insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2018 Pazartesi

BİR PASAPORT 945 LİRA OLDU!

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye'de 2019 yılı harç zamlarını belirleyen yeniden değerleme oranı da açıklandı.
Yeniden değerleme oranı 2019 yılı için %23,73 olacak. Bu durumda dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil yaklaşık 945 TL çıkıyor.

Sosyal medya hesaplarımızdan bu zamma yine karşı çıktık, ilgililere tepkilerimizi ilettik, kamuoyunu uyardık. Ancak bu konuda artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak mesafe alamıyoruz. Sosyal medyada bir yandan tepkilerimizi, eleştirilerimizi sürdürürken, haha önce aldığımız hukuksal mücadele kararını 2019 yılında gecikerek de olsa hayata geçireceğiz.
2019 yılında bu fahiş ücretler için idare mahkemesinde bireysel olarak davalar açacağız.
Hem yeşil pasaport eşitsizlikleri artarak sürerken hem de gittikçe daha da fahiş bir hal alan pasaport ücretinin asgari ücretin 1.610 lira olduğu ülkede toplum büyük bir sessizlik içinde. Bunun seyahat alışkanlıkları kadar, temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü konusunda büyük bir bilinçsizliğin de hakim olduğu görüyoruz. 
Siyasal iktidar aslında yurttaşlarına yurt dışında kullanmaları için vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için böylesi bir fahiş ücret istemekten çekinmiyorsa, gelecek tepkinin ya da talebin aslında umurunda olmadığını da söylüyor.
Pasaportun bir para kapısı değil, bir haraç aracı değil sadece bir kimlik belgesi olduğunu herkese göstermek zorundayız.

9 Mart 2016 Çarşamba

73. Kriter T.C. Yurttaşlarının Seyahat Özgürlüğü

Suriye'deki iç savaş, Türkiye'yi 2,5 milyonun üzerinde bir göçmen/mülteci(geçici sığınmacılar ifadesi de kullanılıyor) akınıyla karşı karşıya bıraktı. Türkiye insani perspektifi öne alarak bu göçmenlere kapılarını ardına kadar açtı. Ancak kısa bir zamanda hem Avrupa Birliği'nin hem de Türkiye'nin dış politikasındaki zaaflar ve öngörüsüzlükler de bu göçmen, mülteci akınını adeta körükledi.

Şimdi Avrupa kapılarına dayanan ve uzun zamandır Akdeniz'i büyük bir mülteci mezarlığına dönüştüren, uzun yıllardır yaşanmamış boyutta insani bir kriz ile karşı karşıyayız.

Türkiye, AB ile adeta pazarlık yaparak, (Başbakan buna "Kayseri pazarlığı" bile dedi) göçmenler/mülteciler karşılığında para, AB sürecinde ilerleme ve vize muafiyeti istiyor. Bu karşılıklı bir şantaja da dönüşen pazarlıktan, yıllar sonra çok fazla kişinin utanacağı çok açık, (Uluslararası Af Örgütü'nün çekincelerine bakmak yeterli, tıklayın) ancak şimdi kimse yaşananların ahlaki/insani boyutuyla ilgili değil, herkes "mülteci" ihalesini bir biçimde birbirinin üzerinde bırakmaya çalışıyor.



AB'nin pazarlıkta para ve süreçte ilerleme kartlarına evet dediğini, vize muafiyeti için ise yıllardır ileri sürdüğü 72 kriteri yine önümüze koyduğunu görüyoruz. Bu konuda Türkiye kendisini bir tampon bölgeye dönüştürecek olan Geri Kabul Antlaşması şartlarına her zamankinden daha istekli görünse de Haziran ayına hatta Ekim ayına kadar bu kriterlerin yetişmesi güç görünüyor. 

Kriterlerle ilgili Mart ayı itibarıyla tablo şöyle: AB'nin istediği kriterlerden 19'u tamam, 17'si hemen hemen bitmiş gibi, 21'inde iyi ilerleme ve kısmen tamamlanmış görünüyor, 12'si kısmen hazır, ancak 3'ünde henüz hiç ilerleme yok. 


Bu kriterlerin neler olduğu ve ne durumda olduklarını görmek için Al Jazeera ilerleme raporlarındaki metinleri karşılaştırarak, 72 kriteri, yerine getirilen 19 maddesi ve geri kalan 53 maddelik kriterlerin neler olduğunu belirledi.

73. Kriter
Ancak AB'ye uyum konusunda ilerlemeyi de ülkesinde zorunlu olarak kalan mültecilere kaynak/para ve yurttaşları için vize muafiyetine dönüştürmeye çalışan Türkiye, aslında 73. kriter diyebileceğimiz ve bu kriterlerin hepsinin önünde duran bir kriter konusunda uzun yıllardır adım atmıyor. O da kendi yurttaşlarına koyduğu "vizeler".

Türkiye başka ülkelerle sürekli kendisine koydukları vizeleri kaldırmaları için uğraşırken ısrarlı bir biçimde dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satmaya, her yıl pasaporta otomatik zam yapmaya, yurttaşları arasında yüksek harçlar, pasaportlar, yurt içinde yaşayan yaşamayanlar diyerek ayrımcılık yapmaya, çocuklarına 5 yıllık pasaportu 10 yıllık pasaport ücretine satmaya, dünyada benzeri olmayan yurt dışı çıkış harcını uygulamaya devam ediyor.

Biz Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak Türkiye'nin 72 kriterden önce, her vatandaşımızın hakkı olan bu 73. "seyahat özgürlüğü" kriterini yerine getirmesi gerektiğini düşünüyoruz.


Anayasal ve temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmak, adeta kendi vatandaşlarınızın önüne koyduğunuz "vizeleri" sona erdirmek, Türkiye'nin en az bu 72 kriteri yerine getirmesi kadar önemli, öncelikli ve üstelik daha kolaydır.

Bu adımlar atılmadan "seyahat özgürlüğü" konusunda kimsenin samimi olduğunu düşünmek mümkün değildir.

14 Aralık 2015 Pazartesi

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu'na Pasaport Harçları Mektubu

02.12.2015

TBMM İnsan hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı
Ankara

Sayın Mustafa Yeneroğlu
TBMM İnsan hakları İnceleme Komisyonu Başkanı


TBMM üyeleri, diplomatlar, üst düzey devlet erkanı, milletvekilleri ve ailelerinizle birlikte diplomatik pasaport, yeşil pasaport veya hizmet pasaportu kullanıyorsunuz. Bu pasaportlardan için de yasa gereği (defter bedeli hariç) bir bedel ödemiyorsunuz.(1)

Ancak Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları uzun yıllardır dünyanın en pahalı pasaportlarını kullanıyor. 2010 yılında bu konuda gerçekleştirdiğimiz bir kampanyanın, kamuoyunun ve yurttaşlarımızın katkısıyla AK Parti hükümeti pasaport ücret ve harçlarında %50 civarında bir indirime gitti. Ancak o zaman bile, yani %50 fiyat düştüğü halde pasaportumuz yine dünyanın en pahalı pasaportu kalmaya devam etti.

Bu sebeple duyarlılığımızı sürdürdük ve “Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri” adıyla kurduğumuz bir sivil inisiyatif ile çabalarımızı artırdık. Bu konuda etkili karar merci olan Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere birçok devlet kurumuna bu konuda birçok defa başvurduk, kampanyalar yaptık, mektuplar yazdık(2) ancak sonuç alamadık.

Bildiğiniz gibi Pasaport, yurtdışına seyahat edebilmemiz için devletimizin bize sağlamak zorunda olduğu bir kimlik belgesi. Yurt dışındaki nüfus cüzdanımız. Ve devlet sağlamak zorunda olduğu bu belgeyi dünyada benzeri görülmeyen bir ücretle her yıl otomatik zam yaparak bize “satıyor”.  Her yıl artırılan harçlarla (3) 10 yıllık bir biyometrik pasaport dünyada ortalama 60-70 dolar düzeyindeyken biz de ortalama 250 dolar seviyesinde. (kurlardaki değişme ile küçük oynamalar oluyor.)

Aynı şekilde Avrupa Birliği ülkelerinde de ortalama 60-70 avro düzeyinde olan (4) pasaport ücretlerinde her yıl sürekli/ bir artış yapılmamaktadır.

Bu yıl da pasaport ücretleri %5,8 oranında yeniden değerleme oranında artacak ve 10 yıllık pasaportlar 621 lira ile yeni bir rekor daha kıracak, Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın bütçelerini sarsmaya devam edecek.

Üstelik, artık çocuklar pasaportlara işlenemediğinden, her biri için ayrı bir pasaport daha çıkartmak zorunda kalacağız. Bu da yeni bir maliyet, aile bütçesine yeni bir külfet, yeni bir engel! Çocuklar, 5 yıllık pasaport alabiliyor, ancak 10 yıllık pasaport harcı ödeyerek büyük bir haksızlığa uğruyorlar.

Sayın Yeneroğlu,

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13. Anayasamızın 23. maddesinde temel bir insan hakkı olarak kabul edilen, yani her insanın doğuşundan itibaren kazandığı “seyahat özgürlüğü”nü Türkiye’de devlet, yüksek harçlarla yurttaşlarının elinden alıyor. Bu durum açık bir “insan hakkı ihlali”ne dönüşüyor.

Bir hakkın varlığı, o hakkın kullanımı da güvence altına alındığı zaman bir anlam ifade eder. Bir hak, ancak kullanılabildiği sürece vardır. Ve bu hakkımız, her yıl otomatiğe bağlanmış harç “zamlarıyla” yurttaşlarımız için daha da ulaşılamaz bir noktaya doğru gidiyor.

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin toplam biyometrik pasaport ücreti/harcı 2.500.-TL. Asgari ücretin neredeyse 3 katı. Bu ücrete fotoğraf, ulaşım, yurt dışı çıkış harcı vb. harcamalar dahil değil.

 Sayın Yeneroğlu,

Hükümetimizin Türkiye’ye karşı uygulanan vizelerin kaldırılması için, özel bir çaba harcadığını ve başarılı çalışmalar yaptığını görüyoruz. Bu takdire şayan çalışma, eğer pasaport ücretlerinin düşürülmesiyle birlikte uygulanmazsa işte o zaman belli bir kesim dışında çok anlam ifade etmeyecek. Vizelerin kalkması önemli, ancak yurtdışına, vizelerin kalktığı bu ülkelere gidebilmek için önce pasaport “alabilmemiz” lazım. Bunun için biyometrik pasaportların harç ve ücretini dünya ortalamasına indirmeniz gerekiyor. Yeşil ve Diplomatik pasaport karşısında Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları büyük bir eşitsizlikle karşı karşıya.

Sayın Yeneroğlu

Birçok yurttaşımızın elinden alınan, Anayasal ve temel insan hakkımız olan “seyahat özgürlüğümüzü” bir yasa teklifiyle geri vermek, ücretini dünya ortalamasına, makul bir düzeye çekmek sizin, üyesi bulunduğunuz iktidar partisinin, Başkanlığını yaptığınız Komisyonun elinde. Saygılarımla,

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü

Adres: Mevlüt Pehlivan sokak No:4-11 Mecidiyeköy Şişli-İstanbul
T:0212 2665440 F:0212 2664991 E: sozcelebi@sita.com.tr


Notlar:
1) 5682 sayılı Pasaport kanunu madde 13-14 gereği sadece defter bedeli ödüyorsunuz.
2) Bu konuda 5 yıldır sürdürdüğümüz çalışmalar için ayrıntılı bilgilerin yer aldığı
Twitter: @seyahatozgurluk
3) Değerli kağıtlar kanununa tabi olduğu için ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanununun1  5281 sayılı Kanun2  ile değiştirilen mükerrer 138 inci maddesi uyarınca, 492 sayılı Kanuna bağlı tarifelerde yer alan nispi harç oranları ile yeniden değerleme oranı dahil olmak üzere maktu harçlar (maktu ve nispî harçların asgarî ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) %5,8 oranında artırılacaktır.
4) Dünya Bankası’nın 2005 yılında yaptırdığı bir araştırmada bu bilgi açık bir biçimde ortaya konuyor. Hatta çok uzun zamandır pahalılıkta birinci sırayı kimselere kaptırmıyoruz.Ayrıca 2015 yılında dünyada birçok basın yayın organında da yayınlanan Veri analizi şirketi Statista’nı çalışmasında Dünyanın en pahalı pasaportu 2015 yılında da 251 dolarlık bedelle Türkiye’de. Bkz: http://www.independent.co.uk/travel/these-are-the-most-expensive-passports-in-the-world-a6742496.html

22 Mayıs 2014 Perşembe

Sivil Sesler Buluşması SOMA Basın Açıklaması


Geçen hafta katıldığımız Sivil Sesler Buluşması'nda Soma'da yaşanan katliam üzerine bir basın Açıklaması yapıldı. Biz de buluşmanın düzenleyicisi STGM'nin moderatörlüğünde bir forum düzenleyerek oluşturduğumuz bu basın açıklamasına "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" olarak imza attık.

Basına ve Kamuoyuna;

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nce 15-16 Mayıs 2014 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen “Sivil Sesler” buluşmasında bir araya gelen biz aşağıda imzası olan sivil toplum örgütleri, 13 Mayıs Salı günü Soma’da kömür madeninde meydana gelen ve son derece büyük bir üzüntü yaratan felaketi düzenlemiş olduğumuz bir forumla tartışarak aşağıdaki hususları kamuoyu ile paylaşmayı uygun gördük;

- Acımızın büyük olduğunu bir kere daha vurgulayarak,

- Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri’nden, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nden, Avrupa Sosyal Şartı’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini hatırlarak,

- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin uluslararası düzeyde kabul gören insan haklarına saygı duymak, korumak ve bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumlu olduğunu belirterek,

- Konuyla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin başta Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi" ni ve Avrupa Sosyal Şartı’na Toplu Şikayet Usulünü getiren Ek Protokolü dahil olmak üzere, henüz onaylamadığı uluslararası insan hakları sözleşmelerini ivedilikle onaylaması ve koyduğu çekinceleri kaldırması gerektiğini belirterek,

- Soma’da yaşanan felaketle ilgili olarak resmi açıklamalarla bölgeden gelen resmi olmayan açıklamalar arasında, kamuoyunun vicdanını son derece rahatsız edecek şekilde, büyük çelişkiler olduğuna işaret ederek,

- Felaket sonrasında, Somalı emekçilerin ve ülkemizin dört bir yanındaki duyarlı insanların demokratik protestolarına karşı gösterilen acımasız şiddet tavrını kınadığımızı bildirerek,

- İşyerlerinde yaşananlar sonucunda ölen işçilerin sayısına bakılmaksızın, her türlü yaşam kaybını eşit şekilde önemsediğimizi belirterek,

- Ülkemizde yaygınlaşan cezasızlık pratiğine karşı adalet arayışımızın kolektif sorumluluğumuz olduğunun altını çizerek,

- Sivil Toplum Örgütleri olarak temel haklar ve özgürlükler konusunda sendikalarla işbirliği yapmaya hazır olduğumuzu ifade ederek,
Felaketin mağdurlarına yönelik etkin bir giderim sağlanmasını ve sorumluların derhal bağımsız ve tarafsız bir soruşturma ile adalet önüne çıkartılmasını ve aşağıdaki konuların ivedilikle açıklığa kavuşturulmasını talep ediyoruz;

- Mevcut haliyle kayıtlı olup halen maden ocağında kalan işçi sayısı kaçtır?

- Maden ocağında kayıt dışı kaçak işçi çalıştırılmış mıdır?

- Kaçak olarak çalıştırılan işçilerin arasında çocuk işçiler mevcut mudur?

- Madeni işleten Soma A.Ş.’nin hukuki konumu nedir? Ruhsat sahibi midir, yoksa taşeron mudur? Eğer Maden’in ruhsatının sahibi olan TKİ ise hukuki sorumlulukları nelerdir?

- Madene yönelik önceki dönemde yapılan denetimlerde herhangi bir usulsüzlük yaşanmış mıdır?

- Maden ocaklarını denetleyen müfettişlerin yeterlilikleri ne şekilde test edilmektedir?

- Kamu adına denetim yapan Teknik nezaretçilerin hizmetlerinin yeterliliği nasıl ölçülmektedir? Ücretlerini maden sahibinden alan denetçilerin hizmetlerinin güvenilirliği nasıl sağlanmaktadır?

- Maden ocaklarında yaşanan kazaların soruşturulması ile ilgili olarak TBMM’ye verilen araştırma önergesi neden reddedilmiştir?

- Madende hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına, kendilerine yapılacak sosyal yardımlar karşılığında dava açmamaları konusunda bir muvafakatbelgesi imzalatılmakta mıdır?

- Maden ocağının şu anki sahibi olan şirkete ve maden ocağına yönelik adli ve idari inceleme ve soruşturma başlatıldığı söylenmektedir. Bu sürece konuyla ilgili uzman meslek örgütlerinin, sendikaların ve ilgili diğer sivil toplum örgütlerinin dâhil edilmesi düşünülmekte midir?

- Bundan sonra bu tür kazaların önlenmesi için ne tür tedbirler alınması düşünülmektedir?

- Türkiye’de izinsiz bir şekilde işletilen kaçak maden ocakları kaç tanedir?

- Madencilik sektöründe faaliyet gösteren Soma A.Ş. Soma madeniyle ilgili olarak işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili herhangi bir vergi muafiyetinden yararlanmış mıdır? Bu konuda herhangi kamu fonunu kullanmış mıdır?

- Yaşanan felaket sonucunda ortaya çıkan, özellikle yakınlarını kaybeden kadınlar ve çocuklar göz önünde bulundurarak, ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunların giderilmesi için uzun vadeli olarak alınması düşünülen tedbirler nelerdir?

Bu basın bildirisinde ortaya koyduğumuz sorunların ve taleplerin uzun vadede takipçisi olacağımızı belirtiriz:
Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği(AKDAM)
Adana Sürdürülebilir Kalkınma Çevre Tüketim Koruma ve Kültür Derneği
AFS Gönüllüleri Derneği
Amid Kent Kültürü ve Kimliğini Geliştirme Derneği
Atölye Deneme Sanat ve Ekolojik Çalışmalar Derneği
Başka Bir Okul Mümkün Derneği - Ankara BBOM Eğitim Kooperatifi
Bilgi Açık Kapı
Buca Engelliler Derneği
Buca Evka-1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi-BEKEV
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil toplum Derneği
Cumaovası Kadın Derneği
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği
Çiğdemim Eğitim Çevre ve Dayanışma Derneği
Çiğli Evka 2 Kadın Kültür Evi Derneği-İzmir
Çocuklar Aynı Çatının Altında Derneği-ÇAÇA
Denizli Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi
Denizli Koruyucu Aile Derneği-DEKAD
Dersim Roştîya Asmê LGBTİ Oluşumu
Dijital Düşün Derneği
Doğal Yaşam Derneği
Engelli Bireylere İş ve Meslek Edindirme Derneği
Engelli Kadın Derneği
Göç ve İnsani Yardım Vakfı
Gönüllü Hareketi Derneği
Grup Genç Kahramanlar
Haydi Tut Elimi Derneği
Helsinki Yurttaşlar Derneği
Herkes İçin Mimarlık Derneği
Hun Danışmanlık/ İnsan Hakları Temelli Hukuki ve Stratejik Danışmanlık
Iğdır Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Derneği
İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi
İnsan Hakları Derneği-Diyarbakır Şubesi
İnsan Hakları Derneği-Urfa Temsilciliği
Ka.Der-Ankara
Kadın ve Çocuk Hakları Derneği
Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)
Kalp Ankara Eğitim ve Gençlik Merkezi-(Ankara Oyuncak Kütüphanesi)
Kaos GL Derneği
Kar Toplumsal Dönüşüm Derneği
Kars Homofobi ve Transfobi Karşıtı Platform
Kırıkkale Kadın Platformu Derneği
Kırıkkale Önce Kadın Derneği
Kırmızı Biber Derneği
Mahsus Mahal Derneği
Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği
Mavigöl Kadın derneği
Özürlüler Vakfı
Pembe Hayat Derneği
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği-Ankara Şubesi
Psikolojik Danışmanlar Derneği
Puruli Kültür Sanat Derneği
Roman Gençlik Derneği
S.S. Umut Işığı Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi
S.S. Yaşam Kadın Çevre Kültür Ve İşletme Kooperatifi-YAKA-KOOP
S.S.Engelsiz Atölyeler Üretim ve Tüketim Kooperatifi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri
Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği-SGDD
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği
Sof Dağı Gençlik ve Spor Kulübü Derneği
Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği
Trans Danışma Merkezi Derneği
Türkiye Gençlik Federasyonu
Türkiye Sakatlar Derneği-Gaziantep Şubesi
Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı
Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği
Volumeteer Org Social Tools
Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği
Yeşeren Düşler Tüm Engelliler ve Engelli Aileleri Koruma Dayanışma Eğitim Kültür Sanat Derneği

11 Aralık 2012 Salı

10 Aralık 2012 Pazartesi

İnsan hakları gününde haklarınızı unutmayın!


İnsan hakları gününde haklarınızı istemeyi unutmayın!

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan hakları günü, haklarınızı hatırlamanız için iyi bir vesile. Bu sayfalardan "seyahat özgürlüğü" için sürekli anonslar yapıyoruz. Üstelik insanların kendi haklarına bile kulaklarının ne kadar kapalı olduğunu bile bile...

İşte bir fırsat daha!

"İnsan hakları günü"nde bu haklarınızı korumak için kurulmuş kurumlara haklarınızın durumunu, hesabını sorun! Elbette temel hakkınız, Anayasal hakkınız seyahat özgürlüğünü de sorun.

Neden bana vermek zorunda olduğunuz resmi bir kimlik belgesi için dünyanın parasını istiyorsunuz?

Neden ben dünyanın en pahalı pasaportunu almak zorunda kalıyorum?

Neden bunu engellemek için bir şey yapmıyorsunuz? Bunun için uğraşması gereken bürokratlar yeşil pasaport aldığı için mi? Ben şimdi 446 TL öderken, yılbaşında 500 TL ödeyecekken, her yıl pasaport ücretine ve harçlarına otomatik zam yapılırken onlar sadece 62,5 TL pasaport ücreti ödediği için mi? 


Bu "ayrımcılık" değil mi?

Neden Avrupa Birliği ülkeleri hala bize vize uyguluyor, niye hala vize harçları bu kadar yüksek, niye harcımı ödediğim halde konsoloslukta ayrı, ülkelerine girişte, gümrük kapılarında ayrı işkence çekiyorum, neden bize "insan" muamelesini çok görüyorlar. Buna son verilmesi için NEDEN bir şey yapmıyorsunuz?

Sorun, soru çok...

Soran sayısı biraz artsa da sormak isteyen de yeterince yok!

Unutma, sevgili arkadaşım SEN İNSANSIN!

İnsan, sadece haklarıyla insan!

Hepimizin hakkı için, hep birlikte sormalıyız.

İşte Maliye Bakanı'nın Twitter adresi: 

İşte AB Bakanı Egemen Bağış'ın Facebook sayfası, twitter adresi, sorun. 

Birbirinize sormayın sadece, düzeltebilecek, değiştirebilecek yetkililere sorun: NEDEN?

Hemen aşağıda sizin milletvekillerinizin aynı yetkililere TBMM'de 6 Aralık tarihinde verdikleri "soru önergeleri" var, onlara destek verin, akibetini sorun. Oradaki soruları bir daha sorun. İnsan haklarınıza sahip çıkın. Siz sahip çıkmazsanız kimse sahip çıkmaz.

Bakın Başbakanımız, Recep Tayyip Erdoğan geçen bir konuşmasında şöyle demişti: " hak haklınındır, verilmezse alınır."

Haklarınızı size kimse vermeyecek, onları ancak alabilirsiniz.

28 Şubat 2011 Pazartesi

4 Mart ve Yeni Yol Haritası

4 Mart tarihinde imza kampanyamızı sona erdireceğiz. Yaklaşık 1400 civarında bir imza ile kamu otoritesine "seyahat özgürlüğü" taleplerimizi ileteceğimiz anlaşılıyor.

İmzaları teslim ettikten sonra, bir süre yanıt gelmesini bekleyeceğiz.

Ama bu konuda olumlu bir adım atıldığını, gelen yanıtlarda taleplerimizin karşılık bulduğunu göremezsek, yeni bir yol haritası saptamak gerekir. Hukuksal anlamda girişimlerde bulunmak şu anda ilk seçenek gibi görünüyor.

Anayasal ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü" ile ilgili mücadeleyi bir yandan sürdürürken, ona paralel olarak özellikle Avrupa Birliği özelinde "vize" problemlerini de kamuoyu gündemine taşımak, birlikte ele almak vb. talepler sıklıkla dile getiriliyordu. 2011'de bu ve benzeri konularda birlikte düşünmekte fayda var.

Bu konularda her türlü düşünce ve önerilerinizi bekliyoruz.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Maliye Bakanı'nın ezberini bozmak...

2010 yılının son günü Maliye Bakanı Twitter'da vatandaşların sorularını yanıtladı. Sayın Mehmet Şimşek'e geçen sefer de olduğu gibi birkaç kişi yine pasaport konusunda birkaç soru yönelttik. Bakan, beklediğimiz "ezberi" tekrarladı.
Biz şu soruları sorduk:
  • sayın bakan zaten dünyanın en pahalısı olan pasaporta bugün % 8 daha zam yaptınız NEDEN?
  • sn bakan 5-10 yıllık pasaport dünyada ortalama 50dolar, biz de 225 dolar.Siz bu pasaporta bir de % 8 zam yaptınız bugün. NEDEN
  • pasaport zammının nedeniyle ilgili bir cevap verir misiniz daha önce de vermediniz? Neden pasaporta her yıl zam yapıyorsunuz?
Bakan ağırlıklı olarak benzin zammı ile ilgili sorulara yanıt verdikten sonra, pasaport konusunda "fatih duman"ın "cidden anlayamıyorum Syn Bakanım,pasaport pahalı olacaktı ise neden komşularımız ile vizeler kaldırıldı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
  •  Pasaport harçlarına 20.06.2010 tarihinde yaklaşık %50 oranında indirdik.
  • Ayrıca 138 Lira olan değerli kağıt bedelini 50 Lira'ya düşürdük. 2011 yılında bu fiyatlar enflasyon kadar artırılacaktır.
Bu yanıtların aynısını daha önceki söyleşilerde de aynen tekrarladı. Siz ne sorarsanız sorun Bakan ezberini bozmuyor. Aynı sözleri, yanıtları tekrarlıyor. 

Bu soruları yeni yılda sorsak eminim bu kez sadece şu değişiklik olacak yanıtta: "Pasaport harçlarını GEÇEN YIL yaklaşık %50 oranında indirdik."

Maliye Bakanlığı'na internet üzerinden soru iletiyorsunuz, gelen yanıt hep aynı, bana da onlarca arkadaşımıza da ilgili bürokratlar tarafından "bakan adına" şu yanıt verildi:
"İlgi dilekçenizde istemiş olduğunuz bilgiler mütalaa içerikli olduğundan, 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu ve kanunun uygulanmasına ilişkin olarak 19.04.2004 gün ve 2004/7189 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca çıkartılan yönetmeliğin “Tavsiye ve mütalaa talepleri” başlıklı 38 inci maddesinde “Tavsiye ve mütalaa taleplerine ilişkin başvurular bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.” hükmü gereği Bilgi Edinme Hakkı Kanunu karşılanması mümkün bulunmamaktadır." 
"Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri"nin 2011 yılındaki hedeflerinden biri iyice netleşti. Öncelikli hedefimiz Maliye Bakanlığı'nın temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü" konusundaki ezberini bozmak!

"Seyahat özgürlüğü"nün temel bir insan hakkı olduğunu, yapılan indirimin yetersizliğini Sayın Maliye Bakanına "göstermek" zorundayız.

Görev başına...

10 Aralık 2010 Cuma

İnsan hakları gününde haklarınızı isteyin!

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan hakları günü, haklarınızı hatırlamanız için iyi bir vesile. Bu sayfalardan "seyahat özgürlüğü" için sürekli anonslar yapıyoruz. Üstelik insanların kendi haklarına bile kulaklarının ne kadar kapalı olduğunu bile bile...

İşte bir fırsat daha!

İnsan hakları günü'nde bu haklarınızı korumak için kurulmuş kurumlara haklarınızın durumunu, hesabını sorun! Elbette temel hakkınız seyahat özgürlüğünü de sorun.

Neden bana vermek zorunda olduğunuz resmi bir kimlik belgesi için dünyanın parasını istiyorsunuz?

Neden ben dünyanın en pahalı pasaportunu almak zorunda kalıyorum?

Neden bunu engellemek için bir şey yapmıyorsunuz? Bunun için uğraşması gereken bürokratlar yeşil pasaport aldığı için mi? Ben 360 TL öderken, her yıl pasaport harçları artarken, onlar sadece 50 TL pasaport ücreti ödediği için mi? Bu "ayrımcılık" değil mi?

Sorun, soru çok...

Ama pek soran, sormak isteyen de yok!

Unutma, sevgili arkadaşım SEN İNSANSIN!

 İnsan, sadece haklarıyla insan!

Hepimizin hakkı için, hep birlikte sormalıyız.

İşte Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'nın Facebook sayfası aşağıda, sorun!:
http://www.facebook.com/insanhaklari

2 Aralık 2010 Perşembe

Otomatik Zamma Karşı Kampanya Başlatıyoruz!



02. 12. 2010

Basın Bülteni

 

Otomatik Pasaport Zammını

kabul etmiyoruz!

 

Sayın Basın Mensupları,

 

Maliye Bakanlığı yılbaşında Pasaport ücretlerine yine zam yapacak. Biraraya gelen yüzlerce seyahat özgürlüğü gönüllüsü olarak her yıl yapılan bu otomatik zammı artık kabul etmiyoruz.


Pasaport devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini onlara “satamaz”. Her yıl zam yapamaz! Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına, “müşteri” muamelesi yapamaz!

“Seyahat özgürlüğü” Anayasamız ve “insan hakları evrensel bildirgesi” tarafından da güvenceye alınmış temel bir insan hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu temel insan hakkını dünyanın en pahalı pasaportlarını bize “satarak” elimizden almaktadır.

Yılbaşında harçlar kanunu nedeniyle pasaportlara yapılacak %7.7’lik otomatik zammı kabul etmiyoruz. Yıl ortasında “seyahat özgürlüğü gönüllüleri”nin de mücadelesiyle yapılan % 50’lik indirime rağmen, 360 TL ile dünyanın en pahalı pasaportu olan 5-10 yıllık biyometrik T.C. pasaport ücreti, zamla birlikte 388 TL fiyatıyla iyice fahiş hale gelecektir.

Yılbaşında gerçekleşecek % 7.7’lik yeni pasaport zammını kınıyor ve geri alınmasını istiyoruz. 2011 Evliya Çelebi yılında da Evliya Çelebi’nin torunları olarak Dünyanın en pahalı pasaportunu kullanmak istemiyoruz.

Türkiye’de yaklaşık 225 dolar olan 5-10 yıllık biyometrik pasaport ücret ve harçlarının Dünya ülkelerinin ortalamasına çekilmesini, 50 dolara indirilmesini istiyoruz. Kamuoyunu www.seyahatozgurlugu.com internet adresinde başlattığımız “seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz imza kampanyası”na katılmaya çağırıyoruz.

Tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Adına
O. Suat Özçelebi
Serdar Temiz
Onur İnal

T: 0212 2665440   F:0212 2664991   E: seyahatozgurlugu@gmail.com
Kampanya sitesi: www.seyahatozgurlugu.com

15 Ekim 2010 Cuma

HEDEF 72.529 İMZA!

Evet imza kampanyamızda hedef kişi sayısı belli oldu: 72.529

Eğer 72.529 kişinin desteğini alırsak, 12 Eylül'de Referandumda onayladığımız "seyahat özgürlüğü" değişikliğinden etkilenen 72.528 kişiyi 1 kişi ile geçeceğiz.

Neden 72.528 kişiyi geçmeye çalışıyoruz? Anlatayım:

Referandumda insanların büyük çoğunluğu belli polemiklere odaklanmış ya da içerikle hiç ilgilenmemişlerdi. Özellikle Anayasa Mahkemesi ve HSYK'da yapılan değişiklikler diğer maddeleri gölgede bırakmıştı. Kimileri diğer maddeleri, anılan bu iki maddenin geçmesi için bir tür "sos" olduklarını da iddia ediyordu.

Sonuçta ne olursa olsun, oylandı ve kabul edildi. İşte bu maddelerden biri de "yurt dışına çıkış yasağı" ile ilgiliydi. Örneğin bir iş adamının cüz'i miktarda bir vergi borcu olsa bile "idari" bir kararla yurt dışına çıkması engelleniyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 2006'da Reiner kararıyla vergi borcundan dolayı yurt dışına çıkışın yasaklanmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bulmuştu. Eskiden bir idari karar yetiyordu, şimdi mutlaka hakim kararı gerekecek.

Kısaca, Anayasanın 23. maddesinde doğru ve haklı bir düzenleme yapıldı.

Peki bu kapsamda olan kaç kişi vardı: Milliyet'in haberine göre 72.528*

Yani biz bu değişikliği 72.528 kişi için yaptık. Sayının bu seviyeye gelmesini bekledik. Aslında 1 kişi bile bu durumda olsa farketmezdi. Yine yapılmalıydı. Çünkü "seyahat özgürlüğü" temel bir insan hakkıdır, hukuk dışı yollarla veya ekonomik gerekçelerle sınırlandırılamaz.

Ama Türkiye'de sadece 72.528 kişinin değil, onlar da dahil milyonlarca insanın temel insan hakkı olan ve Anayasamızın güvence altına aldığı "seyahat özgürlüğünü" ortadan kaldıran daha büyük bir hak ihlali var: Fahiş düzeyde yüksek olan pasaport ücreti ve harcı. O kadar yüksek ki Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu dünyanın en pahalı pasaportu yapacak kadar!

Şimdi biz "seyahat özgürlüğü gönüllüleri" olarak diyoruz ki madem 72.528 kişinin hak ihlali için referandumla Anayasa'yı bile değiştiriyoruz. Milyonları temsil edecek 72.529 kişi için de yasal bir değişiklik yapabiliriz.  Hatta harcı düşürmek için sadece bir Bakanlar Kurulu kararı bile yetiyor!

Madem yıllardan beri çeşitli nedenler yurt dışına çıkışı engellenen yurttaşlarımızın önündeki engeli kaldırdık. Şimdi de onlar da dahil tüm yurttaşlarımızın önündeki asıl engeli, milyonlarca insan için "seyahat özgürlüğünü" sınırlayan fahiş pasaport ücretlerini dünya ortalamasına 50 dolar düzeyine indirelim!

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları eğitim, sağlık, seyahat, ziyaret veya hangi gerekçe ile olursa olsun, bırakın dünyayı görsün, komşularını görsün, başka hayatlar, kültürler, kentler ve doğal güzelliklerle karşılaşsın. O zaman göreceksiniz ülkemizdeki, (Mark Twain'in yıllar önce söylediği gibi) taassupla, ön yargılarla, hoşgörüsüzlükle baş etmek, ekilmeye çalışılan ayrımcılık tohumlarının yeşermesini engellemek çok daha kolay olacak.

HEDEF 72.529 İMZA!

Gelin kamu otoritesine, Başbakanımıza ve Cumhurbaşkanımıza sesimizi duyuralım. 72.528 kişi için yaptınız, 72.529 kişi için de yapın diyelim.

Durmayın, imza kampanyamıza katılın. İmzalayın, imzalatın!

8 Ekim 2010 Cuma

Yetinmek, güvensizlik, atalet, gönüllülük...

Seyahat özgürlüğü sayfasındaki bir yazı için ilginç bir başlık değil mi?

Ama kaçınılmazdı. Bu yazıya birçok kişinin hissettiğini düşündüğüm "duyguları" paylaşma isteği yol açtı. Baştan söyleyeyim bir şeyden vazgeçtiğim, geldiğimiz noktayı kabullendiğim falan yok. Ancak madem bunları düşünüyorum, madem birçok kişinin de ucundan kıyısından bu hissiyata sahip olduğu kanısındayım, yazmak istedim.

İmza kampanyamız başlayalı 20 gün oldu. (Daha dur bir ay bile olmamış, demeyin) Kampanya sayfamızda 480 imza var. Bu bloğu günde 30-40 kişi ziyaret ediyor. (tıklama değil ziyaretçi, 300 kişinin ziyaret ettiği günler de oldu) Facebook grubumuzda üye sayımız 13.300'ün üzerine ulaştı. Ayrıca Facebook sayfamızda 650 üyemiz daha var. Dailymotion ve vidivodo video sayfalarımızı ziyaret edip, filmleri izleyenleri sayısı 8.000'i geçti. Friendfeed ve Twitter'da zayıfız, henüz 100 kişiye ulaşmadık.

Bugüne kadar radyo, televizyon, gazete, dergi gibi geleneksel medya araçlarını da sıklıkla ve başarıyla kullandık. Kullanıyoruz. Toplumsal farkındalığı artırdık, belli bir stratejiyle bütünleşik bir iletişim/sosyal medya kampanyası yürüttük. Ancak kampanyamızı başarıya taşıyan "sosyal ağ"daki gücümüz ve etkililiğimiz oldu. Yüzlerce insan kamu otoritesine karşı taleplerini özellikle internet üzerinde yoğunlaşarak iletti. Ve pasaport harç ve ücretinde %50 gibi çok yüksek bir indirim yapılmasında ciddi pay sahibi oldular.

Gerçekten oldular, hep birlikte yaptık.

Pasaportun ücreti o kadar yüksekti ki, 5 yıllık bir pasaport 500 dolardı. Dünya ortalamasının 10 katıydı. Burada sağlanan %50'lik indirim, herkeste beklenmedik bir "şok" etkisi yarattı.

Ve şimdi görüyorum ki bu indirimin en büyük "etkisi", ciddi bir "kanaat etme" duygusunu, "yetinme, daha ne olsun" kültürünü açığa çıkarmak olmuş. Bir arkadaşım daha amiyane bir söz etti, onu da paylaşayım: "Abi baktılar iş büyüyor ve muhalefet yükseliyor, adamlar akıllı, milletin gazını öyle yüksek bir oranla aldılar ki, hem insanlarda başardık duygusu yarattılar, hem de hala çok fahiş olan bir ücreti koruma şansı elde ettiler. Tamam, daha ne olacak canım dedirttiler. Baksana şimdi gazetecilere de yeşil pasaport vereceklermiş. Sen bu konudan bahsedecek, yayınlayacak medya organını da biraz zor bulursun artık."

 Aslında, "seyahat özgürlüğü" konusundaki temel insan hakkı talebimizi daha da haklı ve zorunlu kılan da tam bu durum. "Biz buna boyun eğmeyiz" dememizi gerektiren...

4 aylık kısa bir sürede kazanılan başarı, temel bir insan hakkı ihlaline karşı sesini yükseltme isteğini, daha fazlasını başarma duygusunu tetiklemedi. Çünkü bu "duygu" insanları gerçekten harekete geçiren bir etken olarak varsa tetiklenebilir. Bu "farkındalık" kadar ve belki daha fazla toplumumuzda "insan hakları bilinci"nin yokluğu sorunu.

Ancak bu kampanya bu "sorunla" ve bu "soruna" rağmen yürümek zorunda. Eğer sadece "ücret" ise insanları motive eden, şimdi herkese şunu anlatmak, göstermek zorundayız: Pasaport ücreti şimdi yaklaşık 250 dolar, dünya ortalamasının neredeyse 5 katı. Makul mü? Yine değil, yine fahiş, yine çok yüksek!

Ama indirimin etkisi ve üstelik 5 yıllık fiyatına 10 yıllık biyometrik pasaport alabilme olanağına da kavuşulması, baştan destek veren birçok kişiyi pasaport ücretleri konusunda artık "ilgisiz/kayıtsız" kalabileceği bir noktaya çekmiş görünüyor.

İmza kampanyasına katılma konusunda "gerçek" kişilerden oluşan bir imza listesi olsun düşüncemizin de, katılımı sınırladığı yönünde yaygın bir kanı var. Kurduğumuz sistem, "KESİNLİKLE" T.C. Kimlik numaralarını saklamıyor. Sadece  imza atan kişinin gerçek kimliğini devletin sisteminden sorgulamak için kullanılıyor.Buna rağmen birçok kişi T.C. kimlik numarasını yazmaya çekindiğini ve güven duymadığını söylüyor.

Bir de kampanyaya başından beri büyük destek veren, Türkiye'nin çeşitli illerinde ve dünyanın birçok ülkesinde yaşayan "çekirdek grubumuzun" bir kısmı kimi "özel" kimi yukarıda da saydığım nedenlerle ciddi bir atalet içinde. Facebook grubumuzla da iletişim sıkıntısı yaşıyoruz. Çünkü Facebook, 5 bin kişiyi geçen gruplarda üyelere mesaj yollama uygulamasını kaldırıyor.

Bu hareket sosyal ağda büyümüş, başarıya ulaşmış bir sivil toplum hareketi.  Ve hareketi büyüten insanların en büyük becerisi, hiçbir beklenti içine girmeden kendi inisiyatifleriyle yaratıcı katkılar sunmaları, haklılığımıza inançla motivasyonlarını yüksek tutmalarıydı. Bu blogta yaktığım kıvılcımı, bir meşaleye dönüştüren, "seyahat özgürlüğü gönüllülerini" ortaya çıkaran da buydu. Çünkü bir sivil toplum hareketinde "gönüllülük", "gönlüm olursa" demek değildir. Haklarını bilen, cesaretle talep eden, sorumluluklarının bilincinde olan akıllı ve vicdanlı insanların buluşma noktasıdır, sivil toplum hareketleri.

Silkinmek, yaratıcı öneriler, inisiyatif kullanma, ön alma, proaktif  katkılar...

Şimdi de ihtiyacımız olan yine bunlar!

Anlamak ve anlatmak zorundayız: Seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır ve fahiş pasaport ücretleri bu hakkımızı sınırlandırmakta, elimizden almaktadır. Yeşil pasaport uygulaması Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırıdır. Hizmet pasaportunun olduğu bir ülkede yeşil pasaport, bazı devlet memurları ve ailelerine sağlanan imtiyazdan başka bir şey değildir. Devlet tüm yurttaşlarına, eşit davranmak, yeşil pasaporta sağladığı olanakları vermek zorundadır.

Hakkımızı istiyoruz. Lütfen unutmayın: Hak verilmez, alınır!

12 Haziran 2010 Cumartesi

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na soruyoruz!




Facebook Grubumuzda bir hafta sürecek ilk eylemimizi-etkinliğimizi yapıyoruz: Lütfen katılabilecek herkes katılsın.

Facebook grubumuzdaki etkinlik sayfası için :TIKLAYIN!

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na soruyoruz!

Tüm grup üyelerimiz Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na yönelik ve bireysel olarak şu talebi veya etkinlik sayfamızda yer alan düşünceleri kendi üslubuyla internet üzerinden aşağıdaki sayfaya iletebilir:

"Seyahat Özgürlüğü, Anayasamızın 23. maddesi ile de sahip olduğumuz temel bir insan hakkı. Ancak bu hakkımız uzun zamandır, dünyanın en pahalı pasaportları bize satılarak elimizden alınıyor. 5 yıllık pasaportun ücreti Dünya ülkelerinde ortalama 50 dolar, Türkiye'de 500 dolar. Bu açık bir insan hakkı ihlali. İnsan Hakları Başkanlığı milyonlarca insanımızı ilgilendiren bu hak ihlalini engellemek için neler yapmaktadır? Lütfen bilgi verir misiniz? "

Link:Facebook'da Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı

Önemli not: Sayfaya üye olmadan (beğenmeden) duvarına yazamıyorsunuz!

İnsan Hakları Başkanlığı'nın diğer iletişim bilgileri etkinlik sayfasında yer alıyor!