kampanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kampanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2016 Çarşamba

#YeniPasaportaParaYok kampanyasına destek verin

5 yıl önce tümünü değiştirip ama AB standartlarında yapmayı unuttukları pasaportları yeniden değiştirip, tüm pasaport sahiplerinden yeniden defter ücreti isteyecekler. Biz de bu defter ücretini yeniden ödemek istemiyoruz.

#YeniPasaportaParaYok etiketiyle tüm sosyal medyada, diğer mecralarda imza ve farkındalık artırma kampanyaları yaparak kamu otoritesini bu haksız kararından vazgeçirmeye çalışıyoruz.

Siz de bu kampanyada aşağıdaki bannerlerı, capsleri kopyalayarak kullanabilir, bu yanlış karardan devletin dönmesine çaba harcayabilirsiniz.

İmza kampanyası için TIKLAYIN!






3 Ocak 2014 Cuma

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri 2013'de neler yaptı?

Yurttaşlarımıza karşı Türkiye'deki ve dünyadaki bütün "seyahat özgürlüğü" engellerine karşı duyarlılığımızı koruyoruz. Elimizden geldiğince tüm gelişmeleri, sorunları yetkililer, medya, destekçilerimiz ve takipçilerimizle paylaşıyor, soru ve sorunlarına yanıtlar vermeye, çözüm bulmaya çalışıyoruz. 

Kimi zaman bir sosyal paydaşımızın kampanyasına da omuz veriyoruz. Benzin zammından, metroya alınmayan bisikletlere, aç kapa haline dönüştürülen Gezi Parkı'na, toplu ulaşımdaki keyfi uygulamalara, trafik sorunlarına kadar... Bizi ilgilendiren her başlıkta, kamuoyuna karşı sorumluluğumuzun var olduğunu hissettiğimiz konularda 2013 yılında da çalışmayı sürdürdük. Hepsini yazmak güç, başlıcalarını şöyle dile getirebiliriz:
  • Her yıl sonunda yaptığımız "otomatik pasaport zammına hayır" kampanyasını bu yıl da gerçekleştirdik. Sosyal medyada yüzlerce kişi  Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e kampanya mesajlarını ilettiler.
  • Hürriyet, Yeni Şafak, Gazeteport.com, Habertürk ve diğer gazete, haber sitelerinde, İzmir Life, Gezgin dergilerinde kampanyamız haber oldu.
  • Yurt dışında yaşayan gurbetçilerimizi de çok etkileyen fahiş pasaport ücretleri için Hürriyet Avrupa'da bir röportajımız yayınlandı, birçok internet haber sitesinde yer aldı.
  •  Yurt dışı çıkış harcının kalkması için muhalefet partileri tarafından verilen kanun tekliflerini destekledik. "Yurt dışına çıkış harcına hayır" kampanyası yaptık.
  • TBMM'de plan bütçe komisyonunda onaylanan ve TBMM'de kabul edilen torba yasayla Bakanlar Kurulu'na "yurt dışına çıkış harcını" SIFIRLAMA yetkisi verildi. "Sıfırlayın Sayın Başbakan" sloganıyla kampanya başlattık, yıl sonunda da bu kampanyayı tekrarladık. 
  • Bloğumuzda ve sosyal medya hesaplarımızda "seyahat özgürlüğü"nünü temel bir insan hakkı olduğunu anlatmak ve kavratmak için yazılar yazdık, kampanya malzemeleribannerlar ürettik. Ulaşabildiğimiz tüm mecralarda gezginler, seyahatseverler ve yurttaşlarımızla paylaştık.
  • Avrupa Birliği Komisyonunun  bir tür "Açık İstişare" ve hedefi "Kısa Süre Kalışlara İmkân Tanıyan 'Schengen' Vizesinin Alınmasında Uygulanan Prosedürlerin İyileştirilmeyi" hedefleyen ankete katılımın artması için uğraş verdik. Anketi duyurduk.
  • Kendilerine "ömür boyu diplomatik pasaport" vermeye çalışan milletvekillerine "Böyle eşitsizlik olur mu?" diye soran bir kampanya yaptık. Neden karşı olduğumuzu kamuoyu ile paylaştık. TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e Açık Mektup yazdık. TÜM MİLLETVEKİLLERİNİN TBMM'deki maillerine ve sosyal medya hesaplarına ulaşmaya çalıştık. Bir anket düzenledik: "milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini doğru buluyor musunuz?" Anketin sonuçlarını Alman Radyosu'nda (ARD) değerlendirdik.
  •  Vizesiz Avrupa yolunda hayati bir adım olan ABAD'da olumsuz sonuçlanan Leyla Demirkan dava raporuyla ilgili olarak dava öncesi ve sonrasında kamuoyunu bilgilendirmek ve hükümet ve halkımızın davaya ilgi göstermelerini sağlamak için çaba harcadık.
  • 6-8 Haziran tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşecek olan Sivil Sesler Festivali'ne başvurduk, katılım hakkı kazandık. ""Sosyal Ağda Sivil Sesler Çıkarmak... Seyahat Özgürlüğü Mücadelesi" adlı bir sunum hazırlamıştık. Ancak Gezi olayları nedeniyle festival iptal edilince sunumumuzu yapamadık.
  • ATLAS Dergisi Temmuz 2013 sayısında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ni tanıttı. Hareketin kurucusu O. Suat Özçelebi ile yapılan röportajda bugüne kadar yaptığımız ve şu anda süren kampanyalarımız, "hareket"in hedefleri hakkında bilgiler yer aldı.
  • #Pasaporta513TLVEREMEM Etiketiyle Twitter ağırlıklı olmak üzere sosyal medyada sürdürdüğümüz kampanyamız çok ses getirdi,  2-3 kez Twitter'da TT'ye girdik 1. sıraya bile oturduk, buna paralel başlayan ve yoğun destek verdiğimiz imza kampanyasına 13 bine yakın imza atıldı.
  • Orantısız soygun etiketiyle %65'i vergi olan benzin ile %98'i vergi olan pasaport ile yurttaşlarımıza yapılan haksızlığı dile getiren ortak bir kampanya yaptık. Sosyal medyada bu "soygunu" dile getirip farkındalığı artıracak, medyayı, kamu otoritesini de uyaran/hedef alan bir kampanya yaptık.

18 Eylül 2013 Çarşamba

#Pasaporta513TLVEREMEM imza kampanyamız Hürriyet'te

#Pasaporta513TLVEREMEM imza kampanyamızı Hürriyet tüm okurlarına bugün hem gazeteden hem de internet sitesinden duyurdu. 

Maliye Bakanı'nın pasaportlarda bir indirim düşünmediklerini açıklamasının ardından yoğunlaştırdığımız kampanya Vatan gazetesi ve diğer medya organlarında da yankı buldu ve sosyal medyada aktif olarak sürüyor.

10 bin imzaya ulaştığı anda Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü Ozan Mercan ve imza kampanyasını düzenlediğimiz site change.org tarafından Maliye ve İçişleri bakanlarına iletilecek.

Pasaportun bir kazanç kapısı değil bir kimlik belgesi olduğunun anlaşıldığı bir ülke olmayı diliyoruz.

Hürriyet'in haberi şöyle:

Büyük kampanya... Pasaporta 513 lira veremem

Maliye Bakanlığı’nın “indirim yok” açıklamasını yaptığı pasaport harçlarının düşürülmesiyle ilgili sosyal medyada “#Pasaporta513TLVEREMEM” kampanyası başlatıldı.
Ehliyetler için alınması planlanan 101 liralık harcın sosyal medyadaki tepkinin ardından 15 liraya düşürülmesi yeni bir kampanyanın açılmasını sağladı.


“Pasaport para kapısı değil kimlik belgesidir” sloganının kullanıldığı kampanyaya şu ana kadar 7 bin kişi imza attı. Türkiye, dünyada en pahalı pasaport kullanan ülkeler arasında ilk sıralarda bulunuyor.
PARA DEĞİL KİMLİK 
Maliye’nin “indirim çalışması yok” açıklamasına rağmen kampanyayı sürdüren “Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri” Twitter ve Facebook üzerinden her yıl yeniden değerleme oranı kapsamında arttırılan yüksek harçlara yorumlarıyla da tepki gösterdi.

“Pasaporta 513 lira veremem” kampanyasına şimdiye kadar 7 binin üzerinde kullanıcı imza attı. İmzaların 10 bin kişiye ulaşmasından sonra Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve İçişleri Bakanı Muammer Güler’e gönderilmesi planlanıyor. “Pasaport para kapısı değil bir kimlik belgesidir” sloganının kullanıldığı kampanya mektubunda ise şu mesaj yer alıyor.



MALİYETİ ALINMALI
“Ülkemizde dünyanın en yüksek pasaport defter ücreti ve harç bedeli ödenmektedir. Bu yurtdışına çıkmak isteyen her ortalama bireyin bütçesini yeniden gözden geçirmesine neden olmaktadır. Bugün yurtdışına çeşitli sebeplerden çıkmakta olan yüzbinlerce vatandaşın sırtına ek bir yük olarak binmektedir. Pasaport defter ücretinin maliyet bedeline ve pasaport harçlarının da makul bir seviyeye düşürülmesini talep ediyoruz.”

DEFTERİNE 72 LİRA
Türkiye’de pasaportlar için 72 lira defter ücreti alınıyor. Defter ve harç ücretiyle birlikte 6 aylık pasaporta 164 lira, 1 yıllık pasaporta toplam 207 lira, 2 yıllık pasaporta 292 lira, 3 yıllık pasaporta 385 lira, 4-10 yıllık pasaportlara da toplam 513 lira para ödeniyor. Pasaport harçlarına her yıl yeniden değerleme oranı kapsamında da zam yapılıyor. Ermenistan’da hiç pasaport ücreti alınmaması dikkat çekiyor. Dünya üzerinde en ucuz pasaport ise 7 lirayla Swaziland’da veriliyor. Botswana, Kenya, Gana gibi ülkeler pasaport ücreti olarak sadece 10 lira alıyor. Avrupa’da en pahalı pasaport 320 lirayla Belçika’da, en ucuz ise 46 lirayla İspanya’da veriliyor.

19 Temmuz 2013 Cuma

#OrantısızSoygun a karşı çıkıyoruz!

Türkiye seyahat özgürlüğü açısından tam bir karabasana dönüşmüş durumda.

Dünyanın en pahalı benzini, dünyanın en pahalı pasaportu...

Ve vatandaşlardan istenen ücretler öylesine yüksek ve anormal bir düzeyde ki bunları bir "soygun" diye nitelememek mümkün değil.

Örneğin Benzinin litresi 5 Lira  %65'i vergi, Pasaport 10 yıllık 513 TL maliyeti sadece 10 Lira, yani %98' vergi ve harç...

Yurt dışına çıkacaksınız, "hop dur bakalım bize yurt dışı çıkış harcı ver!"

Katlanılır gibi değil...

Makul bir vergilendirme devletin hakkı ama "soygun" değil!

Bu nedenle herkesi #OrantısızSoygun etiketiylebu fahiş vergi ve harç politikasına karşı çıkmaya çağırıyoruz. Ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü" engellerine son verene kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.


12 Temmuz 2013 Cuma

Kampanyamız #Pasaporta513TLVEREMEM Ekşi Sözlük'te

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'nin başlattığı  #Pasaporta513TLVEREMEM kampanyası Ekşi Sözlük yazarlarının da ilgisini çekti. Ve sözlükçüler kampanyaya adeta açık desteklerini verdiler.

Yazdıkları yaratıcı ve eleştirel entrylerle dünyanın en pahalı pasaportu olan T.C. pasaportunun ücretinin düşürülmesi, seyahat özgürlüğünün önündeki temel engellerden birinin kaldırılması için fikirlerini yazıyorlar. 

Tüm sözlük yazarlarını kampanyamıza katılmaya, düşüncelerini yazmaya, kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz.

Ekşi Sözlük'teki #Pasaporta513TLVEREMEM maddesine ulaşmak için lütfen TIKLAYIN!

8 Temmuz 2013 Pazartesi

#Pasaporta513TLVEREMEM Kampanyamız Habertürk'te!

#Pasaporta513TLVEREMEM Etiketiyle Twitter ağırlıklı olmak üzere sosyal medyada sürdürdüğümüz kampanyamıza Habertürk yer verdi. 

‘Otomatik olarak zamlanan tek pasaport bizimki’


Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri grubunun kurucusu Suat ÖZÇELEBİ:

TÜRK pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu. Türkiye nüfusu 76 milyon ama sadece 7 milyon insanın pasaportu var. Asgari ücret 801 lira, pasaport 513 lira. Bu insanlar gezmesinler mi? Şu anda Twitter’da “Pasaporta 513 lira veremem” etiketiyle kampanya yapıyoruz. 3 yıl önce kurulduk ve yaptığımız kampanya ile Haziran 2010’da pasaport fiyatlarını yüzde 50 düşürttük. Fakat dünyada otomatik zamlanan tek pasaport Türk pasaportu. Çünkü değerli kâğıt olduğu için her yıl yeniden değerlenme oranında zamlanıyor. Pasaportun ücreti aslında 72 lira, gerisi harç. Fahiş pasaport ücreti insanların seyahatini engelliyor. Seyahat özgürlüğüne göre Anayasa ihlali söz konusu. Talebimiz, bu ücretin dünya ortalamasına çekilmesi ve otomatik zam kıskacından çıkarılmasıdır.

Haberin diğer ayrıntılarını okumak için lütfen TIKLAYIN!


Lütfen fotoğrafı büyütmek/okumak için üstüne tıklayın!

5 Temmuz 2013 Cuma

#Pasaporta513TLVEREMEM

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri hep birlikte sosyal medyada fahiş pasaport ücretlerine karşı kampanya yapıyoruz. 



Tüm takipçilerimizi yukardaki etiketle kampanyaya katılmaya çağırıyoruz.
Dünyanın en pahalı pasaportu olan T.C. pasaportu, 10 yıllık 513 TL. Dünyada ortalama 10 yıllık pasaport ücretleri sadece 60 dolar.

Gelin kamu otoritesine temel ve anayasal bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü" için sesimizi hep birlikte daha gür duyuralım!

28 Haziran 2013 Cuma

ATLAS Seyahat Özgürlüğü Gönüllülerini tanıttı.

ATLAS Dergisi Temmuz 2013 sayısında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ni tanıttı. Hareketin kurucusu O. Suat Özçelebi ile yapılan röportajda bugüne kadar yaptığımız ve şu anda süren kampanyalarımız, hareket hakkında bilgiler yer alıyor.

Röportajda Türkiye'nin seyahat özgürlüğü açısından içinde bulunduğu "temel insan haklarına" aykırı durumu örnekleriyle gösteren Özçelebi, dünyanın en pahalı pasaportundan, yurt dışına çıkış harcına, yeşil pasaport ve ömür boyu diplomatik pasaport girişimleriyle yaratılan ayrımcılığa kadar birçok konuya değindi.

Bloğumuz, sosyal medyadaki etkinliklerimiz, bize katılmak isteyenlerin ulaşabileceği adresler gibi birçok bilginin yer aldığı röportaj, yılbaşından beri sürdürdüğümüz "Otomatik pasaport zammına hayır!", "Sıfırlayın Sayın Başbakan!" ve "Böyle eşitsizlik olur mu?" konulu kampanyaları da duyurdu.


Röportajı ayrıntılı okumak için lütfen fotoğrafın üzerine tıklayınız!

21 Mart 2013 Perşembe

Kampanya yapmak, harekete geçmek...


Şunu hepimizin iyi bilmesi gerekir: Toplumu ilgilendiren ve etkileyecek bir sorunla ilgili atılacak en önemli adım, hedefinize koyduğunuz sorunlar neyse, onları toplumsal ve politik gündemin üst sıralarına yerleştirmek ve mümkünse çözüme kadar orada tutmaktır.

Bir kampanya yapmak, insanları harekete geçirmek istiyorsanız öncelikle iyi sonuçları değil, ağır aksak giden ve isteksiz davranan "kitleleri" göze alarak sizi yılgınlığa sürükleyecek tüm gelişmelere karşı aşılı bir biçimde davranmanız gerekir.

Çünkü, özellikle toplumun kendi temel sorunları konusunda farkındalığının yüksek olmadığı ve insan hakları bilincinin yaygınlaşmadığı toplumlarda, herhangi bir konuda sürdürülen sivil toplum hareketleri (mücadeleleri) çok uzun yıllar sürebilir. Bunda kamu otoritesinin duyarsızlığı kadar, mücadele verecek insan sayısının düşük olması, sorunun çözümü için çalışan kişilerin “özel” beklentilerine hitap edip etmemesi, aktivist olarak bilinci, nihai hedefe ulaşmak konusundaki iradesi, gücü, kaynakların yeterliliği çok etkilidir.

Hele bizimki gibi "acul" bir toplumda, süreçteki kazanımları görmezden gelmekte ısrarlı, "motivasyon manyağı" gruplarla, sonuç almaya odaklanmakla, sadece sonuca odaklılığı sık sık karıştıran grup üyeleriyle her şey çok daha zor yürüyor.

Yaptığımız kampanyada olduğu gibi, insanlar, temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” veya tüm yurttaşlarımızın Anayasal hakkının ihlalini önlemek için mücadele ettiklerini de düşünebilirler ya da pahalı pasaporta daha “ucuza” sahip olmak için de. İnsanların sonuca ulaşmak için direnç ve ilgileri farklı olabilir, burada özellikle pragmatik davrananlara karşı eleştirel ve dışlayıcı bir dil geliştirmek yerine, proaktif, yaratıcı, uygulanabilir mücadele taktiklerine zaman ayırmak, herkes için daha yararlı olacaktır.

Kitleleri küstürerek, dışlayarak değil ortak iyi ve faydayı bıkmadan göstererek çalışmak, bir sivil toplum aktivistinin içselleştirmesi gereken temel bir özelliktir. Yapamıyorsanız, hızla oradan ayrılın ve "yakınanlar" kulübüne üyeliğinizi hemen yenileyin:)

Seyahat özgürlüğü mücadelesi için, çok farklı toplum kesimleri destek verdi ve veriyor. Özellikle “gezgin” gruplarında, gezmeye “tutku” derecesinde bağlı olduğunu söyleyen kişiler içinde de kendi gruplarını/hareketlerini sorgulama ve temelde insan hakları bilinci konusundaki duyarlılıkların çapını gözlemleme şansı da yarattı, bu kampanya. 

Örneğin “pasaport”un harç ve ücretindeki indirimin (Haziran 2010 %50) kolaylıkla “daha ne olsun” gibi bir sonuca insanları kolaylıkla taşıyabildiği, “gemisini kurtaran kaptanın” denizi ve diğer gemileri pek umursamadığı ortaya çıktı. Yani değerlendirme yapmak isterseniz birçok açıdan da eğitici ve oldukça olumlu etkilere vesile olduğunu da gözlemlemek mümkün, seyahat özgürlüğü mücadelesinin.

Süreç içinde ektiğiniz tohumların, küçük kampanyalar ve taleplerin kimi zaman kamu otoritesine karşı farklı ve mevzi başarılarını görmek elbette teşvik edici olsa da, birçok insan için "buraya kadar" tepkisine de yol açabiliyor. Hatta "görev tamam" yargısına da...

Ancak bütün bunlar olurken süreç devam ediyor. Ve şunu açıklıkla görüyorsunuz: Hepimizin birbirimizi doldurmak, amiyane deyimiyle "gaz vermek" yerine, daha yapıcı katkılara ihtiyacı var. Örneğin bir medya mensubuna ulaşmak, bir bürokrat veya siyasetçi kanalıyla temel taleplerimizin duyulmasını, "ısrarımızı" dillendirmek gibi... Demokrasinin tam anlamıyla bir ilişki sporu olduğu Türkiye'de bazen "lobiciliklerin" bile sayısız faydaları olabiliyor. Bu satırların yazarı, TBMM'de asla bir araya gelmeyecek farklı parti ve milletvekillerinin 2012-2013 yılında aynı düzlemde farklı birkaç soru önergesinde "seyahat özgürlüğü" konusunda  buluşabileceğine bizzat yakından tanıklık etti. 


Sevgili Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, hayatımızı öncelikle biz adaletli hale getirebiliriz. Ancak ne istediğinin farkında olanlar, stratejik ve taktik zekalarını kullanan sivil aktivistler, ağır giden değişimi hızlandırabilirler. 

Haklarını istemeyi bilenler, talep edenler, direnenler, temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda da konformist politikacıları harekete geçirebilirler. 

Hiçbir zaman unutmayın, bir insan, bir kadın, bir Amerikalı Rosa Park bir gün otobüste oturduğu yerden kalkmayı reddetmeseydi, bugün ne Barack Obama başkan olabilirdi, ne de Güney Afrika’da Mandela!

6 Ocak 2013 Pazar

Bianet "otomatik zamma" karşı kampanyamızı duyurdu!

"Otomatik Pasaport Zammına Hayır!" kampanyamız Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) tarafından kamuoyuna duyuruldu. Kampanyayı başlattığımız, 2012 yılının son haftasında basın bültenimizi haberleştiren internet sitesi, taleplerimizi şöyle duyurdu:
"Sosyal medya üzerinden pasaporta yılbaşında getirilecek zamma karşı kampanya başlatılarak zammın durdurulması ve pasaport ücretinin dünya ortalamasına inmesi talep edildi.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırtçantalılar Topluluğu, sosyal medya üzerinden"otomatik pasaport zammına son" kampanyası başlatarak, Bakanlar Kurulu'nun pasaport zammını durdurmasını ve pasaport ücretini dünya ortalamasına indirmesini talep etti."

Haber ile ilgili detaylar için lütfen
Tıklayın!

3 Temmuz 2012 Salı

Twitter'da "seyahat özgürlüğü" mücadelesi...

Aslında yazının adı "sosyal medyada seyahat özgürlüğü mücadelesi" olmalıydı. Ancak son dönemde kampanyalarımızın büyük çoğunluğunu Twitter'da yapıyoruz ya da oradan yönlendiriyoruz. Facebook, bu blog, diğer ürettiğimiz kampanya materyalleri, e-posta, SMS, banner, fotoğraf gibi araçlar tamamen bu ana mecranın etrafında şekilleniyor.

Kampanyayı bir basın açıklaması ile destekliyorsak buna, mektup, faks vb. iletişim araçları da ekleniyor elbette, ama kampanyanın hedefindeki kişi ve kurumlara mesajlarımızı daha çok "Twitter" üzerinden iletiyoruz. Her şeyi 140 karaktere bölerek, bir banner, bir afiş, bir fotoğraf ya da reklam spotu ya da video ekleyerek oluşturuyoruz kampanya mesajlarını...


Seyahat özgürlüğü mücadelesi bu blogla başladı, Facebook'da (sayfa ve grupta) büyüdü, mücadele ettiği konuda büyük başarı sağladı (pasaport ücretlerinin/harçlarının %50 düşürülmesinde büyük rol oynadı) şimdi Twitter'da daha da genişliyor, daha büyük hedeflere odaklanıyor.

Ancak bu uzun girişten sonra, yazıyı yazma nedenime gelmek istiyorum. Twitter'da gerçekleştirdiğimiz kampanyalarda daha yüksek verim elde etmek, hedeflerimize biraz daha hızlı ulaşmak istiyoruz. Daha verimli ve etkisi yüksek kampanyalar yapmak...

Takipçi ve aktivistlerimizin şu aşağıda yazdığım noktalara dikkat etmelerini istiyoruz:

1. Başta Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olmak üzere, resmi kişi ve kurumlara attığımız twitlerin RT yapılması diğer twitlerden daha önemli. Bu kişi ve kurumlara doğrudan ulaşıyor. Ayrıca sizlerin bu kişi ve kurumlara belli aralıklara aynı konularda twitler yollamanız da aynı derecede etkili.

2. Bir konuda özel kampanya yaptığımız zaman (bir hashtag-tabela saptamak dahil, #seyahatcunku ile yaptığımız gibi) ya da bir TV programına katılacak resmi kişi ve kuruma mesajlarımızı iletmek istediğimiz zaman bunu bazen 1-2 saat önce duyurabiliyoruz. Önceliği bu tür duyuruların yayılmasına vermelisiniz. Daha sonra da o kampanyaya katılmak üzere bilgisayar başında olmak gerek, bazen 5-10 kişiyle bile ciddi bir etki yaratmak mümkün, ben olmasam da olur demeyin.

3. Herkesin farklı konularda farklı düşünceleri ve siyasal eğilimleri olabilir, birbirimize kızmak değil, ortak bir amacı "seyahat özgürlüğü" gerçekleştirmek için bir aradayız. En önemlisi "Türkiye'yi kurtarmıyoruz"...

4. Türkiye'deki haksız seyahat özgürlüğü sınırlamalarına, Anayasa ihlali olduğunu düşündüğümüz yasa ve uygulamalara karşı mücadele ediyoruz, farkındalığı artırmaya, resmi kişi ve kurumları bunları düzeltmeye "iknaya" çalışıyoruz. Bazen de medyanın bu konulara ilgisini çekmeye çalışıyoruz. Gazetecilere konuları aktarmak "bıktırmadan" önemli...

5.Seyahat özgürlüğü "şemsiyesi" altına girebilecek her türlü haksız ve çelişkili uygulama ve sorunlarda da diğer grup ve kişilerle dayanışma göstermeye çalışıyoruz. #gencliktreni konusunda olduğu gibi... (Hoş bu konu da Sırtçantalılar ve bizim üzerimizde kaldı gibi...)

6. Sosyal medyada büyümek önemli @seyahatozgurluk bizim Twitter hesabımız. Bunu, bloğumuzu, Facebook grubumuzu ve sayfamızı (ikisi ayrı şeyler) ara sıra paylaşmalı ve diğer takipçilerinize duyurmalısınız. Bu tür insan hakları mücadeleleri uzun soluklu ve erimli mücadeleler, bizim gücümüz bu konuda önemli mevzi kazanımlar elde etmiş olmamızda. Bu başarıların sürekliliği sizin ilginizin sürekliliğine doğrudan bağlı...

7. Bu bloğun hemen yukarda "KAMPANYA MALZEMELERİ" adlı bir bölümü var. Buradaki malzemeleri, bannerları kullanarak, kendi bloğunuzda, sayfanızda, sitenizde yayınlayabilir, bize link verebilirsiniz, insanları davet edebilirsiniz. Bloğumu 20 kişi okuyor ne olacak demeyin, ilk kampanyamızda bu sayede Facebook'da 13.000 kişilik bir güce ulaştık unutmayın!

İnsanlar önceliklerini belirlemekte özgürdür. Biz dokunabileceğimiz, etkimiz olabilecek ve düzeltebileceğimiz sorunlara "çare" üretmeye, onları görünür kılmaya, yurttaşlarımızın farkındalığını artırmaya devam edeceğiz. Ve her zaman dediğimiz gibi: "dayanışma hepimize daha anlamlı bir varoluşun kapılarını aralayabilir"...

13 Eylül 2010 Pazartesi

KAMPANYAMIZ BİLİŞİM 2010 KURULTAYI'NDA...


Sosyal medyada başarıyla yürüttüğümüz ve pasaport ücretlerinin %50 indirilmesinde büyük payı olan kampanyamız, "sosyal dönüşüm" temalı 27. Ulusal Bilişim Kurultayı'na davetli. 

22-25 Eylül tarihlerinde RIXOS GRAND ANKARA'da gerçekleştirilecek Bilişim 2010'da "Sosyal Ağda bir başarı öyküsü: Seyahat Özgürlüğümüzü Geri İstiyoruz!" adıyla bir sunuş yapacağım.

Kampanyamıza destek veren tüm "seyahat gönüllülerini" davet ediyorum. 

Program ayrıntıları burada: Lütfen tıklayın!


23. Eylül. 2010 Perşembe /RIXOS GRAND ANKARA
Sosyal Ağda bir başarı öyküsü: Seyahat Özgürlüğümüzü Geri İstiyoruz!" 
12.00-12.45
Premium 2 salonu

Blogger’da O. Suat Özçelebi tarafından kurulan bir blogla başlayan, en büyük sosyal ağ Facebook’da gelişen ve büyüyen bir kampanya öyküsüdür anlatacağımız… “Seyahat Özgürlüğümüzü Geri İstiyoruz”, sloganıyla başlayan kampanya, önce yüzlerce sonra binlerce kişinin desteğiyle sosyal ağda büyüdü, 4 ay gibi kısa bir sürede, sanal ortamda ve medyada kamu otoritesine yönelik yürütülen bilinçli eylemlerle sonuç aldı. Dünyanın en pahalı pasaportunu 500 dolara yurttaşlarına satan devlet, pasaport ücretinde ve harçlarında  %50 indirime gitti. İnternet ortamında konuya ilgi ve duyarlılık göstererek bir araya gelen dünyanın birçok ülkesinden binlerce Türk vatandaşı ortak hareket ederek, hükümete indirim yaptırmayı başardı. Türkiye’de tamamen bir sosyal ağda gelişen ve kısa bir sürede somut sonuç alan ilk kampanya oldu. Şimdi hedefleri T.C. pasaportunun ücretini dünya ortalaması olan 50 dolar düzeyine indirtmek. Geleneksel medya kadar, sosyal medyanın ve ağların sunduğu iletişim olanaklarını kullanarak kampanyalarını sürdüren “Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri”nin kampanya stratejileri, sanal ortam için geliştirdikleri taktikler ve iletişim deneyimlerini bu “öyküde” ayrıntılarıyla bulacaksınız.

6 Temmuz 2010 Salı

Yeni bannerlarımız yayında!

"Seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" kampanyamız son sürat devam ediyor. Yeni rozet ve bannerlarımızı kullanmak için lütfen kampanya malzemeleri sayfamızı ziyaret edin.


YENİ BANNER VE ROZETLERİMİZ İLGİNİZİ BEKLİYOR! 


Bloglarınızda, profil fotoğraflarınızda, e-postalarınızda ve arzu ettiğiniz her yerde lütfen kullanın ve kullanılmasını sağlayın! Tasarımlar için Nurgül Eryıldır ve Levent Erdem'e çok teşekkür ederiz!

16 Haziran 2010 Çarşamba

Seyahat özgürlüğü ve toplumsal farkındalık

15 gündür "seyahat özgürlüğü" ve "dünyanın en pahalı pasaportları"na sahip olduğumuz gerçeği ile kamuoyunu buluşturma konusunda ciddi adımlar attık. Özellikle Anayasal hakkımız olan "seyahat özgürlüğü"nün nasıl elimizden alındığını, geldiğimiz noktada bunun katlanılabilir olmaktan gittikçe çıktığını ayrıntılı bir biçimde birçok mecrada paylaştık.

Hürriyet, Radikal, Taraf Gazeteleri'nde, birçok internet haber sitesinde, bloglarda dün NTV Ana haber ve gece bülteninde, bugün TV8 kanalının sabah kuşağında hem kampanyamızı anlatma, hem "derdimizin" ne olduğunu açıklama fırsatları edindik. 

Bunların gücü ve etkisinin hemen ölçülebilmesi mümkün değilse de ilk ipuçlarının çok umut verici olduğunu söylemeliyim. Özellikle bloğumuzun ziyaretçi sayısı 9.000 kişiyi geçti, Facebook grubumuz 10 bin kişiye doğru gidiyor. Katılımcılar tepkilerini, görüşlerini dillendiriyor, önerilerde bulunuyorlar. Ve ilk Facebook "etkinliğimiz", "Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na soruyoruz" gayet başarılı sürüyor. Karşıdan içeriği belirsiz olsa da yanıt gelmeye başladı.

Kısacası, yoğun gündeme rağmen sorunla ilgili "toplumsal farkındalık" yaratma konusunda mesafe almaya başladık diyebiliriz. Yani ilk aşama başarıyla gerçekleşiyor. Ancak önemle vurgulamak gerekir ki yolumuz uzun, devletin karar vericilerinin, yani sorun ve çözüm odaklarının tepki/yanıt verme, çözüm üretme eşiğine gelmeleri için, her mecrada daha çok çalışmamız gerekiyor. 

Yılmadan, sabırla, neşeyle, bilgiyle, azimle...