9 Mayıs 2013 Perşembe

13.000 Yeni Diplomat ve Diplomatik Pasaport!

Artık dış politikada tüm ülkeler bize parmak ısıracak, sadece bölgemizde değil tüm dünyada örnek ülke olacağız. Çünkü milletvekillerine yeni imtiyazlar sağlayan kanun teklifi ile emekli olanlar da dahil tüm milletvekillerimize ve ailelerine ömür boyu diplomatik pasaport verilecek.

Emekli olan milletvekilleri 3.000, eş ve çocuklarıyla birlikte toplam sayının 13.000 kişi civarında olduğu belirtiliyor. : 13 bin yeni diplomat!

Kanun teklifinde bu kadar insana "diplomatik pasaport" verilmesi gerekçesi şöyle belirtiliyor:

"Çok boyutlu dış politikanın güçlenmesi ile birlikte parlamenterlerin de diplomatik faaliyetlerinin yoğunluk kazandığı görülmektedir. Parlamenter demokrasinin en önemli aktörleri olan milletvekillerinin görev süreleri sona erdikten sonra da diplomatik pasaport alabilmesi imkanının tanınmasının ülkemizin takip etmekte olduğu çok boyutlu ve aktif dış politikasına katkı sağlayacağı düşünülmüş..."

Peki nasıl dış politikada örnek ülke olacağız, parmak ısırtacağız?

Gördüğünüz gibi emekli parlamenterlerimiz aileleriyle birlikte çok boyutlu ve aktif dış politikamıza katkıda bulunacaklar. 13 bin kişi birden aktif olduklarında dış politikamızın zirve yapacağı aşikar.

Tabi merak edebilirsiniz:  Bugüne kadar çok boyutlu dış politikamızda emekli kaç milletvekili görev aldı, almak istedi ve diplomatik pasaportu olmadığı için alamadı? Aileleriyle birlikte tatil, pardon "aktif dış politika" girişiminde bulunan sadece "diplomatik pasaportu" olmadığı için başarılı olamayan kaç emekli milletvekili oldu, bilemiyoruz.

Çok boyutlu ve aktif dış politikamıza "yeşil pasaportu" ile (vizesiz+harçsız) katkı sunamayacakları anlaşılan milletvekilleri için yasal düzenleme "sadece verilen görevi yerine getirirken diplomatik pasaport düzenlenir" biçiminde niçin yapılamadı, onu da bilemiyoruz.

Çok boyutlu ve aktif 13 bin yeni "kendine" diplomat! 13 bin yeni diplomatik pasaport!

Gerekçesi bile sapır sapır dökülen Anayasa'ya aykırı, vatandaşların "seyahat özgürlüğü" hakkını yok sayan bu imtiyaz arayışı, TBMM'nin saygınlığına karşı yapılmış "çok boyutlu ve aktif" bir saldırıdır.

1 vicdanlı milletvekili çıkıp da "ne oluyor" diyemiyor, TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanını göreve çağırıyoruz. 

8 Mayıs 2013 Çarşamba

NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?

Aslında bu soruya tek bir yanıt yeterli olmalıydı. Böyle bir yasa açık seçik bir biçimde Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" maddesine aykırı... Ama ülkemiz "imtiyazlar" söz konusu oldu mu herkesin kendine Anayasası ve demokrasisi olduğu için bu en anlamlı itiraz bir şey ifade etmiyor.

Peki biz NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?

Çünkü kendi vatandaşı 100'e yakın ülkeye gitmek için vize harcı öderken,

Çünkü kendi vatandaşı konsolosluklarda vize eziyeti ve bürokrasisi ile bunaltılırken,

Çünkü kendi vatandaşı vizesi olduğu zaman bile gümrüklerde, ülke girişlerinde bin bir eziyet çekerken,

Çünkü kendi vatandaşına seyahat özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu göz ardı edip dünyanın en pahalı pasaportunu satarken,

Çünkü kendi vatandaşına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaporta her yıl otomatik zam yaparken,

Çünkü kendi vatandaşının ailesinden, 1 yaşını doldurmamış bebeğinden bile 513 TL pasaport harç/ücreti alırken,

Çünkü kendi vatandaşına her yurt dışı seyahatinde yurt dışına çıkış harcı garabeti ile eziyet ederken,

Çünkü kendi vatandaşının çektiği eziyetlerden bi haber kendine "yeşil pasaport" diye bir pasaport uydurmuş, tek bir kuruş pasaport, vize harcı ödemeyip bunu bile yeterli görmezken,

Çünkü bu ülkenin Anayasası'nda "aççık seççik"  "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" yazarken,

Evet bütün bunlar dururken...

Ama en çok neden karşıyız biliyor musunuz?

Bu yukarda saydıklarım yerinde dururken, "biz görevimizi yapıp kendi vatandaşlarımız üzerindeki bu eziyetleri, sorunları çözdük mü de kendimize ve ailelerimize ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini istiyoruz?" diye soran bir vicdan, 1 (bir) milletin vekili bile çıkmadığı için karşıyız.

7 Mayıs 2013 Salı

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e Açık Mektup

Sayın Cemil Çiçek
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı - Ankara

Medyaya yansıyan, Türk Parlamenterler Birliği öncülüğünde, TBMM'de temsil edilen tüm partilerin görüşleri hazırlanarak oluşturulduğu, vekillere tanınan tüm hakların tek bir yasa içinde birleştirilmesinin öngörüldüğü iddia edilen bir yasa teklifi üzerine size bu mektubu yazıyoruz.

Hürriyet Gazetesi'nin 18. Nisan. 2013 tarihli nüshasındaki haberde, yasa teklifinde, vekillerin halen sadece görev süreleri boyunca kullandıkları diplomatik pasaportu emekli olduktan sonra da ömür boyu kullanabilmelerine imkan sağlayacak hakları içerdiği yer almaktadır.

Biz "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" ve "Sırtçantalılar Topluluğu" üyeleri olarak bu tür bir düzenlemenin Anayasamızın 10. bölümünde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" ve 10. maddesinin "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" hükmünü içeren fıkrasına açık biçimde aykırı olduğunu düşünüyoruz.

Sayın Başkan,

Aslında yine bir imtiyaz ve ayrımcılığa yol açan "yeşil pasaport" uygulamasının daha da ileri bir düzeyi olan "ömür boyu diplomatik pasaport" hakkının mevcut eşitsizliği daha yüksek bir düzeye taşıyacağına inanıyoruz.

Millet, yüksek pasaport, vize harçları , yurt dışına çıkış harçları ile Anayasal ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü"nü açık bir biçimde elinden alan vergi ve engellerle boğuşurken, vekillerimizin kendilerine ömür boyu "seyahat" güvencesine almaya çalışmaları sadece ayrımcılık, eşitsizlik değil bir o kadar da adaletsizlik anlamına gelmektedir.

Sayın Başkan,

Bu kanun teklifi girişimiyle, milletin sorunlarını çözmeyi, önündeki engelleri kaldırmayı, haksız harç, vize ve diğer uygulamalara son vermeyi temel öncelikleri görmesi gereken vekillerimizin, bunu tamamen unuttukları, kendilerini "güvence" altına almaya çalıştıkları gibi bir izlenim doğmaktadır. Bu en başta milli iradenin tecelligahı olan TBMM'nin itibarını ve saygınlığını gölgeleyecek bir durumdur.

Vekillerimizin millete hizmet yolunda "görevlerini gerçekleştirirken", Anayasal ilkeleri göz ardı etmeden her türlü hak ve önceliğe sahip olmaları gayet tabii iken, bu yasa teklifi girişimi Türkiye'de bir kast sistemi varmış gibi bir izlenim de yaratmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere bugün dünyada 100'e yakın ülkeye vize ile gitmekte, vize harcı ödemekte daha da önemlisi bu süreçte konsolosluklarda ve gümrüklerde bin bir eziyet çekmektedir. Kendi ülkesinde dünyada ortalama 60 dolar düzeyinde olan 10 yıllık biyometrik pasaport için dünyanın en pahalı pasaport ücreti olan 280 dolar ödemektedir. Dünyada eşi benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı da kendi yurttaşlarımıza koyduğumuz bir tür vizedir.

Bütün bu gerçekler milletvekillerimizin görevleri sona erdikten sonra bile kendileri ve aileleri için ömür boyu diplomatik pasaport arzusu, asıl çözmeleri gereken sorunlar orta yerde dururken onları göz ardı ettikleri, milletin derdinden koptuklarını da göstermektedir.

Sayın Başkan,

Bu konuda sosyal medya aracı Facebook'da kısa süreli bir anket yaptık. Şu soruyu sorduk:
Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini doğru buluyor musunuz?
Ankete 273 kişi katıldı. Sonuç şöyle oldu: Evet 3 ; Hayır 270...

"Evet" veren 3 kişinin de yukardaki linki ve yorumlarını incelediğiniz zaman aslında bir anlamda "hayır " dediklerini görebilirsiniz. Yani ankete katılan yurttaşlarımızın aslında %100'ü bu yasa teklifine ve uygulamaya karşı.

Parlamenterler Birliği tarafından sunulan bu önerilerin henüz bir Kanun teklifi halini almadığını, partiler arası bir uzlaşma arandığını TBMM'den öğrendik. TBMM'nin Başkanı olarak bu teklifin Anayasamızın eşitlik ilkesine uygun olarak hazırlanması için desteğinizi ve eşitsizliğe yol açacak maddelerin ilgili komisyonlarda tekliften çıkarılmasını sağlayarak Meclis'in ve vekillerimizin saygınlığını korumak için her türlü girişimde bulunmanızı istiyoruz.

Bu gerçekleşmediği taktirde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak tüm haklarımızı kullanacağımızı ve yasalaşması halinde bu yasayı iptal ettirmek için her türlü hukuksal girişimde bulunacağımızı bildiririz.

Saygılarımızla,

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri                            Sırtçantalılar Topluluğu

O. Suat Özçelebi                                                  Onur İnal
Seyahat Özgürlüğü Gönülleri Sözcüsü                      Sırtçantalılar Topluluğu Sözcüsü

30 Nisan 2013 Salı

"Böyle eşitsizlik olur mu?" e-posta kampanyası

Bir haftadır sosyal medyada milletvekillerinin "ömür boyu diplomatik pasaport" almak için yaptıkları yasal girişime karşı bir kampanya yapıyoruz.

"Böyle eşitsizlik olur mu?" diye hem kamuoyuna hem de milletvekillerine bir soru yöneltiyoruz.

Kamuoyundan sınırlı da olsa bir geri dönüş oldu, bir tepki oluştu. Ama mesaj yolladığımız milletvekilleri derin bir sessizlik içinde. Şimdi bu sessizliği ortadan kaldırmak için herkesi onlara e-posta yollamaya çağırıyoruz.

Kendilerine "ömür boyu diplomatik pasaport" vermeye çalışan milletvekillerine "Böyle eşitsizlik olur mu?" diye sormak, aşağıdaki görseli onlara yollamak isterseniz, şurada TÜM MİLLETVEKİLLERİNİN TBMM'deki mailleri var:

Lütfen TIKLAYIN!

19 Nisan 2013 Cuma

Milletvekillerine Ömür Boyu Diplomatik Pasaport Verilsin mi?

TBMM'de milletvekillerine yeni hak ve imtiyazlar veren bir yasa teklifi var. Ömür boyu diplomatik pasaport verilmesi de bunlardan biri... Bunu halka sormadılar, biz size soruyoruz, ne düşünüyorsunuz?

Bu anketi Facebook hesabımızda yapıyoruz. 2 hafta sürecek! Sonuçları 2 hafta sonra TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek'e ileteceğiz. Lütfen katılın, herkesin katılmasını sağlayın, görüşlerimizi, tepkilerimizi doğru adrese, milletvekillerine iletebilelim.

Ankete katılmak için lütfen TIKLAYIN!

18 Nisan 2013 Perşembe

Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport EŞİTSİZLİKTİR!

Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesi söz konusu. TBMM'de bir yasa teklifi hazırlığı var, basına yansıyan bilgilere göre bu teklif milletvekillerine birçok yeni imtiyaz sağlıyor.(*)

Öyle ki vatandaşların rüyalarında göremeyecekleri imtiyazlar, vekillerine hak olarak veriliyor, hem de ömür boyu.

Milletvekillerinin, milletin temsilcisi olarak görev süreleri boyunca birçok özel hak ve imtiyazdan yararlanmaları, görevlerini layıkıyla yapabilmeleri açısından zorunlu olabilir. Ve hatta "dokunulmazlık" da bu kapsamda değerlendirilebilir. Aynı şekilde görevleri gereği yasaların çizdiği çerçevede ailelerinin de bunlardan yararlanmaları tabidir.

Ancak biz bir kişiyi milletvekili olarak seçtiğimiz zaman onu ömür boyu "milletvekili" seçmiş olmuyoruz. Aynı diğer mesleklerde emekli olanlar gibi onların da görevlerini gerçekleştirmek için sağlanan birçok ayrıcalığa, hakka ve "dokunulmazlığa" veda edebilmesi gerekir.

Yasama Meclisi'nde bu hakkı "kullananların" orada kendi geleceklerini değil, önce milletin geleceğini kurtarmak, garanti altına almak için bulunduklarını bir an bile unutmamaları gerekir.

Aynı şekilde kendilerine sağlanan diplomatik pasaport hakkı, tamamen Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettikleri ve görevlerinden ötürü kendilerine verilmektedir. Bu "temsil" son bulduğunda diplomatik pasaportlarını teslim etmeleri de zorunludur. 

Zaten vatandaşla emekli olduktan sonra da aynı pasaportu kullanmayan "yeşil pasaportlu" bürokratlar, ne bordo pasaportun halinden ne vize derdinden ne de "seyahat özgürlüğü"nün önündeki diğer engellerden anlıyorlar. Ne harç ödüyorlar, ne de vize derdi, kuyruğu, suratı çekiyorlar. Bunun değişmesi için de mücadele vermiyorlar.

Üstelik emekli milletvekilleri "yeşil pasaport" gibi dünyada eşi benzeri olmayan "hususi" pasaport ayrıcalığına/ayrımcılığına kavuştukları halde, şimdi onu ömür boyu Diplomatik pasaporta dönüştürmek istiyorlar.

Türkiye kast sisteminin geçerli olduğu bir ülke değildir. Yeşil pasaport ayrımcılığı yetmezmiş gibi bir de buna "diplomatik pasaport ayrımcılığı" eklenmektedir. Pasaport hakkının ömür boyu kullanılacak bir hale getirilmesi Anayasa'nın eşitlik ilkesinin doğrudan zedelenmesi demektir. 

Milletvekillerinin ömür boyu diplomatik pasaport hakkını kendi kendilerine vermeleri, Anayasa'nın 10. maddesini, "Kanun önünde eşitlik ilkesi"ni, "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" diyen fıkrayı açık biçimde yok saymaktır.

Anayasa'yı korumaya yemin eden milletvekilleri, "eşitlik" ilkesini yok sayan bu yasa teklifi TBMM'den geçerse önce yeminlerini çiğneyeceklerini görebiliyorlar mı?


(*) Yasa teklifi birçok yeni, akıl almaz imtiyaz sağlıyor. Emekli Milletvekillerinin de plakasını bildirecekleri bir araçlarına trafikte cezası kesilmeyecek.Vekillerin bildirecekleri araçlara "geçiş üstünlüğü" de tanınacak. Yani vekillerin araçları, ambulans ya da polis araçları gibi, geçiş üstünlüğüne sahip olacaklar.

9 Nisan 2013 Salı

"Schengen Vizesi" Anketini Kaçırmayın!


Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu aşağıdaki mesajı e-posta ve sitesi yoluyla yurttaşlarımızla paylaştı. Bir tür "Açık İstişare" ve hedefi "Kısa Süre Kalışlara İmkân Tanıyan 'Schengen' Vizesinin Alınmasında Uygulanan Prosedürlerin İyileştirilmesi"...

Bu adımla Avrupa Birliği Komisyonu şunu amaçlıyor: konuyla ilgili olarak izlenen politikayı daha modern hale getirmek... bu istişare yoluyla aktaracağınız görüşler ve sağlayacağınız katkılarla doğru değişiklikler yapılmasına yardımcı olmak...AB'ye seyahat edecek iş adamı, turist, öğrenci ve gençler gibi meşru yolcuların tâbi olduğu süreçlerin kolaylaştırılması yoluyla ekonomik büyüme ve kültürel değişimi desteklemek..

Yani AB ile vize sorunları yaşayan herkes yaşadığı tüm sorunları, şikayetlerini ve iyileştirme taleplerini aşağıdaki anket ile ilgililere iletebilir. Biz tüm Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ni ve Sırtçantalıları bu açık istişareye/ankete katılmaya ve görüşlerini bildirmeye çağırıyoruz.

Sadece yakınmayın,lütfen şikayetlerinizi, düşüncelerinizi, önerilerinizi doğru adreslere bildirin! Seyahat özgürlüğü ancak böyle gelişebilir ve haklarımıza kavuşabiliriz.        

Ankete şu adresten katılabilir, İngilizce olarak soruları yanıtlayabilirsiniz: TIKLAYIN!

Önemli not: Vize Yasası ve ortak vize politikası, yalnızca kısa süreli (90 gün / 180 gün süreli kalışlara yönelik ‘Schengen vizeleri’) kalışları kapsamakta olup 22 AB üyesi (Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Almanya, Estonya, Yunanistan, İspanya, Fransa, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Hollanda, Avusturya, Polonya, Portekiz, Slovenya, Slovakya, Finlandiya ve İsveç) ile dört ortak ülke (İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre) tarafından uygulanmaktadır. Yürütülen bu istişare, sadece kısa süreli kalışlarda geçerli Schengen ile ilgili konulara odaklanmakta olup uzun süreli kalışlarda gereken vizeler veya ikamet izinleri ile ilgili değildir.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Günün Sözü Portekiz'den...



"İnsanlar yaşadıkları için değil, yaşamadıkları için yaşlanırlar." 

Portekiz Atasözü

21 Mart 2013 Perşembe

Kampanya yapmak, harekete geçmek...


Şunu hepimizin iyi bilmesi gerekir: Toplumu ilgilendiren ve etkileyecek bir sorunla ilgili atılacak en önemli adım, hedefinize koyduğunuz sorunlar neyse, onları toplumsal ve politik gündemin üst sıralarına yerleştirmek ve mümkünse çözüme kadar orada tutmaktır.

Bir kampanya yapmak, insanları harekete geçirmek istiyorsanız öncelikle iyi sonuçları değil, ağır aksak giden ve isteksiz davranan "kitleleri" göze alarak sizi yılgınlığa sürükleyecek tüm gelişmelere karşı aşılı bir biçimde davranmanız gerekir.

Çünkü, özellikle toplumun kendi temel sorunları konusunda farkındalığının yüksek olmadığı ve insan hakları bilincinin yaygınlaşmadığı toplumlarda, herhangi bir konuda sürdürülen sivil toplum hareketleri (mücadeleleri) çok uzun yıllar sürebilir. Bunda kamu otoritesinin duyarsızlığı kadar, mücadele verecek insan sayısının düşük olması, sorunun çözümü için çalışan kişilerin “özel” beklentilerine hitap edip etmemesi, aktivist olarak bilinci, nihai hedefe ulaşmak konusundaki iradesi, gücü, kaynakların yeterliliği çok etkilidir.

Hele bizimki gibi "acul" bir toplumda, süreçteki kazanımları görmezden gelmekte ısrarlı, "motivasyon manyağı" gruplarla, sonuç almaya odaklanmakla, sadece sonuca odaklılığı sık sık karıştıran grup üyeleriyle her şey çok daha zor yürüyor.

Yaptığımız kampanyada olduğu gibi, insanlar, temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” veya tüm yurttaşlarımızın Anayasal hakkının ihlalini önlemek için mücadele ettiklerini de düşünebilirler ya da pahalı pasaporta daha “ucuza” sahip olmak için de. İnsanların sonuca ulaşmak için direnç ve ilgileri farklı olabilir, burada özellikle pragmatik davrananlara karşı eleştirel ve dışlayıcı bir dil geliştirmek yerine, proaktif, yaratıcı, uygulanabilir mücadele taktiklerine zaman ayırmak, herkes için daha yararlı olacaktır.

Kitleleri küstürerek, dışlayarak değil ortak iyi ve faydayı bıkmadan göstererek çalışmak, bir sivil toplum aktivistinin içselleştirmesi gereken temel bir özelliktir. Yapamıyorsanız, hızla oradan ayrılın ve "yakınanlar" kulübüne üyeliğinizi hemen yenileyin:)

Seyahat özgürlüğü mücadelesi için, çok farklı toplum kesimleri destek verdi ve veriyor. Özellikle “gezgin” gruplarında, gezmeye “tutku” derecesinde bağlı olduğunu söyleyen kişiler içinde de kendi gruplarını/hareketlerini sorgulama ve temelde insan hakları bilinci konusundaki duyarlılıkların çapını gözlemleme şansı da yarattı, bu kampanya. 

Örneğin “pasaport”un harç ve ücretindeki indirimin (Haziran 2010 %50) kolaylıkla “daha ne olsun” gibi bir sonuca insanları kolaylıkla taşıyabildiği, “gemisini kurtaran kaptanın” denizi ve diğer gemileri pek umursamadığı ortaya çıktı. Yani değerlendirme yapmak isterseniz birçok açıdan da eğitici ve oldukça olumlu etkilere vesile olduğunu da gözlemlemek mümkün, seyahat özgürlüğü mücadelesinin.

Süreç içinde ektiğiniz tohumların, küçük kampanyalar ve taleplerin kimi zaman kamu otoritesine karşı farklı ve mevzi başarılarını görmek elbette teşvik edici olsa da, birçok insan için "buraya kadar" tepkisine de yol açabiliyor. Hatta "görev tamam" yargısına da...

Ancak bütün bunlar olurken süreç devam ediyor. Ve şunu açıklıkla görüyorsunuz: Hepimizin birbirimizi doldurmak, amiyane deyimiyle "gaz vermek" yerine, daha yapıcı katkılara ihtiyacı var. Örneğin bir medya mensubuna ulaşmak, bir bürokrat veya siyasetçi kanalıyla temel taleplerimizin duyulmasını, "ısrarımızı" dillendirmek gibi... Demokrasinin tam anlamıyla bir ilişki sporu olduğu Türkiye'de bazen "lobiciliklerin" bile sayısız faydaları olabiliyor. Bu satırların yazarı, TBMM'de asla bir araya gelmeyecek farklı parti ve milletvekillerinin 2012-2013 yılında aynı düzlemde farklı birkaç soru önergesinde "seyahat özgürlüğü" konusunda  buluşabileceğine bizzat yakından tanıklık etti. 


Sevgili Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, hayatımızı öncelikle biz adaletli hale getirebiliriz. Ancak ne istediğinin farkında olanlar, stratejik ve taktik zekalarını kullanan sivil aktivistler, ağır giden değişimi hızlandırabilirler. 

Haklarını istemeyi bilenler, talep edenler, direnenler, temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda da konformist politikacıları harekete geçirebilirler. 

Hiçbir zaman unutmayın, bir insan, bir kadın, bir Amerikalı Rosa Park bir gün otobüste oturduğu yerden kalkmayı reddetmeseydi, bugün ne Barack Obama başkan olabilirdi, ne de Güney Afrika’da Mandela!

14 Mart 2013 Perşembe

Yurt dışına çıkış harcını SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!

"Yurt dışına çıkış harcını SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!" sloganıyla kampanyamıza başladık!

TBMM'de plan bütçe komisyonunda onaylanan ve TBMM'de kabul edilen torba yasayla Bakanlar Kurulu'na "yurt dışına çıkış harcını" SIFIRLAMAyetkisi verildi. Biz de herkesi Sayın Başbakan ve Sayın Bakanlar Kurulu üyelerine seslenmeye, bu çağdışı seyahat özgürlüğü engelini birlikte SIFIRLAMAYA çağırıyoruz.

Her mecrada aşağıdaki bannerları ve mesajları kullanarak Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na iletebilir, medya organlarına ulaştırabilirsiniz. Anayasal ve temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğünü savunan kampanyamıza siz de katılın!






Lütfen diğer kampanya malzemelerini için TIKLAYINIZ!

13 Mart 2013 Çarşamba

SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!

Bakanlar Kurulu yeni torba yasayla "Yurt dışına çıkış harcını"  sıfıra kadar indirmeye yetkili oluyor! "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı", TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bugün kabul edildi.

Bu yasa tasarı da 15 TL olan yurt dışına çıkış harcını kaldırmasa da, verilen "sıfırlama yetkisi", seyahat özgürlüğü engelinin bir karar ile kolayca kalkabilmesi anlamına geliyor. 

Sayın Başbakan'dan başkanlık ettiği ilk Bakanlar Kurulu'nda bu vergiyi kaldırarak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının önündeki anlamsız bir engele daha son vermesini istiyoruz.

Sayın Başbakan, AK Parti iktidarı hep seyahat özgürlüğünü genişletici adımlara imza attı, birçok ülkeyle aramızdaki vizeleri kaldırmayı sürdürüyorsunuz, ancak adeta kendi vatandaşlarımıza koyduğumuz bir vizeye dönüşen bu harcı ya kaldırın ya da sıfırlayın!

Tüm gezginler, Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, Sırtçantalılar Topluluğu üyeleri, seyahatseverler, hep birlikte sesleniyoruz:

SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!

Elbette bir Anayasal hak ve temel insan hakkı olarak "seyahat özgürlüğünü" kısıtlayan yurtdışı çıkış harcının sadece sıfırlanmasını değil, tamamen tarihe gömülmesi gerektiğine inanıyoruz. 

Dünyada eşi benzeri bulunmayan bu vergi, İnsan hakları evrensel bildirgesinin 13., Anayasamızın seyahat özgürlüğünü düzenleyen 23. maddesine açıkça aykırı...

Yurttaşlarımız için ülke dışına çıkarken tam bir zahmet ve eziyete dönüşen harç pulu uygulaması, aslında Toplu Konut idaresine(TOKİ) sağlaması beklenen "geliri" de karşılamaktan uzak.

Şimdi ilk adımı atın, harcı SIFIRLAYIN!

4 Mart 2013 Pazartesi

"Yurt dışı çıkış harcı kalksın" kanun teklifi!


Yurt dışı çıkış harcının kaldırılması için TBMM'ye kanun teklifi verildi. CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın 27.02.2013 tarihinde verdiği teklifin gerekçesinde dünyada bir benzeri daha bulunmayan bu harcın hem işlevsiz, hem Anayasaya aykırı hem de vatandaşlara bir eziyet olduğunu vurguluyor.

Uzun zamandır Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak yurt dışına çıkış harcına karşı da kampanyalar yürütüyoruz. Geçen yıl "bu sefer olmaz" diyerek yapılmak istenen bir zamma karşı kampanya yaptık ve etkili oldu, zammı önledik. Ama asıl hedefimiz "seyahat özgürlüğü"nün önünde tam anlamıyla bir engel oluşturan bu harcın tümüyle kaldırılmasıdır.

Öğretim görevlisi Serkan Köybaşı da Anayasa'ya aykırı bu harcın kaldırılması için 4 yıldır hukuksal mücadele veriyor. 2009 yılında açtığı dava 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun’un çeşitli gerekçelerle Anayasa’ya aykırı olduğu üzerine kurulu, davası şu anda temyiz aşamasında. 

TBMM'ye verilen bu kanun teklifini sonuna kadar destekliyoruz.

Milletvekili Ayaydın, kanun teklifinin gerekçesinde  "Yurt dışına çıkış harcı"nın nasıl çıktığı ve nedenleri üzerinde de durarak şimdi bunun nasıl işlevsizleştiğini de çok güzel açıklamış. Bu harç Türkiye’nin büyük döviz sıkıntısı çektiği bir dönemde yurt dışına çıkışları caydırmak ve bu yolla döviz tasarrufu yapabilmek amacıyla dış seyahat harcamaları vergisi adı altında ilk kez 1970’li yıllarda konulmuş bir uygulamaydı.

1980’li yıllarda bu vergi kaldırılarak yerine Toplu Konut Fonu getirilmiştir. Ancak Toplu Konut Fonu uygulamasının başarısız olması üzerine 2001 yılında yurt dışına çıkış harcı uygulamasına geçilmiş ve 2007’de çıkarılan 5597 sayılı Kanunla getirilen çeşitli değişikliklerle bu uygulama devam ettirilmiştir.  Önceleri kişi başına 50 dolar olan bu harç, zaman içinde 70TL olarak belirlenmiş ve nihayet 5597 sayılı kanunla 2007 yılından beri 15 TL olarak uygulanmaktadır.

Hali hazırda yurt dışına ticari taşımacılık yapan araçların mürettebatı (pilot, hostes, şoför vb.), 7 yaşından küçük çocuklar ve yabancı ülkede oturma izni olanlar dışında Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkan herkes, çıkış kapılarında 15 TL’lik bu harcı ödemek durumundadır.

Bu harç çağdışı ve vatandaşlara zahmet getiriyor.

Yurt dışına çıkış harcı, her şeyden önce çağdışı ve vatandaşlara zahmet getiren bir uygulamadır. Ayaydın'ın vurguladığı gibi, "yüzyıllar öncesinde kalan bir tür baş vergisi, kelle vergisi görünümündedir. Bu yönüyle ülkemize yakışmamaktadır." Bu uygulamanın dünyada hiçbir ülkede örneği bulunmamaktadır.

Ayrıca, geliri TOKİ’ye  tahsis edilen yurt dışına çıkış harcı, mali yönden gün geçtikçe anlamını yitiren, tahsilatı azalmakta olan bir gelir kalemine dönüşmüştür. Ayaydın kanun teklifinin gerkçesinde, 2012 yılında bütçe hedefi olarak 111 milyon TL olarak öngörülmüş olsa da yıllık harç tahsilatının ancak 67 milyon TL olarak gerçekleştiğini belirtmektedir.

Gelir tutarları hedeflendiği gibi yüksek değil 
2007 yılında harç tutarı 70TL’den 15TL’ye düşürülerek 23’e ulaşan muafiyet alanı kaldırılıp harç tabanı genişletilmiş, daha iyi bir tahsilat öngörülmüş ancak bu öngörü gerçekleşmemiştir. Zira yurt dışına çıkış harcı 70 lira iken 2006 yılında 102,3 milyon gelir elde edilmişken, harcın 15 lira olduğu 2011 yılında 88,6 milyon TL, 2012 yılında ise ancak 67 milyon TL gelir elde edilebilmiştir. Bu gelir, TOKİ için de bir anlam ifade etmekten tamamen uzaktır, yani kanunun/harcın temel nedeni de gerçekleşmemektedir. 

Tüm bunlardan daha önemlisi ise yurt dışına çıkış harcı uygulamasının içerdiği hukuksuzluk, Anayasal bir temel hak olan "seyahat özgürlüğü"ne yönelik kısıtlayıcı anlayıştır. 2010 yılındaki referandum sonucu yapılan anayasa değişiklikleri ile vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyetinin, ancak suç soruşturması ve ya kovuşturması sebebiyle hakim kararına bağlı olarak sınırlanabileceği hükmü kabul edilmiştir. Böylelikle vergisel yükümlülük kapsamında yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi uygulamasına son verilmiştir.

Yurtdışına çıkış harcı Anayasaya aykırılık taşıyor

Bir yandan vatandaşların seyahat özgürlüğünün genişletilmesi söz konusu iken, diğer yandan yurt dışı çıkış harcı uygulaması ile fiili bir engelin sürdürülmesi kabul edilemez bir tutumdur. Zira bugün yurt dışına çıkış harcını ödemeyen bir kişinin ülkeden çıkış yapmasına kolluk kuvvetleri izin vermemektedir. Oysa anayasa hükmü çok açık olup, yurt dışına çıkış sadece hakim kararına bağlı olarak engellenebilecektir.

Türkiye bu harç gelirini TOKİ’ye başka kaynaklardan aktarabilir

Ayaydın'ın verdiği Kanun teklifi ile yurt dışına çıkş harcının yarattığı gelirin işlevsizliğini de gösteriyor. Anayasaya aykırılık taşıyan, kişi hak ve özgürlüklerini hiçe sayan; gelişmiş hiçbir ülkede örneği olmayan, çağ dışılık arz eden; mali yönden ciddi bir düşüş gösteren ve vazgeçilebilir düzeyde bir gelir getiren yurt dışına çıkış harcından sağlanan geliri başka kaynaklardan temin ederek TOKİ’ye aktarabilecek güçte ve potansiyelde bir ülkedir. 

Dünyada hiçbir örneği olmayan bu "deli dumrul vergisi"ne karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. TBMM'de ve halkımız arasında bu mücadelenin daha çok yankı bulmasını, bu temel hak ihlaline her yurttaşımızın karşı çıkmasını diliyoruz.

CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın'ın verdiği Kanun teklifine ulaşmak için TIKLAYINIZ!

26 Şubat 2013 Salı

17 "ikonun" pasaportları!

Kendi alanlarında "ikon/efsane" durumuna gelmiş 17 ünlü figürün, sanatçı, bilim adamı, yazar, şarkıcı, sinema yıldızı, ressam, pop starının pasaportları:


Albert Einstein


David Bowie

Ella Fitzgerald

 Ernest Hemingway

James Joyce


F. Scott Fitzgerald

Janis Coplin

John Lennon

Johnny Cash

Katherine Hepburn

Marilyn Monroe


Rene Magritte

Roy Orbison

Sammy Davis

Muhammed Ali

Virginia Woolf

Walt Disney

Kaynak: Lütfen Tıklayın!

20 Şubat 2013 Çarşamba

Yaşlılar ve Engelliler için Pasaport Kolaylığı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün hasta yaşlılar ve engellilere pasaport için evde hizmet uygulamasını okuyunca ağzımdan gayri ihtiyari şu sözler döküldü: "isteyince oluyor."

İstemek ve yapmak...

İstemeden yapmak, zorunda kalmak, "mış gibi" yapmak... Hepsi çok olumsuz davranışlar, ancak hayatımızın içinde birçok konuda, yerde özellikle "kamu hizmetleri" ve memurlarla ilişkilerimizde bunu yaşıyoruz.

Yapmak istemenin mantıki koşulları kadar, yapanın eylemin ya da hizmetin nedenleri ve sonuçları konusunda yeterince bilgilenmemesi, gönülden, istekli davranmasını engelliyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün pasaport şube müdürlüğü personelini de bu konuda çok iyi eğittiği , polis-vatandaş ilişkisinin çok medeni seviyede geliştiği söylemek mümkün. Pasaport işlemleri için İstanbul'da hem kendi gözlemim bu, hem de diğer kişilerden edindiğim izlenim.

Yeni uygulama, özellikle yurt dışında tedaviye gitmesi gereken hastaların emniyete gelememeleri nedeniyle büyük sıkıntı yaşanınca hayata geçirilmiş. Seyyar parmak izi cihazı ve bir laptop alan polis memurları özel durumda olan vatandaşın hastanede ya da evinde ziyaretine gidip pasaport işlemini gerçekleştiriyor. Pasaport müracaatında bulunan kişinin parmak izi ve imza attıktan sonra kaydedilen verileri emniyette pasaport sistemine aktarılıyor. Hasta emniyete gelmiş gibi işlemleri gerçekleşiyor.

Çoğunluğunu yurt dışında tedavi görmesi gereken hastaların oluşturduğu taleplerin arasından hayatının son baharında çocuklarının yanına gitmek isteyen yaşlılar ya da engellilerin şikayetleri de bu hizmetin geliştirilmesi sürecini hızlandırmış. Bugüne kadar 150 kişinin pasaport müracaatları ya hastane odalarında ya da evlerinde hizmet verilerek karşılanmış.

Akşam Gazetesi'nin haberinde bir emniyet yetkilisi, polisin vatandaşın hizmetinde olduğu bilinci ile hareket ettiklerini söylerken uygulama nedenini şöyle açıklıyor: "İnsanların sağlık şartları nedeni ile seyehat imkanları kısıtlanmamalı. Vatandaş emniyete gelemiyorsa bu hizmeti sunuyoruz. Hastalıkları ile ilgili rapor istenmiyor. Engelli, yürüyemeyecek durumda olan kişilere bu hizmet verilmekte"

Haberdeki bir detay dikkatimi çekti, örnek uygulama anlatılırken "yeşil pasaport" örneği verilmişti. Umarım bu sadece "yeşil pasaportlu" azınlığı kapsamıyordur.

Hasta yaşlılar ve Engelliler için başlatılan bu uygulamanın "seyahat özgürlüğü" hakkının gelişmesi ve vatandaşa hizmet açısından da çok yerinde olduğunu düşünüyorum. Devlet vermek zorunda olduğu bir "kimlik belgesi"nin edinilme koşullarını ne kadar kolaylaştırırsa sadece 7 milyon civarında seyreden pasaportlu vatandaş sayımız da o kadar artabilir. Hem hasta yaşlılar hem de engeliler hayatla daha fazla ilişki kurabilir.

Elbette pasaport ücretlerinin çok yüksek bir düzeyde olması, hala dünyanın en pahalı pasaportunu kullanıyor olmamız "seyahat özgürlüğü"nün önünde temel bir engel olarak duruyor. Ancak bu tür pozitif adımlar, sıranın bir gün fahiş ücret ve harçlara da gelebileceği umudumuzu yaşatıyor.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Seyahat İnsana neler öğretir? (2)

Dün Twitter hesabımızdan (@seyahatozgurluk) takipçilerimize sorduk: "Seyahat insana neler öğretir?"

Çok güzel yanıtlar geldi, katılım oldukça yüksek oldu. 

Bu güzel gözlem ve düşüncelerin twitler arasında kaybolup gitmesini önlemek için bir blog yazısına dönüştürdüm. Takipçilerimiz seyahatseverler, gezginler seyahatin hayatlarına neler kattığını paylaştılar:

Halil İbrahim İzgi ‏@ibrahimizgi
Seyahat azla yetinmeyi öğretir. Ağırlıklardan kurtulmayı öğretir.

Arda Gider ‏@ardagider
türkiyede yemediğin yemekleri yurtdışında şükrederek yemeyi öğretir.


Agit Demirci ‏@agitdem
farkindalik


Kübra Fırat ‏@keopsfenks
bazen kendinden bile uzaklaşabildiğini..

hasan calpbinici ‏@hcalpbinici
seyahat insana planlama , butce hesaplama, kapasite hatta yeri geldiginde forecast yapmayi ogretir ::)


özlem öğüt ‏@ozbornozy
seyahat etmek kendini dünyayı öğretir kaybolursun bulursun unutursun hatırlarsın aşık olursun aşkı bitirirsin... HAYATTIR


iradeliyay ‏@iradeliyay
Seyahat insana, konficyus un ne kadar hakligi oldugunu gosterir, yani 1mil gezmenin en az 1 kitap okumaya esit oldugunu.


YAŞAMSAL GANİMETLER ‏@CasminBulut
Ne kadar önyargın varsa hepsini sana bir bir ödetir...


esat candar ‏@_uykutulumu
memleketini ozlemeyi


Zeynep Erdim ‏@zeynep_erdim
dunyanin senden ve mahallenden ibaret olmadigini ogretir.


Zeynep Orfa ‏@baskabigezegen
daha iyi bir insan olmayi ogretir

Dzhuneyt SHEMSİ ALİ ‏@DzhuneytShemsi
dünyada kaç çeşit insan ve kaç bucak yer olduğunu öğretir.


Faruk Erkılıç ‏@farukerkilic
harekete geçmenin kıymetini ogretir.


berk koçak ‏@berk_kocak
seyahat; farklı kültür , farklı insan tanımak, keşfetmek bence. tabi kaşiflik ruhun varsa


Hakan Akıllıoğlu ‏@Hakann01
Yollarda olmanın , yaşamanın keyfini öğretir.


Uğur Çakır ‏@BiSeylerYaziyo
atak olmayı öğretir


aslında zor değil ‏@deryik
 hareket edebilir olmanin, mobilitenin degerini gosterir; esya deposu, mulkiyet aniti evlerden cikip hafiflemeyi ogretir.


evren yesil ‏@evrenyesl
dünyan evinden ibaretse bile sadece salonda yaşayamazsın, yatak odandan banyoya mutfağa kadar heryeri yaşaman gerek.


Nebile Kapicioglu ‏@Nebile
yaşama sevinci verir ve kesinlikle daha iyi bir insan olmayı öğretir.

Erman Yetkin ‏@ermanyetkin
Bazen çekip gitmen gerektiğini öğretir.


yol yolcusu ‏@olgunsenel
"Her şeyi bırakıp arkama bile bakmadan gitmek istiyorum" diyip gidemeyenlere nasıl yapılır bir süreliğine göstermeyi :)

Kazara Yazan ‏@evren_t
seyahat insana kendini tanıma fırsatı verir ve her seyahatte biraz daha insan olmayı öğretir


Özge ‏@MISIRistheword
ucunda Sharm el Sheikh'i görmek varsa Pazartesi sabahı iş yerine bavullarla gitme eziyetinin vız gelmesidir :)


O. Suat Özçelebi ‏@suatozcelebi
Seyahat insana neler öğretir? Mucizenin hayat olduğunu ve bu mucizenin dünyanın birçok yerinde açık, gizli seni beklediğini.


Unuttuklarım ya da yeni düşünceler eklemek isteyenler lütfen "yorum" bölümünden devam etsinler. Herkesin, aklına, eline sağlık!

7 Şubat 2013 Perşembe

Üzerinde Güneş Batmayan Topluluk 5 yaşında!


Üzerinde Güneş Batmayan Topluluk, Sırtçantalılar bugün 5 yaşına bastı.

Seyahat özgürlüğü mücadelesinde tanıştığımız, kaynaştığımız, daha sonra mücadelenin her aşamasında katkı ve destek sunan Sırtçantalılar, "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" için vazgeçilmez bir yol arkadaşı ve kardeş bir topluluk oldu.

Kurucuları, sevgili Onur İnal, Ömürden Sezgin ve Engin Kaban'ın şahsında tüm Sırtçantalılar'a "seyahat özgürlüğü"nün temel bir insan hakkı olarak kavrandığı ve yaşandığı bir dünyada hep birlikte nice yıllara diyoruz.

Sırtçantalılar büyük bir işe daha imza atıp Türkiye'nin en büyük seyahat portalını 5. yılın şerefine bugün yayına sokuyorlar. Mutlaka ziyaret edin: www.sirtcantalilar.com

Şimdi söz Sırtçantalılar'da, onlar kendilerini ve öykülerini şöyle anlatıyor:

Nasıl, ne zaman, neden…?Ülkemizde gezginleri bir araya getirmek amacıyla kurulmuş çeşitli internet sitesi, e-posta haberleşme grubu, internet günlüğü (blog) olduğunu biliyoruz. Ancak bu platformların hiç birisinin bizim gibi alternatif biçimlerde gezen, doğaya, çevreye ve kültürel çeşitliliğe saygılı gezginlerin sağlıklı bir şekilde haberleşmelerini sağlayamadığını gördük.Bu gerçekten yola çıkan üç gezgin olarak, çok uzun süren bir tartışma, fikir alışverişi ve oluşum evrelerinden geçerek Şubat 2008’de Sırtçantalılar Grubu’nu kurduk ve ilk üyelerimizi davet etmeye başladık. Amaçladığımız gibi çok değerli gezginler aramıza katıldı. Sayımız önce yüzlere, sonra da binlere ulaştı. Böylelikle, ilk dört yıl boyunca e-posta grubu olarak devam eden Sırtçantalılar Grubu’nu, 2012 yılının Nisan ayında bu site üzerinde yer alan Forum bölümüne taşıma ihtiyacı doğdu.Artık Sırtçantalılar, dünyanın dört bir köşesinde ikamet ve seyahat etmekte olan binlerce Türk gezgini internet ortamında bir araya getiren, gezginlerin birbirlerinin bilgi ve tecrübelerinden faydalanmalarını sağlayan “Türkiye’nin en büyük gezgin platformu“Biz Kimiz?Biz, “gezmek” kavramına tutku derecesinde bağlanmış, belli bir gezi deneyim ve bilgisine ulaşmış ve bu bilgi paylaşımını, aynı heyecanı duyan başka insanlara da ulaşarak genişletmek isteyen kişileriz.Gezmekte, görmekte, okumakta, anlatmakta ve yazmakta sınır tanımayan gezginleriz.Kültürlerarası diyaloğun, hoşgörünün ve dayanışmanın geliştirilmesini, doğanın ve kültürel mirasın korunmasını, sürdürülebilir turizm düşüncesine bağlı kalınmasını ilke edinmiş bilinçli bireyleriz.Sırtçantalılar Topluluğu Kurucuları

27 Ocak 2013 Pazar

Pasaport zammına Almanya'da da karşı çıkıyoruz.

Seyahat özgürlüğü gönüllüleri dünyanın her yerinde otomatik pasaport zammına karşı çıkıyor. 

Gönüllülerimizden Onur İnal Hürriyet Avrupa'da bu zamma Almanya'da da nasıl karşı çıkacağımızı ve Türkiye'de neler yaptığımızı anlattı.

Almanya'daki yurttaşlarımızı, tüm gurbetçilerimizi de vuran bu fahiş pasaport ücretlerine, zamlara karşı yurt dışından da gür bir sesin çıkmasına çalışacağız. 

Dünyanın dört bir yanındaki tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerinden de bu zamma karşı ve seyahat özgürlüğünü engelleyen fahiş ücret, harç, vize, kötü muamele ve benzeri her uygulamaya karşı çıkmalarını istiyoruz. 

Hürriyet Avrupa'daki bu haber birçok site tarafından da haberleştirildi. Özellikle "Turizm Trend"in bunu haberleştirmesini önemsiyoruz. Çünkü en çok sesi çıkması gereken turizm sektöründe çalışan şirketler, acentalar, hatta dernek ve odalar bu konuda, "seyahat özgürlüğü"ne konan yapay engellerle ilgili büyük bir sessizlik ve kayıtsızlık içinde.

Seyahat özgürlüğü temel bir hak ve herkesin bu hakkına sahip çıkması gerek...

Hürriyet Avrupa'daki haberin detayları için Lütfen TIKLAYIN!


23 Ocak 2013 Çarşamba

Gezgin Dergisi'nden kampanyamıza destek!

Gezgin dergisi internet sitesinden "otomatik pasaport zammına hayır!" kampanyamızı okurlarına duyurdu. Yayımladıkları haberde basın bültenimize ve kampanya bannerlarımızdan birine yer veren dergi, sosyal medya üzerinden yürüttüğümüz çalışmalara da destek vermeyi sürdürüyor.

"Otomatik pasaport zammına son!" başlığı ile yayımlanan yazıdan bazı başlıklar şöyle:
"Seyahat özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırt Çantalılar Topluluğu, birlikte “otomatik pasaport zammına son” kampanyası başlattı. T.C. pasaportu dünyada her yıl otomatik olarak zamlanan tek pasaport! Üstelik dünyanın en pahalı pasaportu.Mevcut ücreti ile dünyanın en zengin 5 ülkesinin (Katar, Lüksemburg, Norveç, Singapur, Brunei – Forbes 2012) toplam pasaport ücretlerini bile geçen T.C. pasaportuna zam yapılmasını hiçbir haklı gerekçeyle açıklamak mümkün olamaz.“Seyahat özgürlüğü” Anayasamız ve “insan hakları evrensel bildirgesi” tarafından da güvenceye alınmış temel bir insan hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu temel insan hakkını dünyanın en pahalı pasaportlarını bize “satarak” ve her yıl zam yaparak elimizden almaktadır.Pasaport devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini onlara “satamaz”. Her yıl zam yapamaz! Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına, “müşteri” muamelesi yapamaz!Pasaport bir “para kapısı” değil, bir kimlik belgesidir."
Yazının tümü için lütfen TIKLAYIN! 

21 Ocak 2013 Pazartesi

"Seyahat Özgürlüğü" İzmir Life dergisinde...

İzmir Life dergisi Ocak 2013 sayısında "seyahat özgürlüğü"ne, mücadelemize ve bloğumuza geniş yer ayırdı. Elif Aydoğdu'nun Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü O. Suat Özçelebi ile yaptığı söyleşi "Seyahat özgürlüğümüzü istiyoruz, dünyanın en pahalısı Türk pasaportu" başlığıyla yayımlandı. 

Dergide hem "seyahat özgürlüğü" hareketinin nasıl başladığına, hem yürüttüğümüz kampanyalara hem de Türkiye'de ve dünyada pasaport ücretleri, vize ve diğer engeller açısından yurttaşlarımızın durumuna ayrıntılı olarak yer verildi. 

Özçelebi söyleşide şu görüşlere yer verdi: "Dünya’daki hiçbir ülkede pasaport ‘değerli kağıt’ olarak tanımlanmıyor. Bizim değerli kağıtlar kanunu diye bir yasamız var. Bir de harçlar yasası var. Her yıl değerli kağıtlar Eylül ya da Ekim ayındaki endekse bakılarak o endeks oranında zam görür diye bir ibare var. Bu nedenle de her yıl pasaportun fiyatı artıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok. Pasaport basit bir kimlik belgesi, sadece devletin kişiye vermekle yükümlü olduğu bir kimlik belgesi. Yani daha yurtdışına çıkmadan vatandaş önce devlete vize ücreti öder gibi yüklüce ücretler ödüyor."


Özçelebi söyleşinin sonunda şunları dile getirdi: "Yıllardır söylüyoruz, devlet vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini, onlara fahiş bir ücretle satarak "müşteri" muamelesi yapamaz."

4 sayfalık söyleşiyi, maalesef internet linki olmadığı için sizlere tümüyle aktaramıyorum. Dergiye İzmir'de tüm bayilerden ulaşabilirsiniz. 

İzmir Life'ın internet sitesi için lütfen TIKLAYIN!