12 Kasım 2021 Cuma

Seyahat Özgürlüğü Aslanın Ağzında

 Türkiye uzun yıllardır dünyanın en pahalı pasaportu konusunda liderliğini kimseye bırakmıyor. Bu yıl da pasaporta yüzde 9.11 olarak belirlenen yeniden değerleme oranında otomatik zam geliyor. 10 yıllık bir pasaport 2021 yılında 1.260 lira olacak.

Ancak İki yıldır Avustralya pasaportu nominal fiyat üzerinden kurlarda gerçekleşen yüksek artış nedeniyle bu liderliği Türkiye’nin elinden aldı. Fakat asgari ücretle ilgili yaptığımız karşılaştırma ile Türkiye yine açık ara birinci.


Örneğin Avustralya pasaportu 10 yıllık 298 Amerikan doları ve Avustralya’da asgari ücret (2020) 2863 Avustralya doları yani Türk lirasına çevirecek olursak 16.948 lira. (Aralık 2020 kuruyla) Türkiye’de asgari ücret 2.325 lira, bir pasaport 1.155 lira, bu durumda bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı asgari ücretle 2 tane pasaportu zor alıyor. Bir Avustralya vatandaşı ise asgari ücretle 7 tane pasaportu rahatlıkla alabiliyor.

Kısaca Türkiye’de pasaport, aslında daha doğru deyimle seyahat özgürlüğü, aslanın ağzında.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak 2020 yılında Türkiye’de aslanın ağzında olan temel ve Anayasal hakkımız “seyahat özgürlüğü” için bir hukuksal mücadele başlatmayı planlamıştık. Ancak ülkemizde de çok etkili olan koronavirüs salgını birçok şeyi engellediği gibi bu çalışmayı gerçekleştirmemizi de önledi.

Ne olursa olsun bu mücadeleden vazgeçmiş değiliz. Aşı ile birlikte salgının önü alındığı zaman başta pasaport ücretlerine yapılan “otomatik zam” olmak üzere, okula giden gitmeyen çocuklar arasındaki fahiş pasaport ücret farkı, yurt dışına çıkış harcı gibi birçok başlıkta hukuksal mücadele başlatacağız.

Pandemi ve Seyahat Özgürlüğü

Pandeminin yarattığı sağlık sorunları kamu otoritesinin koyduğu engeller, kısıtlamalar, yasaklamalar seyahat özgürlüğü tartışmalarını ciddi düzeyde artırdı. Bu konuda özellikle sosyal medyada takipçilerimizden kimi zaman eleştiriler alıyoruz.

Genellikle kısıtlama, yasaklamaya dayalı sağlık önlemleri konusunda paylaşımlar yaptığımız zaman “sizin işiniz bunları desteklemek değil” ya da “siz seyahat özgürlüğünü savunmalısınız, bunları niye paylaşıyorsunuz” benzeri az sayıda da olsa eleştiriler alıyoruz.

Burada küçük bir açıklama yapalım, seyahat özgürlüğü insanın yaşama hakkından daha önde duran bir özgürlük değildir. Gerçek bir sağlık sorununa dayalı bir kısıtlama ya da yasak söz konusu olduğu zaman, duracağımız yer yasakların desteklenmesidir. İnsan yaşamı riskte olduğu zaman hep böyle olacaktır. Mesele artık sadece bir kişinin seyahat özgürlüğü olmaktan çıkmış o kentte, ülkede yaşayan tüm insanların yaşama hakkına saygı duymak meselesine dönüşmüştür.

Bizim bakış açımız her zaman özgürlüklerden yana, sağlık bahane edilerek getirilen saçma sapan kısıtlamaları da gerekirse eleştiriyor ve desteklemiyoruz. Özellikle 65 yaş ve üstüne uygulanan kimi yasaklar konusunda yapılan haklı eleştirileri de paylaştık ve destekledik.

Ancak şunu da vurgulamak gerekir. Seyahat özgürlüğü her özgürlük gibi yaşayan insanlar için mümkündür. Önce hayatta kalmak zorundayız. Bu nedenle özellikle kamu otoritesinin salgının gittikçe artan boyutlarına rağmen bazı ekonomik sebeplerle hareket ederek önlemleri geciktirmesi, kısıtlama kararlarını almaması, “tam kapanma” dahil radikal kararları uygulamaya sokmaması hepimiz için daha büyük yaşamsal riskler oluşturabiliyor. Bilim insanlarının önerdiği ve onayladığı tüm kısıtlama önlemlerini bu nedenle duyurmaya ve desteklemeye devam edeceğiz.

Bu yazı NYXmag dergisinde yayınlandı.

Aşk Pandemiyi Yendi Ama…

Koronavirüs tüm dünyayı esir almış durumda. Ve bu durumdan en çok seyahat eden insanlar, gezginler ya da seyahat etmek zorunda olanlar etkilendi. Artık birçok ülke kapı duvar biçiminde. Pandemi bir türlü durulmadığı için de ülkeler sınırlarını hala çok sınırlı sayıda ülkeye, insana açmış durumda. Üstelik bunun bir garantisi yok, her an izinli ülke listeleri değişebiliyor. Örneğin aylardır Türkiye’de AB’ye gitme şansı yok ve gelecek aylar da umut vermiyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ağustos ayında aldığı bir kararda üye ülkelerden seyahat kısıtlamalarını partnerler için gevşetmelerini istedi. Buna Fransa ve Almanya’dan pozitif yanıtlar geldi. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer de seyahat kısıtlamalarının evli olmayan partnerler için kaldırıldığını açıkladı. AB vatandaşlarının ya da AB içinde oturma izni olanların AB dışında ikamet eden partnerlerinin gelebilmesine izin verildi. Ancak bu karar bile kolay alınmadı. Komisyon bu kararı sosyal medyada “Aşk, turizm değildir” sloganıyla başlatılan etkili bir sosyal medya kampanyası nedeniyle aldı.

Fakat bu izin öyle çok şarta bağlı ki kapsamı kuşku uyandırıyor. Örneğin Almanya’ya seyahat etmek isteyen partnerlerin vize alabilmesi için uzun süreli bir birlikteliğin ve daha önce en az bir kere Almanya’da görüşmüş olmanın yetkili makamlara belgelerle ispatlanması şart. Almanya’da ikamet eden tarafın yolladığı davetiye, ilişkinin varlığını belirten ortak bir deklarasyon, daha önce birlikte seyahatleri ya da buluşmaları gösteren pasaport pullarının, seyahat dokümanlarının ve uçak biletlerinin sunulması da seyahat iznini almak açısından önem taşıyor.

2020 kışı pandeminin 2. Dalga riskiyle birlikte sürmesi nedeniyle seyahat özgürlüğü için de gerçekten çok çetin geçecek. Seyahat özgürlüğümüz bugüne kadar dünya çapında hiç bu kadar kısıtlanmamıştı.

Her şey bir yana “Aşk”, sınırlı da olsa pandeminin her ülkeye ördürdüğü seyahat özgürlüğü duvarını, AB içinde biraz olsun yıktı. Ama hala birçok ülke kısmi olarak öğrenciler dışında bilim insanlarının eğitim, araştırma çalışmaları, sağlık sorunları olanların, ticari/ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği için vize ve seyahat izinlerini vermiyor. Milyonlarca insan yurt dışına adım atabilmek için elçiliklerin vize koşullarıyla ilgili haberlerine kilitlenmiş durumda.

Vİzeler Hayal Oldu

NYXmag’in ilk sayısında “Pandemi vizeleri yedi mi?” diye bir soru sormuştuk. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak bu konuda özellikle Alman basınına yaptığımız açıklamaları paylaşmıştık. Geçen ay bu konudaki çalışmalarımızı sürdürdük, bu kez Köln Radyosun’da konuyu gündeme getirdik. Ancak ne Almanya ne de Avrupa Birliği konu hakkında bir adım atmadı. Sadece belli ülkeler D tipi öğrenci vizelerinde adım attılar ama C tipi özellikle turistik vizeler konusunda bir gelişme yaşanmadı.
Ekim ayına bırakılan yeni vize, seyahat sınırlamaları kararlarında yeni bir gelişme yaşanmadı. Salgının birçok ülkede hız kazanması sınırlamaların kalkabileceği yolundaki umutları yılbaşı sonrasına erteliyor.
Özellikle daha önce vize almış ancak getirilen seyahat kısıtlamaları ve yasaklar nedeniyle süresinde vizelerini kullanamamış insanlar şu anda kimsenin gündeminde değil. Ne vizelerin uzatılması ne ödediğimiz vize harçlarının geri ödenmesi ne de yeni sürelerle vizelerin tekrar kullanılabilmesi gibi konuları konuşacak aşamaya bile gelemedik.
Yani AB Komisyonu’nun genel eğiliminde hala bir değişiklik yok. Schengen vize harçlarının alınmaması ve pandemi süresi kadar vizelere ek yapılması gibi konuların tartışılacağı bir noktaya maalesef gelemedik. Şu anda manzara gösteriyor ki; vize bürosu harçlarını yine ödeyecek, Covid-19 nedeniyle belki yeni formlar, bürokratik engellerle karşılaşacağız. Kısacası vize başvurusu için bütün o bilgi ve belgeleri yine toparlayacağız.
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak bu konuya ilgimizi sürdüreceğiz. Bu konuda yapılacak tüm başvuru ve haberleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu yazı NYXmag dergisinde yayınlandı.

PANDEMİ VİZELERİMİZİ DE YEDİ Mİ?

Pandemi birçok kişinin tatil planlarını da alt üst etti. Özellikle yurt dışına gitmek için vize alarak tatil planları yapanlar, hem vize harçları, ulaşım, konaklama giderlerinin tam karşılığını alamadı hem de tatillerinden oldular. Çifte bir zarar söz konusu.

Schengen bölgesine gidecek olanların vizeleri için Alman Radyosu ARD bu konuyu gündeme getiren bir haber yaptı. https://www.tagesschau.de/ausland/tuerkei-coronavirus-visa-101.html

Bu konuda mağdur olanlardan biri olarak ben de bu programda düşüncelerimi, aslında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri için de taleplerimizi dile getirdim:  Herkesin, yeni başvuru, vize harcı, vize büro ücreti alınmadan vizelerinin en azı 3 ay olmak üzere aldığı süre kadar uzatılması…

Şu anda netleşmemekle birlikte AB Komisyonu’nda genel eğilim schengen vize harçlarının alınmaması ve pandemi süresi kadar vizelere ek yapılması, 3 -4 ay gibi. Yani vize bürosu harçlarını yine ödeyecek, başvuru için bütün o bilgi ve belgeleri yine toparlayacağız. 

Ve en önemlisi başvurumuz daha önce vize alsak bile yeni belgelerimize göre bakılarak yeniden değerlendirilecek. Yani vize başvurunuz, özellikle maddi durumunuzda bir sorun yaşandıysa reddedilebilir. Üstelik yeni COVID-19 soruları ve formlarına da maruz kalınabilir. Kısacası kazanılmış bir hakkın yine yok sayılması riski az değil.

Bu durumun özellikle Temmuz ayından sonra netleşmesini bekliyoruz, bazı ülkeler açılımı Ağustos ayına bıraktı. Bu konuda netlik sağlandığı anda biz de “vize”mücadelemizi başlatacağız. Sizleri de haberdar edeceğim. 

Türkiye 2020 Seyahat Özgürlüğü Bilançosu

Türkiye’de insanlar temel ve Anayasal bir hak olmasına rağmen seyahat özgürlüğü konusunda dünyada birçok ülkede eşi benzeri olmayan sorunlarla karşı karşıyadır. Bu ülkenin yöneticileri ve yurttaşları tarafından da bu durum adeta kanıksanmıştır. Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri 10 yıldır hem bu algıyı değiştirmek hem de kamu otoritesinin ciddi değişiklikler yapması için kampanyalar yapmaktadır. Temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” konusunda 2020 yılında da Türkiye’de maalesef bir ilerleme kaydedilemedi.

Aşağıda sürekli  takip ettiğimiz “ Seyahat Özgürlüğü”  sorunlarının 2020 bilançosu yer alıyor: 

  • Yurtdışı Çıkış Harcı

Dünyada sadece Türkiye’de olan bir uygulama, özel yasası var. 7 yaş üzerinde olan bazı istisnalar dışında tüm yurttaşlarımızın yurt dışına çıkarken ödedikleri bir harçtır.

15 lira idi, 50 liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanının 150 liraya kadar artırma yetkisi var.

  • Pasaport

T.C. pasaportu Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını döviz kurundaki oynamalar nedeniyle Avustralya pasaportu ile birlikte paylaşıyor. Ancak asgari ücret karşılaştırması ile birlikte ele aldığımız zaman dünyanın açık ara en pahalı pasaportu. 10 yıllık pasaport tam 1.154,8 lira.

Pasaportumuzun dünyada eşi benzeri olmayan özellikleri var:

  • Her yıl otomatik olarak zamlanan dünyanın tek pasaportu. Özel yasa gereği her yıl ekim ayında yeniden değerleme oranında zamlanıyor. Bu yıl pasaport ücretleri %22,18 zamlandı.
  • Pasaportlarımız Darphane’de basılıyor ve  maliyeti sadece 8,26 lira (2018) ve biz 140 katı ücret, 1155 lira ödüyoruz.
  • 24 yaşın altındaki öğrenciler sadece defter ücreti  ödeyerek,  160 liraya pasaport sahibi olabiliyorlar. Ancak öğrenci olmayan tüm çocuklarınız için 5 yıllık pasaporta 10 yıllık pasaport ücreti ödemek zorundasınız.
  •  Dünyanın birçok ülkesinde yaşlılar için (+65 yaş) pasaport ücretleri indirimli Türkiye’de bu da uygulanmıyor.
  • Çipli pasaporta geçildikten sonra pasaport sayfa sayısı 64 olarak korunmuştu, fakat son 2 yıldır pasaportların sayfa sayısı yarıya yakın düşürüldü. Artık 38 sayfa. Yani daha hızlı dolacak ve tekrar ücret ödemek zorunda kalacağız.
  • Yeşil Pasaport Ayrımcılığı

Dünyada 3 çeşit Türkiye’de 4 çeşit pasaport var. 4. pasaportun adı Hususi (Yeşil) pasaport, devletin bürokratları ve ailelerine vize ve harç için sağladığı bir imtiyaz. Ancak yaklaşık 1,5 milyon kişinin kullandığı bu imtiyaz yurttaşlar arasında ayrımcılık yaptığı için Anayasa’nın kanun önünde  eşitlik ilkesine açık bir şekilde aykırıydı. Şimdi bu ayrıcalık artırıldı, belli ihracat koşullarını yerine getiren şirketlere, iş adamlarına ve son olarak belli bir süre görev yapmış avukatlara da veriliyor.

Sayıları gittikçe artan ve sadece 160 lira defter ücreti ödeyen, harç ödemeyen yeşil pasaportlular açık bir eşitsizliğe imza atıyorlar. 

  • Vize Sorunları

Avrupa Birliği (AB) haksız vize uygulamalarını ve yüksek vize harçlarını sürdürüyor. Giriş kapılarında ve konsolosluklardaki kötü muamele ve keyfi vize vermeme tutumunda belli bir iyileşme olsa da maalesef bu uygulamalar da sürüyor. Hala vize işlemlerinde defalarca vize almış kişiler için bile gereksiz bir bürokrasi ve evrak yığını ile insanlar adeta bezdirilmeye, caydırılmaya çalışılıyor.

Geri Kabul Antlaşması ve ardından yürürlüğe gireceği belirtilen “vize muafiyeti” hala bir hayal olarak duruyor. 0 euro olan schengen vize ücreti 2020 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 80 euroya çıkarıldı. Ayrıca vize işlemlerini yapan bürolar 20 euro daha alıyorlar. 4 kişilik bir ailenin AB seyahati ulaşım, konaklama ücretleri hariç toplam vize ücreti 320 euroyu buluyor. Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü, Ankara antlaşmasıyla tanınmış ve işletilmeyen “Vizesiz Avrupa” hedefleri, bugün AB için Türkiye ile siyasi bir pazarlık konusuna indirgenmiş durumda. 

Pandemi ile birlikte vizelerle ilgili yeni başlıklar ve yurttaşlarımızdan bürokratik farklı talepler beklenmesi sürpriz olmayacak. Örneğin kimi AB ülkelerine girmek, 14 günlük karantina yaşamamak için 48 saat içinde yapılmış Covid-19 testi şu anda birçok ülke için netleşmiş görünüyor.

Dünya’da hala birçok ülkeye ancak vizeyle gidebiliyoruz. Vizesiz seyahat edebildiğimiz ülke sayısı 2020 Henley vize endeksine göre dünyada sadece 111 ülkeyi kapsıyor. Bu endekste 55. Sıradayız. 1. sırada bulunan Japon pasaportu ile 191 ülkeye vizesiz gidebiliyorsunuz.

Bu yazı: NYXmag dergisinde yayınlandı.

1 Ocak 2021 Cuma

PASAPORT YİNE ZAMLANDI!

Pasaport zamları durmuyor. Her yıl yeniden değerleme oranına bağlı bir "değerli kağıt" kabul edildiği için otomatik olarak artıyor. 

Bir pasaport 2021 yılında 1265,40 lira oldu.

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye 2021 yılı harç zamlarını yürürlüğe koydu ve 10 yıllık bir pasaport 1265,40 Lira oldu.

Yeniden değerleme oranı 2021 yılı için %9,11 olarak açıklandı ve dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil yaklaşık 10 yıllık 1265,40 liraya çıktı.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri genel Müdürlüğü'nün sitesinde yayınlanan sürelerine göre yeni pasaport harç ve ücretleri şöyle:

Süre Harç *** Defter Toplam

6 Ay 227,20 TL 180,00 TL 407,20 TL

1 Yıl 332,10 TL 180,00 TL 512,10 TL

2 Yıl 542,20 TL 180,00 TL 722,20 TL

3 Yıl 770,20 TL 180,00 TL 950,20 TL

3+ Yıl 1085,40 TL 180,00 TL 1265,40 TL

*** Hususi ve Hizmet Damgalı Pasaportlar harç bedelinden muaftır.

Her yıl olduğu gibi sosyal medya hesaplarımızdan bu zamma yine karşı çıktık, ilgililere tepkilerimizi ilettik, kamuoyunu uyardık. Ancak bu konuda artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak mesafe alamıyoruz. 

Sosyal medyada bir yandan tepkilerimizi, eleştirilerimizi sürdürürken, daha önce aldığımız hukuksal mücadele kararını bu yıl koronavirüs salgınının izin verdiği ölçüde hayata geçireceğiz.


3 Haziran 2020 Çarşamba

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri 10 Yaşında!

10 yıl geçti, hızlı, dolu dolu ve güzel geçti.

Seyahat özgürlüğü mücadelesine hiç ara vermediğimiz bir 10 yıl yaşadık. 

Özellikle sosyal medyada örgütlenen ve tüm mecralardan birçok kampanya ile temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğüne yönelik yurt içinde ve dışında birçok müdahale ve kararlara karşı mücadele ettik.

Bu kimi zaman her yıl otomatik zamlanan pasaport harçlarına karşı oldu kimi zaman bir toplu taşıma biletine yapılan zamma kimi zaman artan vize harçlarına, yurt dışına çıkış harçlarına, eşitsizliklere, gümrükte, bir havayolunda, bir takside ya da herhangi bir seyahat sırasında karşılaşılan haksızlığa karşı oldu.

Her zaman bir temel insan hakkı olan seyahat özgürlüğü perspektifinden bakmayı sürdürdük, yurttaşlarımızın ya da tüm dünyada haksızlığı uğrayan kişilerin yanında olduk.

Olacağız.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri her zaman "gönülden" inandıkları bu mücadeleyi aralarına katılan yeni gönüllülerle birlikte sürdürecekler. Öncelikle ülkemizde hala çok sayıda var olan seyahat hakkımızı kısıtlayan engellere karşı mücadele edecekler. 

Pandemi bu yıl planladığımız hukuksal mücadeleyi de önledi. Fakat vazgeçmedik, bu konudaki kararımızı hazırlıklarımızı tamamlayıp uygulamaya sokacağız.

Temel hedefimiz değişmedi, değişmeyecek: Vizesiz Türkiye, vizesiz Avrupa ve vizesiz Dünya, herkese seyahat özgürlüğü...

2 Ocak 2020 Perşembe

Bir Pasaport 1155 lira oldu.

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye 2020 yılı harç zamlarını yürürlüğe koydu ve bir pasaport 1154,80 Lira oldu.
Yeniden değerleme oranı 2020 yılı için %22,58 olarak açıklandı ve dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil yaklaşık 10 yıllık 1154,80 liraya çıktı.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri genel Müdürlüğü'nün sitesinde yayınlanan sürelerine göre yeni pasaport harç ve ücretleri şöyle:
SüreHarç **DefterToplam
6 Ay208,30 TL160,00 TL 368,30 TL
1 Yıl304,40 TL160,00 TL 464,40 TL
2 Yıl497,00 TL160,00 TL 657,00 TL
3 Yıl705,90 TL160,00 TL 865,90 TL
4-10 Yıl994,80 TL160,00 TL1154,80 TL
**Hususi ve Hizmet Damgalı Pasaportlar harç bedelinden muaftır.
Her yıl olduğu gibi sosyal medya hesaplarımızdan bu zamma yine karşı çıktık, ilgililere tepkilerimizi ilettik, kamuoyunu uyardık. Ancak bu konuda artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak mesafe alamıyoruz. Sosyal medyada bir yandan tepkilerimizi, eleştirilerimizi sürdürürken, daha önce aldığımız hukuksal mücadele kararını hayata geçireceğiz.
2020 yılında bu fahiş ücretler için hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra idare mahkemesinde bireysel olarak davalar açacağız.
Artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak pasaportun bir para kapısı değil, bir haraç aracı değil sadece bir kimlik belgesi olduğunu herkese göstermek zorundayız.

12 Kasım 2019 Salı

Maliyeti 8 lira Vatandaşa 945 lira!

Sizinle inanılması güç bir gerçeği yansıtan, çok şaşırtıcı bir veriyi Darphane'nin yıllık faaliyet raporundan bir grafiği aktararak paylaşacağım: Tüm yurttaşlarımıza, kimilerine defter bedeli olarak kimilerine harç dahil yansıtılan pasaport ücretlerinin, aslında ne kadara mal olduğunu gösteriyor bu veri. 

Pasaportlarımızın, bordo, siyah, yeşil, gri, tümünün ortalama birim üretim maliyeti ne kadar?

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları maliyeti 8,26 lira (2018) olan pasaporta tam 945 lira ödüyorlar. Her devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi olan pasaporta tam 114 katı ücret ödüyoruz.

Bir elektronik/biyometrik pasaportun maliyeti Darphane'nin 2018 yılı Faaliyet raporuna göre sadece 8,26 lira. Üstelik bu ücret E-Pasaportlara geçildiği 2010 yılından beri bir yıl hariç düzenli olarak düşmüş. 

Bu pasaport ücretlerini etkiledi mi? 

Elbette hayır. 

Maliyet düşmesine rağmen, pasaport ücretleri ve harçları yeniden değerleme oranlarına göre inanılmaz oranlarda artırıldı. 


2010 yılında 15 lira olan pasaport birim maliyeti 2018 yılında neredeyse yarı yarıya 8,26 liraya düşmesine rağmen, devlet defter ücretlerinde fahiş bir biçimde artış yapmayı sürdürdü. 

Bugün devlet, bir pasaport defterini 133.5 liraya yurttaşlarına satıyor. Ayrıca bu ücrete 811,6 lira da harç ekleyerek pasaport ücretinin 945,1 liraya ulaşmasına yol açıyor.

Maliyetinin 114 kat üzerinde ücret ödüyoruz.

Dünyanın en pahalı pasaportu olan Türkiye Cumhuriyeti pasaportu 2020 yılında %22,58 daha zam görecek. 

Evet, yüzde 22,58 daha ZAM görecek, pasaportlarımız.

Yani 8,26 liraya mal olan ve her yıl maliyeti düşürmekle övünülen pasaport defter bedeli 163,64 liraya ulaşacak, aynı oranda artacak harç bedeli ile birlikte 1.158 lira bedel ile pasaportumuz tüm dünyada bir rekora daha imza atacak.


Maliyetinin, (acaba bu yıl da düştü mü?) yaklaşık 140 katını ödeyeceğiz pasaportlarımıza 2020 yılında.

Maliyetini her yıl düşürdüğü bir yurttaşlık hizmetini, dünyada benzeri olmayan biçimde her yıl fahiş otomatik zamlarla yurttaşlarına yansıtan bir devletin, seyahat özgürlüğünü bir temel ve Anayasal bir hak gibi görmediği, ancak insanlarını bir yurttaş gibi değil bir "müşteri" gibi gördüğü açık.

Yıllardır haykırdığımız gibi yine haykırıyoruz ve haykırmayı sürdüreceğiz:
Türkiye Cumhuriyeti'nin müşterisi değil yurttaşıyız!

Pasaport Ücreti 1000 Lirayı Aşıyor.

Neredeyse her yılın sonuna doğru pasaport zamları ile ilgili artık benzer yazıları yazıyoruz.

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye'de 2020 yılında yapılacak harç zamlarını belirleyen yeniden değerleme oranı da açıklandı.

Yeniden değerleme oranı 2020 yılı için % 22,58 olacak. Açıklanan enflasyon rakamlarının bile çok üzerinde fahiş bir oran. Bu durumda dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil artık bin lirayı da aşıyor ve 1.158 TL'ye çıkıyor. Eğer Cumhurbaşkanı yıl sonunda zam oranında bir sürpriz yapmazsa.

Yeşil pasaport eşitsizlikleri artarak sürerken, iş insanlarının sayısını artıracak yeni kararlar alınırken, imtiyaz belli bir süre görev yapmış avukatları da kapsayacak şekilde genişletildi. Gittikçe daha da fahiş bir hal alan pasaport ücretinin asgari ücretin 2020 lira olduğu bir ülkede toplum büyük bir sessizlik içinde. Geçim derdi, ekonomik kriz derinleştikçe elbette bu konulardaki sessizlik artarak sürüyor.
Bu sessizliği ortadan kaldırmak için, çiğnenen Anayasal hakkımızı savunmak için sosyal medya dışında hukuki platformları kullanma zamanı geldi. 2019 yılı için planladığımız bu girişimlere 2020 yılında artık hayat vereceğiz.
Temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğününTürkiye'de kolayca yok sayılmasına izin vermemek tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerinin birincil görevi.

#otomatikpaaportzammınahayır

23 Temmuz 2019 Salı

Yurt dışına çıkış harcına da zammına da HAYIR!

Seyahat Özgürlüğü temel ve Anayasal bir hak, ancak Türkiye'de kamu otoritesi bu hakkı kolayca yok sayabiliyor. Her yıl pasaportlara otomatik ZAM! Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarıldı.Torba yasa resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Meselenin sadece para meselesi olmadığını yurt dışına çıkarken yaşanan temel bir hak ihlali olduğunu da uzun zamandır anlatmaya çalışıyoruz. İnsanların ülkelerinden çıkabilmelerini bir parasal zorunluluğa bağlayan neden tek ülkeyiz hiç düşündünüz mü?

Türkiye'de kamu otoritesi seyahat özgürlüğü hakkını kolayca yok sayabiliyor.Her yıl pasaportlara otomatik ZAM yapıyor. Dünyada benzeri olmayan yurt dışına çıkış harcı şimdi 15 TL'den 50 TL'ye çıkarabiliyor. Üstelik Cumhurbaşkanına verilen hakla 50 TL 150 TL'ye kadar artırılabilecek.


Vizesiz Avrupa isteyeceksin, ülkelerin vatandaşlarına koydukları vizeleri kaldırmaya çalışacaksın sonra yurt dışına çıkarken kendi vatandaşına kendin vize koyacaksın. Deseler ki sen bizden önce kendi koyduğun 50 lira vizeyi kaldır, ne diyeceksiniz? 

Kalkması gereken bir harç tam bir haraca dönüştürüldü. Harç yurt dışına çıkan, Türkiye dışında bir yerde oturma izni bulunmayan 7 yaş ve üzerindeki tüm Türkiye Cumhuryeti vatandaşlarından alınıyor.

Vatandaşların yılda 12.2 milyon çıkış yaptığı dikkate alındığında 2020 yılında kişi başına 50 TL olarak uygulanacak yurt dışı çıkış harcından 610 milyon liranın üzerinde bir para ceplerimizden çıkacak.


Biz temel ve Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yurtdışı çıkış harcına da zammına da HAYIR!


4 Temmuz 2019 Perşembe

Yeni bir başlangıç: #geceçalışanMETROistiyoruz

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak beş yılı aşan bir süredir, İBB'den bir talebimiz var. Ancak hep aynı bahaneyi ileri sürerek yapmadılar. Birçok İstanbulluyu mağdur eden, modern bir metropole yakışmayan bir uygulama ile ilgiliydi talebimiz. 

Gece 12'den sonra kapısına kilit vurulan metronun geç saatlere kadar, mesela gece 2.30'a kadar işlemesini talep ediyoruz. Hafta sonları mümkünse 24 saat çalışsın, İstanbullular gittikleri yerlerden, eğlenceden daha güvenli ve daha geç saatlerde dönebilsin istiyoruz. Dünyada kapısına saat 24.00'da kilit vuran metro yok, artık bunu düzeltin, diyoruz.

Ama nafile, bir bakım konseptleri var, ANAYASA değişti, ülkede rejim değişti ama İBB'nin "metro bakım konsepti" değişmiyor. Ha bu değişmez bakım konsepti Ramazan gelince birden gevşiyor, bir ay boyunca gece geç saatlere uzayı veriyor metro saatleri... Bir maç mı var o zaman da. Ama başka zamanlarda olmuyor, bir türlü olamıyor.


Tekrarlayalım, dünyanın birçok metropolüne baktık, 7/24 çalışan metro çok az, ama hemen hepsinde gece geç saatlerde, hafta sonları sürekli işleyen bir metro var. Her saat yaşayan bir kent İstanbul ve yeni başkan Ekrem İmamoğlu vaatleri arasında bunu dile getirdi: " 7/24 ulaşım hedefiyle gece saatlerinde toplu ulaşım sağlayacağız."

Biz bu vaat üzerine ilk 100 günlük icraat planı içine gece çalışan metroyu da alması için kendisine bir hatırlatma yapıyoruz. Bunu Beyaz Masa'ya bu hafta tekrar hatırlattık ve yine, "bakım konsepti" bahanesini dayadılar, yanıtımızı aldık.

SEYAHATÖZGÜRLÜĞÜ GÖNÜLLÜLERİ VE iSTANBULLULAR ADINA tekrarlıyoruz:
Sayın Ekrem İmamoğlu artık #YeniBirBaslangıc yapacaksak bu bahaneleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Bunu da ancak siz başarabilirsiniz. Mevcut İstanbul Metrosu'nun yöneticileri ve kadrosu mevcut bakım konsepti ile adeta evlenmiş, onları lütfen boşayın, yeni bir bakım konsepti oluşturun ve İstanbullulara gece geç saatlerde işleyen bir metro kazandırın.

#geceçalışanMETROistiyoruz


2 Temmuz 2019 Salı

İstanbul'da gece ve haftasonları geç saatlerde Metro ulaşımı istiyoruz.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak 5 yılı aşkın bir süredir İBB'den defalarca talep ettiğimiz ama her seferinde "bakım konseptimize uymuyor" diyerek aynı gerekçeyle reddedilen İstanbulluların büyük çoğunluğunun somut bir talebidir: İstanbul'da gece ve haftasonları geç saatlerde Metro ulaşımı.

Sayın Ekrem İmamoğlu 100 günlük icraat önceliklerinizde bu toplu ulaşım hizmetinin de yer almasını istiyoruz.

Yani biz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden 24 saat işleyen bir metro istemiyoruz.
Dünyada birçok metropolde olduğu gibi İstanbul'da da gece geç saatlere örneğin saat 02.30'a kadarçalışan bir metro istiyoruz.



Ya da hafta sonları Cuma, Cumartesi günleri 24 saat işleyen bir metro istiyoruz.
Ya da özel günlerde sadece Ramazan'da değil, gece geç saatlere kadar çalışan bir metro istiyoruz.





Bu talep, sadece bizim tarafımızdan ve kampanyalarımızla değil, çeşitli yurttaşlarımız tarafından da geçmiş yıllarda dile getirildi. Kampanyalar yapıldı, biz de destek verdik. Çoğu zaman olduğu gibi kayıtsız kalındı, yoğun gündem içinde unutturuldu, somut bir yanıt verilmedi, ya da geçiştirildi, bakım, onarım, personel, yeterli süre kalmıyor vb. şeyler ileri sürüldü.

Ramazan ayında gece saat 01.00 kadar İBB'nin metro'yu işletebildiğini görünce, demek daha önce ileri sürülen engeller, gerekçeler artık ortadan kalktı, yeniden başvuralım dedik. Başvurduk, ama yine sonuç alamadık.

Dedik ki "Ramazan'da mümkün olan Ramazan'dan sonra niye mümkün olmuyor.?
Bakım, yoğunluk, personel vb. konuları Ramazan'da çözüp daha sonra niye çözemiyorsunuz?
Dünyanın birçok metropolünde gece 12'de son metro diye bir şey yok.
Dünyadaki örnekleri inceleyin.

Bize şöyle yanıt verilmişti:
Raylı sistemlerin sabah 06 ile gece 12 arasında yolculu çalıştığını, diğer kalan 6 saatte "zorunlu" çeşitli rutin ve ağır bakımlar,modifikasyon, sinyal sistem testleri yapıldığını;
Berlin, Paris ve Londra metrolarının bu bakımlar nedeniyle bazı hatlarını bir ay kapattığını;
Dünyaya baktığımızda 24 saat çalışan tek metronun New York metrosu olduğunu; onun da bakıma çok ihtiyaç duyduğunu alternatif hatlarını vs...

Ne alakası var sorduğumuz soruyla, bu yanıtın?

Ramazanda hizmet verme sürenizi gece 01'e çıkardınız. Bir ay bunu yapabildiniz. Bunu hafta içi günlerde yine (sürekli) yapabilir misiniz?
Evet, hayır sürdüremeyiz, çünkü...

Haftasonları Cuma ve Cumartesi akşamları sabaha kadar metro hizmeti verebilir misiniz?
Evet, hayır, şu nedenle....

Diğer özel gün ve bayramlarda gece 02.30'a kadar bu hizmeti Ramazan'da olduğu gibi niye vermiyorsunuz?
Veremiyoruz, çünkü...

Vermeyi planlıyoruz, şu hazırlıkları yapıyoruz vs... (Daha önce bazı spor karşılaşmalarında, maçlarda 1-2 saat uzatmak gibi...)

Denmedi, bir türlü denemedi.

Bu konuda İstanbul halkının talebi net! 


Tekrar böyle bir imza kampanyası yapmak istemiyoruz.


Sayın Başkan doğrudan size soruyoruz, siz de lütfen mevcut yöneticilerinize sorun.

Neden İBB (Ulaşım A.Ş.) Ramazan'da 1 ay yapabildiği halde, daha sonra hafta içi, özel günlerde ya da sadece hafta sonları metroyu gece geç saatlere kadar işletmiyor?

Biz bu hizmeti bazı düzenlemeler yaparak rahatlıkla verebileceğinizi, Anayasal ve temel bir hak olan seyahat özgürlüğünün ve toplu ulaşımın kullanımını geliştirebileceğinizi düşünüyoruz.

Metro'yu hafta içi 02.30, Hafta sonları ve özel günlerde 24 saat (talebe göre) çalışacak biçimde düzenleyerek, dünyadaki örnekleri gibi, bir "metropol"e ve İstanbul'a yakışır biçimde neden çalıştıramıyorsunuz?


#geceçalışanMETROistiyoruz 

Saygılarımızla.

O. Suat Özçelebi
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri Sözcüsü

Meraklısı için Dünyadaki bazı kentlerde metro hizmet saatleri:
Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü arkadaşlarımız dünyada yaşadıkları ülke ve şehirlerdeki metro sistemlerini incelediler. Özellikle sizin söz ettiğiniz 3 kent ile İstanbul Metrosu kıyas kabul etmeyecek örnekler. Görece İstanbul metrosuna yakın olabilecek şehirlerde de gece 12 paydos diye bir uygulama kesinlikle yok.

Örneğin bahsettiğiniz Paris metrosunda ağa bağlı her istasyonda yılın her günü sabah 05:30 ile gece 01:15 arasında hizmet veriyor. Aralık 2006'dan itibaren ise cuma cumartesi geceleri ve tatil öncesi gecelerde, resmi bayram tarifelerinde saat 02:15'e kadar hizmet veriyor. Yeni Yıl, the Fête de la Musique (Müzik Günü) ya da Nuit Blanche (Beyaz Gece) gibi özel günlerde ise şebeke kısmi olarak tüm gece açıktır. Bu durum sadece ana istasyonlara ve hatlara (1,2,4,6), RER hatlarındaki bazı istasyonlara ve otomatik hatta (14) ait tüm istasyonlara özeldir.

Londra metrosu 05:00-00:30 saatleri arasında Londra halkına hizmet veriyor. Eylül ayında 5 hat da haftasonları, özel günlerde 24 saat hizmet verecek.

Barselona Metro sistemi hafta içi hafta içi (Pazartesi-Perşembe) ve Pazar günleri 05.00–24.00 arası işleyen metro, Cuma günü 05.00–02.00 ve cumartesi günü ise 24 saat çalışıyor. Yaz dönemi ve yılbaşında Cumartesi günleri ise sabaha kadar 24 saat metro faaliyette.

Almanya'da da Berlin metrosu, Hamburg metrosu u bahn diye tabir edilen ve u1, u2, vs diye adlandırılan bir sistemdir. Burada da gece 0.30, 01'e kadar çalışan hatlar var ve tabii haftasonları, cuma ve cumartesi geceleri, özel günlerde sabaha kadar çalışıyorlar.


(Araştırma daha önceki yıllarda yapıldığı için bazı bilgiler ve saatlarde değişiklik yapılmış olabilir)

10 Aralık 2018 Pazartesi

BİR PASAPORT 945 LİRA OLDU!

Dünyada otomatik olarak pasaportuna her yıl zam yapan tek ülke olan Türkiye'de 2019 yılı harç zamlarını belirleyen yeniden değerleme oranı da açıklandı.
Yeniden değerleme oranı 2019 yılı için %23,73 olacak. Bu durumda dünyanın en pahalı pasaportu YİNE otomatik zamla, harç ve defter ücreti dahil yaklaşık 945 TL çıkıyor.

Sosyal medya hesaplarımızdan bu zamma yine karşı çıktık, ilgililere tepkilerimizi ilettik, kamuoyunu uyardık. Ancak bu konuda artık Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak mesafe alamıyoruz. Sosyal medyada bir yandan tepkilerimizi, eleştirilerimizi sürdürürken, haha önce aldığımız hukuksal mücadele kararını 2019 yılında gecikerek de olsa hayata geçireceğiz.
2019 yılında bu fahiş ücretler için idare mahkemesinde bireysel olarak davalar açacağız.
Hem yeşil pasaport eşitsizlikleri artarak sürerken hem de gittikçe daha da fahiş bir hal alan pasaport ücretinin asgari ücretin 1.610 lira olduğu ülkede toplum büyük bir sessizlik içinde. Bunun seyahat alışkanlıkları kadar, temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğü konusunda büyük bir bilinçsizliğin de hakim olduğu görüyoruz. 
Siyasal iktidar aslında yurttaşlarına yurt dışında kullanmaları için vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesi için böylesi bir fahiş ücret istemekten çekinmiyorsa, gelecek tepkinin ya da talebin aslında umurunda olmadığını da söylüyor.
Pasaportun bir para kapısı değil, bir haraç aracı değil sadece bir kimlik belgesi olduğunu herkese göstermek zorundayız.

18 Ocak 2018 Perşembe

Türkiye'de pasaport harç ve defter bedelleri

Türkiye pasaport ligindeki lider rolünü sürekli koruyor. Her yıl tekrarlanan otomatik zamla T.C. pasaportu dünyanın en pahalı pasaportu olma ünvanını kimseye kaptırmıyor. 
Farklı zaman aralıkları için (6 ay 1 yıl 2 yıl gibi) pasaport alabildiğiniz nadir ülkelerden olan Türkiye genel de 5 ve 10 yıllık pasaportlar verilen dünya ülkelerinden bu yönüyle de farklılaşıyor. 

Aslında üretim maliyetinin yaklaşık 20-25 lira düzeyinde olduğu bilinen pasaportun defter bedelinin 100 lirayı geçtiği düşünülürse, devletin, yurtaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesinden fahiş oranda para kazandığı da görülecektir. Neredeyse 3 katı fiyata sattığı defterin bedeline ek olarak 656 lira da harç alan devlet, asgari ücretin 1650 lira olduğu Türkiye'de adeta bir "soygun"a imza atıyor.

Seyahat özgürlüğünün hem temel hem de Anayasal bir hak olduğu gerçeğinin Türkiye'de kabul edilmediğini bu tablo açık bir biçimde gösteriyor. Yaşananlar artık açık, temel bir hak ihlalidir ve hukuksal açıdan hak arama platformlarına taşınmalıdır.

Türkiye Pasaport Harç ve Defter Bedelleri

Harç BedeliDefter BedeliToplam
6 AY137,4  TL108  TL245,4   TL
1 YIL200,8  TL108  TL308,8   TL
2 YIL327,8  TL108  TL435,8   TL
3 YIL465,5  TL108  TL573,5   TL
4 - 10 YIL656  TL108  TL764   TL

30 Aralık 2017 Cumartesi

2018, Yeni Yılınız Kutlu Olsun!


ZAM KESİNLEŞTİ!

SESIMIZ, ITIRAZIMIZ GÜR ÇIKMAYINCA:
Pasaport harçlarının 2018 yılı zam oranları Bakanlar Kurulu kararıyla açıklandı.
Pasaporta %14.47 #ZAM kesinleşti.
Dünyanin en pahali pasaportu YİNE otomatik zamla 763 TL oldu.
Susmayin, Anayasal ve temel seyahat özgürlüğü hakkimizi çiğneyen bu zam kararina karşı sesinizi yükseltin.

11 Aralık 2017 Pazartesi

2018'de pasaport ücretleri %14,7 artacak

Yeniden değerleme oranı geçen ay başında belli oldu. Buna göre yeni yılda pasaport ücretleri en az %14,7 artacak.

Vergi Usul Kanunu’na göre her yıl vergi, harç ve cezalar Ekim ayında açıklanan 12 aylık Üretici Fiyat Endeksi'nin (ÜFE) esas alındığı yeniden değerleme oranına göre belirleniyor. TÜİK’in kasım ayı başında açıkladığı enflasyon rakamlarına göre ekim ayında 12 aylık ÜFE artışı yüzde 14,47 oldu. Geçen yıl ÜFE artışı yüzde 3.83 iken, bu yıl yüzde 14.47 ile ÜFE de TÜFE gibi rekor kırdı.
  Yani yeni yılda her türlü harç, vergi, ceza bu oranda artacak. 4-10 yıllık pasaport ücreti 667 liradan 763 liraya çıkacak. Hatta eğer hükümet/bakanlar kurulu bu oranı yüzde 50 artırma yetkisini kullanırsa zam oranı yüzde 21.7’ye çıkacak. Yani 811 liralık bir pasaport harcı ve ücreti ile karşı karşıya da kalabiliriz.

Dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını çok uzun yıllardır kimseye kaptırmayan TC pasaportu, bu ünvanı her yıl otomatik zam ile pekiştiriyor. Üstelik dünyada her yıl otomatik zamlanan tek pasaport.


2018 yılının şöyle ilginç bir yanı daha var: 2010 yılında Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak ciddi bir bir kampanya ve uğraş ile %50 düşürdüğümüz pasaport ücreti, önümüzdeki yıl tekrar 2010 yılı seviyesine geri dönecek. 2010 da 754 lira olan pasaport ücreti, bu yıl yapılacak zamla 763 liraya çıkacak ve o dönem yapılan %50 indirim tamamen ortadan kalkacak.

Pasaport sadece bir kimlik belgesi, bir devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir belge, fakat devlet bu kimlik belgesini ciddi bir kazanç kapısı olarak görüyor. Biz  bu fahiş harç ve ücretin Anayasa'nın 23. maddesinde düzenlenen seyahat özgürlüğü hakkımızı çiğnediğini savunuyoruz. Asgari ücretin 1.500 lira olduğu bir ülkede asgari ücretin yarısı kadar bir pasaport ücreti kabul edilemez.

Dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satan devlet, o pasaporta her yıl otomatik zam yapmaktan çekinmiyor. Başka ülkelerin Türkiye'ye koyduğu vizeleri kaldırmaya çalışan, vize harçlarını yüksek bulan, Avrupa Birliği ile vizesiz Avrupa görüşmeleri yapan bir hükümetin fahiş pasaport ücretlerini açıklaması çok kolay değil.

Otomatik zamma son vermeyen devlet, dünyanın en pahalı pasaportu ücreti rekorunu her yıl kırmaya devam edecek. Temel bir insan hakkını çiğneyen, utanç verici bir rekor!

Biz yine hükümete sesleniyoruz. Bu fahiş pasaport harçlarına son verin.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Müşterisi değil, Yurttaşıyız!
#PasaportZammınaHAYIR

10 Aralık 2017 Pazar

Seyahat özgürlüğü temel bir insan hakkı

Bugün #10AralıkDünyaİnsanHaklarıGünü

#Seyahatözgürlüğü temel bir insan hakkıdır.

#Pasaport bir devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir. #Türkiye dünyanın en pahalı pasaportunu yurttaşlarına satmaktadır. 

Üstelik yılbaşında pasaporta yine otomatik ZAM geliyor!

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 13. maddesi şöyle der:
1. Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
2. Herkes , kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.

Aynı şekilde 1966 tarihli Uluslararası Sivil ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 12. Maddesinin 2. Fıkrası da “Herkes, kendi ülkesi de dâhil, istediği ülkeyi terk edebilir” diyor.

12.Eylül.2010 tarihinde yapılan referandumla değiştirilen Anayasa'nın Yerleşme ve seyahat hürriyeti başlığı altındaki 23. maddesi de bu hakkı şöyle tanımlamaktadır:
Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hakim kararına bağlı olarak sınırlandırabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.


Yani "seyahat özgürlüğü" sadece suç soruşturması ve kovuşturması nedeniyle hakim tarafından sınırlandırılabilir. Bunun dışında sınırlandırılamaz.

Ancak 20 Haziran 2010 tarihinde seyahat özgürlüğü gönüllülerinin de katkısıyla pasaport ücret ve harçlarında yapılan %50 indirime rağmen "pasaport"lar için istenen yüksek ücretler (Dünya'daki en pahalı pasaport Türkiye'dedir) yurt dışına çıkışı sınırlamanın da ötesine geçerek, "engellemek" anlamına gelmektedir. Bu durum, açık bir biçimde Anayasa'nın ihlal edilmesidir.

Seyahat özgürlüğü tüm yurttaşların yurt içinde ve dışında eğitim, sağlık, gezi, turizm, dini ziyaretler ve diğer çeşitle nedenlerle kullandıkları vazgeçilemez ve engellenemez bir temel insan hakkıdır. Yurt dışında bu hakkın kullanımı temelde pasaport adını verdiğimiz bir kimlik belgesiyle gerçekleşir.

Ancak Türkiye'de devlet, kendisinin vermek zorunda olduğu bu "kimlik belgesi" için vatandaşlarından fahiş harçlar istemekte ve ayrıca "yurt dışına çıkış harcı" gibi uygulamalarla seyahat özgürlüğünü iyice kısıtlamaktadır. Yurttaşları arasında "yeşil pasaport" gibi farklı pasaport uygulamalarıyla ayrımcılık yaratan Türkiye, öğrencilere pasaport indirimleri uygularken, öğrenci olmayan çocuk ve gençlerden, bebeklerden 10 yıllık pasaport ücretine 5 yıllık pasaport ücreti almakta, her yıl pasaportlara otomatik zam yapmaktadır.

Yüksek pasaport, yurt dışı çıkış ve vize harçları özellikle Türkiye'de seyahat özgürlüğü hakkını sınırlandıran ve bu özgürlüğün kullanımını zorlaştıran temel engellerdir.

Seyahat özgürlüğü hakkınıza sahip çıkın!

20 Kasım 2017 Pazartesi

Bebeklere 667 liraya pasaport!

Türkiye'deki en büyük seyahat özgürlüğü engellerinden biri yüksek pasaport ücretleridir. Dünyanın en pahalı pasaport ücretleri açık ara Türkiye'de. On yıllık pasaport ücreti 667 lira, bunun 573 TL'si harç, geri kalanı 94 lira defter ücretidir.

Ancak Türkiye'de 3 yıl önce yapılan yasal düzenleme ile öğrencilere sadece defter ücretini ödeyerek pasaport sahibi olma hakkı tanınmıştır. Yani 94 lira ödeyen ana okulu öğrencisi bile olsa, bunu bir belgeyle kanıtlaması halinde defter ücretiyle pasaport alabilmektedir.

Bu kolaylık düşünülürken aslında büyük bir garabete de imza atılmıştır. Yasal değişiklik 24 yaş altında olan bütün öğrencileri kapsayacak şekilde yapıldığı ve öğrenci sınırlaması getirildiği için 1-5 yaş arasında ana okuluna da gitmeyen bebekler ya da çocuklar bu haktan yararlanamamaktadır.

Seyahat özgürlüğü önündeki bu temel engeli, hem bloğumuzdan hem de sosyal medya hesaplarımızdan yetkililerin defalarca dikkatine sunduk, ancak bir sonuç alamadık. Dünya Çocuk Hakları Günü'nde tekrar soruyoruz: Bir devlet bebeklerden neden tam pasaport ücreti almak ister ve bunda ısrarcı olur, anlayan varsa bize de açıklasın.

Unutmadan bu pasaporta yılbaşında yaklaşık yüzde 10 zam gelecek onu da hatırlatalım.

6 Temmuz 2017 Perşembe

Yolculuk ve seyahat üzerine dört güzel söz!


“Yolculuk, önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikaye anlatıcısına dönüştürür.” ~ Ibn Battuta

“Yolculuk bizi kendimize geri getirir.” ~ Albert Camus

“Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil.” ~  Epiktetos

"Faşizm okuyarak, ırkçılık seyahat ederek tedavi olur."  ~ Miguel De Unamuno