1 Ocak 2013 Salı

Pasaport %15 zamlandı, 513 TL oldu!

T.C. Pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu olma ünvanını korudu. Türkiye'de "seyahat özgürlüğü"nün önündeki en büyük engellerden biri yüksek ve "otomatik" pasaport zamları, artarak sürüyor.

2013 yılında 10 yıllık biyometrik pasaport Bakanlar kurulu tarafından "yeniden değerleme oranı" % 7,8'in üzerine de çıkılarak % 15 "OTOMATİK" olarak zamlandı. Artık 10 yıllık biyometrik pasaport almak isteyenler tam 513,40 TL ödemek zorundalar!
Pasaport defter bedeli de yüzde 15.2 zamlanarak 62,5 TL'den 72.TL'ye çıktı. Bu ücrete pasaport harçları da eklenince 4-10 yıl arası biyometrik pasaport ücreti 513,40 TL'yi buldu.

Bugün yayımlanan Resmi Gazetede harçlar kanunun (6) SAYILI TARİFE 'sinin 1. fıkrasına göre,
Pasaport Harçları şöyle belirlendi :

I- Pasaport Harçları:

1. Umuma mahsus münferit ve müşterek pasaportlar:
(Konsolosluklarca verilen pasaportlar dahil)

6 aya kadar olanlar
92,55 + 72 TL

1 yıl için olanlar
135,20 + 72 
TL

2 yıl için olanlar
220,65 + 72 
TL

3 yıl için olanlar
313,25 + 72 
TL

3 yıldan fazla süreli olanlar (10 yıla kadar)
441,40 + 72 
TL

1.Umuma mahsus münferit ve müşterek pasaportlarda pasaportta kayıtlı her kişi için ayrı ayrı harç alınır. Refakatte kayıtlı 7 yaşından küçük çocuklardan harç alınmaz. Süre uzatımları da aynı miktarda harca tabidir.
2. 5682 sayılı Pasaport Kanununun 18 inci maddesinde yer alan yabancılara mahsus damgalı pasaportlardan da 1 numaralı fıkradaki esaslara göre, umuma mahsus münferit ve müşterek pasaportlardan alınan harçlar aynen alınır.

3. Muteberlik müddeti sona eren pasaportların konsolosluklarca süre uzatımı, bu pasaportların sürelerinin bitimi tarihinden itibaren ceza alınmaksızın yapılır.


Yukardaki ifadeleri aynen bugün Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğden aldım. Buna göre "konsolosluklarda" uygulanacak fiyatlar da bunlar. Ve konsoloslukların harçları belirlerken kullanacakları ABD doları kuru: 1,8.- TL


30 Aralık 2012 Pazar

TIME'dan yeni yılın ilk "kapağı" hepimize!

TIME dergisi bile her yıl otomatik olarak zamlanan, dünyanın en pahalı pasaportu olan T.C. Pasaportu'na daha fazla kayıtsız kalamadı ve 2013'ün ilk kapağına taşıdı :)


27 Aralık 2012 Perşembe

Otomatik Pasaport Zammına Son Verin!


27.12.2012



Basın Bülteni 



Otomatik Pasaport Zammına Son Verin! 



Sayın Basın Mensupları, 

· T.C. pasaportu dünyada her yıl otomatik olarak zamlanan tek pasaport!
   Buna karşı “otomatik pasaport zammına hayır!” kampanyası başlatıyoruz!

· T.C. pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu!

· Pasaport bir “para kapısı” değil, devletin vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir.

·
Başka ülkelerden Türkiye'ye koydukları vizelerini kaldırmalarını isterken, kendi vatandaşlarına pasaport ücret ve harçlarıyla "vize" koyan bir ülke olmanın yanlışlığını hükümetimizin bir an önce fark etmesini diliyoruz. 

Maliye Bakanlığı yılbaşında Pasaport ücretlerine yine zam yapacak. Bir araya gelen yüzlerce seyahat özgürlüğü gönüllüsü olarak her yıl yapılan bu otomatik zamma artık bir son verin diyoruz. 


Seyahat özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırt Çantalılar Topluluğu, birlikte “otomatik pasaport zammına son” kampanyası başlatıyoruz!

T.C. pasaportu dünyada her yıl otomatik olarak zamlanan tek pasaport! TBMM'de milletvekillerinin soru önergeleriyle de uzun zamandır gündeme getirilen dünyanın en pahalı pasaportu.

Mevcut ücreti ile dünyanın en zengin 5 ülkesinin toplam pasaport ücretlerini bile geçen T.C. pasaportuna zam yapılmasını hiçbir haklı gerekçeyle açıklamak mümkün olamaz.

“Seyahat özgürlüğü” Anayasamız ve “insan hakları evrensel bildirgesi” tarafından da güvenceye alınmış temel bir insan hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu temel insan hakkını dünyanın en pahalı pasaportlarını bize “satarak” ve her yıl zam yaparak elimizden almaktadır.

Pasaport devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini onlara “satamaz”. Her yıl zam yapamaz! Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına, “müşteri” muamelesi yapamaz!


Pasaport bir “para kapısı” değil, bir kimlik belgesidir. 
Üstelik bu yıl zam oranının % 8 civarında olması gerekiyor. 446.-TL olan pasaport ücreti 483.-TL olması gerekir. Ama hayır, devlet-hükümet "seyahat özgürlüğü" konusunda bizleri yurttaş değil birer müşteri gibi gördüğü için Bakanlar kurulu zam oranlarını %50 artırma yetkisini de kullanarak, %8 değil % 12 zam yapabilir. Geçen yıl yaptıkları gibi...

Pasaport, harçlar ve değerli kağıtlar kanunu kapsamından çıkarılmalıdır. Pasaport harçlar ve değerli kağıtlar yasası kapsamından çıkarılmadığı sürece otomatik zamlarla inanılmaz yüksek bir ücrete ulaşacaktır. Yılbaşında yine bu yasalar gerekçe gösterilerek pasaportlara yapılacak %12’lik otomatik zammı kabul etmiyoruz. 2010 yılında “seyahat özgürlüğü gönüllüleri”nin de mücadelesiyle yapılan % 50’lik indirime rağmen şu anda 446,35.-TL ile dünyanın en pahalı pasaportu olan 4-10 yıllık biyometrik T.C. pasaport ücreti, zamla birlikte 500.-TL fiyatıyla iyice fahiş hale gelecektir.

Yılbaşında gerçekleşecek % 12’lik yeni pasaport zammını kınıyor ve geri alınmasını istiyoruz. Dünyanın en ünlü gezgininin, Evliya Çelebi’nin torunları olarak dünyanın en pahalı pasaportunu kullanmak istemiyoruz.

Bakanlar Kurulu’nu bu haksız zammı durdurmaya, yeniden değerleme oranında zammı uygulamamaya, Anayasal hakkımızı daha fazla sınırlandırmamaya çağırıyoruz.

Biz bu ülkenin pasaportunu taşımaktan gurur duymak istiyoruz, bize bedelsiz verilmesi gereken bir kimlik belgesi için devletimizden "müşteri" muamelesi görmek istemiyoruz.

Dünyada ortalama 50-60 dolar olan bir kimlik belgesi için 275 dolar ödemek istemiyoruz.

Başka ülkelerden vizelerini kaldırmalarını isterken, kendi vatandaşlarına pasaport ücret ve harçlarıyla "vize" koyan bir ülke olmanın yanlışlığını hükümetimizin bir an önce fark etmesini diliyoruz.

Türkiye’de yaklaşık 275 dolar olacak 4-10 yıllık biyometrik pasaport ücret ve harçlarının Dünya ülkelerinin ortalamasına çekilmesini, yaklaşık 50-60 ABD dolarına indirilmesini istiyoruz.

Tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.


Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri / Sırtçantalılar Topluluğu

25 Aralık 2012 Salı

Egemen Bağış: "vizesiz seyahati tavsiye etmem"

AB Bakanı Egemen Bağış TRT Haber'de "Neler oluyor?" programında canlı yayın konuğu oldu. Biz de programa Twitter üzerinden iki soru yolladık. 

@a_ahmetboken @Egemen_Bagis 2 sorumuz var 1.Neden dünyanın en pahalı pasaportuna indirim yerine tekrar yılbaşında zam yapılıyor?

@a_ahmetboken @Egemen_Bagis 2."Hizmet sunanlara" Vizeyi kaldıran 3 AB ülkesine giderken yurttaşlarımız vize olmadan uçağa binebilecekler mi?


TRT Haber Genel yayın yönetmeni ve program sunucu Ahmet Böken 2. sorumuzu Sayın bakana "seyahat özgürlüğü"nün size Twitter'dan yönelttiği soru diyerek aynen okudu:

"Hizmet sunanlara" Vizeyi kaldıran 3 AB ülkesine giderken yurttaşlarımız vize olmadan uçağa binebilecekler mi?

Sayın bakanın yanıtı kısa ve netti: Tavsiye etmem!

Şimdi aklımıza şu sorular geliyor. AB Komisyonu'nun Türkiye'den "hizmet sunanlara" Almanya, Danimarka ve Hollanda'da 2 ve 3'er ay vizesiz seyahat ve bulunma kolaylığı sağlanacak sözünün aslında bir anlamı yok mu?

Bugün bütün medya organlarında yer alan bu haberlere ve ardındaki gerçeklere, Türkiye hükümetinin net bir açıklama getirmesi ve yurttaşlarımızı "gerçek" durum konusunda bilgilendirmesi gerekmiyor mu?

19 Aralık 2012 Çarşamba

16 Aralık 2012 Pazar

Dünyanın Priz Haritası

Seyahatlerinde priz kötü sürprizi ile bir biçimde karşılaşmayan yok gibidir. Yanınızdaki aletin bir adaptörü yoksa ciddi sıkıntı yaşayabilirsiniz. Hele her şeyi mobil cihazlarla yaptığımız bir dönemde "şarj" ve doğal olarak "doğru" priz daha önemli bir ihtiyaca dönüştü. 

Aşağıdaki "priz" haritası* gezginler ve bütün seyahatseverler için çok faydalı olabilir.

                                    * Haritayı daha büyük görmek isterseniz lütfen üstüne tıklayın.

11 Aralık 2012 Salı

10 Aralık 2012 Pazartesi

İnsan hakları gününde haklarınızı unutmayın!


İnsan hakları gününde haklarınızı istemeyi unutmayın!

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan hakları günü, haklarınızı hatırlamanız için iyi bir vesile. Bu sayfalardan "seyahat özgürlüğü" için sürekli anonslar yapıyoruz. Üstelik insanların kendi haklarına bile kulaklarının ne kadar kapalı olduğunu bile bile...

İşte bir fırsat daha!

"İnsan hakları günü"nde bu haklarınızı korumak için kurulmuş kurumlara haklarınızın durumunu, hesabını sorun! Elbette temel hakkınız, Anayasal hakkınız seyahat özgürlüğünü de sorun.

Neden bana vermek zorunda olduğunuz resmi bir kimlik belgesi için dünyanın parasını istiyorsunuz?

Neden ben dünyanın en pahalı pasaportunu almak zorunda kalıyorum?

Neden bunu engellemek için bir şey yapmıyorsunuz? Bunun için uğraşması gereken bürokratlar yeşil pasaport aldığı için mi? Ben şimdi 446 TL öderken, yılbaşında 500 TL ödeyecekken, her yıl pasaport ücretine ve harçlarına otomatik zam yapılırken onlar sadece 62,5 TL pasaport ücreti ödediği için mi? 


Bu "ayrımcılık" değil mi?

Neden Avrupa Birliği ülkeleri hala bize vize uyguluyor, niye hala vize harçları bu kadar yüksek, niye harcımı ödediğim halde konsoloslukta ayrı, ülkelerine girişte, gümrük kapılarında ayrı işkence çekiyorum, neden bize "insan" muamelesini çok görüyorlar. Buna son verilmesi için NEDEN bir şey yapmıyorsunuz?

Sorun, soru çok...

Soran sayısı biraz artsa da sormak isteyen de yeterince yok!

Unutma, sevgili arkadaşım SEN İNSANSIN!

İnsan, sadece haklarıyla insan!

Hepimizin hakkı için, hep birlikte sormalıyız.

İşte Maliye Bakanı'nın Twitter adresi: 

İşte AB Bakanı Egemen Bağış'ın Facebook sayfası, twitter adresi, sorun. 

Birbirinize sormayın sadece, düzeltebilecek, değiştirebilecek yetkililere sorun: NEDEN?

Hemen aşağıda sizin milletvekillerinizin aynı yetkililere TBMM'de 6 Aralık tarihinde verdikleri "soru önergeleri" var, onlara destek verin, akibetini sorun. Oradaki soruları bir daha sorun. İnsan haklarınıza sahip çıkın. Siz sahip çıkmazsanız kimse sahip çıkmaz.

Bakın Başbakanımız, Recep Tayyip Erdoğan geçen bir konuşmasında şöyle demişti: " hak haklınındır, verilmezse alınır."

Haklarınızı size kimse vermeyecek, onları ancak alabilirsiniz.

8 Aralık 2012 Cumartesi

TBMM'ye "seyahat özgürlüğü" soru önergeleri yağıyor

Artık milletvekilleri de tek tek isyan ediyor. MHP Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan da "seyahat özgürlüğü" konusunda getirilen yasaklara isyan etti. Ve otomatik pasaport zammını "sorgulayan" soru önergesini Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek'in yanıtlaması için  TBMM'ye verdi. Sayın Türkkan'a da bu duyarlılığı için çok teşekkür ediyoruz.

2 gün önce aynı zamanda BDP Diyarbakır milletvekili Sayın Altan Tan bir soru önergesi vermiş ve Maliye Bakanından "dünyanın en pahalı pasaportu" ve "otomatik zam" konusunda bilgi istemişti. Bu soru önergesi de hemen aşağıdaki yazıda yer alıyor.

BDP ve MHP bile aynı safta "seyahat özgürlüğü"" mücadelesinde buluştu. Daha önce de aynı çerçevede CHP İstanbul milletvekili Sayın Ali Özgündüz ve Sayın Faik Tunay birer soru önergesi vermişti.

Muhalefet, temel insan hakkımızın, Anayasal hakkımızın "seyahat özgürlüğü"nün ihlal edildiği konusunda hem fikir. İktidar'ın özellikle Sayın Şimşek'in de bir an önce bu gerçeği görmesi gerekiyor. 

Hükümetin yıl sonunda 500 TL olması beklenen pasaport ücretinin, dünyada vizeleri kaldırmak için uğraşan, AB ile "vize muafiyeti" görüşmeleri yapan Türkiye'ye yakışmadığını, tam tersi bir çelişki oluşturduğunu farketmesi gerekiyor. Vize kaldırmaya çalışan hükümet kendi yurttaşlarına her yıl yeni bir "vize" koyuyor.

Yıllardır söylüyoruz, devlet vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini, onlara fahiş bir ücretle satarak onlara "müşteri" muamelesi yapamaz.

Muhalefet milletvekillerinin de artık farkettiği, isyan ettiği bu gerçeği iktidarın da kavrama vakti geldi, geçiyor.







6 Aralık 2012 Perşembe

"Seyahat Özgürlüğü" TBMM soru önergesinde...

Bugüne kadar Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e ve Sayın AB Bakanı Egemen Bağış'a öncelikle sosyal medya'da birçok mesaj ile "seyahat özgürlüğü" temelli taleplerimizi ayrıntılı olarak ilettik. Ve iletiyoruz.

Türkiye'de devletimizin yurttaşlarımıza koyduğu "vizeleri" her platformda tek tek anlatıyoruz. 2 yıldır imza kampanyaları ve faklı etkinliklerle bunu sürdürüyoruz. Bugün ortaya koyduğumuz istek, eleştiri ve taleplerin büyük bir kısmını Sayın Maliye ve İçişleri Bakanına TBMM'de BDP Diyarbakır milletvekili Sayın Altan Tan birer soru önergesi ile yöneltti.

Daha önce de CHP İstanbul milletvekili Sayın Ali Özgündüz ve Sayın Faik Tunay bu çerçevede bazı dile getirdiğimiz başlıkları doğrudan sayın bakanlara sormuştu.

Biz "soru önergeleri"nin Meclis iç tüzüğünün milletvekillerine yürütmeyi "denetleme" açısından verdiği önemli, değerli ama maalesef işlevsiz bir araç olduğunu biliyoruz. Yanıtlama konusunda iç tüzüğün getirdiği bütün haklara rağmen, aylarca yanıt bekleyen, ilgisiz yanıtlar verilen çok fazla soru önergesi oluyor.

Ama yine de bu "soru önergesi"nin Meclis kayıtlarına geçmiş olmasını, yurttaşların taleplerini duyan dillendiren milletvekilleri olmasını en az soru önergesinin verilmiş olması kadar önemli ve değerli görüyoruz.

Sayın Altan Tan'a çok teşekkür ederiz. Ve aynı teşekkürü makul sürede bu "net" soruları "net" bir biçimde yanıtlamasını beklediğimiz Sayın Şimşek ve Sayın Şahin'e de etmek istiyoruz. 


5 Aralık 2012 Çarşamba

Dünya Gönüllüler Gününde Gönüllü Olmak...

Bugün tüm gönüllülerin günü... 5 Aralık Birleşmiş Milletler Dünya Gönüllüler Günü...

Gönüllü olmak, bilgi ve becerilerini toplum ve insanlık yararına kullanmak, bunun için hiçbir maddi karşılık beklememek demektir. Dünyanın hiçbir dilinde karşılığı bulunmayan "gönül", gönlünden kopanları hayata geçirmek ülkemizde henüz tam anlamıyla sivil toplum perpektifinden mümkün olamadı.

STK'ler, vakıflar, dernekler, inisiyatifler ve diğer gönüllü kuruluşlar hala çok zayıf ve güçsüz. Ama bütün bunlara rağmen Türkiye'de de kararlı ve "gönülden" çalışan hayatın her alanında yer alan sivil toplum örgütlerini görmek mümkün. 

Sadece kurumsallaşmış örgütler değil, Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri gibi temel insan hakları ve özgürlüklerle ilgili sorunların çözümü etrafında  birleşmiş, inisiyatif ve topluluklar da farklı, örnek mücadele yöntemleri geliştiriyorlar.

Seyahat özgürlüğünün bir temel insan hakkı, Anayasal bir hak olduğunun bilincinde hepimiz sivil toplumun, birer "etkin yurttaş" olmanın bilinciyle hareket etmeye çalışıyoruz. Aramıza katılacak arkadaşlara da bu yaklaşımı aktarmaya ve destek olmaya çalışıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki temelde her sivil toplum mücadelesi bir temel hakkın ve özgürlük alanının genişlemesi ve bu konudaki duyarlılıkların artması için yapılıyor.

Bu nedenle gönüllüler artık Türkiye'de de her alanda hayatın içinde yer alıyor. Bir depremde ya da felaketlerde ilk onlar yardıma koşuyor, kurtarıyor, yaraları sarıyor. Özgürlük alanlarımıza , çevreye, ormanlarımıza ya da kültürel mirasımıza yönelik saldırılara ilk onlar ses çıkarıyor. Her mücadele geleceğimiz çocuklarımızın ve toplumumuzun da ufkunu genişletiyor, farkındalığını artırıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1985 yılında 5 Aralık tarihini "Uluslararası Gönüllüler Günü" ilan etmişti. Uluslararası Gönüllüler Günü 27 yıldan bu yana ülkemizin de aralarında bulunduğu 171 ülke tarafından gönüllü çalışmaların faydalarını dünya çapında duyurmak ve gönüllü programlara katılımı arttırmak amacıyla kutlanıyor.


Gönüllü olmak, "gönlüm olursa" demek değildir. Hayatı hepimiz için daha yaşanılır kılmanın, en güzel yollarından biridir. İnsan haklarının verilerek değil, ancak mücadeleyle "alınarak" gerçekleştiği zaman daha değerli ve korunabilir olduğunu unutmadan...

2 Aralık 2012 Pazar

1 Aralık 2012 Cumartesi

TCDD'den kadına yönelik ayrımcılığa son

TCDD akıl almaz bir ayrımcılığa uzun zamandır imza atıyordu. Kadınlara yönelik bu ayrımcılık aslında onların "seyahat özgürlüğü"nü de elinden alan Anayasal haklarını çiğneyen bir uygulamaydı.

TCDD'den online bilet almaya çalıştığınız zaman erkekler koridordan pencere kenarına, internetli koltuktan tek koltuğa kadar istedikleri yerden bilet alabiliyor, ancak sıra kadın yolcuya geldiğinde ise ‘Bayan yeri tek koltuktan ya da sıradaki bayan yanından verilir’ ekranı açılıyordu. Kadınlar koltuk seçemiyor, şansına ne çıkarsa o biletin satın almak zorunda kalıyordu.

Medyada bu yönde çıkan haberler üzerine Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırtçantalılar Topluluğu birlikte #kadınaseçmehakkıyok #ayrımcıTCDD etiketleriyle sosyal medyada bir kampanya başlattık. Doğrudan TCDD Genel Müdürlüğü hedef alan yüzlerce twit ve mesaj oluşturuldu.

Ve çok kısa sürede bu mesajlar hedefine ulaştı. Seyahat özgürlüğüne karşı, ayrımcılıkla oluşturulan bir engel daha kaldırıldı. Kısa sürede sonuç aldığımız için çok mutluyuz.

Seyahat özgürlüğünün önündeki tüm engelleri tek tek hep birlikte kaldıracağız. Bu sorunu medyada dile getiren, haberleştiren ve destek veren herkese çok teşekkürler.

29 Kasım 2012 Perşembe

75 milyon nüfusa 8 milyon pasaport!


AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Jean Maurice Ripert, katıldığı bir toplantıda* bizim çok uzun zamandan beri vurguladığımız bir konuya dikkat çekti.

75 milyon nüfusu olan Türkiye'de yaklaşık 8 milyon kişinin pasaportu olduğunu söyledi, Ripert. Nüfusun sadece %10'u. Bizim Haziran ayında Emniyet Genel Müdürlüğü'nden aldığımız bilgilere göre ise rakamlar şu biçimde: "25.05.2012 tarihi itibariyle ülkemizde geçerliliği bulunan 4.226.013 Umuma Mahsus, 1.076.428 Hususi ve 41.286 Hizmet Pasaportu olmak üzere toplam 5.343.727 pasaport bulunmaktadır."

Sayılardaki görece uyumsuzluğa çok takılmayacağım, 8 milyon pasaport sahipliğini baz alalım. Bu sayının ne kadar düşük olduğunu anlamanız için size şu örneği hatırlatayım: Türkiye'nin nüfusu 74,7 milyon. TUİK'e göre 2011'de yurtdışına çıkan TC vatandaşı sayısı 6,2 milyon! Mesela 1 Ağustos'ta karşılıklı vizeleri kaldırdığımız Ukrayna'da durum: Ukrayna'nın nüfusu 45,8 milyon. 2011 yılında yurtdışına çıkan Ukraynalı sayısı 20,3 milyon! Bir bilgi daha: Ukrayna pasaportu 350 Hryvnias (45 $), T.C pasaportu ise 446 TL (245 $)


Yani Elçi haklı, Türkiye'de pasaport sahipliği yok düzeyinde. Peki bunun nedeni nedir? Birçok neden sıralayabiliriz, ama en önemli neden somut bir biçimde yıllardır herkesin gözünün önünde duruyor: T. C. Pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu. Dünyada eşi benzeri yok. 

En önemli neden, pasaport ücreti/harcı dedik ama bu görünen neden. Asıl sebep, zihniyet! Seyahat özgürlüğü'nün temel bir insan hakkı, Anayasal bir hak olduğu bilincinin en başta siyasetçilerimizde, yetkililerimizde olmayışı.

T.C. Pasaportu aslında maliyeti 5-10 Euro düzeyinde bir kimlik belgesi olmasına rağmen vatandaşlardan vergi/harç almanın en geçerli yollarından biri olarak görülüyor. Seyahat etmek de aynı biçimde, örneğin "yurt dışına çıkış harcı" adlı garabet dünyada sadece Türkiye'ye özgü. Her yıl otomatik zamlanan pasaport da sadece Türkiye'ye özgü. Dünyada ortalama 50-60 $ olan 10 yıllık biyometrik pasaport yılbaşında 275 dolar olacak.

Sanırım niye yaklaşık 8 milyon pasaportta çakılı kaldığımız şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Ancak AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Ripert'in haksız hatta çok haksız olduğu bir konu var. "Türkiye’deki Schengen vize başvurularının ortalama yüzde 95’inden fazlasına vize veriliyor." diyor doğru! Ama nasıl verildiği konusunu hiç bilmediği anlaşılıyor, bu durumu incelemesinde ciddi bir fayda var.

Vizesiz Avrupa'nın, Ankara Antlaşması'ndan bu yana Türk vatandaşlarının zaten kazanılmış bir hakkı olduğu konusuna hiç girmeyeceğim. Ama AB ülkelerine gelmek için başvuran T.C. vatandaşlarına konsolosluklarda ve elçiliklerde çektirilen "işkencelerin" artık birer insan hakları ihlali düzeyine geldiğinin hala farkedilemediği anlaşılıyor. Üstelik nerdeyse ortak bir politikayla, fahiş vize harçları ve ülkeden ülkeye değişen uygulamalarla T.C. vatandaşlarını açıkça bezdirmeye çalışıyorlar.

1 milyon kişiyi bulan yeşil veya gri pasaport sahiplerinin ise gümrük kapılarında, ülke girişlerinde kimi zaman karşılaştıkları sürprizler ve eziyetler ise ayrı bir yazı konusu. 

Ayrıca "AB vize verme koşullarını daha da iyileştirmenin yollarını arıyor, bunun için Türkiye’nin de yapıcı olması gerekecektir." diyen  Büyükelçi Ripert'in AB ülkeleri elçiliklerinin vize bölümlerini dolaşarak "yapıcı" sözünün sözlükteki anlamını teker teker hatırlatmasında fayda olduğunu düşünüyoruz.

Sonuç olarak Türkiye'de yetkililer, "seyahat özgürlüğü" konusunda hala ciddi adımlar atmaktan uzak ve "Vizesiz Avrupa" talebini dile getirirken kendi vatandaşlarına koyduğu vizeleri kaldırmayı nedense düşünmüyor. Bu böyle sürdükçe de başkalarının acı gerçekleri yüzümüze vurması kaçınılmaz. Evinin önünü temizlemeyenin, komşuya laf etmesi her zaman çok daha zor!

22 Kasım 2012 Perşembe

Seyahat insana "ne zaman" iyi gelebilir?

"Seyahat insana her zaman iyi gelir", diye bir genelleme yapmak benim için mümkün. Hem "seyahat özgürlüğü" gibisi var mı? Ama bazı zamanlar seyahate çıkmak "özellikle" iyi gelebilir. 

İşte o zamanlardan bazıları:

  • Bayıltıcı şarkılar, damardan filmler, özlü sözler sözlüğü mü oldunuz, ara verin artık, bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Biriken kitaplar, dergiler de yenildi yutuldu, o sergi bu bienal derken, tamam, Dizimax de kesmiyor, bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Çok birikti, taştı taşacak, taşırmadan, ortalığı geri dönülemez biçimde batırmadan, yıkmadan bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Gençliğinizde doğru dürüst bir flört bile yaşayamamış olmak içinizi mi kemiriyor, evet bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Yaratıcılıktan, estetikten, kültürden yoksunluk tak mı dedirtti, evet bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Elinize ne geçerse hepsini çatı arasına ve arka balkona mı doldurdunuz, evet bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Şansınıza, bahtınıza, kaderinize mi yanıyorsunuz bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Çok yakınıyor, hiç yalnız kalamadığınızı söylüyor, hep aynı yerler, insanlar. Kalabalık arasında yalnızlığın/kaybolmanın en güzel yolu, evet evet bir #seyahat size iyi gelebilir.
  • Susmayan bir patronunuz, daraltan bir sevgili, akıl vermekten dinlemeyi unutan arkadaşlarınız mı var, evet bir #seyahat size iyi gelebilir.

10 Kasım 2012 Cumartesi

Günün Sözü Virginia Star'dan...


"Hayat olması gerektiği gibi değildir. Olduğu gibidir. Onu değiştiren onunla başa çıkma biçimimizdir." Virginia Star

6 Kasım 2012 Salı

Leyla Demirkan'a Sosyal Medya'da Destek Yağdı.

Avrupa Birliği Adalet Divanı'nda "Vizesiz Avrupa" için bugün çok önemli bir dava vardı. 2 haftadır bu dava ile ilgili gelişmeleri bloğumuzdan yansıtıyoruz.

Bugün Lüksemburg'da 9.30'da başlayan davada Leyla Demirkan'a tüm seyahat özgürlüğü gönüllüleri, sırtçantalılar topluluğu, gezginler ve yurttaşlarımız özellikle Twitter'da biraraya gelerek #vizesizavrupa etiketiyle "yalnız değilsin" dedik.

Bu mesajların tümüne #vizesizavrupa etiketini Twiter'da tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ben bazılarını sizlerle paylaşıyorum:

Seyahat Özgürlüğü ‏@seyahatozgurluk
#vizesizavrupa için Leyla Demirkan şu anda AB Adalet Divanında hepimizin "seyahat özgürlüğü"nü savunuyor, siz de destek verin!

Sırtçantalılar ‏@sirtcantalilar
Mahkeme heyetinin büyüklüğü ve davaya büyük salonda bakılması#VizesizAvrupa davasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor

Engin Kaban ‏@Engin_Kaban
Lüksemburg Avrupa Adalet Divanı Büyük salonda 15yargıçlı#VizesizAvrupa davasına, vizesiz davacı katılamadı!

Nurgül EryıldırGünay ‏@nurguleryildir
#vizesizavrupa için Leyla'ya destek olalım

Serkan Özdemir ‏@Sequieros
#vizesizavrupa icin AB hukuksuzluguna karsi ABAD'da verilen hukuk mucadelesini sonuna kadar destekliyoruz. Seyahat ozgurlugu engellenemez !!

Alis ‏@alisteaparty
3 günlük seyahat için bir aylık stres ve uğraş. Üç dilek hakkım olsa biri#vizesizavrupa olurdu herhalde.

Simurg ‏@simurg7
#vizesizavrupa için şu an 27 avrupa ülkesine dava var bizim en kültürlümüz bile 6-0 diyor.

Seyyahca ‏@SeyyahcaFigen
Dünyaya 1 kere geliyoruz.Avrupa'da doğmadığım için;seyahat etme özgürlüğümü kısıtlamaya ve elimden almaya kimsenin hakkı yok.#VizesizAvrupa

denizerden ‏@denizerden
#VizesizAvrupa icin Leyla Ecem'in davasi, bugun Avrupa Birligi Adalet Divani onunde. Hepimizin seyahat ozgurlugu icin destekliyoruz!

ismail alacaoğlu ‏@siradanbiroteki
yarın 60 € vize ücreti 30 € hizmet harcı bayılacağım İsveç konsolosluğuna,onca evrak ve stres de cabası.O yüzden#VizesizAvrupa

Nurhayat ‏@Nurhayat____
Yurdum insanı Bu gün 6 Kasım ve #vizesizavrupa için mahkeme günü. Lütfen destek verin. GS FB olayından kopabilirseniz tabiii

evren® ‏@evrentekesin
Şu an #VizesizAvrupa için 27 AB ülkesine karşı dava var. Duyun, duyurun! http://seyahatozgurlugu.blogspot.com/2012/11/vizesiz-avrupa-davas-der-spiegelde-ya.html …@seyahatozgurluk @sirtcantalilar

O. Suat Özçelebi ‏@suatozcelebi
#vizesizavrupa için Leyla Demirkan 27 AB ülkesine karşı hepimizin temel insan hakkını savunuyor. Onu destekliyorum. Yalnız değilsin!

cengiz ‏@cesi68
#Türkiyeninnotu .. 14 yaşındaki Leyla Ecem Demirkan bugün 09:30'da #VizesizAvrupa için mahkeme karşısında. Gerçek notumuz burada.

Uzm.Dyt.Merve Tığlı ‏@dytmervetigli
seyahat ihtiyactir #VizesizAvrupa icin Leyla'yi destekliyor ve dava sonucunu merakla bekliyoruz @seyahatozgurluk @sirtcantalilar

Hamdi PINAR ‏@hamdipinar
ABAD'da bugün tarihi bir gün yaşanacak. Duruşmaya katılacaklardan gelişmeleri bildirmelerini bekliyoruz #VizesizAvrupa

Fahri Kaan Arslan ‏@fka_smus
Ülkemize çok rahat giriş yapabilen AB vatandaşları ile eşit haklar istiyoruz... Bu milletin haysiyet davasıdır. #vizesizavrupa

Onur Inal ‏@Onur_Inal
Benim vize derdim yok ama birazdan ABAD'da baslayacak#VizesizAvrupa davasini merakla takip ediyorum, Demirkan'i hakli davasinda destekliyrm

tamer durak ‏@stdurak
#VizesizAvrupa hakkımızı istiyoruz. Bu kadar yalın ve kısa.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Vizesiz Avrupa Davası Der Spiegel'de, Ya Türk Medyası?

"Avrupa ‘nın en tanınmış ve etkili haftalık dergilerinden olan Der Spiegel “ Vizesiz Avrupa “ konusunu bir makale ile bu haftaki sayısında okuyucuları ile paylaştı. Her pazartesi saat 09:00‘da üst düzey Alman bürokratlarının ve Bakanlarının ele alıp gözden geçirdikleri dergi haftada, beşyüzbin baskı yapmakta ve iki milyon insan tarafından okunduğu bilinmektedir.

Derginin Avrupa bölümünden Maximillian Popp’un kaleme aldığı “ KIZIM ADINA“ ( Im Namen der Tochter) başlıklı yazıda Almanlar‘ın Türkiye’ye vizesiz seyahat edebildiklerine dikkat çektikten sonra Türklerin karşılıklı olarak bu hakkı kullanamadıklarının altını çizmektedir. Yazara göre üye ülkelerin en yüksek ve son yargı mercii olan Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) „sınırları açabilir“.Leyla Ecem Demirkan’ın annesi Eylem Huber ; „Kızımla birlikte, Stuttgart’taki köşk ve sarayları gezmeyi çok arzu ederdim: onunla dağlara çıkmayı ve üniversiteye gitmeyi çok isterim. Anne Eylem hanım sözlerine devamla „ kızım Almanya’yı sevebilir“. 

45 yaşındaki anne Sttutgart’ta kurban bayramında arkadaşlarıyle bir restoranda otururken ve bayramı kutlarken „ kızını çok özlediğini“ ifade ederek , özellikle kendi kendine sormakta: „Nasıl bir idare ki, kızının annesini görmesini yasaklıyor?“ Eylem ve Jörg Huber çifti beş yıl önce Mersin’de tanışırlar ve kısa bir müddet sonra evlenerek eşiyle birlikte Stuttgart’a yerleşirler. Eylem hanımın birinci evliliğinden olan kızı Mersin’de kalarak okulunu bitirmeğe çalışır. Huber ailesi, kızlarının kendilerini düzenli bir şekilde ziyaret edeceklerinden yola çıkmışlardı. Ancak bu hesabı Ankara’daki Alman Büyükelçiliği o tarihte 14 yaşında olan kıza vize vermeyerek bozmuştur. Eylem ve Jörg Huber çifti kızlarının adına Alman hükümetini dava ediyorlar. Dava Berlin’de birinci ve ikinci mahkeme tarafından görüldükten sonra, bir ön görüş alınmak üzere Luxemburg’ta olan ABAD’a göndiriliyor. Önümüzdeki Salı günü Avrupa hakimleri Luksemburg’ta Leyla’nın arzusunu görüşeceklerdir. Büyük bir ihtimalle vize alma zorunluluğunun tüm Türkler için kaldırabilecektir.

Bu konuda yıllardır Avrupa ve Türkiye’de çalışmalar yürüten Akdeniz Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Harun Gümrükçü şöyle konuştu: “Bu dava 22 yıllık uğraşımızda sağlanan birkaç başarıdan biri olacaktır. İlk kez üye ülkelerin 27 ülkesinin tamamının negativ görüş bildirdiği nadir davalardan birisi de Demirkan davası olmuştur. Bu davanın ilginç bir boyutuda ilk kez davacının babası Alman vatandaşı olan bir dava olma özelliğidir. Buda gösteriyor ki, hukukun üstünlüğüne saygı kalmadığı zaman insanlar vatandaşlıklarına bakmaksızın el-ele vererek tekrar hukuki güvenceyi sağlamaları gerekmektedir. Bu dava bu açıdan da iyi bir örnek oluşturmaktadır. Daha önce aynı dayanışma bilim insanları arasında yaşanmaktaydı. Vizenin hukusuz olduğunu Almanya’dan, Avusturya‘dan, Hollanda‘dan ve Birleşik Krallık‘tan birçok bilim insanı düzenlediğimiz uluslararası sempozyumlarda dile getirmekteydiler. Ayrıca yayınladığımız üç ayrı dilde ( Almanca-Türkçe-İngilizce),beş kitapta yazdıkları makalelerde de bunun gerekliliğini ve vizenin hukusuzluğunu tekrarlamaktaydılar. Buna karşın bu konuda yazı yazan birçok Türk uzman Avrupa Hukukunu yanlış yorumlamaktaydılar ve buna bağlı olarak Türklerin vizesiz AB üye ülkelerine seyahatlerinin hukuki temelinin olmadığını iddia ediyorlardı.

Bu anlamda enteresan bir resim ortaya çıkmaktadır. Bazı Avrupalılar Türklerin ortaklık hukuna dayanarak, vizesiz seyahat hakkının bulunduğunu savunurken, bazı Türk bilim insanları da AB üye ülkelerinin hükümetleri gibi düşünerek, yazırlarında bu hakkı reddediyorlardı.

Buna karşın, Alman Parlamentosu hazırlattığı bilimsel raporunda „Türklerin AB’ye vizesiz seyahat etme haklarının olduğunu“ 2011 yılında tespit ediyordu. Bu rapora göre,“ Türklere uygulanan vize geçersizdi“. Bu bilimsel rapora rağmen Alman hükümeti yasalarında gerekli değişikleri yapmayarak hukuku çiğnemeye devam etmiştir. Hatta bir adım daha ileriye giderek, daha önce ABAD’ın 2000 yılından başlayarak 2010 yılına kadar verdiği altı kararıda çok dar anlamda yorumlamıştır.

Bu yoruma göre, Almanya’ya hizmet almaya gelecek Türklerin vizesiz seyahat hakkı bulunmuyordu. Mersin’li 14 yaşındaki bir kızımızın davasıyla Luksemburg’ta 15 hakim tarafından haklı bulunduğunda Türkler için vize duvarı yıkılacaktır. Davanın kararının açıklanması 2013 yılı içerisinde olacak . O zaman Luksemburg‘ta da HAKİMLER VAR diyebilinecek mi? Ümit edelim ki, Avrupa değerlerini yansıtacak olan böyle bir karar, 27 ülkenin temsilcilerinin mahkeme üzerinde kurduğu siyasi baskının, kurbanı olmaz." *

Herkesi 6 Kasım salı günü saat 9:30’da ABAD'ın mahkeme salonunda Leyla Demirkan'a destek vermek üzere orada olmaya çağırıyoruz. 

Her şeyden önce yurttaşlarının seyahat hakkı/özgürlüğü için Türk Hükümeti'ni ve medyamızın güzide temsilcilerini...

*Türk Üniversiteler ve Akademisyenler Derneği açıklaması - 5.11.2012

1 Kasım 2012 Perşembe

Köln'deki "Vize Çalıştayı"na katılın!

ABAD Leyla Demirkan Davası öncesinde 3 Kasım'da Köln'de Türk Üniversiteliler ve Akademisyenler Dernegi TürkÜNID e.V. - US Akademisyenler Platformu USAP - Türk-Alman Akademisyenler Platformu TD-Plattform e.V. tarafından bir Çalıştay düzenleniyor. Aynı organizasyon davayı izlemek için de 6 Kasım'da destek verenleri Lüksemburg'a götürecek. Detaylı bilgiler bir önceki blog yazısında.