28 Eylül 2015 Pazartesi

Sayın Kadir Topbaş'a açık mektup,

Beyaz Masa'dan 36 gün sonra aynı yanıtın gelmesi üzerine;



Sayın Kadir Topbaş,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Öncelikle bir yanlış anlamayı baştan düzeltelim. Sizden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden 24 saat işleyen bir metro istemiyoruz. 

Sadece binlerce İstanbullunun yıllardır taleplerine, hislerine tercüman olup;

Dünyada birçok metropolde olduğu gibi İstanbul'da da gece geç saatlere örneğin saat 02.30'a kadar...(01.30'da olsa başlangıçta o da olur)

Ya da hafta sonları Cuma, Cumartesi günleri 24 saat işleyen bir metro istiyoruz.
Ya da özel günlerde sadece Ramazanda değil, gece geç saatlere kadar çalışan bir metro istedik.

Ramazan ayında gece saat 01.00 kadar metro'yu işletebildiğinizi görünce, demek daha önce ileri sürülen engeller, gerekçeler ortadan kalkabiliyor diye yeniden başvurduk. Kimi özel maç ve günlerde de yaptığınız gibi...

Beyaz Masa'dan şu yanıtı verdiler:




"Daha önceki yanıtlarınızı tekrarlamayın, lütfen net olun" dememize rağmen kısmen daha uzun, ama ilgisiz, sorduğumuz asıl soruyu yanıtlamayan bir yanıt gelmişti. 

Tekrar bir başvuru yaptık, bir yanıt geldi, ama yine aynı şeyleri söyleyerek. Üstelik 36 gün sonra.

36 gün (ki ilk başvurularımızı hesaba katsak daha fazla) yanıt vermek için neyi beklediklerini, madem aynı şeyleri yazacaklarsa bizi 36 gün niye oyaladıklarını anlamıyoruz. Tekrar oyalanmak ve aynı şeyleri dinlemek istemediğimiz için doğrudan size başvuruyoruz.

Sayın Topbaş, 

Lütfen bu talebimize, siz bir karşılık verir misiniz?

Yine bize yollanan yanıtta deniyor ki "mevcut bakım konsepti" ile işletme saatlerinin uzatılması mümkün görünmemektedir.




Ramazan'da 1 ay (30 gün) "mevcut bakım konseptini değiştirip işletme saatlerinde esneklik" sağlayabiliyorken, bakım, yoğunluk, personel vb. konuları çözebiliyorken daha sonra neden çözülemiyor?

Örneğin 30 gün esneyebilen işletme saatleri, "mevcut bakım konsepti" sadece hafta sonları Cuma veya Cumartesi günleri, yani yılda toplam 48 gün niye esneyemiyor?

İstanbulluların gece geç saatte metro talebi neden başka zamanlarda esneyen işletme saatlerini esnetmeye yetmiyor, İstanbul Ulaşım A.Ş. tüm dünyanın çözebildiği, verebildiği bir hizmeti vermek için neden yeni bir "bakım konsepti" oluşturamıyor?

Bu "bakım konsepti" nasıl bir şeydir ki mesela 30 gün esniyor, 48 gün esneyemiyor!

Öyle bir yaklaşım gördük ki, sanki "imkansız" dünyada örneği olmayan bir şey istiyoruz. Hayır, öyle değil.

Daha önce örnek verilen dünyanın birçok metropolünü biz de inceledik, "Gece 12'de son metro" diye bir şey yok. Ulaşım A.Ş.'ye bu örnekleri de yolladık. Dünyanın metrolarını istediğimiz gibi örnek verirken, onların yapabildiklerini İstanbul'da biz neden yapamıyoruz?

İstanbul'dan çok daha büyük veya bize yakın ağa sahip metrolar en fazla 3-4 saatte bakımlarını yapabilirken, yoğunluklarını, işletme saatlerini esnetirken, hangi "bakım konseptlerini" uyguluyorlarsa biz bunu İstanbul metrosunda neden yapamıyoruz?

Bu konuda İstanbul halkının talebi net! Hatta geçen yıl bizim de desteklediğimiz (linki şurada) bir imza kampanyası yapılmış 15 bine yakın insan geç saatte metro talebine imza atmıştı. 

Size başvurumuzu haberleştiren Hürriyet Gazetesi'nin haber içinde yaptığı ankete katılan yaklaşık 5 bin kişi yüzde 90 "Gece geç saatte metro" istediğini belirtti. (linki şurada)

Sayın Kadir Topbaş, birçok konuda halkın oyuna, fikirlerine başvuruyorsunuz, taleplerini dikkate alıyorsunuz, yıllardır bu talebi neden dikkate almıyorsunuz? Bu konuda neden adım atmıyorsunuz? 

Bu talebimizi inceleyerek, geç saate metroyu Ramazan ayı dışında da uygulamaya sokmak için neler ve ne zaman yapılabileceğini bizimle paylaşır mısınız? 

Anayasal ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü"nün dünyanın diğer metropollerindeki metrolarda olduğu gibi İstanbul'da da gece geç saatlerde kullanılabilmesini sağlar mısınız?

"Sizin için çalışıyoruz" sloganınızın gerçekleşmesini diliyoruz.

Saygılarımızla.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü


Dünyadaki bazı kentlerde metro hizmet saatleri şöyle:

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü arkadaşlarımız dünyada yaşadıkları ülke ve şehirlerdeki metro sistemlerini incelediler. Özellikle sizin söz ettiğiniz 3 kent ile İstanbul Metrosu kıyas kabul etmeyecek örnekler. Görece İstanbul metrosuna yakın olabilecek şehirlerde de gece 12 paydos diye bir uygulama kesinlikle yok.

Örneğin bahsettiğiniz Paris metrosunda ağa bağlı her istasyonda yılın her günü sabah 05:30 ile gece 01:15 arasında hizmet veriyor. Aralık 2006'dan itibaren ise cuma cumartesi geceleri ve tatil öncesi gecelerde, resmi bayram tarifelerinde saat 02:15'e kadar hizmet veriyor. Yeni Yıl, the Fête de la Musique (Müzik Günü) ya da Nuit Blanche (Beyaz Gece) gibi özel günlerde ise şebeke kısmi olarak tüm gece açıktır. Bu durum sadece ana istasyonlara ve hatlara (1,2,4,6), RER hatlarındaki bazı istasyonlara ve otomatik hatta (14) ait tüm istasyonlara özeldir.

Londra metrosu 05:00-00:30 saatleri arasında Londra halkına hizmet veriyor. Eylül ayında 5 hat da haftasonları, özel günlerde 24 saat hizmet verecek.

Barselona Metro sistemi hafta içi hafta içi (Pazartesi-Perşembe) ve Pazar günleri 05.00–24.00 arası işleyen metro, Cuma günü 05.00–02.00 ve cumartesi günü ise 24 saat çalışıyor. Yaz dönemi ve yılbaşında Cumartesi günleri ise sabaha kadar 24 saat metro faaliyette.

Almanya'da da Berlin metrosu, Hamburg metrosu u bahn diye tabir edilen ve u1, u2, vs diye adlandırılan bir sistemdir. Burada da gece 0.30, 01'e kadar çalışan hatlar var ve tabii haftasonları, cuma ve cumartesi geceleri, özel günlerde sabaha kadar çalışıyorlar.

18 Eylül 2015 Cuma

İstanbul'da geç saatte metroya % 90 EVET

İstanbul’da gece ve haftasonu geç saatlerde metro seferleri yapılmalı mı?


Hürriyet Gazetesi Çarşamba günü bu anketi yayımladı. Ankete 2 gün içinde binlerce kişi katıldı. (4.365 kişi) Katılanlar ankete %90 oranında "evet!" yanıtını verdi. Anket sürüyor: Tıklayın!


Hürriyet gazetesi "Geç saatte metro" taleplerimizi haberleştirdi.

Hürriyet Gazetesi İBB Beyaz Masaya yönelik başvuru ve blog yazımızı İstanbul'da gece geç saatlerde, hafta sonu ve özel günler de dahil metro talebimizi haberleştirerek Çarşamba günü okurlarıyla paylaştı.

Ayrıca bir de anket yayımladı:
İstanbul’da gece ve haftasonu geç saatlerde metro seferleri yapılmalı mı?
Ankete binlerce kişi katıldı %90 oranında yanıt evet!

Haber Şöyle:

"İstanbul'da metro seferleri gece de sürsün"

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Platformu, İstanbul'da gece ve hafta sonları geç saatlerde metro seferlerinin devam etmesini talep eden bir duyuru yayınladı.

Daha önce metro seferlerinin uzamasıyla ilgili birçok kampanya yapıldı. Vatandaşlar, konuyla ilgili isteklerini dile getirdi. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Platformu bu tepkilerden yola çıkarak İBB Beyaz Masa'ya başvurduklarını belirtti.

İBB Beyaz Masa'dan başvuruya gelen cevabı ise blogda paylaştılar: 
"Raylı sistemler sabah 06 ile gece 12 arasında yolculu hizmet vermektedir. Diğer kalan 6 saatte zorunlu" çeşitli rutin ve ağır bakımlar,modifikasyon, sinyal sistem testleri yapılmaktadır. Berlin, Paris ve Londra metrolarının bu bakımlar nedeniyle bazı hatlarını bir ay kapatmaktadır; Dünyaya baktığımızda 24 saat çalışan tek metronun New York metrosudur; onun da bakıma en çok ihtiyaç duyan metro ağı olduğu göz önüne alınmaktadır."

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Platformu'nun dile getirdiği sorular ise şöyle:
" İBB, hafta içi, özel günlerde ya da sadece hafta sonları metroyu gece geç saatlere kadar işletmiyor? Biz bu hizmeti bazı düzenlemeler yaparak rahatlıkla verebileceğinizi, Anayasal ve temel bir hak olan seyahat özgürlüğünün ve toplu ulaşımın kullanımını geliştirebileceğinizi düşünüyoruz. Metroyu hafta içi 02.30, Hafta sonları ve özel günlerde 24 saat (talebe göre) çalışacak biçimde neden çalıştıramıyorsunuz?"

Dünya metropollerinde metro sefer saatleri nasıl?
Paris metrosu: Ağa bağlı her istasyonda yılın her günü sabah 05:30 ile gece 01:15 arasında hizmet veriyor. Aralık 2006'dan itibaren ise cuma cumartesi geceleri ve tatil öncesi gecelerde, resmi bayram tarifelerinde saat 02:15'e kadar hizmet veriyor. Yeni Yıl, the Fête de la Musique (Müzik Günü) ya da Nuit Blanche (Beyaz Gece) gibi özel günlerde ise şebeke kısmi olarak tüm gece açıktır. Bu durum sadece ana istasyonlara ve hatlara (1,2,4,6), RER hatlarındaki bazı istasyonlara ve otomatik hatta (14) ait tüm istasyonlara özeldir.



Londra metrosu: 05:00-00:30 saatleri arasında Londra halkına hizmet veriyor. Eylül ayında 5 hat da haftasonları, özel günlerde 24 saat hizmet verecek.

Barselona Metrosu: Hafta içi (Pazartesi-Perşembe) ve Pazar günleri 05.00–24.00 arası işleyen metro, Cuma günü 05.00–02.00 ve cumartesi günü ise 24 saat çalışıyor. Yaz dönemi ve yılbaşında Cumartesi günleri ise sabaha kadar 24 saat metro faaliyette.



Berlin ve Hamburg metrosu: U bahn diye tabir edilen ve u1, u2, vs diye adlandırılan bir sistemdir. Burada da gece 0.30, 01'e kadar çalışan hatlar var ve tabii haftasonları, cuma ve cumartesi geceleri, özel günlerde sabaha kadar çalışıyorlar.

Habere şu linkten de ulaşabilirsiniz: Lütfen Tıklayın.

7 Ağustos 2015 Cuma

İstanbul'da gece ve haftasonları geç saatlerde Metro ulaşımı istiyoruz.


Yazının başlığı, bizim ve birçok İstanbullunun somut talebidir.

Yani biz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden 24 saat işleyen bir metro istemiyoruz.
Dünyada birçok metropolde olduğu gibi İstanbul'da da gece geç saatlere örneğin saat 02.30'a kadar...
Ya da hafta sonları Cuma, Cumartesi günleri 24 saat işleyen bir metro istiyoruz.
Ya da özel günlerde sadece Ramazanda değil, gece geç saatlere kadar çalışan bir metro istiyoruz.

Bu talep, sadece bizim tarafımızdan değil, çeşitli yurttaşlarımız tarafından da geçmiş yıllarda dile getirildi. Kampanyalar yapıldı, biz de destek verdik. Çoğu zaman olduğu gibi kayıtsız kalındı, yoğun gündem içinde unutturuldu, somut bir yanıt verilmedi, ya da geçiştirildi, bakım, onarım, personel, yeterli süre kalmıyor vb. şeyler ileri sürüldü.

Ramazan ayında gece saat 01.00 kadar metro'yu işletebildiğinizi görünce, demek daha önce ileri sürülen engeller, gerekçeler artık ortadan kalktı, yeniden başvuralım dedik.

Ve daha önce yaptığımız gibi İBB Beyaz Masa'ya başvurduk, aşağıda sizden gelen yanıt ve başvurumuz yer alıyor.

"Daha önceki yanıtlarınızı tekrarlamayın, lütfen net olun" dememize rağmen kısmen daha uzun, ama ilgisiz sorduğumuz asıl soruyu yanıtlamayan bir yanıt geldi. Üstelik sormadığımız, söylemediğimiz, alakasız şeyleri eksik aktarıyordunuz?

Bu yazının ve size tekrar başvurumuzun sebebi de bu zaten...

Biz size dedik ki "Ramazan'da mümkün olan Ramazan'dan sonra niye mümkün olmuyor.?
Bakım, yoğunluk, personel vb. konuları Ramazan'da çözüp daha sonra niye çözemiyorsunuz?
Dünyanın birçok metropolünde gece 12'de son metro diye bir şey yok.
Dünyadaki örnekleri inceleyin.

Siz bize şöyle yanıt verdiniz:
Raylı sistemlerin sabah 06 ile gece 12 arasında yolculu çalıştığını, diğer kalan 6 saatte "zorunlu" çeşitli rutin ve ağır bakımlar,modifikasyon, sinyal sistem testleri yapıldığını;
Berlin, Paris ve Londra metrolarının bu bakımlar nedeniyle bazı hatlarını bir ay kapattığını;
Dünyaya baktığımızda 24 saat çalışan tek metronun New York metrosu olduğunu; onun da bakıma çok ihtiyaç duyduğunu alternatif hatlarını vs...

Ne alakası var sorduğumuz soruyla, bu yanıtın?

Ramazanda hizmet verme sürenizi gece 01'e çıkardınız. Bir ay bunu yapabildiniz. Bunu hafta içi günlerde yine (sürekli) yapabilir misiniz?
Evet, hayır sürdüremeyiz, çünkü...

Haftasonları Cuma ve Cumartesi akşamları sabaha kadar metro hizmeti verebilir misiniz?
Evet, hayır, şu nedenle....

Diğer özel gün ve bayramlarda gece 02.30'a kadar bu hizmeti Ramazan'da olduğu gibi niye vermiyorsunuz?
Veremiyoruz, çünkü...

Vermeyi planlıyoruz, şu hazırlıkları yapıyoruz vs... (Daha önce bazı spor karşılaşmalarında, maçlarda 1-2 saat uzatmak gibi...)

Demek neden bu kadar zor?

Bu konuda İstanbul halkının talebi net! Hatta geçen yıl bizim de desteklediğimiz (linki şurada) bir imza kampanyası yapılmış 15 bine yakın insan buna imza atmıştı. Kampanyanın imza gerekçelerini okuyun, yüzlerce insanın bunu neden talep ettiğini göreceksiniz.

Tekrar böyle bir imza kampanyası yapmak istemiyoruz.

Soruyoruz:

Neden İBB (Ulaşım A.Ş.) Ramazan'da 1 ay yapabildiği halde, daha sonra hafta içi, özel günlerde ya da sadece hafta sonları metroyu gece geç saatlere kadar işletmiyor? 

Biz bu hizmeti bazı düzenlemeler yaparak rahatlıkla verebileceğinizi, Anayasal ve temel bir hak olan seyahat özgürlüğünün ve toplu ulaşımın kullanımını geliştirebileceğinizi düşünüyoruz.


Metro'yu hafta içi 02.30, Hafta sonları ve özel günlerde 24 saat (talebe göre) çalışacak biçimde düzenleyerek, dünyadaki örnekleri gibi, bir "metropol"e yakışır biçimde neden çalıştıramıyorsunuz?


Saygılarımızla.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü


Meraklısı için Dünyadaki bazı kentlerde metro hizmet saatleri:
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü arkadaşlarımız dünyada yaşadıkları ülke ve şehirlerdeki metro sistemlerini incelediler. Özellikle sizin söz ettiğiniz 3 kent ile İstanbul Metrosu kıyas kabul etmeyecek örnekler. Görece İstanbul metrosuna yakın olabilecek şehirlerde de gece 12 paydos diye bir uygulama kesinlikle yok.

Örneğin bahsettiğiniz Paris metrosunda ağa bağlı her istasyonda yılın her günü sabah 05:30 ile gece 01:15 arasında hizmet veriyor. Aralık 2006'dan itibaren ise cuma cumartesi geceleri ve tatil öncesi gecelerde, resmi bayram tarifelerinde saat 02:15'e kadar hizmet veriyor. Yeni Yıl, the Fête de la Musique (Müzik Günü) ya da Nuit Blanche (Beyaz Gece) gibi özel günlerde ise şebeke kısmi olarak tüm gece açıktır. Bu durum sadece ana istasyonlara ve hatlara (1,2,4,6), RER hatlarındaki bazı istasyonlara ve otomatik hatta (14) ait tüm istasyonlara özeldir.

Londra metrosu 05:00-00:30 saatleri arasında Londra halkına hizmet veriyor. Eylül ayında 5 hat da haftasonları, özel günlerde 24 saat hizmet verecek.

Barselona Metro sistemi hafta içi hafta içi (Pazartesi-Perşembe) ve Pazar günleri 05.00–24.00 arası işleyen metro, Cuma günü 05.00–02.00 ve cumartesi günü ise 24 saat çalışıyor. Yaz dönemi ve yılbaşında Cumartesi günleri ise sabaha kadar 24 saat metro faaliyette.

Almanya'da da Berlin metrosu, Hamburg metrosu u bahn diye tabir edilen ve u1, u2, vs diye adlandırılan bir sistemdir. Burada da gece 0.30, 01'e kadar çalışan hatlar var ve tabii haftasonları, cuma ve cumartesi geceleri, özel günlerde sabaha kadar çalışıyorlar.

13 Temmuz 2015 Pazartesi

İkinci pasaporta İkinci kez harç!


Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM)yurt dışı seyahatlerinde 2 pasaport kullanmak zorunda kalan yurttaşlarımızla ilgili uygulamaya açıklık getirdi.10 temmuz tarihinde e-pasaport sitesinde ve  "pasaport ve güvenli belge daire başkanlığı" internet sayfasında bir açıklama yayınladı. Daha önce yolladığı bir genelgeye atıf yapan EGM, ikinci pasaport için gerekli belgeler arasında "defter ve harç bedeli makbuzu"nu ayrı ayrı saymaktadır.

Yeni bir pasaport çıkartmadığı ve daha önceki pasaportunun süresi içinde kalmak koşuluyla yeni pasaport verilecek bir yurttaştan defter bedeli dışında ikinci kez harç almanın mantığı nedir? Yurttaşlarının düştüğü zor durumu daha da zorlaştırıp bu durumdan "harç" alan bir devletin Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğünü kolaylaştırmak yerine açıkça zorlaştırdığı çok açık.

Bu konuda Maliye Bakanlığı'ndan bir açıklama istiyoruz? 

NEDEN?

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün "İki adet geçerli pasaport talepleri" adıyla yayınladığı duyuru metni:
"Daha önceden almış oldukları pasaportları ile yurt dışına seyahat etmek üzere ilgili yabancı ülkelerin Türkiye’deki temsilciliklerinden vize alan ve/veya bu ülkelere giriş yapan vatandaşlarımızın, bilahare aynı pasaportları ile bir başka yabancı ülkenin temsilciliğine müracaat ettiklerinde, önceki ülkenin vizesi ve/veya giriş damgasının pasaportunda bulunması gerekçe gösterilerek vize taleplerinin olumsuz karşılandığı, Sürekli seyahat etmek durumunda olan şahısların sık sık yeni pasaport almak zorunda kaldığı bilindiğinden, bu durumdaki vatandaşlarımızın ellerinde yeni tip hususi damgalı, hizmet damgalı ve umuma mahsus e-pasaport türlerinden hangisi bulunursa bulunsun, mağduriyetlerin giderilmesi açısından; Ülke ayrımı yapılmadan yurt dışına seyahat edecek adına iki adet geçerli pasaport düzenlenmiş vatandaşlarımızın iki adet pasaportu da kullanma ihtiyacı hasıl olduğunda durumunu belgelendirmesi halinde talep ettiği süre doğrultusunda kendisine her iki pasaportu da teslim edilebilmesi imkanı sağlanmış, uygulama hakkında ne şekilde işlem yapılacağı hususu 22.04.2013 tarihli ve EGM.Gnl.No:41, Bakanlık Gnl.No:22 sayılı genelge ve 05.12.2013 tarih ve 190250 sayılı emir yazımızla İl Valiliklerine bildirilmiştir. Pasaport talebiniz ile ilgili olarak tüm başvuru belgeleri ile birlikte (biyometrik fotoğraf, nüfus cüdanı ile defter ve harç bedeli makbuzu) ikinci pasaport talebinizle ilgili mazeretinizi belirtir dilekçe ile ilgili Emniyet Müdürlüğüne müracaat etmeniz gerekmektedir."

5 Temmuz 2015 Pazar

İkinci pasaport çifte soygun olmasın!

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, vatandaşların, bir ülke için vize işlemleri devam ederken bir başka ülkeye gitme durumlarını belgeledikleri takdirde ikinci pasaportu alabilmelerine imkan veren yeni bir uygulama başlatacağı bildiriliyor.

Çok güzel.

Emniyet Genel  Müdürlüğü uzun zamandır süren yurttaşların haklı taleplerine sonunda bir karşılık verdi. Ve zorunluluğunuzu, durumunuzu belgelendirirseniz 2. pasaport verilebileceğini açıkladı. 

Uygulamanın nasıl yapılacağına ilişkin henüz net bir bilgi yok. (e-pasaport ve emniyetin sitesinden de ulaşamadık) Basında yansıtılan haberlerde sanki sadece iş adamlarına yönelik bir uygulama gibi bir hava da var.

Ancak Türkiye'de pasaport dünyanın en pahalısı, Anayasal hakkımız seyahat özgürlüğünü engelleyecek boyutta. Dünyada ortalama 60 dolar olan ücret Türkiye'de 250 dolar düzeyinde. 2. pasaportun hem herkese verilebilmesi hem de kesinlikle harçtan mahfuz tutulması gerekir. Sadece defter bedeli ödenerek diğer (ilk) pasaportun süresinde bu pasaportların verilmesi lazım. 

Yoksa pasaport süresi için gerekli harcı ödendiği halde, ikinci kez bunun talep edilmesi halinde vatandaşın zor durumundan devlet fayda sağlıyor demektir.

Maliyeti 15-20 lira civarında olan, devletin vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini zaten fahiş bir ücretle ve harçla satmak yetmiyormuş gibi, bedeli ödenmiş bir pasaporttan defalarca aynı harçların tahsil edilmesi hiçbir akla, vicdana, hukuka sığacak bir uygulama değildir.

Bu konuda işlemler başlamadan önce Emniyet Genel Müdürlüğü ve Maliye Bakanlığı net bir açıklama yapmalıdır.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcü Gazetesi'nde...

Seyahat özgürlüğü önündeki engellerle ilgili farkındalık çalışmalarımızı sosyal medya ağırlıklı sürdürüyoruz. Seçimler öncesinde siyasi partilere tüm "seyahat özgürlüğü" engellerini ortaya koyduğumuz açık bir mektup yayınladık, sosyal medya üzerinden ulaştırdık. Ayrıca bu yönde daha kitlesel mecralara da derdimizi, taleplerimizi taşıyoruz. Bu çerçevede Sözcü Gazetesi'nin internet sitesinde "Müşteri değil Yurttaşız!" adıyla bir söyleşimiz yayınlandı. Eser Akgül'ün gerçekleştirdiği söyleşi de ayrıca Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri de tanıtıldı:

Pasaport fiyatları ile ilgili olarak Sözcü’ye konuşan “Seyahat Özgürlüğü” gönüllülerinden Suat Özçelebi, pasaport ücretleri ile ilgili 2010 yılından beri mücadele ettiklerini söyledi. Her sene yapılan otomatik zamların yurtdışına çıkışı “engellemek” anlamına geldiğini ve bunun açık bir biçimde Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Özçelebi; bu ücreti “harç” değil “haraç” olarak tanımladı.

İşte Özçelebi’den Türkiye’nin “seyahat karnesi” ile ilgili ilginç tespitler…

Özgürlük kavramı ile her geçen gün sıkıntı yaşayan bir ülke için “seyahat özgürlüğü” ne ifade ediyor? Bu özgürlüğün önündeki engeller neler?

Seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır. Hem İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde, 13. maddede hem de Anayasamızda 23. maddede güvence altına alınmıştır. Ancak ülkemizde bir temel hak olduğu yöneticiler tarafından da halk tarafından da bir türlü anlaşılamıyor. Keyfi bir biçimde engellenebilmekte, kullanılmasının önüne rahatlıkla maddi engeller, idari kararlar dikilebilmektedir.

Bugün bu parka girilmesini yasakladık, şu vapur seferlerini kaldırdık, şu saatten sonra metroya binemezsiniz. Eğer paranız yoksa sadece bir kimlik belgesi olan pasaportu kendinize ve çocuklarınıza alamazsınız. Şu meydana gidemezsiniz, hatta evinizin sokağından çıkamazsınız düzeyine bile vardı. Bakın “yurt dışı çıkış harcı” dünyada bunun da bir benzeri yok. Tamamen bir eziyet, 15 lira alacağım diye sizi kuyruklarda süründürüyor devlet. İnsan kendi ülkesinden çıkarken, çıkıyorum diye harç öder mi? Biz “haraç” diyoruz buna. Seyahat özgürlüğü bütün bu durumları da hep birlikte ele alacak bir biçimde Türkiye’de yeniden gündeme gelmeli ve engeller tartışmaya açılmalıdır. Hem yasal mevzuat hem de Anayasal düzeyde. Yani kendi kendimize koyduğumuz “vizeleri” bir kaldıralım önce.

Bir de ülkemize uygulanan yurt dışı vizeler boyutu var, özellikle Avrupa Birliği ülkelerince. Yüksek harçlar, gümrük kapılarında , konsolosluklarda kötü muamele, acayip bürokrasi, bunlar da seyahat özgürlüğümüzün önündeki temel engeller arasında.

“PASAPORT SADECE KİMLİK BELGESİDİR”

Türkiye’de pasaport konusunda uygulanan politikalar hakkında bilgi verir misiniz? Vatandaşlar nelerin farkında değil?

Pasaport bir kimlik belgesidir. Sadece bir kimlik belgesi, yurt dışında kullandığımız ve devletin bize vermek zorunda olduğu bir belge. Ancak devlet bize diyor ki yurt dışına çıkacaksan bana harç ödeyeceksin. Peki öderim , ne kadar.? Pasaport ücretinin 5 katı!!! Niye? Buna bir yanıt yok, 5 yıldır somut bir yanıt alamadık. Sürekli soruyoruz, özellikle bundan sorumlu olan Maliye bakanına, Niye? Dünyada böyle bir uygulama yok. Dünyada pasaport ücretlerini ortalaması 60 dolar. Türkiye’de 250 dolar. Niye? Yanıt yok. Biyometrik Pasaportun çipi, defteri dahil toplam maliyeti 15-20 lira. Bize 588 liraya yatılıyor. Niye? yine yanıt yok. Konuyla ilgili 2010 yılında 4 ay süren bir kampanya yaptık. Pasaport ücretinin o zaman %50 düşmesinde çok etkili olduk. Herkes çok sevindi. Bir şeyin ücreti düşürülebiliyormuş diye. Ancak o günden bu yana indirim neredeyse ortadan kalktı, pasaport eski fiyatına gelmek üzere. Çünkü yine dünyada olmayan bir uygulama var Türkiye’de, her yıl pasaport otomatik zamlanıyor. Değerli kağıt yasasına tabi, her yıl yeniden değerleme oranında zamlanıyor.

”MÜŞTERİ DEĞİL YURTTAŞIZ”
Pasaporta her sene uygulanan otomatik zamlar hakkında neler söylersiniz?

Otomatik zam, dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Bazen %15 bile zamlandığı oluyor. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesine, sanki yurt dışına çıkmasınlar diye her yıl zam yapıyor. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak kullandığımız bir slogan var. “Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşıyız” diye. Müşteri gibi görülmekten bıktık, yurttaşlık hakkımız olan pasaportun 82,5 lira olan gerçek ücretine geri çekilmesini ve üstündeki 505 liralık harcın kaldırılmasını istiyoruz.

Türkiye “geri kabul anlaşmasını” imzaladı. Vizesiz dolaşım hakkının yürürlüğe girmesini bekliyoruz. Bu süreçle ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

Geri kabul anlaşması konusunda süreç çok yavaş işliyor. Sürekli bitmeyen bir 3 yıl var. Devlet yetkililerinin ağzından 2 yıldır, “3 yıl sonra AB vizeleri kalkacak” sözü duyuyoruz. Bu uygulanması çok zor bir anlaşma; Türkiye kaçak göçmenleri geri kabul edecek, ama onları kaynak ülkelere nasıl yollayacak, burada nerede tutacak? Bunun milyarlarca avroluk maliyetlerini nasıl karşılayacak, her aksaklıkta vizeler bir konacak bir kalkacak mı? Bu anlaşma ile bir yere ulaşılması mümkün değil, Türkiye ödün vermeksizin Ankara antlaşması ile elde ettiği hukuki kazanımın “serbest dolaşım” hakkının peşinden gitmelidir. AB bu kazanımı bulandırmak için Geri Kabul Antlaşması ve vize bağını kurmuştur. Bugün Avrupa Parlamentosu, Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarına bile Schengen Bölgesi’nde vizesiz seyahat hakkı tanımıştır, bu idari bir karardır, Türkiye bu hakkı 50 yıllık AB sürecinde zaten kazanmıştır. Bu hakkı gölgeleyecek hiçbir anlaşma içinde olmamalıdır.

“2 ÇOCUKLU BİR AİLENİN PASAPORT BEDELİ: 2 BİN 500 LİRA”

Davutoğlu’nun yurt dışındaki vatandaşlara pasaport harçlarının 100 euro ya düşürme vaadi hakkında ne düşünüyorsunuz? Neden Türkiye’de yaşayan vatandaşlar için beyannamelerinde böyle bir ibare yok sizce? Partilerin seçim beyannamelerinde pasaport harçları ile ilgili bir vaad olmamasına neler dersiniz?

Biz bütün seçim beyannamelerini inceledik, CHP’nin yurtdışındaki Türklerle ilgili bir vaadindeki üstü kapalı ima dışında, kimse seyahat özgürlüğünün önündeki engellerin, sıkıntıların farkında bile değil. Bilmiyorlar ve ilgilenmiyorlar. İnsanların yurt dışına çıkmalarının önünde pasaport harçlarının bir duvar ördüğünün farkında bile değiller. Kimse dışarı çıkmasın, dünyayı görmesin istiyorlar her halde.

Biz beyannamesini incelediğimiz tüm partilere sosyal medya üzerinden açık bir mektup yolladık. Ve bloğumuzda, sosyal medya hesaplarımızda yayınladık. Daha önce de imza kampanyaları ile bu konuyu sürekli gündeme getirdik, hala da gündemde tutmaya çalışıyoruz.

Ak Parti’nin beyannamesinde de aslında indirim vaadi yok, şimdi yurtdışındaki vatandaşlarımız oy kullanacak diye Davutoğlu, uzun yıllardır bizim de gündeme getirdiğimiz, gurbetçilerin çok yakındığı bu konuyu mitingde dile getirdi. Bence 100 euro bile yüksek. Çünkü AB’de ortalama 60 euro düzeyinde pasaportlar.

Bakın size basit bir hesap yapayım, 2 çocuklu bir aile yurt dışına bir turla tatile gitmeye karar verdiği zaman ilk aklına konaklama ve ulaşım gelmiyor. Önce nasıl pasaport çıkaracağız diye düşünüyor. 4 kişilik bir aile önce 2.500 liraya yakın pasaport, harç masraflarını ödemek zorunda. Buna 60’ar euro vize harçları, yol, konaklamayı da ekleyin. İnanılmaz bir bütçe çıkıyor ortaya.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri kimdir?


Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Mart 2010 tarihinde yüksek pasaport harçlarına karşı internette “seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz” adlı blog etrafında biçimlenmiş ve yürüttüğü etkin kampanyalarla 20 Haziran 2010 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından gerçekleştirilen pasaport ücret ve harçlarında yapılan %50 indirimin gerçekleşmesinde büyük rol oynamıştır. Kampanya “Sosyal Ağda bir başarı öyküsü: Seyahat Özgürlüğümüzü geri istiyoruz” adıyla 2010 yılında 27. Ulusal Bilişim Kurultay’Ina, 2014 yılında “Sivil Sesler Festivali”ne davet edilmiş ve “seyahat özgürlüğü-insan hakları” temaları konusunda çalışmalarını anlatmıştır. “Seyahat özgürlüğümüzü geri istiyoruz”, “Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterisi değil, yurttaşıyız!”, “seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır” sloganlarıyla yola çıkan ve sosyal medyada binlerce yurttaşın desteğini alan sivil bir inisiyatif/topluluk olarak, hedefini ve ilgi alanlarını diğer seyahat özgürlüğü engelleri üzerine de yaygınlaştırmıştır: “Vizesiz Türkiye, Vizesiz Avrupa, Vizesiz Dünya, Herkese Seyahat özgürlüğü” hedefleri için uğraş vermektedir. Tamamen sosyal ağda örgütlü olan inisiyatif son 5 yılda sosyal paydaşları ile dayanışma içinde sosyal ve geleneksel medya araçlarını kullanarak gerçekleştirdiği etkinliklerle başka mevzi başarılar da kazanmıştır. Geçen yılkilerden bazı örnekler: “Bu sefer olmaz” kampanyası ile TBMM’ye yönelik yurt dışına çıkış harcı zammını Plan Bütçe komisyonunda engelledik; Boğaz Köprüsü geçişleri bedavayken toplu taşıma 2 bileti tek bilete düşmesinde itici güç olduk; TCDD’nin yolcu bileti alımında kadın ayrımcılığına yol açan bir uygulamasının sonuçlanmasında etkili olduk… Sırtçantalılar Topluluğu, gezginler ve diğer sosyal paydaşlarla birlikte sürekli kampanyalar yaparak seyahat özgürlüğü sorunları ve hak ihlalleri ile ilgili farkındalık yaratmak ve toplumun duyarlılılarını artırmak için uğraş veriyoruz. Güncel kampanyalarımızdan bazıları: “Dünyanın en pahalı pasaportunu istemiyoruz.” “Otomatik pasaport zammına son” ve “Yurt dışı çıkış harcını sıfırlayın sayın Başbakan” “Ömür ve Aile Boyu Diplomatik Pasaporta Hayir!”

Söyleşiye ulaşmak için lütfen TIKLAYIN!

4 Mayıs 2015 Pazartesi

SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ ÇAĞRISI!

7 Haziran 2015'te milletvekili seçimleri var.

Hiçbir siyasi parti Anayasal hakkımız seyahat özgürlüğü ile ilgili yaşanan sorunlar, devlet tarafından üretilmiş eşitsizlikler, yüksek harçlar ve vizeler konusunda seçim beyannamelerinde tek bir söz etmiyor.

SORUYORUZ:

NEDEN SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KONUSUNDA KAYITSIZSINIZ?

Sadece bir kimlik belgesi olan dünyanın en pahalı pasaportuna karşı, neden sessizsiniz?

Dünyada ortalama 60 dolar Türkiye'de 250 dolar olup, maliyeti sadece 15-20 lira olan bir kimlik belgesine nasıl bu bedel istenebiliyor diye kendinize hiç sormuyor musunuz? 

Dünyada her yıl otomatik olarak zamlanan T.C. pasaportu dışında başka bir pasaport olmadığını biliyor musunuz?

Harçların yüksekliğinden, yurt dışında yaşayan birçok çifte vatandaşlık hakkına sahip yurttaşımızın yaşadığı ülke pasaportunu tercih etmek zorunda kaldığını görmüyor musunuz?

Dünyada sadece ülkemizde uygulanan yurt dışı çıkış harcının saçmalığını vatandaşa eziyetini neden görmüyorsunuz?

Neden çocuklara, bebeklere 5 yıllık pasaport verip onlardan 10 yıllık harç alıyorsunuz. Bu eşitsizlik ve sömürü neden sizi rahatsız etmiyor?

Bütün dünyada yaşlılara, gençlere, çocuklara indirimli pasaport sunulurken sizin bunu akıl etmeniz neden bu kadar zor?

Kendiniz ve aileleriniz için ömür boyu diplomatik pasaportu akıl ediyorsunuz, bürokratlar ve aileleri için dünyada eşi olmayan yeşil pasaport ayrımcılığını akıl ediyorsunuz da bu eşitsizliklere son verip neden vatandaşlarınız önündeki vize engellerini kaldırıp, yüksek vize harçlarını engellemiyorsunuz?

AB'den yıllar önce kazandığımız "serbest dolaşım hakkı" için neden tek bir söz etmiyorsunuz?

Keyfi olarak, istediğiniz zaman "şu meydana girişi yasakladım, vapurları kaldırdım, köprüyü kapattım" derken #seyahatözgürlüğü nün neden bir temel ve Anayasal hak olduğunu hatırlamıyorsunuz? Bir kararla binlerce, milyonlarca vatandaşın bir temel hakkının elinden alındığını görmüyorsunuz?

Vaatlerinizin arasında bu saydığımız sorunların çözümlerine ilişkn tek bir söz niye yok?

Buradan tüm siyasi partilere sesleniyoruz, seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkıdır. Temel haklar konusunda ayrımcılık yapan sadece kendi gündemine esir olan siyasi partiler hiçbir konuda inandırıcı olamazlar.

Bütün siyasi partileri seyahat özgürlüğü sorunları karşısında temel politika ve vaatlerini açıklamaya çağırıyoruz!

Tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerini, gezginleri, seyahatseverleri, temel hak ve özgürlükler konusunda duyarlı tüm yurttaşlarımızı, gazetecileri, sivil toplum kuruluşlarını bu konuda bütün siyasi partilere seslenmeye, hesap sormaya, soru sormaya çağırıyoruz.

Saygılarımızla,

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri





22 Nisan 2015 Çarşamba

GOEURO: En pahalı pasaport Türkiye'nin...

51 ülkenin pasaportunu araştıran seyahat arama motoru GoEuro pasaportların fiyatlarını karşılaştırdı. 2015 yılının başlangıcını baz alan araştırma sonucunda, fiyat olarak 251 dolar ücret ve harç ile Türk pasaportu en pahalı pasaport çıktı. 

Türkiye'de asgari ücret üzerinden 95 saat çalışılarak pasaport harcının ödenebildiği belirtilirken, pasaport ücreti 43 dolar olan İsveç'te bu sürenin bir saat olduğu ifade edildi.


Kaynak için lütfen tıklayın!

13 Şubat 2015 Cuma

NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?

Daha önce haykırdık yine haykırıyoruz!

NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?

Aslında bu soruya tek bir yanıt yeterli olmalıydı. Böyle bir yasa açık seçik bir biçimde Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" maddesine aykırı... Ama ülkemiz "imtiyazlar" söz konusu oldu mu herkesin kendine Anayasası ve demokrasisi olduğu için bu en anlamlı itiraz bir şey ifade etmiyor.

Peki biz NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?

Çünkü kendi vatandaşı 100'e yakın ülkeye gitmek için vize harcı öderken,

Çünkü kendi vatandaşı konsolosluklarda vize eziyeti ve bürokrasisi ile bunaltılırken,

Çünkü kendi vatandaşı vizesi olduğu zaman bile gümrüklerde, ülke girişlerinde bin bir eziyet çekerken,

Çünkü kendi vatandaşına seyahat özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu göz ardı edip dünyanın en pahalı pasaportunu satarken,

Çünkü kendi vatandaşına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaporta her yıl otomatik zam yaparken,

Çünkü kendi vatandaşının ailesinden, 1 yaşını doldurmamış bebeğinden bile 588 TL pasaport harç/ücreti alırken,

Çünkü kendi vatandaşı 1 yaşını doldurmamış bebeğe 10 yıl pasaport ücretiyle 5 yıllık pasaport verirken,

Çünkü kendi vatandaşına her yurt dışı seyahatinde yurt dışına çıkış harcı garabeti ile eziyet ederken,

Çünkü kendi vatandaşının çektiği eziyetlerden bi haber kendine "yeşil pasaport" diye bir pasaport uydurmuş, tek bir kuruş pasaport, vize harcı ödemeyip bunu bile yeterli görmezken, 

Çünkü bu ülkenin Anayasası'nda "aççık seççik"  "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" yazarken,

Evet bütün bunlar olduğu yerde dururken...

Ayrıca tüm dünyada diplomatik pasaport, Viyana sözleşmesi esaslarına göre diplomatlara ve ailelerine dokunulmazlık ve ayrıcalık yaratmak için değil, görevle bağlantılı işleri yerine getirirken ev sahibi ülkenin güvencesi altında sorumluluklarını, sorunsuz ve herhangi bir engelleme ile karşılaşmadan yerine getirebilmeleri için verilmektedir.
Keyfi bir biçimde diplomatik pasaport vermek, Viyana sözleşmelerinin de ruhuna ve ülkemizin imajına da büyük zarar verecektir. 

Ama en çok neden karşıyız biliyor musunuz?

Bu yukarda saydıklarım hiç değişmeden olduğu yerde dururken, "biz görevimizi yapıp kendi vatandaşlarımız üzerindeki bu eziyetleri, sorunları çözdük mü de kendimize ve ailelerimize ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini istiyoruz?" diye soran bir vicdan, 1 (bir) milletin vekili bile çıkmadığı için karşıyız.

2 Şubat 2015 Pazartesi

TIME Kapağımız CNNTürk'te...

CNNTürk haber kanalı, "Skyscanner"ın hazırladığı infografiği internette dolaşıma sokmamızın ardından internet sitesinde "pasaportlar hakkında acı gerçekler" adlı bir foto-galeri'yi yayına soktu.

Foto galeri yıllar önce Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'nin hazırladığı TIME kapağı ile başlıyor. Seyahat özgürlüğü mücadelemizde en çok kullandığımız iletişim materyallerinden biri olan bu kapak, umarız bir gün tüm ilgililerine de "kapak" olacak.

CNNTürk'ün bizim sizlerle uzun zamandır paylaştığımız, ancak şimdi daha da kitleselleşmesine yol açan, birçok bilgiyi derlediği foto-galeri'ye ulaşmak için lütfen tıklayın!


3 Kasım 2014 Pazartesi

Pasaport Zammına HAYIR!


Pasaportlara yine "otomatik" zam geliyor: %10.11

534 lira olan 10 yıllık pasaport 590 lira olacak, üstelik zam oranını Bakanlar Kurulu'nun %50 artırma yetkisi de var.

Kamu otoritesi Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğümüzü hiçe saymayı sürdürüyor. Değerli kağıt statüsünde tuttuğu pasaportların harç oranlarındaki artışı "yeniden değerleme" oranında otomatiğe bağladığı için dünyada her yıl zamlanan tek pasaport Türk pasaportu.

Açık bir biçimde yurttaşlarına yurt dışına gitme demektir bu!

Bir yandan dünyadaki birçok ülkeyle vizeleri kaldırmaya çalışan diğer yandan yurttaşlarının yurt dışına çıkmamaları için elinden geleni ardına koymayan bir hükümet... Bu çelişkili politikaları açıklayacak bir hükümet yetkilisi arıyoruz.

Dünyanın en pahalı paspaortu biz de, dünyada yurttaşlarına yurtdışı çıkış harcı uygulayan tek ülke Türkiye, çocuklara, gençlere, yaşlılara dünyada birçok ülke pasaport ücretlerinde indirim ve kolaylıklar sağlarken bunların hiçbirini uygulamayan da Türkiye...

Artık kim nasıl anlatacak bilemiyorum, 4 yıldır hemen her mecrada anlatmaya çalışıyoruz, devlet vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için böylesine fahiş bir ücreti yurttaşlarından isteyemez. Onun Anayasal hakkının kullanımını, seyahat özgürlüğünü, yurt dışına çıkışını engelleyecek boyutta bir ücret ve zam politikasıyla #pasaportların ücretlerini keyfi bir biçimde belirleyemez.

Devlet, bizlerin birer "müşteri" değil yurttaş olduğumuz gerçeğini göz ardı eder gibi, sattığı bir "mala" istediği fiyatı uygulayan Tüccar gibi davranamaz.

Herkesi, tüm Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ni, tüm yurttaşlarımızı Anayasal haklarına sahip çıkmaya, sosyal medyada ve tüm mecralarda #PasaportZammınaHAYIR! demeye çağırıyoruz.

YETER ARTIK!

22 Ekim 2014 Çarşamba

Dünyanın En Pahalı Pasaportu İnfografiklerde!

Uzun yıllardır T.C pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu. Artık açık ara netleşen bu durum seyahat, pasaport, vize gibi konularda infografik yapan birçok kuruluşun da işlediği temalardan birine dönüştü. 

Her yıl otomatik zam gelen dünyadaki tek pasaport olan T.C pasaportu bu özelliği ile "en pahalı" olma rekorunu hiçbir zaman elinden bırakmıyor. Bu yıl başında da tekrar zam gelecek olan pasaport, şu anda 534 liraya satılıyor. 10 yıllık biyometrik/elektronik pasaport (ki Avrupa Birliği Komisyonu bugün pasaportumuzun biyometrik ve güvenli olmadığı yönünde bir rapor yayınladı) tüm dünyada ortalama 60 dolar seviyesinde, en ucuz pasaport ise bir Afrika ülkesi olan Swaziland'ın pasaportu 7 lira. (Yedi lira :)

Skayscanner tarafından bu ay yayınlanan infografik şu bilgilerden oluşuyor:

15 Ekim 2014 Çarşamba

EBOLA'DAN NASIL KORUNURUM?

Batı Afrika’da ortaya çıkıp adım adım Avrupa’ya ve ABD’ye ulaşan ebola hastalığı herkesi korkutuyor. % 50-90 ölüm oranıyla ürküten hastalık nedeniyle havalimanlarında alarm verildi. Ancak yüksek ateş kontrolünden geçip ABD’ye giren bir yolcu eboladan öldü. Korumalı giysi giymiş bir İspanyol hemşire ve ABD'li sağlık görevlisine virüs bulaştı. Bu durum kafaları karıştırdı.

Kendisi veya yakınları uluslararası havayollarında, turizm sektöründe çalışanlar, sık sık hastalığın görüldüğü ülkelere gidip gelenler, sağlık görevlileri veya herhangi bir şekilde virüsle temas etme olasılığı olanlar nasıl korunacak? Herkesin kafasında birçok soru var.
İşte yanıtları:

EBOLA NASIL YAYILIYOR?
Ebola virüsü hastalığın ileri aşamalarında olan kişilerin vücut sıvıları aracılığıyla bulaşıyor. Kan, dışkı ve kusmuk hastalığı en riskli sıvılar. Hastalığın ileri aşamalarında bu sıvıların çok küçük bir zerresi bile virüsü bulaştırabiliyor. Ancak eline kan bulaşmış bir sağlık görevlisi bile ellerini su ve sabunla yıkadığında hastalanmazken virüs bulaşmış eliyle ağzına, gözlerine veya burnuna dokunanlar veya elinde kesik-çizik bulunanlar risk altında.

BELİRTİLERİ NELER? 
Belirtiler genellikle 5-7 gün içinde ortaya çıkıyor, ama bu süre bazen 21 günü bulabiliyor. İlk belirtiler baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı, boğazda tahriş ve halsizlik. İlk belirtiler gribi andırıyor. Ancak daha sonra ishal, kusma, kaşıntı ve karın ağrısı ekleniyor. Böbrekler ve karaciğer duruyor. Hastada iç kanama başlıyor, ileri aşamalarda hastanın kulağından, ağzından ve gözünden kan geliyor.

VÜCUT SIVILARI DERKEN VİRÜS TER YOLUYLA MESELA JİMNASTİK SALONUNDAN BULAŞABİLİR Mİ?
Hayır. Kaslarda mecalsizlik, ateş gibi semptomlar geliştirmiş bir ebola hastasının jimnastik salonuna gitmesi mümkün değil; bu semptomlar gelişmeden önce de virüsü taşıyan kişinin bunu başkalarına da bulaştırmaya başlamadığı belirtiliyor. Ayrıca terin yüksek miktarda virüs içermediği düşünülüyor.

TÜKÜRÜKLE BULAŞIR MI?
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hastalığın en ileri aşamalarında tükürük hatta gözyaşı bile virüs riski taşıyor. Ancak bu konuda yapılan araştırmalardaki sonuçlar birbirini tutmuyor. Ancak virüse anne sütünde de rastlandı.

KLOZETTEN EBOLA KAPABİLİR MİYİM?
Evet. Ebola hastasının dışkısı gerçekten tehlikeli ve virüs idrarda da bulunuyor. Ancak virüs taşıyan hasta kişiler genellikle hastanede veya evlerinde tedavi altında olduğu için, şimdilik genel tuvaletler riskli görülmüyor.

CİNSEL YOLLA BULAŞIR MI?
Evet. Üstelik hastalığı atlatıp iyileşmiş kişilerin semeninde, 90 gün sonrasında bile ebola virüsüne rastlandı.

BİR EBOLA HASTASININ TAŞINDIĞI TAKSİDEN VİRÜS BULAŞABİLİR Mİ?
Taksideki hastanın kanı veya kusmuğu koltuğa bulaşmışsa daha sonra aynı taksiyi kullanan kişiler, eğer bedenlerinde yara-kesik varsa veya koltuğa dokunduktan sonra yüzlerine dokunurlarsa virüs kapabilirler. Ebola hastası kişilerin kullandığı taksiler bu nedenle dezenfekte edilmeli.

EBOLA HASTASI BİR KİŞİNİN DOKUNDUĞU KAPI KOLUNDAN VİRÜS KAPABİLİR MİYİM? Evet. Eğer kapı koluna kusmuk, kan veya dışkı bulaştıysa bulaşabilir.

TREN YOLU İSTASYONU, OKUL VE DİĞER KAMUSAL ALANLARDA BULAŞMAYA KARŞI NE YAPILABİLİR?
İngiltere’de bulaşmayı önlemek için sıkı prosedürler geliştirilmiş durumda. Buna göre kan, kusmuk veya dışkıyla gözle görünür şekilde kirlenmiş yerler, tuvaletler ve çok sayıda kişinin dokunabileceği telefon, kapı kolu gibi yüzeyler kullan at kağıtlarla silinip deterjan ve sabunla yıkanıp kurulanmalı. Temizlik işlemini yapanlar uzun kollu gömlek, tek kullanımlık eldiven, kapalı ayakkabı giymeli, paçalar çorapların içine sokularak sürtünme riski engellenmeli. Temizlik işiyle uğraşanlar vücutlarındaki tüm kesik ve çizikleri yara bandıyla kapatmış olmalı. Ancak İngiltere’deki prosedüre göre ebola hastasının sadece içinden geçip gittiği koridor ve salonlarda bu tür bir temizliğe gerek görülmüyor.

VİRÜS NE KADAR SÜRE YAŞAR?
Virüs oldukça kırılgan yapıya sahip. Güneşin UV ışınları, yüksek ısı (ki Afrika’da oldukça yardımcı oldu), sabunlu su ve alkollü jel gibi dezenfektanlarla kolayca yok edilebiliyor. Ancak bolca vücut sıvısı içinde serince bir yerde kaldığında, virüs bir kaç gün canlı kalabiliyor.

YİYECEKLER GÜVENLİ Mİ? 
Pişmişse, evet. Pişirme işlemi sırasında virüs etkisiz hale geliyor. Ancak pişmemiş av etleri risk.

HAVA YOLUYLA BULAŞIR MI, MASKE TAKMAK GEREKİR Mİ? 
Hayır. Bu konudaki tüm spekülasyonlara rağmen BM Ebola Misyonu’nın ayrıntılı araştırmalarına göre virüs hava yoluyla bulaşmıyor. Ebola hastalarında da sıkça öksürme ve hapşırma görülmüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nden yapılan açıklamada da ebola salgını sırasında elde edilen verilerin, tüberküloz, su çiçeği, kızamık gibi havayoluyla bulaşan bakteri ve virüslerle benzerlik göstermediği belirtildi.

BİRİSİ YÜZÜME ÖKSÜRÜR VEYA HAPŞIŞIRSA...
Teorik olarak ileri derecede ebola hastası bir kişinin başka bir kişiden başka bir kişinin doğrudan yüzüne çok sayıda damlacık gelmesi bir risk. Ancak genellikle bu durumdaki kişiler ya hastalar ya da sağlık görevlileri ve onların da maske takmaları bekleniyor.

VİRÜS MUTASYON GEÇİREBİLİR Mİ, BULAŞMA YOLLARI DEĞİŞEBİLİR Mİ?
Bütün virüsler mutasyon geçirebiliyor ancak bilim insanları, mutasyon geçirse bile bulaşma yollarının değişmediğini söylüyor, kaldı ki ebola örneğinde de virüsün bulaşma yolunun değiştiğine dair bir kanıt bulunmuyor.


UZAY KIYAFETİNİ ANDIRAN KIYAFETLERE BÜRÜNMÜŞ SAĞLIK GÖREVLİLERİNE BİLE VİRÜS NASIL BULAŞABİLİYOR?
Bu giysiler ancak doğru kullanıldıklarında işe yarıyor. Bu yüzden giyilmeleri çıkarmaları, eldivenlerin nasıl kullanılacağına dair ayrıntılı prosedürler var.

HAVALİMANLARINDAKİ TARAYICILAR VİRÜS TAŞIYICISI İNSANLARIN ÜLKEYE GİRİŞİNİ ENGELLEYEBİLİR Mİ?
Hayır. Tarayıcılar yüksek vücut ısısını ölçüyor. Ve yüksek ateşin eboladan başka soğuk algınlığından menopoza kadar pek çok gerekçesi olabilir. Bu durumda yüksek ateşi olan herkese ebola testi uygulanması gerekiyor. En önemlisi virüs taşıyıcı insanların çoğu, ateşleri yükselmeden önce ülke değiştirmiş olabilir (ABD örneğinde olduğu gibi), bu durumda bu kişilerin ebola taşıyıcısı olup olmadığını anlamak mümkün görünmüyor. 

Kaynak: Guardian Gazetesi'nden Radikal gazetesi çevirdi.

9 Ekim 2014 Perşembe

EBOLA Geliyorum diyor!

Ebola şu anda dünyayı tehdit eden en tehlikeli virüs ve hastalık. Çünkü hastalığın bilinen bir tedavisi yok. Hastalığın ölüm oranı yüksek, genellikle virüsle enfekte olanların % 50 ila %90 arasında ölüyor. Aşı geliştirme çalışmaları sürmekte, ancak henüz mevcut bir aşı bulunmamaktadır.

Bu blogda yer vermemizin sebebi ise artık tüm dünya için tehdit oluşturacak bir düzeye gittikçe yaklaşması ve Türkiye'de henüz bununla ilgili ciddi bir önlemin alınmadığı ya da kriz yönetimine dayalı bir çalışma yapılmadığı inancı. 

THY ile riskli ülkelerden ülkemize gelen şüpheli hastalara yapılan muameleler ve THY'nin bu riskli ülkelere ve/veya komşularına direkt uçuşlarını hala (ısrarla) sürdürmesi aslında kaygılarımızı artıracak boyutta.

Yetkilileri bu konuda önlem almaya, hazırlıklı olmaya kamuoyunda farkındalık yaratarak toplumsal duyarlılığı yükseltmeye çalışmalıyız. Yaklaşık 6 aydır Twitter (@seyahatozgurluk) hesabımızdan bu konudaki gelişmeleri ayrıntılı olarak ve düzenli bir biçimde paylaşıyoruz. Virüs hem doğrudan tüm gezginleri, seyahatseverleri, turistleri ve #seyahatözgürlüğü nü tehdit ediyor hem de artık bu boyutu çoktan aşarak tüm insanlık için ciddi bir tehdide dönüştü. 

2014 Batı Afrika Ebola Salgını, Gine, Sierra Leone , Liberya'yı kasıp kavuruyor ve büyük oranda Nijerya'yı çevre ülkeleri de etkileyecek. Ancak bu sefer Afrika dışında ABD ve İspanya'da da vakalar görüldü. Sierre Leone'den bir Norveçli doktor da ülkesine götürüldü ve orada tedavi görüyor.



Özellikle İspanya'da yaşananlar ibretlik! 

Ebola hastası İspanyol rahip Manuel Garcia Viejo'yu tedavi ettiği sırada Madridli hemşire Teresa Romero'ya virüs bulaştığının tespit edilmesinin ardından İspanya'da tam bir panik havası hakim. Sadece Madrid'de, hemşirenin kocası ve yakın zamanda Nijerya'ya gitmiş olan bir mühendis karantinaya alınırken 52 kişi de gözlem altında tutuluyor.  Ayrıntıları şu haberden okuyabilirsiniz: Tıklayın.

Yapmamız gereken basit: Bu salgın ülkemize gelmeden, kim nasıl bir önlem aldı, kimlerin ne rolü olacak, bizi bu salgından nasıl korumayı düşünüyorsunuz sorularını her mecrada başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere sormak ve yanıt aramak...

Bu işe yarar mı? Yarar!

Belki çoğunuzun haberi yok, ama THY ilk Ebola şüphelisine yaptığı muameleden sonra gösterilen tepkilerle kendine çeki düzen verdi. Ama bunun hastane bölümü ne durumda, ne yapılıyor, nasıl yapılacak bilemiyoruz. Çünkü salgın olasılığı nasıl yayıldığı konusunda ciddi şüpheler var. Aşağıdaki resimler tepki öncesi ve sonrası THY'nin neler yaptığını size net bir biçimde gösteriyor.


Ebola konusunda Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nün 3 dilde hazırladığı broşüre ulaşmak için lütfen tıklayın.

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Bir İstanbul Metrosu Hayali...


Gökhan Pişkin bloğunda İstanbul Metrosu ile ilgili hayallerini paylaşmış, biz de onun izniyle birçok bölümünü paylaştığımız bu fikirlerden sizi haberdar edelim dedik:

Geçenlerde "Bir tasarımcı olarak İstanbul'un metro haritası beni uzun zamandır rahatsız ediyordu" diye başlayan bir yazı okudum. Özetle Bertan Kılıçcıoğlu isimli bir tasarımcı, İstanbul metro haritasının tasarımından haklı olarak bunalmış ve derli toplu olarak yenisini yapmış.

Hatların abuk sabukluğundan, plansız programsız yapılmışlığından bunalmışım uzun süredir; bari ben de bir mühendis olarak hatları yenileyeyim dedim, bunaldım karaladım bir şeyler (Yukarıda bahsettiğim düzeltilmiş haritayı kullanarak)...

Örneklendireyim:
Ben Etiler'de oturuyorum. 2015'te evin yakınından metro geçecek. Sağda solda "Etiler-Kadıköy 45 dakika..." şeklinde reklamı yapılıyor. Yahu, boş trafikte arabayla 15 dakikada gideceğin yer metro ile 45 dakika olur mu hiç? 15 km.lik yol dört ayrı hat kullanılarak gidilir mi? Bu kafayla toplu taşıma kullanımını özendiremezsin ki...
("Etiler-Kadıköy" sadece bir örnek, herkes onlarca benzer örnek kolaylıkla bulabilir)


Dört hat demek, üç kez aktarma demek; aktarma dediğin de öyle kolay değil, her aktarmada anasının nikahı kadar mesafe yürümek gerek. Mesela Şişhane durağında inip yüzeye çıkmak 10 dakika filan. Bazen şüphe ediyorum aslında Taksim'de indiriyorlar, aşağıdan Şişhane'ye yürütüyorlar diye. Sirkeci Marmaray durağı var mesela, boğazı aşağıdan yürüyerek geçiyorsun sanki. Tren hattı için boşa uğraşmışlar resmen, girişi deniz kıyısından versen, o kadar yürümeyle karşıdan çıkarsın zaten. Hacıosman metrosu desen, yerin yedi kat dibinde; Yeni Zelanda'ya sınır kapısı açsan açılır...



yazının devamı için lütfen TIKLAYIN!

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Proust ve Camus'den "yolculuk" için...

"Tek gerçek yolculuk aynı gözlerle, yüz değişik ülkeyi dolaşmak değil; aynı ülkeyi, yüz değişik gözle görebilmektir…" ~ Marcel Proust


                    "Yolculuk bizi kendimize geri getirir." ~ Albert Camus

26 Temmuz 2014 Cumartesi

İBB 1. Derece Afet-Acil Ulaşım Yollarının Otopark olduğunu kabul etti.

"İstanbul'daki 1.Derece Afet-Acil Ulaşım Yolları otopark oldu." başlığı ile Hürriyet gazetesinde bir haber yapıldı.

Bu haberin doğru olup olmadığını 28 mayıs tarihinde İBB Beyaz masaya sorduk. 26 Temmuz günü yanıt geldi. 
Evet 2 ay sonra da olsa yanıt geldi. Ve haberi doğrulayan bir yanıttı bu. 

Yani, "1999 depremlerinin ardından İstanbul’daki 562 cadde ve sokak ‘1.Derece Afet-Acil Ulaşım Yolu" ilan edilmişti. İBB'nin yanıtına göre "artan araç sayısı, otopark sıkıntısı, uzun süreli parklanma, ikinci sıraya araç çekme, vale-değnekçi gerçeği bu alanların kontrolünü imkansız kıldı." Bu yolların birçoğuna artık araçlar park ediyor. Aşağıda gelen yanıtın tümü yer alıyor.

Artık merak konusu olan İstanbul'da hiç "Afet-acil ulaşım yolu" kaldı mı?