bir biçimde vize ve harç kolaylıkları sağlayan "yeşil pasaport" uygulaması tam bir ayrımcılık abidesi gibi dururken, şimdi bunlara bir de iş adamlarına verilecek yeşil pasaport eklenmesi kabul edilemez.

Bir yandan Avrupa Birliği ülkeleri çoktan sonlandırmaları gereken vizeleri, fahiş harçları tam bir işkenceye dönüştürürken, diğer yandan kendi devletimiz bize “ayrımcılık” uyguluyor.

Anayasamız tarafından da güvenceye alınan eşitlik ilkesi ve temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğümüzü” ihlal eden bu pasaportun külliyen kaldırılmasını istiyoruz!

Hükümetimizin tüm dünyada Türkiye’ye konan vizelerin kaldırılması için uğraşırken bu ayrımcılığın kendi politikalarıyla çeliştiğini düşünüyoruz. TBMM’de birçok milletvekilinin yeşil pasaportun kapsamının genişletlemesini isteyen kanun değişikliği teklifleriyle de bu ayrımcılığın artarak süreceği kaygısını taşıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının Avrupa Birliği'nde kazandığı serbest dolaşım hakkına sonuna kadar sahip çıkmak, bunu asla pazarlık konusu yapmamak gerekir. Çipli pasaport, sınır güvenliği, geri kabul anlaşmasında somut adımlar atarken yeşil pasaport için yapılacak pazarlıklar, aslında AB'ye yaramakta vize mücadelesini akamete uğratmaktadır. Ayrıca yeni pasaport yasasında yeşil pasaport ayrımcılığının son bulmasını beklerken iş adamlarına yönelik yaygınlaştırma çabası tam bir çelişkidir.

Hükümetimizi, dünyanın en hızlı 2. büyüyen ülkesinin, dünyanın en pahalı pasaport ücretini dünya ortalamasına düşürmeye, yurt dışına çıkış harcını kaldırmaya, Avrupa Birliği ülkelerinin haksız vize uygulamaları ile “yeşil pasaport” gibi ayrımcılık yaratan uygulamalarla değil, kazanılmış “serbest dolaşım hakkı”nı hayata geçirmek için mücadele etmeye davet ediyoruz.

Bizler aklına gelen her sorunu imtiyaz veya ayrımcılık yaratarak çözmeyi düşünen vekiller değil , yurttaş ve hak odaklı düşünen, haklarımızı genişleten çözümler ve hizmetler üreten vekiller istiyoruz.

Temel haklar konusunda yansıtılan her haberi, içeriğine bakmadan manşetten “müjde”olarak veren medyamızın, eğer manşetten “yorum” yapacaklarsa bunu temel hak ve özgürlükler perspektifinden yapmasını bekliyoruz.

Tüm mecralarda ve sosyal medyada bu konuda başlattığımız “yeşil pasaport ayrımcılıktır” kampanyasıyla bir yandan kamuoyunda farkındalık yaratmayı sürdürürken, diğer yandan yeşil pasaportun yarattığı “ayrımcılığı” Anayasa Mahkemesine bir dava olarak taşıyacağımızı kamuoyuna duyurmak istiyoruz.

Eşitlik ve seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşlarıyız!

Değerli Basın mensuplarına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri - Sırtçantalılar Topluluğu

İrtibat:
O. Suat Özçelebi (Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri) / Onur İnal (Sırtçantalılar Topluluğu)
T: 0212 2665440 F:0212 2664991 E: seyahatozgurlugu@gmail.com

http://www.seyahatozgurlugu.com
http://sirtcantalilar.com/

Twitter: @seyahatozgurluk
@sirtcantalilar

22 Ağustos 2010 Pazar

İmza kampanyası, yeşil pasaport ve vizeler üzerine...

"Seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" kampanyamız çerçevesinde başlatacağımız imza kampanyası için geri sayım başladı. Son hazırlıkları yapıyoruz. Dünyanın en pahalı pasaportuna sahip olmak istemiyoruz. Ve bu ayıptan kurtulmak için hep birlikte mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu konudaki gelişmeleri, siz "seyahat özgürlüğü gönüllüleri" ile daha sıklıkla paylaşacağım.

Pasaport ücretleri konusunda sağladığımız %50 indirim, birçok "seyahat özgürlüğü gönüllüsü"ne bir tür başarı sarhoşluğu/rehaveti getirdi. Ve hala dünyanın en pahalı pasaportunu kullandığımız gerçeğini unutmuş görünüyorlar. İmza kampanyası bu gerçekle de bizi tekrar yüzleştireceği için oldukça önemli bir etkinlik olacak.

Basında son zamanlarda "vize" sorunu konusunda daha fazla yazı çıkmaya başladı. Özellikle "seyahat özgürlüğü gönüllüleri"nden Ufuk Yünlü ve Onur İnal bu konuyu da basın düzeyinde de ilgiyle takip ediyorlar. Birçok gazeteciye bu konuya karşı duyarlılığımızı iletiyorlar.

Vize, hem harçlar, hem istenen anlamsız belge ve bürokrasisi, ama en çok "eziyet" ve insanlık dışı muamele boyutuyla yurtdışına gitmek isteyen tüm yurttaşlarımızın başının belalısı. Üstelik devlet bu konuda ciddi bir ilerleme bi tülü sağlayamadı, AB ülkelerinin hukuksuz vize uygulamalarına somut bir mücadele başlatılamadı.

2-3 aydır bana ulaşan mesajların büyük bir çoğunluğu "seyahat özgürlüğü gönüllüleri"nin vize konusunda da bir mücadele başlatmaları yönünde...

Bir diğer konu da "yeşil pasaport" garabeti. Bu tür bir pasaport dünyada yok. Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırı olarak, devlet kendi üst düzey bürokrat ve memurları için, ayrıca onların aileleri için bir pasaport "uydurmuş". Bu pasaport sahipleri kendileri ve aileleri için sadece pasaport ücreti ödüyor, harç ödemiyorlar. Ayrıca birçok ülkeye vizesiz giderek, vize harçlarında da ayrıcalık kazanmış durumdalar.

Uzun yıllardır süren bu eşitsizlik, hem vatandaşlar arasında ciddi bir ayrımcılık yaratıyor hem de bu pasaport sahiplerini, yani temelde duyarlılığı daha yüksek olması gereken bürokratları pasaport sorunu karşısında kayıtsız ve duyarsız hale getiriyor.

Yeşil pasaport, bir "eşitsizlik" belgesidir. Anayasa'nın açık seçik çiğnenmesidir. Devletin kendi yurttaşları arasında ayrımcılık yapmasıdır. Çözemediği vize sorununu, belli bir kitleye imtiyaz sağlayarak "çözmüş gibi yapması", kendini aldatmasıdır. Hizmet pasaportunun olduğu bir ülkede, yeşil pasaportun hiç bir haklı gerekçesi ve bahanesi olamaz.

Seyahat özgürlüğü gönüllüleri olarak, bundan böyle mücadele alanımızı daha da genişleteceğiz.

Ancak ilk hedefimizden henüz şaşmamalıyız. Dünyanın en pahalı pasaportunu, dünya ortalaması olan 50 dolar seviyesine indirmesi için devlete/hükümete, sorunu/çözümü duyurmak. Toplumsal farkındalığı artırmak için hala almamız gereken ciddi bir yol var.

"Seyahat özgürlüğü"nün temel bir insan hakkı olduğu konusunda neredeyse hiç olmayan bir bilinç düzeyi ile hareket etmek zorunda kalıyoruz. Bırakın sıradan yurttaşlarımızı, birçok etkili yetkili kişi bile bu "Anayasal hak" konusunda bilgisiz.

Son referandumda oylanacak Anayasal değişikliklerden birinin yine "seyahat özgürlüğü" kapsamında olduğunun da çok az kişi farkında.

Kısacası, "seyahat özgürlüğü" Türkiye'de birçok özgürlük alanı içinde en çok ihmal edilenlerden biri. Haklar ve özgürlükler rejimi konusunda çok geriden geldiğimiz açık, ama bu bir bahaneye dönüşmemeli, sadece gerçeğin farkında olmamız için bunları hatırlatıyorum...

16 Mayıs 2010 Pazar

ALTAN ÖYMEN'DEN PASAPORT HİKAYESİ...

Size Altan Öymen'in 4 yıl önce Radikal Gazetesi'nde yazdığı bir "pasaport yazısı"nı hatırlatmak istiyorum. Fahiş pasaport ücretlerine odaklanmışken bu gerçeği de kaçırmayın diye...

Birçok blog üyesi aslında buna da değindi ama, 4 yıldan bu yana hiçbir şeyin değişmediğini anlatan güzel bir yazı. Bu arada Başbakanımızın ziyaretinden sonra Yunanistan'ın "yeşil pasaportlulara" vizeyi kaldırdığı söyleniyor. "Normal" pasaportlara da 2-3 günlük günübirlik ziyaret için vize olmayacakmış! İçinizden, dışınızdan artık bir zahmet haykırın: YAŞASIN EŞİTLİK!!!


Çocuğa da bir kırmızı pasaport

Kırmızı pasaport hikâyesinin ikinci bölümü -Diplomatik pasaportlu baz morfin kaçakçısı -Vizenin 'kırmızı'larla 'yeşil'lere etkisi- ...Ve son değişiklik: Kırmızı pasaportluların erkek çocuklarının o pasaportu kullanabilme yaşı 18'den 25'e çıksın

Kırmızı ve yeşil pasaportların hikâyesini anlatmaya devam ediyorum:

* * *

Kırmızı pasaportlu bir senatör
Olay, 5 Mart 1972 günü, Fransa-İtalya arasındaki Menton gümrük kapısında yaşandı. Fransız gümrük memurları İtalya'dan Fransa'ya girmekte olan arabaları sıraya sokup, şüphelendikleri arabalarda arama yapıyorlardı. O arada İstanbul plakalı Anadol marka bir arabayı da durdurdular.
İçinde bir şoförle patronu vardı. Patron, "Fransa'ya niçin geliyorsunuz?" sorusuna "Kızıma kıyafet alacağım" diye cevap verdi. Gümrük memuru "arabanızı arayacağız" deyince de, kırmızı diplomatik pasaportunu gösterdi. "Arayamazsınız" dedi.
Gümrük memuru "ararım" dedi. Aradı. Arabanın içinden 146 kilogram baz morfin çıktı.
Patronun adı Kudret Bayhan'dı. O sırada iki meclisli olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin senatörüydü. Evvelce MSP'liyken MHP'ye geçmişti. Fakat anlaşılıyordu ki, parlamenterlikten çok, kırmızı pasaport şemsiyesi altında sürdürdüğü morfin işleriyle ilgileniyordu.
Bayhan hemen gözaltına alındı. Kırmızı pasaport, tabii, tutuklanmasını da önleyemedi. İşbirliği içinde olduğu başkaları da yakalandı. Bayhan 15 yıl hapse mahkûm edildi. Cezasının 10 yılını Fransa'da çektikten sonra Türkiye'ye iade edilecek, Türkiye'de de aynı suçtan dolayı 16 yıl hapis cezası alacaktı.
Menton'daki tüm dünya basınına yansıyan 'baz morfin olayı,' Türk parlamentosuyla birlikte Türk kırmızı pasaportlarının da itibarını büyük ölçüde sarstı.

Vize ve sonrası
1970'lerin sonlarına doğru, kırmızı pasaportun ayrıcalığının önemi, gerek dünyadaki genel değişimin, gerek o ayrıcalıktan faydalananların çoğalmasının sonucu olarak, azalmaya devam ediyordu. Buna Menton'daki olay gibi -sadece bizimkilerin değil, başkalarının da karıştığı- diğer olaylar da eklenince, daha da azaldı.
Hatta, bazı yerlerdeki durum bir ara o hale geldi ki, diplomatik pasaportluların bavulları, normal pasaportlulardan daha dikkatle aranmaya başladı.
Bu da, kırmızı pasaportun önemiyle birlikte, ona sahip olma merakını da azalttı.
Ülkemizde o merakın yeniden artması, Türkiye'ye vize koyan ülkelerin artmasının sonucudur.
Vize uygulamasına önce Almanya başladı. Sonra Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya, İsveç... Derken eski Batı Avrupa'da Türkiye'ye vize koymayan ülke kalmadı.
Vize koyan ülkelerin hepsi olmasa da- bir kısmı, uygulamanın devletler arası ilişkileri zorlaştırmasını önleyecek istisna kuralları koymayı kabul ettiler. Türkiye'nin diplomatlarına, parlamenterlerine ve yüksek memurlarına verilen kırmızı ve yeşil pasaportları vize zorunluluğunun kapsamı dışında tuttular.
Bizde işte, o ayrıcalıklı pasaportları alabilecek olanları belirleyen kanunlar değişti.
1988'deki Pasaport Kanunu değişikliğinden sonra, diplomatik (kırmızı) pasaport alabilecekler arasında, diplomatlardan milletvekillerinden başka, yüksek mahkemelerin başkanları, Genelkurmay Başkanı, orgeneraller ve oramiraller, bakanlıklar müsteşarları, başbakanın baş müşavirleri, eski cumhurbaşkanları, başbakanlar ve dışişleri bakanları ile başka bazı yüksek derecedeki görevliler yer alıyordu.