YURT DIŞINA SEYAHAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YURT DIŞINA SEYAHAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2019 Salı

Yurt dışına çıkış harcına da zammına da HAYIR!

Seyahat Özgürlüğü temel ve Anayasal bir hak, ancak Türkiye'de kamu otoritesi bu hakkı kolayca yok sayabiliyor. Her yıl pasaportlara otomatik ZAM! Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarıldı.Torba yasa resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Meselenin sadece para meselesi olmadığını yurt dışına çıkarken yaşanan temel bir hak ihlali olduğunu da uzun zamandır anlatmaya çalışıyoruz. İnsanların ülkelerinden çıkabilmelerini bir parasal zorunluluğa bağlayan neden tek ülkeyiz hiç düşündünüz mü?

Türkiye'de kamu otoritesi seyahat özgürlüğü hakkını kolayca yok sayabiliyor.Her yıl pasaportlara otomatik ZAM yapıyor. Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarabiliyor. Üstelik Cumhurbaşkanına verilen hakla 50 TL 150 TL'ye kadar artırılabilecek.


Vizesiz Avrupa isteyeceksin, ülkelerin vatandaşlarına koydukları vizeleri kaldırmaya çalışacaksın sonra yurt dışına çıkarken kendi vatandaşına kendin vize koyacaksın. Deseler ki sen bizden önce kendi koyduğun 50 lira vizeyi kaldır, ne diyeceksiniz? 

Kalkması gereken bir harç tam bir haraca dönüştürüldü. Harç yurt dışına çıkan, Türkiye dışında bir yerde oturma izni bulunmayan 7 yaş ve üzerindeki tüm Türkiye Cumhuryeti vatandaşlarından alınıyor.

Vatandaşların yılda 12.2 milyon çıkış yaptığı dikkate alındığında 2020 yılında kişi başına 50 TL olarak uygulanacak yurt dışı çıkış harcından 610 milyon liranın üzerinde bir para ceplerimizden çıkacak.


Biz temel ve Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yurtdışı çıkış harcına da zammına da HAYIR!


16 Ocak 2012 Pazartesi

Havaalanında harç pulu kuyruğu!

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları sadece dünyanın en pahalı pasaportunu kullanma "ayrıcalığını" taşımıyorlar. Aynı zamanda bir de yurt dışına çıkış harcı ödüyorlar. 15 TL olan bu harcı ödemek ise ayrı bir eziyet kaynağına dönüşebiliyor.

Sırt çantalılar topluluğundan Ömürden Sezgin bugün (16.01.2011) İstanbul Atatürk Havalimanı'nda bir rezalete dönüşen bu kuyrukları sizler için görüntülemiş:

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Seyahat Özgürlüğü "Sırtçantam" gezi dergisinde


Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü Onur İnal "sırtçantam" adlı gezi kültürü dergisi için "seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz" adlı kampanyamızı anlatan bir yazı kaleme aldı:




‘Evliya Çelebi’nin Torunları 

Seyahat Özgürlüklerini Geri İstiyor’

Ünlü seyyahımız Evliya Çelebi için herşey, bir gece rüyasında Hz. Muhammed'i görmesi ve ondan “şefaat ya Resulallah” diyerek şefaat isteyecek yerde, şaşırıp “seyahat ya Resulallah” demesiyle başlamış. Peygamberden ona gönlünce gezme, uzak ülkeleri görme imkanı verdiğini düşünen Çelebi ömrü boyunca da gezmiş.

2011 yılında 400. doğum yılını kutlayacağımız dünyaca ünlü seyyahımız Evliya Çelebi'yi UNESCO ‘Man of the Year' yani ‘yılın şahsiyeti' ilan etti. The Young Foundation adlı kuruluş tarafından Londra'da, Avrupa Konseyi tarafından da Strazburg'da açılan sergilerle Evliya Çelebi'nin kültürler ve medeniyetler arasında kurduğu köprüye vurgu yapılıyor. Dahası, Avrupa Konseyi Evliya Çelebi'yi ‘insanlık tarihine damgasını vuran' 20 önemli şahsiyetten birisi olduğunu duyurdu. Kısacası Evliya Çelebi'nin seyyahlığı ve kültür tarihine katkısı tescillendi.

Peki, Evliya Çelebi'nin torunları olan bizler neden onun kadar seyahat etmiyoruz? Göçebe bir geçmişe sahip olan bizler dış dünyayı, başka diyarları merak etmiyor, diğer ülke vatandaşları kadar seyahat etmeyi sevmiyor olamayız? Peki o zaman ekonomik koşullar, sosyal, kültürel ve dini farklılıklar, yabancı dil bilgisinin çok yaygın olmaması mı seyahat etmemize engel? Ya da vize gibi uygulamalarla örülen duvarlar mı?
Yeryüzünün En Pahalı Pasaportu Bizde!
Toplumda yaygın olan kanaat, Türk vatandaşlarının seyahat etmesinin önündeki en büyük engelin alması maddi manevi külfet olan ‘vize'ler olduğu biçiminde. Türk vatandaşlarına uygulanan vizelerin vatandaşların özgürce dolaşımını engellediği yanlış değil. Bugün dünya ülkelerinin % 80'i umumi pasaporta sahip Türk vatandaşlarına vize uyguluyor. Vize için bir yığın belgeyi toplamak, kuyruklarda beklemek, konsolosluk görevlilerince hor görülmek insanı canından bezdiriyor. Her seferinde “ben bu vizenin…” diyoruz, ama bize en çok eziyet eden AB ülkelerine seyahat ediyoruz. Ama bize vize uygulamayan ülkelere de sıklıkla gitmiyoruz. Kalkıp da Gürcistan'a, İran'a, Suriye'ye, Ürdün'e, Libya'ya, Arnavutluk'a, Hırvatistan'a AB ülkelerine seyahat ettiğimiz kadar etmiyoruz. Demek ki başka bir engel daha var önümüzde. Aslında hepimizin yıllardır gözü önünde ama gözlerden kaçan.
Ben size bu engelin ne olduğunu söyleyeyim: Türk pasaportunun fiyatı! Bu öyle bir fiyat ki %50 indirim yapılsa bile hala dudak uçuklatıyor!
Bugün Türkiye'de ve yurtdışında 5-6 milyon civarında TC pasaportuna sahip birey bulunuyor. Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarını dahil etsek bile iyimser bir tahminle her 14 Türk vatandaşından sadece birisinin pasaportu var. Yani bir diğer deyişle Türk vatandaşlarının sadece %7'sinin yurtdışına seyahat etmişliği var.
İşin ilginç tarafı Türkiye, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün rakamlarına göre 25,5 milyon ziyaretçiyle 2009 yılında dünyada en çok turist çeken 7. ülke konumunda. İstanbul ise 7,51 milyon ziyaretçiyle dünyada en çok ziyaret edilen şehirler arasında 8. sırada. Bir ülke düşünün ki dünyada en çok ziyaret edilen ülkeler arasında ilk 10 içerisinde yer alsın , fakat bu ülkenin vatandaşlarının %93'ü sınırlarının dışına adım dahi atmamış olsun. Neden? Pasaportlarının fahiş fiyatından!
Evet, bir Türk vatandaşının yeni çıkan çipli/biyometrik pasaport alabilmesi için ödemesi gereken ücret dünya ortalamasının çok üzerinde. Neredeyse 5 katı!
Peki, pasaport ücretlerinde dünya standardı ne? ABD vatandaşları 10 yıllık pasaport için 97 dolar ödüyor. AB ülkelerinin vatandaşları ise 10 ila 90 avro arasında değişen bir ücret ödüyorlar. AB'de pasaport ücreti ortalama 48 avro. İsviçreliler 84, Yunanlar 70, Almanlar 59, İtalyanlar 45, Bulgarlar ise 20 avro ödüyor. 20 avro veya doların altında pasaport ücreti ödeyen birçok ülke var.
Dünyada çok az sayıda devletin pasaport ücreti 100 doların üzerinde. Bunlar arasında da Türkiye açık ara birinci sırada. Türkiye Cumhuriyeti devleti 5 yıllık çipli/biyometrik pasaport için vatandaşından 360 TL yani yaklaşık 225 dolar alıyor! Üstelik bu fiyat daha birkaç gün evvel yapılan % 50 indirimden sonraki fiyat! Sadece 1 ay önce bu pasaport için tam 500 dolar ödüyorduk. Diğer bir deyişle, Türk pasaportu yeryüzündeki en pahalı pasaport!
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 13. Maddesi'nin 2. fıkrası diyor ki: ‘Herkes, kendi ülkesi de dâhil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.' 1966 tarihli Uluslararası Sivil ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin 12. Maddesinin 2. Fıkrası da ‘Herkes, kendi ülkesi de dâhil, istediği ülkeyi terk edebilir' diyerek seyahat özgürlüğünü yasal garanti altına alıyor.
Sadece onlar değil bizim Anayasamız da yurttaşlarının seyahat özgürlüğüne sahip çıkıyor. Anayasanın ‘Yerleşme ve seyahat hürriyeti' başlıklı 23. Maddesi, ‘Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir' diyor. Bu temel bir insan hakkıdır ve sınırlandırılamaz.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi anayasasında da yazan seyahat özgürlüğü hakkını ‘seyahat etmek isteyen bu parayı bayılır' demekle ihlal ediyor. Asgari ücretin 550 TL olduğu ülkemizde devlet 360 TL (yaklaşık 225 dolar) pasaport fiyatı belirleyerek vatandaşın seyahat özgürlüğünü elinden alıyor.
Sivil Toplumun Gücü
Buna “dur” diyen, bu gerçekle toplumu ve devleti yüzleştiren insanlar artık mücadele etmeye başladı. Pasaport ücretlerinin bu derece yüksek, siyasi ve sosyal tartışmalara aktif katılımın ise düşük olduğu Türkiye'de yapılması gerekeni binlerce kişi kendi inisiyatifi ile yapıyor şu günlerde.
Kendilerini ‘Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri' olarak tanımlayan, Mart 2010 tarihinde kurulan www.seyahatozgurlugu.com bloğunun çatısı altında ve sosyal paylaşım ağları Facebook, Friendfeed ve Twitter'da bir araya gelen 13 bini aşkın kişi, O. Suat Özçelebi'nin kıvılcımıyla dur durak bilmeden çalışıyor. Her kesimden insanımızın desteği ile yürüyen, benim de üyesi olduğum bu topluluk Mart ayında ‘Seyahat Özgürlüğümüzü Geri İstiyoruz' adlı bir kampanya başlattı. Topluluk üyeleri Başbakan'a, Dışişleri, İçişleri ve Maliye bakanlarına, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na ve çipli pasaportlar başvurularının alındığı www.epasaport.gov.tr sitesine e-posta, faks, mektuplar göndererek fahiş pasaport fiyatlarını durumu protesto ettiler. Tüm bu çabalar sonuç verdi ve ‘büyük' bir başarı sağlandı. Belki de Türkiye'de temel bir soruna yönelik , internet ve özellikle sosyal medya kullanılarak oluşturulmuş, yürütülmekte olan bir kampanya bu kadar hızlı büyüdü ve sonuç aldı.
Yazının devamı için lütfen: TIKLAYIN!

7 Haziran 2010 Pazartesi

EYVAH! Korkulan gerçekleşiyor



Biyometrik pasaporta geçişimizde bazı sorunlar yaşanacağını tahmin ediyorduk. Ama tahminlerimizin ötesinde sorunlar yaşanıyor. Paranızı denkleştirip dünyanın en pahalı e-pasaportunu almaya karar verdiğiniz zaman karşınıza "bazı sorunlar" değil daha fazlası çıkıyor. Bugün Habertürk Gazetesi'nde bu konuda korkulanların nasıl gerçekleştiğini gösteren bir haber var.

Altyapı hazır edilmeden bir hizmetin sunulamayacağını her zaman olduğu gibi yine yaşayarak öğrenemiyoruz. Bunu niçin bir türlü öğrenmez, öğrenemezler?

Nilay Örnek Habertük Gazetesi’nde "E bu ne biçim pasaport!" adıyla bugün yazdı:

E-pasaport sistemine geçtik’ diyen yalan söyler. 

Buradan sonra okuyacaklarınız 1 Haziran’da verilmeye başlandığı “iddia edilen” biometrik pasaportların “biyokimyamı bozuşunun hikâyesidir”. Okuyunuz, gülünüz, ağlayınız....

Yeni pasaport almam şarttı. e-pasaport.gov.tr adresine girdim, yapılması gerekenleri okudum, 0216 444 30 20 numaralı telefonu aradım.

Kibar bir hanım yeni pasaport için gerekenleri sıraladı, randevu verdi. Bir devlet “şeysi” bu kadar düzenli olur muydu? Şüphelenmem gerekirdi!

Durumu önce bir arkadaşım tecrübe etti ve “21’inde hayatta uçamazsın. Çipli pasaport işlemi yapılamıyor, ben pasaport süremi uzattım, geldim” dedi... Aradım “Sistemde arıza vardı. Birkaç saat içinde düzeltilir” dediler. Perşembe de cep telefonuma bir mesaj geldi: “Yarınki randevunuzu unutmayınız!” Cuma ilçemin emniyet müdürlüğünde yaşadıklarımı anlatmaya çalışayım.

- Biyometrik pasaport randevum vardı...

Polis: Biz randevu ile çalışmıyoruz!

- Nasıl yani? Randevu aldım.

Polis: Biz vermiyoruz o randevuyu, randevu altığınız yeri arayıp konuşun.

- Ne yani ben açıp sanal biriyle mi konuştum?

Polis: Yooo siz gelen kaçıncı kişisiniz. Eski usul pasaport işlemleri için de sabah gelip numara almanız gerekirdi. Numara saati bitti!

‘KİŞİSEL MEMNUNİYETİNİZ İÇİN!!!!’

Kamera neredeydi? Bu bir şaka olmalıydı, di mi? Bana randevu veren numarayı aradım:

- Randevuyla çalışmıyorlarmış; ne olacak?

- Kibar sesli hanım: Randevunuz saat 3’te.

- Zaten oradayım! İşinizi yapmıyoruz diyorlar.

- Garip kadın: Başka güne randevu verebilirim!

- Randevum zaten var! İş yapılmıyor!

- Daha da garipleşen kadın: Kişisel memnuniyetiniz için başka bir güne randevu verebilirim.

- Kişisel memnuniyet mi!!! (Böyle zamanlarda küfürsüz yetiştirildiğime öyle üzülüyorum ki!) 21’ine biletim alınmış, pasaportum yok, vizem yok. “5 ila 8 günde pasaportunuz
adresinize teslim edilir” dediniz! Gün ortası, işimden geldim. Siz bana “Randevu vermiyoruz” denen yere tekrar randevu vermekten bahsediyorsunuz! Birkaç gün sonrasına! Şaka mı bu ya!

GERÇEKTE NELER OLUYOR?

Bir “robot” olduğuna kanaat getirdiğim kadın bana bir kez daha “Şu anda yapabileceğim tek şey başka bir güne randevu vermek” dedi ki orada kendimden geçtim. Bu ve sonrasındaki diyaloglarım bana “hacca gitmek için yola çıkıp Konya Ovası’nda bırakılanların” ruh hallerini yaşattırdı.İşte size bu e-pasaport durumunun özeti:

- Öyle cumhurbaşkanına çipli pasaport vermekle olmuyor. “Çipli pasaport sistemine geçtik” deseler de uygulama yok yani ge-çil-me-miş.

- Ha biri size e-pasaport için randevu vermiş, ha karşılıksız çek yazmış! İnanın hiçbir farkı yok.

- e-pasaport sistemiyle ilgili, emniyet müdürlüklerinin görev tanımı genel müdürlüklerde yapılmış. Ancak kimin ne görev yapacağı ilçe emniyet müdürlüklerine sadece 1-2 gün önce bildirilmiş.

- Emniyet müdürlüklerinin çoğunda çipli pasaport işlemi yapmak için altyapı yok!

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Vizeden önce Pasaport!

Vizesiz gidilebilecek ülke sayısında son zamanlarda bir artış gözlemleniyor. Medvedev'in Türkiye'yi ziyaretinden sonra Rusya da vizeyi kaldırıyor diye bir "sevinç" var.

Evet, Türk vatandaşlarının "seyahat özgürlüğü"nün önündeki önemli bir engel de vize ve yüksek vize harçları. Ancak bu ülkelere gitmek, yurt dışına çıkmak için ilk engel vize değil ki...

Yurt dışına çıkmak istiyorsanız önce bir pasaportunuz olmalı. Hele ailece bunu yapmayı düşünüyorsanız, binlerce lirayı gözden çıkartmanız gerekiyor.

Türkiye vatandaşlarına dünyanın en pahalı pasaportlarını satıyor. Türkiye'de yaklaşık 5 milyon pasaport bulunduğu ve pasaport işlem sayısının yıllık 2.3 milyona yaklaştığı biliniyor. Bu işlemlerin % 65'i Türkiye'de kalan kısmı yurt dışında konsolosluklarda yapılıyor.

Biyometrik pasaportlarla birlikte çocuklar da pasaport sahibi olmak zorunda kalacak. Bu da hem pasaport hem işlem sayısında ciddi bir artış getirirken, ailelerin bütçesi daha da sarsılacak.

Şu ana kadar en fazla 5 yıllık verilen pasaportların süresini 10 yıl yapmak için Meclis'teki yasal düzenlemenin çıkarılmaya çalışıldığı söyleniyor. Bu doğru bir düzenleme. Ancak Harç kanununa göre her yıl artırılan harçlarla 10 yıllık bir pasaport çıkarmak küçük bir servete mal olacak görünüyor.

Kısacası vizeler kalkıyor diye sevinmek için çok fazla bir sebep yok. Fahiş düzeydeki pasaport harçları ve ücreti düşürülmeden  Türk halkının "seyahat özgürlüğü" sağlanamaz.

29 Nisan 2010 Perşembe

Seyahat Özgürlüğü hakkı, herkesin hakkı!

“Seyahat Özgürlüğü” bloğunu kurduktan sonra ummadığım kişilerden ilginç tepkiler aldım. Büyük çoğunluk olumlu bir yaklaşım gösterdi, ancak olumsuz geri dönüş yapanlar, kayıtsız kalanlar dışında, “tepki” gösterenler de oldu.

Tepki gösterenlerin söyledikleri, onların tabirleriyle şu başlıkları taşıyordu: “Bu tipik bir “Beyaz Türk” sorunu. Millet işe gidip gelirken otobüs ücretlerini düşünüyor. Yurt dışına gezi, eğlence için bunu kim umursar? Yurt dışına gidenin zaten parası vardır, ödesin. Bu soruna gelene kadar neler var. Kimin umurunda pasaport ücretleri Allah aşkına!”

Şimdi her zaman, her şeye tepki gösterenler, eleştirenler olacaktır, önemli olan büyük çoğunluğun ne düşündüğü, onlar da zaten “olumlu” yaklaşmışlar, diğerlerinin söylediklerini çok önemsemeseydiniz, diyebilirsiniz.

Kanımca önemsenmeyecek gibi değil. Çünkü bu tepki, aslında hiç de azımsanmayacak bir kitlenin tepkisi. Çünkü “seyahat özgürlüğü”nün gezmek, eğlenmek, “vur patlasın çal oynasın”dan ibaret olduğunu düşünen kişilerin toplumun büyük bir kesimini oluşturduğunu düşünüyorum.

Anladım ki, temel haklar ve özgürlükler bilincinin eksikliğinin yanı sıra, insanlar kimi hakların bazı insanlar için olduğuna inanmış durumda. Daha da kötüsü “seyahat özgürlüğü” gibi hakları ulaşılamayacak düzeyde gördüğü için (maddi sebepler öncelikli olmak üzere) bu temel ve doğal haktan yararlanabilecek kişilerin de ciddi bir bedel ödemesine çok ses çıkarmak istemiyor. Hatta bu bedeli destekliyor. Belki bir kısmı, “ben yapamıyorsam kimse yapamasın, yapıyorsa da yüksek bedel ödesin!” demekten kendini alamıyor. Yani “BEN”…

Temek hak ve özgürlüklerin, herkes için vazgeçilmez olduğunu, herkese “bir gün” gerekli olabileceğini anlatmak zorundayız: Özellikle bu haklardan her hangi biri konusunda gösterilecek umursamazlığın, diğer tüm temel hakların kısıtlanabilmesi yolunda da bir  kilometre taşına dönüşebileceği riskini de…

Ve bizim gibi gelir dağılımın çok kötü olduğu ülkelerde bu hakkın kullanımı birçok açıdan “olanaksız” göründüğü için, pasaport ücretlerinin “fahiş” olmasını takan/umursayan büyük bir kitle bulmak mümkün görünmüyor.

Elbette seyahat masrafları sadece pasaport ücretlerinden oluşmuyor. Ekonomik açıdan zor durumda olan bir kişinin, ailenin, tatil, seyahat gibi etkinliklere bütçe ayırmasının çok güç olduğu bir ülke Türkiye. Yurt içinde bile gezmek olanaksızken, yurt dışı tam bir hayal gibi görülüyor…

Ama bu özellikle çevre ülkelere yapılabilecek çok makul ücretlerle gerçekleşebilen “turlar” sayesinde aslında bir “hayal” değil! Hatta bazen yurtiççi seyahatlerden daha ucuza bile mal olabiliyor. İşte burada da yüksek pasaport ücretleri gerçekten büyük bir engele dönüşüyor!

Yalnız seyahat özgürlüğünü, “gezme-eğlenme” özgürlüğüne de indirgememek gerekir.

Bu temel hakkın, insanlara/yurttaşlara sağladığı en büyük kazanımlarından biri de “yer değiştirme, ülkeden çıkma ve geri dönebilme hakkıdır”…

Bu konuya devam edeceğim…

29 Mart 2010 Pazartesi

BLOĞUMUZ EKŞİ SÖZLÜK'TE!

TIKLAYIN, Ekşi Sözlük'ün "seyahat özgürlüğü" maddesine ulaşın!

Hem "seyahat özgürlüğü" konusunda neler söylenmiş okuyun, hem de bloğumuzun linkine ulaşın, ekşi sözlük yazar ve okurlarının yorumlarını değerlendirin.

Bloğumuzu ne kadar farklı ve okurları yüksek sayıda olan mecralara taşıyabilirsek, amacımıza ulaşma şansımız, yani uygun ücretli, nitelikli bir pasaport için kitlesel bir talep/muhalefet oluşturma şansımız olur.