ATLAS Dergisi Temmuz 2013 sayısında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ni tanıttı. Hareketin kurucusu O. Suat Özçelebi ile yapılan röportajda bugüne kadar yaptığımız ve şu anda süren kampanyalarımız, hareket hakkında bilgiler yer alıyor.
Röportajda Türkiye'nin seyahat özgürlüğü açısından içinde bulunduğu "temel insan haklarına" aykırı durumu örnekleriyle gösteren Özçelebi, dünyanın en pahalı pasaportundan, yurt dışına çıkış harcına, yeşil pasaport ve ömür boyu diplomatik pasaport girişimleriyle yaratılan ayrımcılığa kadar birçok konuya değindi.
Bloğumuz, sosyal medyadaki etkinliklerimiz, bize katılmak isteyenlerin ulaşabileceği adresler gibi birçok bilginin yer aldığı röportaj, yılbaşından beri sürdürdüğümüz "Otomatik pasaport zammına hayır!", "Sıfırlayın Sayın Başbakan!" ve "Böyle eşitsizlik olur mu?" konulu kampanyaları da duyurdu.
Röportajı ayrıntılı okumak için lütfen fotoğrafın üzerine tıklayınız!
En pahalı pasaport ücreti hala Türkiye'de. Dünya ortalaması 60 dolar düzeyinde bulunuyor. Türkiye'de 4-10 yıllık biyometrik pasaport ücreti yaklaşık 200 dolara inse de hala çok yüksek. Her yıl pasaportlara OTOMATİK ZAM geliyor. Bu durum Anayasamızın 23. maddesinde tanımlanan "seyahat hürriyeti"nin açıkça ihlalidir. DÜNYANIN EN PAHALI PASAPORTLARINI KULLANMAK, DELİ DUMRUL HARÇLARINI ÖDEMEK VE AYRIMCILIĞA UĞRAMAK İSTEMİYORUZ. Vizesiz Türkiye, Vizesiz Avrupa, Vizesiz Dünya İstiyoruz!
28 Haziran 2013 Cuma
6 Haziran 2013 Perşembe
Yeni Türkçe Sözlük: Çapulcu ve Çapulculuk nedir?
Gezi Parkı'nda ağaçların korunması ve Topçu Kışlası adı altında bir AVM ve rezidans yapılmasına karşı İstanbulluların direnişine haksız, hukuksuz bir biçimde yapılan saldırıya direniş, 10. gününde.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak başından beri "Gezi Parkı"nın ağaçlarıyla birlikte korunmasını kendi mücadelemizin de merkezinde yer alan bir eylem olarak görüyoruz. Kamu otoritesinin ve Sayın Başbakan'ın bu konudaki inadının olayları hiç istenmeyen bir düzeye taşımış olduğunu da üzüntüyle görüyoruz.
Sayın Başbakan, İstanbul Taksim Gezi Parkı'ndaki masum talepler ile kendisine ait parkı korumak için ortaya çıkan insanlara, sivil direnişçilere "çapulcu" dedi.
Ve biz bu nitelemenin/suçlamanın aslında "Yeni Türkçe Sözlük"te artık ne anlama geldiğini tüm Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ile paylaşmak istedik.
Çünkü hepimiz kendimizi "çapulcu" hissediyoruz, şöyle ki:
Lütfen resmi büyütmek için üzerine tıklayınız!
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak başından beri "Gezi Parkı"nın ağaçlarıyla birlikte korunmasını kendi mücadelemizin de merkezinde yer alan bir eylem olarak görüyoruz. Kamu otoritesinin ve Sayın Başbakan'ın bu konudaki inadının olayları hiç istenmeyen bir düzeye taşımış olduğunu da üzüntüyle görüyoruz.
Sayın Başbakan, İstanbul Taksim Gezi Parkı'ndaki masum talepler ile kendisine ait parkı korumak için ortaya çıkan insanlara, sivil direnişçilere "çapulcu" dedi.
Ve biz bu nitelemenin/suçlamanın aslında "Yeni Türkçe Sözlük"te artık ne anlama geldiğini tüm Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ile paylaşmak istedik.
Çünkü hepimiz kendimizi "çapulcu" hissediyoruz, şöyle ki:
Lütfen resmi büyütmek için üzerine tıklayınız!
30 Mayıs 2013 Perşembe
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ATLAS Dergisi'nde...
Aylık Coğrafya ve Keşif Dergisi ATLAS, internet sitesi'nde Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ne yer verdi.
Topluluk hakkında bilgilere ve Sivil Sesler Festivali'ndeki etkinliklerine yer verilen haberde, 8 Haziran günü saat 12.00-13.00 arasında festival alanının yanındaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde "Sosyal Ağda Sivil Sesler Çıkarmak... Seyahat Özgürlüğü Mücadelesi" adlı bir sunum gerçekleştireceğimizi de okurlarına duyurdu.
Haberin ayrıntıları için lütfen TIKLAYIN!
Haberin ayrıntıları için lütfen TIKLAYIN!
27 Mayıs 2013 Pazartesi
Sizi Sivil Sesler Çıkarmaya Çağırıyoruz!
6-8 Haziran tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşecek olan Sivil Sesler Festivali'nin programı belli oldu.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak hem 3 gün boyunca Festival alanında bir stand açacağız. Hem de 8 Haziran günü saat 12.00-13.00 saatleri arasında festival alanının yanındaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde "Sosyal Ağda Sivil Sesler Çıkarmak... Seyahat Özgürlüğü Mücadelesi" adlı bir sunum gerçekleştireceğiz.
Herkesi, özellikle başından beri seyahat özgürlüğü mücadelesine destek veren genç, yaşlı, kadın, erkek tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerini, gezginleri, Sırtçantalıları bekliyoruz.
Hem tanışmak hem de sosyal medya deneyimimizi, seyahat özgürlüğü mücadelemizi aktarmak, sizlerle daha da geliştirmek, büyütmek istiyoruz.
Sizler için kendimizi tanıtan broşürler, çıkartmalar, pankartlar, el ilanları hazırladık. Bizi yalnız bırakmayın, özellikle 8 Haziran'da 12.00-13.00 saatleri arasında kimselere randevu vermeyin de birlikte olalım, konuşalım, paylaşalım. :)
Sivil Sesler Festivali Hakkında özet bilgi:6-8 Haziran 2013 tarihlerinde 12:00-20:00 saatleri arasında Taksim, Tepebaşı Odakule arkasındaki açık otopark alanında gerçekleşecek ve 100′e yakın sivil toplum örgütü alanda hem kendilerini tanıttıkları standlar hem de festival etkinlikleriyle festival ziyaretçileriyle buluşacak. Hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin festival alanında gerçekleştireceği konserler, sergiler, söyleşiler, film gösterimleri ve atölyeleri kaçırmak istemiyorsan sen de alanda bize katıl! Bekliyoruz!
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak hem 3 gün boyunca Festival alanında bir stand açacağız. Hem de 8 Haziran günü saat 12.00-13.00 saatleri arasında festival alanının yanındaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde "Sosyal Ağda Sivil Sesler Çıkarmak... Seyahat Özgürlüğü Mücadelesi" adlı bir sunum gerçekleştireceğiz.
Herkesi, özellikle başından beri seyahat özgürlüğü mücadelesine destek veren genç, yaşlı, kadın, erkek tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerini, gezginleri, Sırtçantalıları bekliyoruz.
Hem tanışmak hem de sosyal medya deneyimimizi, seyahat özgürlüğü mücadelemizi aktarmak, sizlerle daha da geliştirmek, büyütmek istiyoruz.
Sizler için kendimizi tanıtan broşürler, çıkartmalar, pankartlar, el ilanları hazırladık. Bizi yalnız bırakmayın, özellikle 8 Haziran'da 12.00-13.00 saatleri arasında kimselere randevu vermeyin de birlikte olalım, konuşalım, paylaşalım. :)
Sivil Sesler Festivali Hakkında özet bilgi:6-8 Haziran 2013 tarihlerinde 12:00-20:00 saatleri arasında Taksim, Tepebaşı Odakule arkasındaki açık otopark alanında gerçekleşecek ve 100′e yakın sivil toplum örgütü alanda hem kendilerini tanıttıkları standlar hem de festival etkinlikleriyle festival ziyaretçileriyle buluşacak. Hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin festival alanında gerçekleştireceği konserler, sergiler, söyleşiler, film gösterimleri ve atölyeleri kaçırmak istemiyorsan sen de alanda bize katıl! Bekliyoruz!
8 Haziran'da "Sosyal Ağda Sivil Sesler Çıkarmak... Seyahat Özgürlüğü Mücadelesi" sunumunu gerçekleştireceğimiz İstanbul Araştırmaları Enstitüsü:
23 Mayıs 2013 Perşembe
Avrupa İstikrar İnisiyatifi'nden Vizesiz Avrupa yolu!
Avrupa İstikrar İnisiyatifi (ESI) "Vizesiz Avrupa" yolunda önemli bir rapor yayınladı. Raporda birçok analiz, eleştiri ve önerilere yer verildi. Özellikle Avrupa Birliği’nin "en geç 2015 sonunda Türkiye’ye vize muafiyeti tanıması gerektiği" vurgusu, hem Türk hem de Avrupalı birçok yetkiliye umarız bir yol haritası için daha fazla beklememelerini gösteren bir uyarı işlevi görür.
Raporda daha önce katılım müzakereleri yapan hiçbir ülkenin bu kadar uzun süre vize engeliyle karşılaşmadığına vurgu yapılarak, "Geri Kabul Anlaşması"nın şartlarının Türkiye tarafında nasıl "güven duyulmayan" bir algı yarattığı açık bir biçimde gösteriliyor.
Ayrıca rapor, vize muafiyeti sürecinde “Gordion düğümünü” kesmek için Türkiye’ye "vizesiz seyahat " için izlemesi gereken yollara ilişkin temel önerilere de yer veriyor.
Rapor bu önerilerini 5 başlıkta ayrıntılı olarak sunuyor, özetle altı çizilenler şunlar:
1. Ankara’nın vize diyaloğunun katılım sürecinden ayrı bir süreç ve eşitler arası bir müzakere olduğunu Brüksel’e hatırlatmalıdır.
2. AB’ye vize diyaloğu sürecinde Türk vatandaşlarının seyahatlerinde sürekli bir iyileşme/kolaylaştırma görmek istediğini Türkiye'nin net bir biçimde vurgulaması gerekiyor.
3. Türkiye’ye, vize muafiyeti için gerçekçi bir tarih ilan edilmeli ve bu tarihin en geç 2015 sonunda vizesiz seyahatin başlatılabilmesi biçiminde olmalıdır.
4. Türkiye AB'ye kendi ülkesinden giden kaçak göçmenler konusunda yeterli önlemleri alacağı konusunda güven artırıcı önlemler ve uygulamalar geliştirmelidir. Türkiye AB'ye geri kabul anlaşmasını karşılıklı yasal yükümlülüklere uyum içinde olunduğu zaman imzalayabileceğini göstermelidir.
5. AB’nin Türkiye'nin belirlediği tarihe kadar adım atmaması halinde geri kabul anlaşmasının geçersiz ilan edilmesi gerekir.
ESI raporunun diğer ayrıntıları ve orjinaline ulaşmak isteyenler şu adresten indirebilirler: Lütfen Tıklayın!
21 Mayıs 2013 Salı
Vizesiz Avrupa yolunda Demirkan davası için ortak görüş!
Vizesiz Avrupa yolunda hayati bir adım olan ABAD'da süren Leyla Demirkan davasında gelinen son aşama ve yayınlanan dava raporuyla ilgili olarak bir toplantı yapıldı. Toplantıya katılan Türkiye'de, yurt dışında davayı takip eden bilim adamı, uzman ve akademisyenler ortak bir açıklama yayınladılar:
C-221/11 sayılı Leyla Ecem Demirkan ile Federal Almanya Arasındaki
Davaya ilişkin Kanun Sözcüsünün Raporu Hakkındaki Görüşlerimiz
1)
Bazı AB üyesi ülkeler ve AB Konseyince, Türkler için vize yükümlülüğünün bulunmasının
hizmet alım ve sunumunda engel teşkil etmediği yönündeki görüşleri Kanun Sözcüsü
tarafından -haklı olarak- yanlış bulunmuştur. Kanun Sözcüsü, ayrıca vize almanın tabii olarak
zaman ve para gerektirdiğini ve böyle bir durumun da hizmetlerin serbest dolaşımını
engellediğini belirtmiştir.
Bundan başka Kanun Sözcüsü üye ülkelerin, AB ve Türkiye arasındaki Ortaklık Antlaşmasını
tamamlayan Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası gereğince haklarda kötüleştirme
yasağı çerçevesinde Türk Vatandaşlarının giriş şartlarının kötüleştirilmemesine ilişkin
yükümlülüğünün Avrupa Birliği’nin vize ve sığınma yetkileriyle çelişmediğini
vurgulamaktadır.
2)
Kanun Sözcüsü’nün hizmet serbestisi kavramının Avrupa hukuku açısından uzun zamandır
tartışmalı olduğu yönündeki değerlendirmesi isabetsizdir. 1964’de çıkan Avrupa Ekonomik
Topluluğu’nun (AET) 64/220 nolu Yönergesinde hizmetlerin serbest dolaşımı kavramı pasif
hizmet serbestisini de içermektedir. Öğretide bazı kişilerin ve iki Kanun Sözcüsü’nün bunu
tartışmaya açmış olmalarının hiçbir önemi yoktur. Zira 1984 yılında verilen Luisi ve Carbone kararı ile bu gereksiz tartışma sonlandırılmıştır.
3)
Kanun Sözcüsü, Türkiye ile yapılan Antlaşmanın iç pazar engellerinin kaldırılması hedefinin
bulunmadığını iddia etmektedir. Bunun sonucu olarak Avrupa birincil hukukundaki hizmet
serbestisinin doğrudan ve aynı şekilde Ortaklık Hukuku’na aktarılamayacağını ileri
sürmektedir. Oysa gerçek şudur ki, AET ve Türkiye arasındaki Ortaklık Hukuku sadece
ekonomik yönüyle sınırlı değildir. AET’nin AB’ye dönüşmesi ve her genişlemesi ile Türkiye,
yapılan protokollerle her yeni üyeyi Antlaşmanın tarafı olarak kabul etmiştir. Böylece
Türkiye, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin yapısındaki değişikliği kabul etmiş ve Birliğe
girme isteğini Avrupa Birliği’nin yeni politik şekline göre genişletmiştir. Bunun karşılığı
olarak Avrupa Birliği de ortaklık ilişkisinin yapısındaki değişiklikleri kabul etmiştir.
4)
Yeterli olmamasına rağmen, AET-Türkiye Ortaklık Hukukunun sadece ekonomik boyutu
olduğu varsayılsa bile Kanun Sözcüsü’nün hizmetlerin serbest dolaşımının tüketicilerin
serbest seyahat haklarını kapsamadığı yönündeki görüşü kesinlikle problemlidir. Kanun
Sözcüsü’nün düşüncesinin aksine pasif hizmet serbestisi, tüm serbest dolaşımların
gerçekleşmesine hizmet etmez. Bilakis hizmetin serbest dolaşım hakkının sonucu şudur ki,
sadece hizmet sunanlar değil, hizmeti alanlar da bu hizmet pazarına dâhildir.
5)
Kanun Sözcüsü, Türkiye’nin de Belçika ve Hollanda’dan gelen turistlere vize uygulamasından hareketle Türkiye’nin de Katma Protokol’ün ilgili maddesinin vize alma zorunluluğunu teyit ettiği sonucunu çıkartması, aynı şekilde haklı ve doğru bir gerekçe değildir.
Türkiye’nin 1980 sonrası Belçika ve Hollanda vatandaşlarından vize istediği gerçeği,
Türkiye’nin de hizmetlerin serbest dolaşımı serbestisine aynı şekilde yorum getirdiği
anlamına gelmez. Aksine bu şekilde davranışı ile Türkiye kendisi de Katma Protokol’ün 41.
maddesinin 1. fıkrasını ihlal etmiştir. Bir hak ihlâli, ihlâl edilen hükmün kapsamının
belirlenmesine ilişkin yorumda gerekçe teşkil etmez.
6)
Kanun Sözcüsü, vizesiz giriş hakkını mevcut haklarda kötüleştirme yasağı çerçevesinde aile
ziyaretlerini de kapsadığını reddetmektedir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun
8. maddesi ve Avrupa Birliği Temel Haklar Belgesi’nin 7. maddesi böylesi durumlarda aile
ziyaretlerini ticari ziyaretlerden daha güçlü bir şekilde sınırlanmasını yasaklamaktadır.
7)
Kanun Sözcüsü, 6 nolu argümana bir cevap veremediğinden dolayı onun ayrıca hizmetlerin
serbest dolaşımı ile aile ziyaretleri arasındaki ilişkileri yorumlamamız gerekmektedir.
Kanun Sözcüsü hizmetlerden yararlanmanın, bir seyahatin temel amacının olması zorunluluğu bulunmadığını teyit etmektedir. Dolayısıyla Türk vatandaşları aile ziyaretleri çerçevesinde hizmet alımında bulunarak hizmetin serbest dolaşımı hakkına dayanabilirler.
Ancak bu durum, hizmet alımının çok az ve küçük bir rolü söz konusu olduğunda geçerli
değildir. Unutmamak lazımdır ki, çok kısa süreli aile ziyaretinde bile, seyahat eden kişinin
hizmet çeşitliğinden istifade etmesi söz konusu olacaktır (kültür, spor, nakliye, gastronomi,
perakende ticaret, vs.). Böylesi bir ziyaret söz konusu olduğunda bu kişi ile bir turistin tek
farkı, bir otel hizmetinden faydalanıp faydalanmamasıdır.
8)
Belçikalı ve Hollandalılar için vize yükümlülüğünün derhal kaldırılması ve böylece
Türkiye’nin hakları ihlâl etmesini sonlandırması bu sorunlarda Türkiye’nin yararına olacaktır.
Antalya, 7 Mayıs 2013
Toplantıya katılarak yukardaki görüşün oluşmasına katkıda bulunan uzmanlar:
Prof. Dr. Wolfgang Voegeli; Hamburg
Prof. Dr. Harun Gümrükçü; Antalya
Yrd. Doç. Dr. Hamdi Pınar, Ankara
Av. Memet Kılıç, Berlin
Prof. Dr. Şafak Aksoy, Antalya
Prof. Dr. Muharrem Kılıç, Antalya
20 Mayıs 2013 Pazartesi
16 Mayıs 2013 Perşembe
Ömür boyu diplomatik pasaport anketi Alman Radyosu'nda
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'nin Facebook'ta yaptıkları "milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini doğru buluyor musunuz?" anketinin sonuçlarını Alman Radyosu'nda Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü Suat Özçelebi değerlendirdi.
Radyo programında hem anket sonuçlarını, hem de milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesinin sakıncalarını, Anayasamızın kanun önünde eşitlik ilkesine nasıl aykırı olduğunu paylaştık.
Radyo programında hem anket sonuçlarını, hem de milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesinin sakıncalarını, Anayasamızın kanun önünde eşitlik ilkesine nasıl aykırı olduğunu paylaştık.
9 Mayıs 2013 Perşembe
SİVİL SESLER FESTİVALİ'NE KATILIYORUZ!
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Sivil Sesler Festivali"ne yaptığımız başvuru kabul edildi. Ve "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" olarak İstanbul'da gerçekleşecek Festival'de yerimizi alacağız.
Festival standımıza tüm "seyahat özgürlüğü gönüllüleri"ni gezginleri,seyahatseverleri, seyahat özgürlüğü konusunda duyarlı herkesi bekliyoruz. Bu harekete sosyal medyadan destek veren ve vermeyi düşünen herkesle tanışmak, yürüttüğümüz kampanyalar hakkında bilgi vermek, daha sonraki projelerimizi paylaşmak, öneri ve düşüncelerinizi almak istiyoruz.
6-8 Haziran 2013 tarihlerinde Festival alanı ve standlar İstanbul'da "Taksim-Tarlabaşı TRT binasının önü, Odakule karşısındaki Açık Otopark'da" kurulacak.
Bu yılki tema "sivil işbirlikleri" , bu çerçevede "Sosyal ağda sivil sesler çıkarmak... Seyahat Özgürlüğü Mücadelesi" başlığı ile deneyimlerimizi, birikimimizi diğer STK'lar ile paylaşacağımız bir de sunuş yapacağız.
Festival programı netleştiğinde size daha ayrıntılı saat ve yer belirteceğim.
Sanal ortamda sürekli birlikte olduğumuz ama bir türlü bir araya gelemediğimiz onlarca katılımcı ve destekçilerimizle görüşme, tanışma fırsatı olacağı için çok heyecanlıyız. Herkesi bekliyoruz.
Festival hakkında ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayın!
Festival hakkında ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayın!
13.000 Yeni Diplomat ve Diplomatik Pasaport!
Artık dış politikada tüm ülkeler bize parmak ısıracak, sadece bölgemizde değil tüm dünyada örnek ülke olacağız. Çünkü milletvekillerine yeni imtiyazlar sağlayan kanun teklifi ile emekli olanlar da dahil tüm milletvekillerimize ve ailelerine ömür boyu diplomatik pasaport verilecek.Emekli olan milletvekilleri 3.000, eş ve çocuklarıyla birlikte toplam sayının 13.000 kişi civarında olduğu belirtiliyor. : 13 bin yeni diplomat!
Kanun teklifinde bu kadar insana "diplomatik pasaport" verilmesi gerekçesi şöyle belirtiliyor:
"Çok boyutlu dış politikanın güçlenmesi ile birlikte parlamenterlerin de diplomatik faaliyetlerinin yoğunluk kazandığı görülmektedir. Parlamenter demokrasinin en önemli aktörleri olan milletvekillerinin görev süreleri sona erdikten sonra da diplomatik pasaport alabilmesi imkanının tanınmasının ülkemizin takip etmekte olduğu çok boyutlu ve aktif dış politikasına katkı sağlayacağı düşünülmüş..."
Peki nasıl dış politikada örnek ülke olacağız, parmak ısırtacağız?
Gördüğünüz gibi emekli parlamenterlerimiz aileleriyle birlikte çok boyutlu ve aktif dış politikamıza katkıda bulunacaklar. 13 bin kişi birden aktif olduklarında dış politikamızın zirve yapacağı aşikar.
Tabi merak edebilirsiniz: Bugüne kadar çok boyutlu dış politikamızda emekli kaç milletvekili görev aldı, almak istedi ve diplomatik pasaportu olmadığı için alamadı? Aileleriyle birlikte tatil, pardon "aktif dış politika" girişiminde bulunan sadece "diplomatik pasaportu" olmadığı için başarılı olamayan kaç emekli milletvekili oldu, bilemiyoruz.
Çok boyutlu ve aktif dış politikamıza "yeşil pasaportu" ile (vizesiz+harçsız) katkı sunamayacakları anlaşılan milletvekilleri için yasal düzenleme "sadece verilen görevi yerine getirirken diplomatik pasaport düzenlenir" biçiminde niçin yapılamadı, onu da bilemiyoruz.
Çok boyutlu ve aktif 13 bin yeni "kendine" diplomat! 13 bin yeni diplomatik pasaport!
Gerekçesi bile sapır sapır dökülen Anayasa'ya aykırı, vatandaşların "seyahat özgürlüğü" hakkını yok sayan bu imtiyaz arayışı, TBMM'nin saygınlığına karşı yapılmış "çok boyutlu ve aktif" bir saldırıdır.
1 vicdanlı milletvekili çıkıp da "ne oluyor" diyemiyor, TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanını göreve çağırıyoruz.
8 Mayıs 2013 Çarşamba
NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?
Aslında bu soruya tek bir yanıt yeterli olmalıydı. Böyle bir yasa açık seçik bir biçimde Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" maddesine aykırı... Ama ülkemiz "imtiyazlar" söz konusu oldu mu herkesin kendine Anayasası ve demokrasisi olduğu için bu en anlamlı itiraz bir şey ifade etmiyor.
Peki biz NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?
Çünkü kendi vatandaşı 100'e yakın ülkeye gitmek için vize harcı öderken,
Çünkü kendi vatandaşı konsolosluklarda vize eziyeti ve bürokrasisi ile bunaltılırken,
Çünkü kendi vatandaşı vizesi olduğu zaman bile gümrüklerde, ülke girişlerinde bin bir eziyet çekerken,
Çünkü kendi vatandaşına seyahat özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu göz ardı edip dünyanın en pahalı pasaportunu satarken,
Çünkü kendi vatandaşına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaporta her yıl otomatik zam yaparken,
Çünkü kendi vatandaşının ailesinden, 1 yaşını doldurmamış bebeğinden bile 513 TL pasaport harç/ücreti alırken,
Çünkü kendi vatandaşına her yurt dışı seyahatinde yurt dışına çıkış harcı garabeti ile eziyet ederken,
Çünkü kendi vatandaşının çektiği eziyetlerden bi haber kendine "yeşil pasaport" diye bir pasaport uydurmuş, tek bir kuruş pasaport, vize harcı ödemeyip bunu bile yeterli görmezken,
Çünkü bu ülkenin Anayasası'nda "aççık seççik" "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" yazarken,
Evet bütün bunlar dururken...
Ama en çok neden karşıyız biliyor musunuz?
Bu yukarda saydıklarım yerinde dururken, "biz görevimizi yapıp kendi vatandaşlarımız üzerindeki bu eziyetleri, sorunları çözdük mü de kendimize ve ailelerimize ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini istiyoruz?" diye soran bir vicdan, 1 (bir) milletin vekili bile çıkmadığı için karşıyız.
Peki biz NEDEN milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesine karşıyız?
Çünkü kendi vatandaşı 100'e yakın ülkeye gitmek için vize harcı öderken,
Çünkü kendi vatandaşı konsolosluklarda vize eziyeti ve bürokrasisi ile bunaltılırken,
Çünkü kendi vatandaşı vizesi olduğu zaman bile gümrüklerde, ülke girişlerinde bin bir eziyet çekerken,
Çünkü kendi vatandaşına seyahat özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu göz ardı edip dünyanın en pahalı pasaportunu satarken,
Çünkü kendi vatandaşına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaporta her yıl otomatik zam yaparken,
Çünkü kendi vatandaşının ailesinden, 1 yaşını doldurmamış bebeğinden bile 513 TL pasaport harç/ücreti alırken,
Çünkü kendi vatandaşına her yurt dışı seyahatinde yurt dışına çıkış harcı garabeti ile eziyet ederken,
Çünkü kendi vatandaşının çektiği eziyetlerden bi haber kendine "yeşil pasaport" diye bir pasaport uydurmuş, tek bir kuruş pasaport, vize harcı ödemeyip bunu bile yeterli görmezken,
Çünkü bu ülkenin Anayasası'nda "aççık seççik" "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" yazarken,
Evet bütün bunlar dururken...
Ama en çok neden karşıyız biliyor musunuz?
Bu yukarda saydıklarım yerinde dururken, "biz görevimizi yapıp kendi vatandaşlarımız üzerindeki bu eziyetleri, sorunları çözdük mü de kendimize ve ailelerimize ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini istiyoruz?" diye soran bir vicdan, 1 (bir) milletin vekili bile çıkmadığı için karşıyız.
7 Mayıs 2013 Salı
TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e Açık Mektup
Sayın Cemil Çiçek
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı - Ankara
Medyaya yansıyan, Türk Parlamenterler Birliği öncülüğünde, TBMM'de temsil edilen tüm partilerin görüşleri hazırlanarak oluşturulduğu, vekillere tanınan tüm hakların tek bir yasa içinde birleştirilmesinin öngörüldüğü iddia edilen bir yasa teklifi üzerine size bu mektubu yazıyoruz.
Hürriyet Gazetesi'nin 18. Nisan. 2013 tarihli nüshasındaki haberde, yasa teklifinde, vekillerin halen sadece görev süreleri boyunca kullandıkları diplomatik pasaportu emekli olduktan sonra da ömür boyu kullanabilmelerine imkan sağlayacak hakları içerdiği yer almaktadır.
Biz "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" ve "Sırtçantalılar Topluluğu" üyeleri olarak bu tür bir düzenlemenin Anayasamızın 10. bölümünde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" ve 10. maddesinin "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" hükmünü içeren fıkrasına açık biçimde aykırı olduğunu düşünüyoruz.
Sayın Başkan,
Aslında yine bir imtiyaz ve ayrımcılığa yol açan "yeşil pasaport" uygulamasının daha da ileri bir düzeyi olan "ömür boyu diplomatik pasaport" hakkının mevcut eşitsizliği daha yüksek bir düzeye taşıyacağına inanıyoruz.
Millet, yüksek pasaport, vize harçları , yurt dışına çıkış harçları ile Anayasal ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü"nü açık bir biçimde elinden alan vergi ve engellerle boğuşurken, vekillerimizin kendilerine ömür boyu "seyahat" güvencesine almaya çalışmaları sadece ayrımcılık, eşitsizlik değil bir o kadar da adaletsizlik anlamına gelmektedir.
Sayın Başkan,
Bu kanun teklifi girişimiyle, milletin sorunlarını çözmeyi, önündeki engelleri kaldırmayı, haksız harç, vize ve diğer uygulamalara son vermeyi temel öncelikleri görmesi gereken vekillerimizin, bunu tamamen unuttukları, kendilerini "güvence" altına almaya çalıştıkları gibi bir izlenim doğmaktadır. Bu en başta milli iradenin tecelligahı olan TBMM'nin itibarını ve saygınlığını gölgeleyecek bir durumdur.
Vekillerimizin millete hizmet yolunda "görevlerini gerçekleştirirken", Anayasal ilkeleri göz ardı etmeden her türlü hak ve önceliğe sahip olmaları gayet tabii iken, bu yasa teklifi girişimi Türkiye'de bir kast sistemi varmış gibi bir izlenim de yaratmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere bugün dünyada 100'e yakın ülkeye vize ile gitmekte, vize harcı ödemekte daha da önemlisi bu süreçte konsolosluklarda ve gümrüklerde bin bir eziyet çekmektedir. Kendi ülkesinde dünyada ortalama 60 dolar düzeyinde olan 10 yıllık biyometrik pasaport için dünyanın en pahalı pasaport ücreti olan 280 dolar ödemektedir. Dünyada eşi benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı da kendi yurttaşlarımıza koyduğumuz bir tür vizedir.
Bütün bu gerçekler milletvekillerimizin görevleri sona erdikten sonra bile kendileri ve aileleri için ömür boyu diplomatik pasaport arzusu, asıl çözmeleri gereken sorunlar orta yerde dururken onları göz ardı ettikleri, milletin derdinden koptuklarını da göstermektedir.
Sayın Başkan,
Bu konuda sosyal medya aracı Facebook'da kısa süreli bir anket yaptık. Şu soruyu sorduk:
Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini doğru buluyor musunuz?
Ankete 273 kişi katıldı. Sonuç şöyle oldu: Evet 3 ; Hayır 270...
"Evet" veren 3 kişinin de yukardaki linki ve yorumlarını incelediğiniz zaman aslında bir anlamda "hayır " dediklerini görebilirsiniz. Yani ankete katılan yurttaşlarımızın aslında %100'ü bu yasa teklifine ve uygulamaya karşı.
Parlamenterler Birliği tarafından sunulan bu önerilerin henüz bir Kanun teklifi halini almadığını, partiler arası bir uzlaşma arandığını TBMM'den öğrendik. TBMM'nin Başkanı olarak bu teklifin Anayasamızın eşitlik ilkesine uygun olarak hazırlanması için desteğinizi ve eşitsizliğe yol açacak maddelerin ilgili komisyonlarda tekliften çıkarılmasını sağlayarak Meclis'in ve vekillerimizin saygınlığını korumak için her türlü girişimde bulunmanızı istiyoruz.
Bu gerçekleşmediği taktirde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak tüm haklarımızı kullanacağımızı ve yasalaşması halinde bu yasayı iptal ettirmek için her türlü hukuksal girişimde bulunacağımızı bildiririz.
Saygılarımızla,
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sırtçantalılar Topluluğu
O. Suat Özçelebi Onur İnal
Seyahat Özgürlüğü Gönülleri Sözcüsü Sırtçantalılar Topluluğu Sözcüsü
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı - Ankara
Medyaya yansıyan, Türk Parlamenterler Birliği öncülüğünde, TBMM'de temsil edilen tüm partilerin görüşleri hazırlanarak oluşturulduğu, vekillere tanınan tüm hakların tek bir yasa içinde birleştirilmesinin öngörüldüğü iddia edilen bir yasa teklifi üzerine size bu mektubu yazıyoruz.
Hürriyet Gazetesi'nin 18. Nisan. 2013 tarihli nüshasındaki haberde, yasa teklifinde, vekillerin halen sadece görev süreleri boyunca kullandıkları diplomatik pasaportu emekli olduktan sonra da ömür boyu kullanabilmelerine imkan sağlayacak hakları içerdiği yer almaktadır.
Biz "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" ve "Sırtçantalılar Topluluğu" üyeleri olarak bu tür bir düzenlemenin Anayasamızın 10. bölümünde düzenlenen "kanun önünde eşitlik" ve 10. maddesinin "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" hükmünü içeren fıkrasına açık biçimde aykırı olduğunu düşünüyoruz.
Sayın Başkan,
Aslında yine bir imtiyaz ve ayrımcılığa yol açan "yeşil pasaport" uygulamasının daha da ileri bir düzeyi olan "ömür boyu diplomatik pasaport" hakkının mevcut eşitsizliği daha yüksek bir düzeye taşıyacağına inanıyoruz.
Millet, yüksek pasaport, vize harçları , yurt dışına çıkış harçları ile Anayasal ve temel bir insan hakkı olan "seyahat özgürlüğü"nü açık bir biçimde elinden alan vergi ve engellerle boğuşurken, vekillerimizin kendilerine ömür boyu "seyahat" güvencesine almaya çalışmaları sadece ayrımcılık, eşitsizlik değil bir o kadar da adaletsizlik anlamına gelmektedir.
Sayın Başkan,
Bu kanun teklifi girişimiyle, milletin sorunlarını çözmeyi, önündeki engelleri kaldırmayı, haksız harç, vize ve diğer uygulamalara son vermeyi temel öncelikleri görmesi gereken vekillerimizin, bunu tamamen unuttukları, kendilerini "güvence" altına almaya çalıştıkları gibi bir izlenim doğmaktadır. Bu en başta milli iradenin tecelligahı olan TBMM'nin itibarını ve saygınlığını gölgeleyecek bir durumdur.
Vekillerimizin millete hizmet yolunda "görevlerini gerçekleştirirken", Anayasal ilkeleri göz ardı etmeden her türlü hak ve önceliğe sahip olmaları gayet tabii iken, bu yasa teklifi girişimi Türkiye'de bir kast sistemi varmış gibi bir izlenim de yaratmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere bugün dünyada 100'e yakın ülkeye vize ile gitmekte, vize harcı ödemekte daha da önemlisi bu süreçte konsolosluklarda ve gümrüklerde bin bir eziyet çekmektedir. Kendi ülkesinde dünyada ortalama 60 dolar düzeyinde olan 10 yıllık biyometrik pasaport için dünyanın en pahalı pasaport ücreti olan 280 dolar ödemektedir. Dünyada eşi benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı da kendi yurttaşlarımıza koyduğumuz bir tür vizedir.
Bütün bu gerçekler milletvekillerimizin görevleri sona erdikten sonra bile kendileri ve aileleri için ömür boyu diplomatik pasaport arzusu, asıl çözmeleri gereken sorunlar orta yerde dururken onları göz ardı ettikleri, milletin derdinden koptuklarını da göstermektedir.
Sayın Başkan,
Bu konuda sosyal medya aracı Facebook'da kısa süreli bir anket yaptık. Şu soruyu sorduk:
Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesini doğru buluyor musunuz?
Ankete 273 kişi katıldı. Sonuç şöyle oldu: Evet 3 ; Hayır 270...
"Evet" veren 3 kişinin de yukardaki linki ve yorumlarını incelediğiniz zaman aslında bir anlamda "hayır " dediklerini görebilirsiniz. Yani ankete katılan yurttaşlarımızın aslında %100'ü bu yasa teklifine ve uygulamaya karşı.
Parlamenterler Birliği tarafından sunulan bu önerilerin henüz bir Kanun teklifi halini almadığını, partiler arası bir uzlaşma arandığını TBMM'den öğrendik. TBMM'nin Başkanı olarak bu teklifin Anayasamızın eşitlik ilkesine uygun olarak hazırlanması için desteğinizi ve eşitsizliğe yol açacak maddelerin ilgili komisyonlarda tekliften çıkarılmasını sağlayarak Meclis'in ve vekillerimizin saygınlığını korumak için her türlü girişimde bulunmanızı istiyoruz.
Bu gerçekleşmediği taktirde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak tüm haklarımızı kullanacağımızı ve yasalaşması halinde bu yasayı iptal ettirmek için her türlü hukuksal girişimde bulunacağımızı bildiririz.
Saygılarımızla,
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sırtçantalılar Topluluğu
O. Suat Özçelebi Onur İnal
Seyahat Özgürlüğü Gönülleri Sözcüsü Sırtçantalılar Topluluğu Sözcüsü
30 Nisan 2013 Salı
"Böyle eşitsizlik olur mu?" e-posta kampanyası
Bir haftadır sosyal medyada milletvekillerinin "ömür boyu diplomatik pasaport" almak için yaptıkları yasal girişime karşı bir kampanya yapıyoruz.
"Böyle eşitsizlik olur mu?" diye hem kamuoyuna hem de milletvekillerine bir soru yöneltiyoruz.
Kamuoyundan sınırlı da olsa bir geri dönüş oldu, bir tepki oluştu. Ama mesaj yolladığımız milletvekilleri derin bir sessizlik içinde. Şimdi bu sessizliği ortadan kaldırmak için herkesi onlara e-posta yollamaya çağırıyoruz.
Kendilerine "ömür boyu diplomatik pasaport" vermeye çalışan milletvekillerine "Böyle eşitsizlik olur mu?" diye sormak, aşağıdaki görseli onlara yollamak isterseniz, şurada TÜM MİLLETVEKİLLERİNİN TBMM'deki mailleri var:
Lütfen TIKLAYIN!
"Böyle eşitsizlik olur mu?" diye hem kamuoyuna hem de milletvekillerine bir soru yöneltiyoruz.
Kamuoyundan sınırlı da olsa bir geri dönüş oldu, bir tepki oluştu. Ama mesaj yolladığımız milletvekilleri derin bir sessizlik içinde. Şimdi bu sessizliği ortadan kaldırmak için herkesi onlara e-posta yollamaya çağırıyoruz.
Kendilerine "ömür boyu diplomatik pasaport" vermeye çalışan milletvekillerine "Böyle eşitsizlik olur mu?" diye sormak, aşağıdaki görseli onlara yollamak isterseniz, şurada TÜM MİLLETVEKİLLERİNİN TBMM'deki mailleri var:
Lütfen TIKLAYIN!
22 Nisan 2013 Pazartesi
19 Nisan 2013 Cuma
Milletvekillerine Ömür Boyu Diplomatik Pasaport Verilsin mi?
TBMM'de milletvekillerine yeni hak ve imtiyazlar veren bir yasa teklifi var. Ömür boyu diplomatik pasaport verilmesi de bunlardan biri... Bunu halka sormadılar, biz size soruyoruz, ne düşünüyorsunuz?
Bu anketi Facebook hesabımızda yapıyoruz. 2 hafta sürecek! Sonuçları 2 hafta sonra TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek'e ileteceğiz. Lütfen katılın, herkesin katılmasını sağlayın, görüşlerimizi, tepkilerimizi doğru adrese, milletvekillerine iletebilelim.
Ankete katılmak için lütfen TIKLAYIN!
Bu anketi Facebook hesabımızda yapıyoruz. 2 hafta sürecek! Sonuçları 2 hafta sonra TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek'e ileteceğiz. Lütfen katılın, herkesin katılmasını sağlayın, görüşlerimizi, tepkilerimizi doğru adrese, milletvekillerine iletebilelim.
Ankete katılmak için lütfen TIKLAYIN!
18 Nisan 2013 Perşembe
Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport EŞİTSİZLİKTİR!
Milletvekillerine ömür boyu diplomatik pasaport verilmesi söz konusu. TBMM'de bir yasa teklifi hazırlığı var, basına yansıyan bilgilere göre bu teklif milletvekillerine birçok yeni imtiyaz sağlıyor.(*)
Anayasa'yı korumaya yemin eden milletvekilleri, "eşitlik" ilkesini yok sayan bu yasa teklifi TBMM'den geçerse önce yeminlerini çiğneyeceklerini görebiliyorlar mı?
Öyle ki vatandaşların rüyalarında göremeyecekleri imtiyazlar, vekillerine hak olarak veriliyor, hem de ömür boyu.
Milletvekillerinin, milletin temsilcisi olarak görev süreleri boyunca birçok özel hak ve imtiyazdan yararlanmaları, görevlerini layıkıyla yapabilmeleri açısından zorunlu olabilir. Ve hatta "dokunulmazlık" da bu kapsamda değerlendirilebilir. Aynı şekilde görevleri gereği yasaların çizdiği çerçevede ailelerinin de bunlardan yararlanmaları tabidir.
Ancak biz bir kişiyi milletvekili olarak seçtiğimiz zaman onu ömür boyu "milletvekili" seçmiş olmuyoruz. Aynı diğer mesleklerde emekli olanlar gibi onların da görevlerini gerçekleştirmek için sağlanan birçok ayrıcalığa, hakka ve "dokunulmazlığa" veda edebilmesi gerekir.
Yasama Meclisi'nde bu hakkı "kullananların" orada kendi geleceklerini değil, önce milletin geleceğini kurtarmak, garanti altına almak için bulunduklarını bir an bile unutmamaları gerekir.
Aynı şekilde kendilerine sağlanan diplomatik pasaport hakkı, tamamen Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettikleri ve görevlerinden ötürü kendilerine verilmektedir. Bu "temsil" son bulduğunda diplomatik pasaportlarını teslim etmeleri de zorunludur.
Zaten vatandaşla emekli olduktan sonra da aynı pasaportu kullanmayan "yeşil pasaportlu" bürokratlar, ne bordo pasaportun halinden ne vize derdinden ne de "seyahat özgürlüğü"nün önündeki diğer engellerden anlıyorlar. Ne harç ödüyorlar, ne de vize derdi, kuyruğu, suratı çekiyorlar. Bunun değişmesi için de mücadele vermiyorlar.
Üstelik emekli milletvekilleri "yeşil pasaport" gibi dünyada eşi benzeri olmayan "hususi" pasaport ayrıcalığına/ayrımcılığına kavuştukları halde, şimdi onu ömür boyu Diplomatik pasaporta dönüştürmek istiyorlar.
Türkiye kast sisteminin geçerli olduğu bir ülke değildir. Yeşil pasaport ayrımcılığı yetmezmiş gibi bir de buna "diplomatik pasaport ayrımcılığı" eklenmektedir. Pasaport hakkının ömür boyu kullanılacak bir hale getirilmesi Anayasa'nın eşitlik ilkesinin doğrudan zedelenmesi demektir.
Milletvekillerinin ömür boyu diplomatik pasaport hakkını kendi kendilerine vermeleri, Anayasa'nın 10. maddesini, "Kanun önünde eşitlik ilkesi"ni, "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" diyen fıkrayı açık biçimde yok saymaktır.
Anayasa'yı korumaya yemin eden milletvekilleri, "eşitlik" ilkesini yok sayan bu yasa teklifi TBMM'den geçerse önce yeminlerini çiğneyeceklerini görebiliyorlar mı?
(*) Yasa teklifi birçok yeni, akıl almaz imtiyaz sağlıyor. Emekli Milletvekillerinin de plakasını bildirecekleri bir araçlarına trafikte cezası kesilmeyecek.Vekillerin bildirecekleri araçlara "geçiş üstünlüğü" de tanınacak. Yani vekillerin araçları, ambulans ya da polis araçları gibi, geçiş üstünlüğüne sahip olacaklar.
9 Nisan 2013 Salı
"Schengen Vizesi" Anketini Kaçırmayın!
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu aşağıdaki mesajı e-posta ve sitesi yoluyla yurttaşlarımızla paylaştı. Bir tür "Açık İstişare" ve hedefi "Kısa Süre Kalışlara İmkân Tanıyan 'Schengen' Vizesinin Alınmasında Uygulanan Prosedürlerin İyileştirilmesi"...
Bu adımla Avrupa Birliği Komisyonu şunu amaçlıyor: konuyla ilgili olarak izlenen politikayı daha modern hale getirmek... bu istişare yoluyla aktaracağınız görüşler ve sağlayacağınız katkılarla doğru değişiklikler yapılmasına yardımcı olmak...AB'ye seyahat edecek iş adamı, turist, öğrenci ve gençler gibi meşru yolcuların tâbi olduğu süreçlerin kolaylaştırılması yoluyla ekonomik büyüme ve kültürel değişimi desteklemek.."
Yani AB ile vize sorunları yaşayan herkes yaşadığı tüm sorunları, şikayetlerini ve iyileştirme taleplerini aşağıdaki anket ile ilgililere iletebilir. Biz tüm Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri'ni ve Sırtçantalıları bu açık istişareye/ankete katılmaya ve görüşlerini bildirmeye çağırıyoruz.
Sadece yakınmayın,lütfen şikayetlerinizi, düşüncelerinizi, önerilerinizi doğru adreslere bildirin! Seyahat özgürlüğü ancak böyle gelişebilir ve haklarımıza kavuşabiliriz.
Ankete şu adresten katılabilir, İngilizce olarak soruları yanıtlayabilirsiniz: TIKLAYIN!
3 Nisan 2013 Çarşamba
21 Mart 2013 Perşembe
Kampanya yapmak, harekete geçmek...
Şunu
hepimizin iyi bilmesi gerekir: Toplumu ilgilendiren ve etkileyecek bir sorunla
ilgili atılacak en önemli adım, hedefinize koyduğunuz sorunlar neyse, onları
toplumsal ve politik gündemin üst sıralarına yerleştirmek ve mümkünse çözüme kadar
orada tutmaktır.
Bir kampanya yapmak, insanları harekete geçirmek istiyorsanız öncelikle iyi sonuçları değil, ağır aksak giden ve isteksiz davranan "kitleleri" göze alarak sizi yılgınlığa sürükleyecek tüm gelişmelere karşı aşılı bir biçimde davranmanız gerekir.
Çünkü,
özellikle toplumun kendi temel sorunları konusunda farkındalığının yüksek
olmadığı ve insan hakları bilincinin yaygınlaşmadığı toplumlarda, herhangi bir
konuda sürdürülen sivil toplum hareketleri (mücadeleleri) çok uzun yıllar
sürebilir. Bunda kamu otoritesinin duyarsızlığı kadar, mücadele verecek insan
sayısının düşük olması, sorunun çözümü için çalışan kişilerin “özel” beklentilerine
hitap edip etmemesi, aktivist olarak bilinci, nihai hedefe ulaşmak konusundaki
iradesi, gücü, kaynakların yeterliliği çok etkilidir.
Hele bizimki gibi "acul" bir toplumda, süreçteki kazanımları görmezden gelmekte ısrarlı, "motivasyon manyağı" gruplarla, sonuç almaya odaklanmakla, sadece sonuca odaklılığı sık sık karıştıran grup üyeleriyle her şey çok daha zor yürüyor.
Yaptığımız kampanyada olduğu gibi, insanlar, temel bir insan hakkı olan “seyahat
özgürlüğü” veya tüm yurttaşlarımızın Anayasal hakkının ihlalini önlemek için mücadele
ettiklerini de düşünebilirler ya da pahalı pasaporta daha “ucuza” sahip olmak
için de. İnsanların sonuca ulaşmak için direnç ve ilgileri farklı olabilir,
burada özellikle pragmatik davrananlara karşı eleştirel ve dışlayıcı bir dil
geliştirmek yerine, proaktif, yaratıcı, uygulanabilir mücadele taktiklerine
zaman ayırmak, herkes için daha yararlı olacaktır.
Kitleleri küstürerek, dışlayarak değil ortak iyi ve faydayı bıkmadan göstererek çalışmak, bir sivil toplum aktivistinin içselleştirmesi gereken temel bir özelliktir. Yapamıyorsanız, hızla oradan ayrılın ve "yakınanlar" kulübüne üyeliğinizi hemen yenileyin:)
Seyahat
özgürlüğü mücadelesi için, çok farklı toplum kesimleri destek verdi ve veriyor.
Özellikle “gezgin” gruplarında, gezmeye “tutku” derecesinde bağlı olduğunu
söyleyen kişiler içinde de kendi gruplarını/hareketlerini sorgulama ve temelde
insan hakları bilinci konusundaki duyarlılıkların çapını gözlemleme şansı da
yarattı, bu kampanya.
Örneğin “pasaport”un harç ve ücretindeki indirimin (Haziran 2010 %50)
kolaylıkla “daha ne olsun” gibi bir sonuca insanları kolaylıkla taşıyabildiği,
“gemisini kurtaran kaptanın” denizi ve diğer gemileri pek umursamadığı ortaya
çıktı. Yani değerlendirme yapmak isterseniz birçok açıdan da eğitici ve oldukça
olumlu etkilere vesile olduğunu da gözlemlemek mümkün, seyahat özgürlüğü
mücadelesinin.
Süreç içinde ektiğiniz tohumların, küçük kampanyalar ve taleplerin kimi zaman kamu otoritesine karşı farklı ve mevzi başarılarını görmek elbette teşvik edici olsa da, birçok insan için "buraya kadar" tepkisine de yol açabiliyor. Hatta "görev tamam" yargısına da...
Ancak bütün bunlar olurken süreç devam ediyor. Ve şunu açıklıkla görüyorsunuz: Hepimizin birbirimizi doldurmak, amiyane deyimiyle "gaz vermek" yerine, daha yapıcı katkılara ihtiyacı var. Örneğin bir medya mensubuna ulaşmak, bir bürokrat veya siyasetçi kanalıyla temel taleplerimizin duyulmasını, "ısrarımızı" dillendirmek gibi... Demokrasinin tam anlamıyla bir ilişki sporu olduğu Türkiye'de bazen "lobiciliklerin" bile sayısız faydaları olabiliyor. Bu satırların yazarı, TBMM'de asla bir araya gelmeyecek farklı parti ve milletvekillerinin 2012-2013 yılında aynı düzlemde farklı birkaç soru önergesinde "seyahat özgürlüğü" konusunda buluşabileceğine bizzat yakından tanıklık etti.
Sevgili
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, hayatımızı öncelikle biz adaletli hale
getirebiliriz. Ancak ne istediğinin farkında olanlar, stratejik ve taktik
zekalarını kullanan sivil aktivistler, ağır giden değişimi hızlandırabilirler.
Haklarını istemeyi bilenler, talep edenler, direnenler, temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda da konformist politikacıları harekete geçirebilirler.
Hiçbir zaman unutmayın, bir insan, bir
kadın, bir Amerikalı Rosa Park bir gün otobüste oturduğu yerden kalkmayı reddetmeseydi, bugün ne Barack
Obama başkan olabilirdi, ne de Güney Afrika’da Mandela!
14 Mart 2013 Perşembe
Yurt dışına çıkış harcını SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!
"Yurt dışına çıkış harcını SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!" sloganıyla kampanyamıza başladık!
TBMM'de plan bütçe komisyonunda onaylanan ve TBMM'de kabul edilen torba yasayla Bakanlar Kurulu'na "yurt dışına çıkış harcını" SIFIRLAMAyetkisi verildi. Biz de herkesi Sayın Başbakan ve Sayın Bakanlar Kurulu üyelerine seslenmeye, bu çağdışı seyahat özgürlüğü engelini birlikte SIFIRLAMAYA çağırıyoruz.
Her mecrada aşağıdaki bannerları ve mesajları kullanarak Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na iletebilir, medya organlarına ulaştırabilirsiniz. Anayasal ve temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğünü savunan kampanyamıza siz de katılın!
Lütfen diğer kampanya malzemelerini için TIKLAYINIZ!
TBMM'de plan bütçe komisyonunda onaylanan ve TBMM'de kabul edilen torba yasayla Bakanlar Kurulu'na "yurt dışına çıkış harcını" SIFIRLAMAyetkisi verildi. Biz de herkesi Sayın Başbakan ve Sayın Bakanlar Kurulu üyelerine seslenmeye, bu çağdışı seyahat özgürlüğü engelini birlikte SIFIRLAMAYA çağırıyoruz.
Her mecrada aşağıdaki bannerları ve mesajları kullanarak Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na iletebilir, medya organlarına ulaştırabilirsiniz. Anayasal ve temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğünü savunan kampanyamıza siz de katılın!
Lütfen diğer kampanya malzemelerini için TIKLAYINIZ!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














