seyahat özgürlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyahat özgürlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2023 Çarşamba

Schengen Vizesi ve Yurttaşlık Onuru

 Türkiye, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden bu yana, bir devlet politikası olarak “kendi talebiyle” başlayan Avrupa Birliği (AB) ile vize sorununu yurttaşları için içinden çıkılmaz bir probleme dönüştürdü. Üstelik bu konuda ilk adımları da maalesef Türkiye attı. Ve o tarihlerden bu yana 40 yılı aşkın bir süredir T.C. yurttaşları için vize sorunu (daha sonra Schengen) katlanarak büyüdü. Katlanması için de her iki taraf hükümetleri Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının seyahat özgürlüğünü hiçe sayan bir tutum içine girdiler. Keyfi karar ve uygulamalar, ağır bürokratik engeller, yığınla istenen evraklarla bugün kimi AB ülkelerinin konsolosluklarında yüzde 70’lere ulaşan vize retlerine kadar vardı.

Son yıllarda AB, Türkiye’yi Geri Kabul Antlaşması ile de adeta bir düzensiz göçmen “hendeği”ne dönüştürdü. Ve vize, temel bir insan hakkını uzun zamandır kullanamayan T.C. vatandaşları için şimdi
düzensiz göç de bahane edilerek daha büyük ve aşılması bireysel olarak imkansız bir gerçekliğe dönüştü. Temel bir insan hakkı olarak seyahat özgürlüğü artık yurttaşlarının büyük çoğunluğu için yurt dışına çıkarken keyfi olarak engellenebilecek, askıda bir hak hükmünde.

Bu temel ve Anayasal hakkın askıya alınması aslında Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının onuruna da vize konması anlamına geliyor. Her vize başvurusunda yurttaşlarımız adeta potansiyel suçlu, bir suç
örgütü üyesi ya da sığınmacı, gittiği ülkede kamu düzenini bozabilecek bir kişiymiş gibi muamele görüyor.

Daha önce defalarca kez aldığı vizeler için, hiç almamış gibi her seferinde kendini tekrar ispat etmek zorunda bırakılan yurttaşlarımız, kendisi için çok hayati konularda eğitim, iş bağlantıları, sağlık sorunlarında bile “gerekçesiz”, muğlak ifadelerle ret alabiliyor. Yani daha önce defalarca geçtiğiniz sınavlarda hep aynı sorularla ama karşı tarafın sürekli, keyfi biçimde değiştirdiği hiç bilemeyeceğiniz yeni yanıtlara ulaşamadan kalıyorsunuz.

Süreç artık sadece maddi değil, manevi olarak da zarar veriyor. Yurttaşlarımızın onuru kırılıyor. Öyle ki bir süredir birçok elçilik itiraz sürelerini de 3-6 ay gibi daha ileri tarihlere erteleyebiliyor. Yani yüzde 70’lere ulaşmış red gerekçelerinin haksız, yanlış olduğunu bile iddia edemiyorsunuz.

Artık bununla bir yurttaş olarak mücadele etme şansımız yok. Devletin, siyaset kurumunun ve her
düzeyde başta dışişleri bürokrasimiz olmak üzere yurttaşlarının gördüğü bu onur kırıcı durumu, hiçbir
konuda pazarlık konusu yapmadan kesin bir biçimde çözmesi gerekiyor.

Dünyaya açık, rekabet şansı yüksek, eğitimli, girişimci yurttaşlarımızın, siyasal, sosyal, bilimsel,
kültürel ve diğer birçok alanda dünya ile entegre olabilmesini istiyorsak dünyanın her ülkesine
seyahat edebilmelerini sağlamak zorundayız. Bu 21. Yüzyıl, ikinci yüzyıl vizyonuna sahip her hükümetin, siyasetçinin birincil görevidir. Vardığımız şu nokta Türkiye’nin ulusal çıkarlarını da tehdit edecek bir düzeydedir. Türkiye, başta Batı ülkeleri olmak üzere yurttaşlarının dünya ülkeleriyle entegrasyonunun
önüne örülen vize duvarını aşamamaktadır.

Önce bu sorunun vardığı boyutun farkedilmesi, kavranması gerekiyor. Bunu yapacak olan TBMM’de
de gündeme getirecek olan muhalefet veya iktidardan olsun, milletvekilleri, hükümet üyeleridir. Kendi
diplomatik ve yeşil pasaportları ile sorunun kıyısında durmadan, yeşil pasaport kapsamını genişleterek sorunu aslında daha da çözülmez bir hale getirmeye çalışmadan, her yurttaşın özellikle Schengen bölgesindeki her ülkeyle tek tek bu sorununu, keyfiyeti aşacak biçimde bir sonuca bağlayacak bir politika oluşturulmalıdır.

Bunun zemini uzun zaman işlemiş olan AB’ye uyum yasalarıdır. Birçoğu açılan fasıllar gibi, yine Schengen vize sistemine Türkiye’nin entegrasyonunu önceleyen bir gündem oluşturulmalıdır. Örneğin daha önce defalarca vize almış, ortak sistem tarafından tanınan kişilerin aynı belgeleri her seferinde defalarca
vermeleri ya da vize sürelerinin sadece başvurulan seyahati kapsayacak biçimde kısa süreli olmasının
önüne geçilmelidir. En az 5 ve 10 yıllık vizeler verilmelidir. Sadece bu konuda atılabilecek bir adım bile daha önce vize almış mily onlarca kişi açısından yaşanan sorunları büyük bir oranda çözecektir.

Uzun yıllardır Türkiye’de seyahat özgürlüğü konusunda mücadele ediyoruz. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri sosyal medyada örgütlü bir inisiyatif, özellikle pasaport, vize, turizm kısıtlamaları, sorunları, taksi, toplu ulaşım dahil bireysel ya da kitlesel tüm seyahat konu ve başlıklarında belli bir duyarlılığı, ilgiyi, sorun yaşayanlarla dayanışma içinde çözüyoruz.
Özellikle AB ile oluşan vize sorunları her geçen gün, aynı pasaport ücretleri gibi daha kötüye gidiyor. Buna sadece bireysel olarak değil, tüm sivil toplum örgütleri ile birlikte dur demek, kamu otoritesini “vize sorununa” karşı harekete geçirmek, uzun yıllardır büyük bir diplomatik başarısızlık öyküsüne de dönüşmüş bu duruma bir son vermek zorundayız.

AB ile yakınlaşma, çok uzun zamandır mesafeli durdurduğu Batı İttifakı’yla daha sıcak ilişkilere Türkiye’nin yeniden geri dönmesi gibi politik tercihler gündemde. Bu geçici bir süreç ya da pragmatik bir tercih gibi görünse de artık kritik bir aşamaya gelmiş vize ve vize serbestisi konusunu ele alınmasını, tüm tarafların, kamuoyunun öncelikli meselelerinden bir haline getirmemiz gerekli. Geleceğimizi ipotek altına alan devasa düzensiz göç, sığınmacı sorunumuz ve Geri Kabul Antlaşması’nın toksik etkilerine rağmen başka çaremiz yok.

Yeni bir yol haritası ya da daha önce başlamış ancak kadük kalmış birçok ileri adımın (fasılın), AB ile aramızda hiçbir gri alan bırakmadan, tıkanılan her konuda net tanım ve koşullarla yeniden canlandırılmasına, vize konusunda hızlı, pratik çözümlere ihtiyacımız var.

Türkiye, yurttaşlarının konsolosluk ve vize bürolarının önünde her gün kırılan onurlarını korumak ve meseleye artık insan ve yurttaş odaklı bakmak zorunda. Mesele artık bir vize meselesi değil, kırılan yurttaşlık onuru meselesine dönüşmüştür.

(NYXmag dergisinde yayınlanmıştır. / 02.08.2023)

27 Aralık 2021 Pazartesi

Seyahat Özgürlüğü Bilançomuz Yine Ağır!

 İlkini geçen yıl yayınladığımız seyahat özgürlüğü bilançosunu 2021 yılında da güncelledik. Aslında olumluya doğru bir değişim olduğu söylemek maalesef mümkün değil. Türkiye’de insanlar hala seyahat özgürlüğü konusunda dünyada birçok ülkede eşi benzeri olmayan sorunlarla karşı karşıya. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak 11 yıldır hem bu algıyı değiştirmek hem de kamu otoritesinin ciddi değişiklikler yapması için kampanyalar yapıyoruz, sorunları duyurmaya çalışıyoruz.Temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” konusunda 2021 yılında da Türkiye’de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

Yurtdışı Çıkış Harcı

Dünyada sadece özel yasasıyla birlikte Türkiye’de olan bir uygulama. (Başka ülkelerde turistler dahil özellikle uçak biletlerine giydirilerek herkese uygulanan çıkış harçlarından farklı bir uygulama)

7 yaş üzerinde olan bazı istisnalar dışında tüm yurttaşlarımızın yurt dışına çıkarken ödedikleri bir harçtır. 15 lira idi, 50 liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanının 150 liraya kadar artırma yetkisi var.

Pasaport

T.C. pasaportu Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını döviz kurundaki oynamalar nedeniyle Avustralya pasaportuna devretti. Şu anda dünyada 2. En pahalı pasaport. Ancak asgari ücret karşılaştırması ile birlikte ele aldığımız zaman dünyanın açık ara en pahalı pasaportu. 10 yıllık pasaport tam 1.265,40 TL.

Pasaportumuzun dünyada eşi benzeri olmayan özellikleri var:

Her yıl otomatik olarak zamlanan dünyanın tek pasaportu. Özel yasa gereği her yıl ekim ayında yeniden değerleme oranında zamlanıyor.

Pasaportlarımız Darphane’de basılıyor ve maliyeti sadece 8,26 lira (2018) ve biz 150 katı ücret ödüyoruz.

24 yaşın altındaki öğrenciler sadece defter ücreti ödeyerek, 160 liraya pasaport sahibi olabiliyorlar. Ancak öğrenci olmayan tüm çocuklarınız için 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorundasınız.

Dünyanın birçok ülkesinde yaşlılar için (+65 yaş) pasaport ücretleri indirimli Türkiye’de bu da uygulanmıyor.

Çipli pasaporta geçildikten sonra pasaport sayfa sayısı 64 olarak korunmuştu, fakat son 2 yıldır pasaportların sayfa sayısı yarıya yakın düşürüldü. Artık 38 sayfa. Yani daha hızlı dolacak ve tekrar ücret ödemek zorunda kalacağız.

Yeşil Pasaport Ayrımcılığı

Dünyada 3 çeşit, Türkiye’de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,5 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırıydı. Şimdi bu ayrıcalık artırıldı, belli ihracat koşullarını yerine getiren şirketlere, iş adamlarına ve son olarak belli bir süre görev yapmış avukatlara da veriliyor.

Sayıları gittikçe artan ve sadece 160 lira defter ücreti ödeyen, harç ödemeyen yeşil pasaportlular açık bir eşitsizliğe imza atıyorlar.

Özellikle son aylarda ortaya çıkan gri pasaport skandalları nedeniyle “yeşil pasaport” için de bazı kısıtlamalar getirilmesinden söz ediliyor.

Vize Sorunları

Avrupa Birliği (AB) haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda belli bir iyileşme olsa da maalesef bu uygulamalar da sürüyor. Hala vize işlemlerinde defalarca vize almış kişiler için bile gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar adeta bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.

Geri Kabul Antlaşması ve ardından yürürlüğe gireceği belirtilen “vize muafiyeti” hala bir hayal olarak duruyor. 60 Euro olan schengen vize ücreti 2020 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 80 Euro’ya çıkarıldı. Ayrıca vize işlemlerini yapan bürolar 20 Euro daha alıyorlar. 4 kişilik bir ailenin AB seyahati ulaşım, konaklama ücretleri hariç toplam vize ücreti 320 Euro’yu buluyor. Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü, Ankara Antlaşması’yla tanınmış ve işletilmeyen “Vizesiz Avrupa” hedefleri, bugün AB için Türkiye ile siyasi bir pazarlık konusuna indirgenmiş durumda.

Pandemi nedeniyle vize aldığı halde bunları kullanamayan kişilerin vize ücretlerinin iadesi ya da aynı sürelerle yeni vizeler verilerek bu haklarının güncellenmesi ile ilgili de hiçbir şey yapılmadı. Vizeler yandığı ile kaldı.

Aşı Pasaportu

Pandemi ile birlikte vizelerle ilgili yeni başlıklar ve yurttaşlarımızdan bürokratik farklı talepler beklenmesi sürpriz olmayacak. Örneğin kimi AB ülkelerine girmek için 2 doz aşı ve 14 günlük karantina yaşamamak için 48 saat içinde yapılmış Covid-19 testi şu anda birçok ülkede uygulanıyor.

AB ülkeleri çift doz Biontech aşısı olmuş kişileri kabul ederken İngiltere kırmızı listeden yeni çıkardığı Türkiye için çift doz Biontech aşısı olsanız bile gittiğiniz adreste 10 gün karantinayı zorunlu kılıyor.

Dünyada ABD dahil birçok ülkede pandemi ve aşı uygulamaları ile seyahat kuralları değişiklik gösteriyor. Seyahatinizi planlamadan önce güncel bilgilere ulaşmak çok önemli.

Örneğin Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkenin bütün güncel seyahat kuralları ve aşı ile ilgili bilgileri “Reopen EU” (https://reopen.europa.eu/en) adlı internet sayfasından edinebilirsiniz.  Bu kuralların ülke bazlı olarak sık sık değiştiğini tekrar hatırlatıyorum, kontrol etmeyi unutmayın.

NYXmag dergisindeki yayın linki için lütfen TIKLAYIN!

12 Kasım 2021 Cuma

Seyahat Üzerine 6 Kehanet

 Salgından bağımsız olarak seyahat üzerine düşünmek, hele dünya çapında nelerin değişebileceğini tümüyle kestirmek çok kolay değil.

Herkes kehanetlerde bulunuyor. Hem seyahat alışkanlıklarımız hem de gelecekte yaşayacaklarımız üzerine. Fakat herkesin hem fikir olduğu konu artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı.

Seyahat şirketleri, turizm, ulaşım konusunda kafa patlatan bilim insanları, büyük uluslararası kuruluşlar herkes nelerin yaşanacağı konusunda ön görülerde bulunmaya çalışıyor. Fortune dergisi son sayısında Airbnb CEO’su Brian Chesky’in öngörülerini yayınladı.

Bu konuda ileri sürülen birçok düşünceyi, daha doğru deyimle kehaneti kendi öngörülerimi de ekleyerek şöyle sıraladım:

  • Seyahatler kısıtlamaların getirdiği özlemle en azından uzun bir süre ailelere, dostlara, arkadaşlara yönelik planlanacak. Belli ünlü şehirler, mekanlar ve yerler biraz daha yeni insanları beklemek zorunda kalacak. Bu da turizmin yön değiştirmesi, daha düşük cirolar demek.
  • Turizmden vazgeçemeyenler ise büyük şehirleri, kalabalık turistik mekanları değil, daha kırsal yöreleri, küçük henüz keşfedilmemiş yerleri tercih edecekler. Butik hizmetler yola çıkanlara daha çok hitap edecek, aynı şekilde doğa turizminin de bundan olumlu etkileneceğini düşünüyorum.
  • Uçakla iş seyahati ciddi düzeyde azalacak, business koltukları da dönüşebilir. Uçakların tatil için kullanma oranı daha da artabilir. Ama toplamda uçakla uzun seyahat düşme eğiliminde olacağı için bizi çok ciddi indirim kampanyaları bekliyor kanımca.
  • Araç tercihlerimizin, otostopçulara bakış açımızın değişeceğini, seyahatlerle birlikte kalabalık eğlencelerin azalacağını, vazgeçemeyenler için “yeraltına” ineceğini de düşünüyorum.
  • Güvenlik… Seyahat sırasında artık her düzeyde sağlık güvenliği özellikle yaşlıların olduğu ortamlarda farklı önlemlerin uzun bir süre daha bunaltmaya devam edeceğini, seyahat bütçelerini etkileyeceğini düşünüyorum. Virüsün bulaşma olasılığı yüksek yeni varyantlarıyla gençler ve çocuklar için de seyahatlerde uygulanacak yeni kısıtlamalar da çok sürpriz olmayacak.
  • Seyahat arkadaşlarımızın arasına hepimiz için artık ayrılmaz bir ikili katılmak üzere maske ve dezenfektan. Bunların farklı, değişik, modaya uygun versiyonları ile gittiğimiz, otel veya konaklama tesislerinde yeni eşantiyonlar olarak karşılaşacağımız da bir gerçek. Ancak hala birçok kişinin kendi güvenli maskesini, dezenfektanını kullanmayı da sürdüreceği düşünülüyor. Bu konuda Aralık 2020’de Türkiye’de yapılmış bir araştırma* dezenfektanın toplumun en az yarısı için seyahat arkadaşı olduğunu gösteriyor.

Yanınızda dezenfektan taşıyor musunuz sorusuna denekler büyük oranda “çoğunlukla” %24.7 ve “her zaman” %31.8 yanıtını vermiş. Nadiren diyenlerin oranı sadece %24.8.

(*Yeni Hijyen Ürünleri Araştırması, Aralık 2020, Aksoy Araştırma)

Bütün bunlar elbette salgının etkisi azaldıkça yine değişecek. Bilim insanları virüsler ve gelecek için çok iyimser değiller. Bizi kademeli olarak azalsa da önlemlerle dolu yaklaşık bir 10 yıl bekliyor.

Ancak ne olursa olsun umutluyum. Evrimin insana kazandırdığı en büyük hayatta kalma yeteneklerinin başında adaptasyon yeteneği geliyor, bu sayede insanlar yaratıcı fikirleriyle salgın gerçeğiyle de yaşamayı başaracaklar. Seyahatten vazgeçmemeyi de…

Seyahat Özgürlüğü Aslanın Ağzında

 Türkiye uzun yıllardır dünyanın en pahalı pasaportu konusunda liderliğini kimseye bırakmıyor. Bu yıl da pasaporta yüzde 9.11 olarak belirlenen yeniden değerleme oranında otomatik zam geliyor. 10 yıllık bir pasaport 2021 yılında 1.260 lira olacak.

Ancak İki yıldır Avustralya pasaportu nominal fiyat üzerinden kurlarda gerçekleşen yüksek artış nedeniyle bu liderliği Türkiye’nin elinden aldı. Fakat asgari ücretle ilgili yaptığımız karşılaştırma ile Türkiye yine açık ara birinci.


Örneğin Avustralya pasaportu 10 yıllık 298 Amerikan doları ve Avustralya’da asgari ücret (2020) 2863 Avustralya doları yani Türk lirasına çevirecek olursak 16.948 lira. (Aralık 2020 kuruyla) Türkiye’de asgari ücret 2.325 lira, bir pasaport 1.155 lira, bu durumda bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı asgari ücretle 2 tane pasaportu zor alıyor. Bir Avustralya vatandaşı ise asgari ücretle 7 tane pasaportu rahatlıkla alabiliyor.

Kısaca Türkiye’de pasaport, aslında daha doğru deyimle seyahat özgürlüğü, aslanın ağzında.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak 2020 yılında Türkiye’de aslanın ağzında olan temel ve Anayasal hakkımız “seyahat özgürlüğü” için bir hukuksal mücadele başlatmayı planlamıştık. Ancak ülkemizde de çok etkili olan koronavirüs salgını birçok şeyi engellediği gibi bu çalışmayı gerçekleştirmemizi de önledi.

Ne olursa olsun bu mücadeleden vazgeçmiş değiliz. Aşı ile birlikte salgının önü alındığı zaman başta pasaport ücretlerine yapılan “otomatik zam” olmak üzere, okula giden gitmeyen çocuklar arasındaki fahiş pasaport ücret farkı, yurt dışına çıkış harcı gibi birçok başlıkta hukuksal mücadele başlatacağız.

Pandemi ve Seyahat Özgürlüğü

Pandeminin yarattığı sağlık sorunları kamu otoritesinin koyduğu engeller, kısıtlamalar, yasaklamalar seyahat özgürlüğü tartışmalarını ciddi düzeyde artırdı. Bu konuda özellikle sosyal medyada takipçilerimizden kimi zaman eleştiriler alıyoruz.

Genellikle kısıtlama, yasaklamaya dayalı sağlık önlemleri konusunda paylaşımlar yaptığımız zaman “sizin işiniz bunları desteklemek değil” ya da “siz seyahat özgürlüğünü savunmalısınız, bunları niye paylaşıyorsunuz” benzeri az sayıda da olsa eleştiriler alıyoruz.

Burada küçük bir açıklama yapalım, seyahat özgürlüğü insanın yaşama hakkından daha önde duran bir özgürlük değildir. Gerçek bir sağlık sorununa dayalı bir kısıtlama ya da yasak söz konusu olduğu zaman, duracağımız yer yasakların desteklenmesidir. İnsan yaşamı riskte olduğu zaman hep böyle olacaktır. Mesele artık sadece bir kişinin seyahat özgürlüğü olmaktan çıkmış o kentte, ülkede yaşayan tüm insanların yaşama hakkına saygı duymak meselesine dönüşmüştür.

Bizim bakış açımız her zaman özgürlüklerden yana, sağlık bahane edilerek getirilen saçma sapan kısıtlamaları da gerekirse eleştiriyor ve desteklemiyoruz. Özellikle 65 yaş ve üstüne uygulanan kimi yasaklar konusunda yapılan haklı eleştirileri de paylaştık ve destekledik.

Ancak şunu da vurgulamak gerekir. Seyahat özgürlüğü her özgürlük gibi yaşayan insanlar için mümkündür. Önce hayatta kalmak zorundayız. Bu nedenle özellikle kamu otoritesinin salgının gittikçe artan boyutlarına rağmen bazı ekonomik sebeplerle hareket ederek önlemleri geciktirmesi, kısıtlama kararlarını almaması, “tam kapanma” dahil radikal kararları uygulamaya sokmaması hepimiz için daha büyük yaşamsal riskler oluşturabiliyor. Bilim insanlarının önerdiği ve onayladığı tüm kısıtlama önlemlerini bu nedenle duyurmaya ve desteklemeye devam edeceğiz.

Bu yazı NYXmag dergisinde yayınlandı.

Aşk Pandemiyi Yendi Ama…

Koronavirüs tüm dünyayı esir almış durumda. Ve bu durumdan en çok seyahat eden insanlar, gezginler ya da seyahat etmek zorunda olanlar etkilendi. Artık birçok ülke kapı duvar biçiminde. Pandemi bir türlü durulmadığı için de ülkeler sınırlarını hala çok sınırlı sayıda ülkeye, insana açmış durumda. Üstelik bunun bir garantisi yok, her an izinli ülke listeleri değişebiliyor. Örneğin aylardır Türkiye’de AB’ye gitme şansı yok ve gelecek aylar da umut vermiyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ağustos ayında aldığı bir kararda üye ülkelerden seyahat kısıtlamalarını partnerler için gevşetmelerini istedi. Buna Fransa ve Almanya’dan pozitif yanıtlar geldi. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer de seyahat kısıtlamalarının evli olmayan partnerler için kaldırıldığını açıkladı. AB vatandaşlarının ya da AB içinde oturma izni olanların AB dışında ikamet eden partnerlerinin gelebilmesine izin verildi. Ancak bu karar bile kolay alınmadı. Komisyon bu kararı sosyal medyada “Aşk, turizm değildir” sloganıyla başlatılan etkili bir sosyal medya kampanyası nedeniyle aldı.

Fakat bu izin öyle çok şarta bağlı ki kapsamı kuşku uyandırıyor. Örneğin Almanya’ya seyahat etmek isteyen partnerlerin vize alabilmesi için uzun süreli bir birlikteliğin ve daha önce en az bir kere Almanya’da görüşmüş olmanın yetkili makamlara belgelerle ispatlanması şart. Almanya’da ikamet eden tarafın yolladığı davetiye, ilişkinin varlığını belirten ortak bir deklarasyon, daha önce birlikte seyahatleri ya da buluşmaları gösteren pasaport pullarının, seyahat dokümanlarının ve uçak biletlerinin sunulması da seyahat iznini almak açısından önem taşıyor.

2020 kışı pandeminin 2. Dalga riskiyle birlikte sürmesi nedeniyle seyahat özgürlüğü için de gerçekten çok çetin geçecek. Seyahat özgürlüğümüz bugüne kadar dünya çapında hiç bu kadar kısıtlanmamıştı.

Her şey bir yana “Aşk”, sınırlı da olsa pandeminin her ülkeye ördürdüğü seyahat özgürlüğü duvarını, AB içinde biraz olsun yıktı. Ama hala birçok ülke kısmi olarak öğrenciler dışında bilim insanlarının eğitim, araştırma çalışmaları, sağlık sorunları olanların, ticari/ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği için vize ve seyahat izinlerini vermiyor. Milyonlarca insan yurt dışına adım atabilmek için elçiliklerin vize koşullarıyla ilgili haberlerine kilitlenmiş durumda.

Vİzeler Hayal Oldu

NYXmag’in ilk sayısında “Pandemi vizeleri yedi mi?” diye bir soru sormuştuk. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak bu konuda özellikle Alman basınına yaptığımız açıklamaları paylaşmıştık. Geçen ay bu konudaki çalışmalarımızı sürdürdük, bu kez Köln Radyosun’da konuyu gündeme getirdik. Ancak ne Almanya ne de Avrupa Birliği konu hakkında bir adım atmadı. Sadece belli ülkeler D tipi öğrenci vizelerinde adım attılar ama C tipi özellikle turistik vizeler konusunda bir gelişme yaşanmadı.
Ekim ayına bırakılan yeni vize, seyahat sınırlamaları kararlarında yeni bir gelişme yaşanmadı. Salgının birçok ülkede hız kazanması sınırlamaların kalkabileceği yolundaki umutları yılbaşı sonrasına erteliyor.
Özellikle daha önce vize almış ancak getirilen seyahat kısıtlamaları ve yasaklar nedeniyle süresinde vizelerini kullanamamış insanlar şu anda kimsenin gündeminde değil. Ne vizelerin uzatılması ne ödediğimiz vize harçlarının geri ödenmesi ne de yeni sürelerle vizelerin tekrar kullanılabilmesi gibi konuları konuşacak aşamaya bile gelemedik.
Yani AB Komisyonu’nun genel eğiliminde hala bir değişiklik yok. Schengen vize harçlarının alınmaması ve pandemi süresi kadar vizelere ek yapılması gibi konuların tartışılacağı bir noktaya maalesef gelemedik. Şu anda manzara gösteriyor ki; vize bürosu harçlarını yine ödeyecek, Covid-19 nedeniyle belki yeni formlar, bürokratik engellerle karşılaşacağız. Kısacası vize başvurusu için bütün o bilgi ve belgeleri yine toparlayacağız.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak bu konuya ilgimizi sürdüreceğiz. Bu konuda yapılacak tüm başvuru ve haberleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu yazı NYXmag dergisinde yayınlandı.

PANDEMİ VİZELERİMİZİ DE YEDİ Mİ?

Pandemi birçok kişinin tatil planlarını da alt üst etti. Özellikle yurt dışına gitmek için vize alarak tatil planları yapanlar, hem vize harçları, ulaşım, konaklama giderlerinin tam karşılığını alamadı hem de tatillerinden oldular. Çifte bir zarar söz konusu.

Schengen bölgesine gidecek olanların vizeleri için Alman Radyosu ARD bu konuyu gündeme getiren bir haber yaptı. https://www.tagesschau.de/ausland/tuerkei-coronavirus-visa-101.html

Bu konuda mağdur olanlardan biri olarak ben de bu programda düşüncelerimi, aslında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri için de taleplerimizi dile getirdim:  Herkesin, yeni başvuru, vize harcı, vize büro ücreti alınmadan vizelerinin en azı 3 ay olmak üzere aldığı süre kadar uzatılması…

Şu anda netleşmemekle birlikte AB Komisyonu’nda genel eğilim schengen vize harçlarının alınmaması ve pandemi süresi kadar vizelere ek yapılması, 3 -4 ay gibi. Yani vize bürosu harçlarını yine ödeyecek, başvuru için bütün o bilgi ve belgeleri yine toparlayacağız. 

Ve en önemlisi başvurumuz daha önce vize alsak bile yeni belgelerimize göre bakılarak yeniden değerlendirilecek. Yani vize başvurunuz, özellikle maddi durumunuzda bir sorun yaşandıysa reddedilebilir. Üstelik yeni COVID-19 soruları ve formlarına da maruz kalınabilir. Kısacası kazanılmış bir hakkın yine yok sayılması riski az değil.

Bu durumun özellikle Temmuz ayından sonra netleşmesini bekliyoruz, bazı ülkeler açılımı Ağustos ayına bıraktı. Bu konuda netlik sağlandığı anda biz de “vize”mücadelemizi başlatacağız. Sizleri de haberdar edeceğim. 

Türkiye 2020 Seyahat Özgürlüğü Bilançosu

Türkiye’de insanlar temel ve Anayasal bir hak olmasına rağmen seyahat özgürlüğü konusunda dünyada birçok ülkede eşi benzeri olmayan sorunlarla karşı karşıyadır. Bu ülkenin yöneticileri ve yurttaşları tarafından da bu durum adeta kanıksanmıştır. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri 10 yıldır hem bu algıyı değiştirmek hem de kamu otoritesinin ciddi değişiklikler yapması için kampanyalar yapmaktadır. Temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” konusunda 2020 yılında da Türkiye’de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

Aşağıda sürekli  takip ettiğimiz “ Seyahat Özgürlüğü”  sorunlarının 2020 bilançosu yer alıyor: 

  • Yurtdışı Çıkış Harcı

Dünyada sadece Türkiye’de olan bir uygulama, özel yasası var. 7 yaş üzerinde olan bazı istisnalar dışında tüm yurttaşlarımızın yurt dışına çıkarken ödedikleri bir harçtır.

15 lira idi, 50 liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanının 150 liraya kadar artırma yetkisi var.

  • Pasaport

T.C. pasaportu Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını döviz kurundaki oynamalar nedeniyle Avustralya pasaportu ile birlikte paylaşıyor. Ancak asgari ücret karşılaştırması ile birlikte ele aldığımız zaman dünyanın açık ara en pahalı pasaportu. 10 yıllık pasaport tam 1.154,8 lira.

Pasaportumuzun dünyada eşi benzeri olmayan özellikleri var:

  • Her yıl otomatik olarak zamlanan dünyanın tek pasaportu. Özel yasa gereği her yıl ekim ayında yeniden değerleme oranında zamlanıyor. Bu yıl pasaport ücretleri %22,18 zamlandı.
  • Pasaportlarımız Darphane’de basılıyor ve  maliyeti sadece 8,26 lira (2018) ve biz 140 katı ücret, 1155 lira ödüyoruz.
  • 24 yaşın altındaki öğrenciler sadece defter ücreti  ödeyerek,  160 liraya pasaport sahibi olabiliyorlar. Ancak öğrenci olmayan tüm çocuklarınız için 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorundasınız.
  •  Dünyanın birçok ülkesinde yaşlılar için (+65 yaş) pasaport ücretleri indirimli Türkiye’de bu da uygulanmıyor.
  • Çipli pasaporta geçildikten sonra pasaport sayfa sayısı 64 olarak korunmuştu, fakat son 2 yıldır pasaportların sayfa sayısı yarıya yakın düşürüldü. Artık 38 sayfa. Yani daha hızlı dolacak ve tekrar ücret ödemek zorunda kalacağız.
  • Yeşil Pasaport Ayrımcılığı

Dünyada 3 çeşit Türkiye’de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,5 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa’nın kanun önünde  eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırıydı. Şimdi bu ayrıcalık artırıldı, belli ihracat koşullarını yerine getiren şirketlere, iş adamlarına ve son olarak belli bir süre görev yapmış avukatlara da veriliyor.

Sayıları gittikçe artan ve sadece 160 lira defter ücreti ödeyen, harç ödemeyen yeşil pasaportlular açık bir eşitsizliğe imza atıyorlar. 

  • Vize Sorunları

Avrupa Birliği (AB) haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda belli bir iyileşme olsa da maalesef bu uygulamalar da sürüyor. Hala vize işlemlerinde defalarca vize almış kişiler için bile gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar adeta bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.

Geri Kabul Antlaşması ve ardından yürürlüğe gireceği belirtilen “vize muafiyeti” hala bir hayal olarak duruyor. 0 euro olan schengen vize ücreti 2020 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 80 euroya çıkarıldı. Ayrıca vize işlemlerini yapan bürolar 20 euro daha alıyorlar. 4 kişilik bir ailenin AB seyahati ulaşım, konaklama ücretleri hariç toplam vize ücreti 320 euroyu buluyor. Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü, Ankara antlaşmasıyla tanınmış ve işletilmeyen “Vizesiz Avrupa” hedefleri, bugün AB için Türkiye ile siyasi bir pazarlık konusuna indirgenmiş durumda. 

Pandemi ile birlikte vizelerle ilgili yeni başlıklar ve yurttaşlarımızdan bürokratik farklı talepler beklenmesi sürpriz olmayacak. Örneğin kimi AB ülkelerine girmek, 14 günlük karantina yaşamamak için 48 saat içinde yapılmış Covid-19 testi şu anda birçok ülke için netleşmiş görünüyor.

Dünya’da hala birçok ülkeye ancak vizeyle gidebiliyoruz. Vizesiz seyahat edebildiğimiz ülke sayısı 2020 Henley vize endeksine göre dünyada sadece 111 ülkeyi kapsıyor. Bu endekste 55. Sıradayız. 1. sırada bulunan Japon pasaportu ile 191 ülkeye vizesiz gidebiliyorsunuz.

Bu yazı: NYXmag dergisinde yayınlandı.

1 Ocak 2021 Cuma

PASAPORT YİNE ZAMLANDI!

Pasaport zamları durmuyor. Her yıl yeniden değerleme oranına bağlı bir "değerli kağıt" kabul edildiği için otomatik olarak artıyor. 

Bir pasaport 2021 yılında 1265,40 lira oldu.

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye 2021 yılı harç zamlarını yürürlüğe koydu ve 10 yıllık bir pasaport 1265,40 Lira oldu.

Yeniden değerleme oranı 2021 yılı için %9,11 olarak açıklandı ve dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil yaklaşık 10 yıllık 1265,40 liraya çıktı.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri genel Müdürlüğü'nün sitesinde yayınlanan sürelerine göre yeni pasaport harç ve ücretleri şöyle:

Süre Harç *** Defter Toplam

6 Ay 227,20 TL 180,00 TL 407,20 TL

1 Yıl 332,10 TL 180,00 TL 512,10 TL

2 Yıl 542,20 TL 180,00 TL 722,20 TL

3 Yıl 770,20 TL 180,00 TL 950,20 TL

3+ Yıl 1085,40 TL 180,00 TL 1265,40 TL

*** Hususi ve Hizmet Damgalı Pasaportlar harç bedelinden muaftır.

Her yıl olduğu gibi sosyal medya hesaplarımızdan bu zamma yine karşı çıktık, ilgililere tepkilerimizi ilettik, kamuoyunu uyardık. Ancak bu konuda artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak mesafe alamıyoruz. 

Sosyal medyada bir yandan tepkilerimizi, eleştirilerimizi sürdürürken, daha önce aldığımız hukuksal mücadele kararını bu yıl koronavirüs salgınının izin verdiği ölçüde hayata geçireceğiz.


3 Haziran 2020 Çarşamba

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri 10 Yaşında!

10 yıl geçti, hızlı, dolu dolu ve güzel geçti.

Seyahat özgürlüğü mücadelesine hiç ara vermediğimiz bir 10 yıl yaşadık. 

Özellikle sosyal medyada örgütlenen ve tüm mecralardan birçok kampanya ile temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğüne yönelik yurt içinde ve dışında birçok müdahale ve kararlara karşı mücadele ettik.

Bu kimi zaman her yıl otomatik zamlanan pasaport harçlarına karşı oldu kimi zaman bir toplu taşıma biletine yapılan zamma kimi zaman artan vize harçlarına, yurt dışına çıkış harçlarına, eşitsizliklere, gümrükte, bir havayolunda, bir takside ya da herhangi bir seyahat sırasında karşılaşılan haksızlığa karşı oldu.

Her zaman bir temel insan hakkı olan seyahat özgürlüğü perspektifinden bakmayı sürdürdük, yurttaşlarımızın ya da tüm dünyada haksızlığı uğrayan kişilerin yanında olduk.

Olacağız.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri her zaman "gönülden" inandıkları bu mücadeleyi aralarına katılan yeni gönüllülerle birlikte sürdürecekler. Öncelikle ülkemizde hala çok sayıda var olan seyahat hakkımızı kısıtlayan engellere karşı mücadele edecekler. 

Pandemi bu yıl planladığımız hukuksal mücadeleyi de önledi. Fakat vazgeçmedik, bu konudaki kararımızı hazırlıklarımızı tamamlayıp uygulamaya sokacağız.

Temel hedefimiz değişmedi, değişmeyecek: Vizesiz Türkiye, vizesiz Avrupa ve vizesiz Dünya, herkese seyahat özgürlüğü...

2 Ocak 2020 Perşembe

Bir Pasaport 1155 lira oldu.

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye 2020 yılı harç zamlarını yürürlüğe koydu ve bir pasaport 1154,80 Lira oldu.
Yeniden değerleme oranı 2020 yılı için %22,58 olarak açıklandı ve dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil yaklaşık 10 yıllık 1154,80 liraya çıktı.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri genel Müdürlüğü'nün sitesinde yayınlanan sürelerine göre yeni pasaport harç ve ücretleri şöyle:
SüreHarç **DefterToplam
6 Ay208,30 TL160,00 TL 368,30 TL
1 Yıl304,40 TL160,00 TL 464,40 TL
2 Yıl497,00 TL160,00 TL 657,00 TL
3 Yıl705,90 TL160,00 TL 865,90 TL
4-10 Yıl994,80 TL160,00 TL1154,80 TL
**Hususi ve Hizmet Damgalı Pasaportlar harç bedelinden muaftır.
Her yıl olduğu gibi sosyal medya hesaplarımızdan bu zamma yine karşı çıktık, ilgililere tepkilerimizi ilettik, kamuoyunu uyardık. Ancak bu konuda artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak mesafe alamıyoruz. Sosyal medyada bir yandan tepkilerimizi, eleştirilerimizi sürdürürken, daha önce aldığımız hukuksal mücadele kararını hayata geçireceğiz.
2020 yılında bu fahiş ücretler için hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra idare mahkemesinde bireysel olarak davalar açacağız.
Artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak pasaportun bir para kapısı değil, bir haraç aracı değil sadece bir kimlik belgesi olduğunu herkese göstermek zorundayız.

12 Kasım 2019 Salı

Maliyeti 8 lira Vatandaşa 945 lira!

Sizinle inanılması güç bir gerçeği yansıtan, çok şaşırtıcı bir veriyi Darphane'nin yıllık faaliyet raporundan bir grafiği aktararak paylaşacağım: Tüm yurttaşlarımıza, kimilerine defter bedeli olarak kimilerine harç dahil yansıtılan pasaport ücretlerinin, aslında ne kadara mal olduğunu gösteriyor bu veri. 

Pasaportlarımızın, bordo, siyah, yeşil, gri, tümünün ortalama birim üretim maliyeti ne kadar?

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları maliyeti 8,26 lira (2018) olan pasaporta tam 945 lira ödüyorlar. Her devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaporta tam 114 katı ücret ödüyoruz.

Bir elektronik/biyometrik pasaportun maliyeti Darphane'nin 2018 yılı Faaliyet raporuna göre sadece 8,26 lira. Üstelik bu ücret E-Pasaportlara geçildiği 2010 yılından beri bir yıl hariç düzenli olarak düşmüş. 

Bu pasaport ücretlerini etkiledi mi? 

Elbette hayır. 

Maliyet düşmesine rağmen, pasaport ücretleri ve harçları yeniden değerleme oranlarına göre inanılmaz oranlarda artırıldı. 


2010 yılında 15 lira olan pasaport birim maliyeti 2018 yılında neredeyse yarı yarıya 8,26 liraya düşmesine rağmen, devlet defter ücretlerinde fahiş bir biçimde artış yapmayı sürdürdü. 

Bugün devlet, bir pasaport defterini 133.5 liraya yurttaşlarına satıyor. Ayrıca bu ücrete 811,6 lira da harç ekleyerek pasaport ücretinin 945,1 liraya ulaşmasına yol açıyor.

Maliyetinin 114 kat üzerinde ücret ödüyoruz.

Dünyanın en pahalı pasaportu olan Türkiye Cumhuriyeti pasaportu 2020 yılında %22,58 daha zam görecek. 

Evet, yüzde 22,58 daha ZAM görecek, pasaportlarımız.

Yani 8,26 liraya mal olan ve her yıl maliyeti düşürmekle övünülen pasaport defter bedeli 163,64 liraya ulaşacak, aynı oranda artacak harç bedeli ile birlikte 1.158 lira bedel ile pasaportumuz tüm dünyada bir rekora daha imza atacak.


Maliyetinin, (acaba bu yıl da düştü mü?) yaklaşık 140 katını ödeyeceğiz pasaportlarımıza 2020 yılında.

Maliyetini her yıl düşürdüğü bir yurttaşlık hizmetini, dünyada benzeri olmayan biçimde her yıl fahiş otomatik zamlarla yurttaşlarına yansıtan bir devletin, seyahat özgürlüğünü bir temel ve Anayasal bir hak gibi görmediği, ancak insanlarını bir yurttaş gibi değil bir "müşteri" gibi gördüğü açık.

Yıllardır haykırdığımız gibi yine haykırıyoruz ve haykırmayı sürdüreceğiz:
Türkiye Cumhuriyeti'nin müşterisi değil yurttaşıyız!

Pasaport Ücreti 1000 Lirayı Aşıyor.

Neredeyse her yılın sonuna doğru pasaport zamları ile ilgili artık benzer yazıları yazıyoruz.

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye'de 2020 yılında yapılacak harç zamlarını belirleyen yeniden değerleme oranı da açıklandı.

Yeniden değerleme oranı 2020 yılı için % 22,58 olacak. Açıklanan enflasyon rakamlarının bile çok üzerinde fahiş bir oran. Bu durumda dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil artık bin lirayı da aşıyor ve 1.158 TL'ye çıkıyor. Eğer Cumhurbaşkanı yıl sonunda zam oranında bir sürpriz yapmazsa.

Yeşil pasaport eşitsizlikleri artarak sürerken, iş insanlarının sayısını artıracak yeni kararlar alınırken, imtiyaz belli bir süre görev yapmış avukatları da kapsayacak şekilde genişletildi. Gittikçe daha da fahiş bir hal alan pasaport ücretinin asgari ücretin 2020 lira olduğu bir ülkede toplum büyük bir sessizlik içinde. Geçim derdi, ekonomik kriz derinleştikçe elbette bu konulardaki sessizlik artarak sürüyor.
Bu sessizliği ortadan kaldırmak için, çiğnenen Anayasal hakkımızı savunmak için sosyal medya dışında hukuki platformları kullanma zamanı geldi. 2019 yılı için planladığımız bu girişimlere 2020 yılında artık hayat vereceğiz.
Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğününTürkiye'de kolayca yok sayılmasına izin vermemek tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerinin birincil görevi.

#otomatikpaaportzammınahayır

23 Temmuz 2019 Salı

Yurt dışına çıkış harcına da zammına da HAYIR!

Seyahat Özgürlüğü temel ve Anayasal bir hak, ancak Türkiye'de kamu otoritesi bu hakkı kolayca yok sayabiliyor. Her yıl pasaportlara otomatik ZAM! Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarıldı.Torba yasa resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Meselenin sadece para meselesi olmadığını yurt dışına çıkarken yaşanan temel bir hak ihlali olduğunu da uzun zamandır anlatmaya çalışıyoruz. İnsanların ülkelerinden çıkabilmelerini bir parasal zorunluluğa bağlayan neden tek ülkeyiz hiç düşündünüz mü?

Türkiye'de kamu otoritesi seyahat özgürlüğü hakkını kolayca yok sayabiliyor.Her yıl pasaportlara otomatik ZAM yapıyor. Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarabiliyor. Üstelik Cumhurbaşkanına verilen hakla 50 TL 150 TL'ye kadar artırılabilecek.


Vizesiz Avrupa isteyeceksin, ülkelerin vatandaşlarına koydukları vizeleri kaldırmaya çalışacaksın sonra yurt dışına çıkarken kendi vatandaşına kendin vize koyacaksın. Deseler ki sen bizden önce kendi koyduğun 50 lira vizeyi kaldır, ne diyeceksiniz? 

Kalkması gereken bir harç tam bir haraca dönüştürüldü. Harç yurt dışına çıkan, Türkiye dışında bir yerde oturma izni bulunmayan 7 yaş ve üzerindeki tüm Türkiye Cumhuryeti vatandaşlarından alınıyor.

Vatandaşların yılda 12.2 milyon çıkış yaptığı dikkate alındığında 2020 yılında kişi başına 50 TL olarak uygulanacak yurt dışı çıkış harcından 610 milyon liranın üzerinde bir para ceplerimizden çıkacak.


Biz temel ve Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yurtdışı çıkış harcına da zammına da HAYIR!