21 Mart 2013 Perşembe

Kampanya yapmak, harekete geçmek...


Şunu hepimizin iyi bilmesi gerekir: Toplumu ilgilendiren ve etkileyecek bir sorunla ilgili atılacak en önemli adım, hedefinize koyduğunuz sorunlar neyse, onları toplumsal ve politik gündemin üst sıralarına yerleştirmek ve mümkünse çözüme kadar orada tutmaktır.

Bir kampanya yapmak, insanları harekete geçirmek istiyorsanız öncelikle iyi sonuçları değil, ağır aksak giden ve isteksiz davranan "kitleleri" göze alarak sizi yılgınlığa sürükleyecek tüm gelişmelere karşı aşılı bir biçimde davranmanız gerekir.

Çünkü, özellikle toplumun kendi temel sorunları konusunda farkındalığının yüksek olmadığı ve insan hakları bilincinin yaygınlaşmadığı toplumlarda, herhangi bir konuda sürdürülen sivil toplum hareketleri (mücadeleleri) çok uzun yıllar sürebilir. Bunda kamu otoritesinin duyarsızlığı kadar, mücadele verecek insan sayısının düşük olması, sorunun çözümü için çalışan kişilerin “özel” beklentilerine hitap edip etmemesi, aktivist olarak bilinci, nihai hedefe ulaşmak konusundaki iradesi, gücü, kaynakların yeterliliği çok etkilidir.

Hele bizimki gibi "acul" bir toplumda, süreçteki kazanımları görmezden gelmekte ısrarlı, "motivasyon manyağı" gruplarla, sonuç almaya odaklanmakla, sadece sonuca odaklılığı sık sık karıştıran grup üyeleriyle her şey çok daha zor yürüyor.

Yaptığımız kampanyada olduğu gibi, insanlar, temel bir insan hakkı olan “seyahat özgürlüğü” veya tüm yurttaşlarımızın Anayasal hakkının ihlalini önlemek için mücadele ettiklerini de düşünebilirler ya da pahalı pasaporta daha “ucuza” sahip olmak için de. İnsanların sonuca ulaşmak için direnç ve ilgileri farklı olabilir, burada özellikle pragmatik davrananlara karşı eleştirel ve dışlayıcı bir dil geliştirmek yerine, proaktif, yaratıcı, uygulanabilir mücadele taktiklerine zaman ayırmak, herkes için daha yararlı olacaktır.

Kitleleri küstürerek, dışlayarak değil ortak iyi ve faydayı bıkmadan göstererek çalışmak, bir sivil toplum aktivistinin içselleştirmesi gereken temel bir özelliktir. Yapamıyorsanız, hızla oradan ayrılın ve "yakınanlar" kulübüne üyeliğinizi hemen yenileyin:)

Seyahat özgürlüğü mücadelesi için, çok farklı toplum kesimleri destek verdi ve veriyor. Özellikle “gezgin” gruplarında, gezmeye “tutku” derecesinde bağlı olduğunu söyleyen kişiler içinde de kendi gruplarını/hareketlerini sorgulama ve temelde insan hakları bilinci konusundaki duyarlılıkların çapını gözlemleme şansı da yarattı, bu kampanya. 

Örneğin “pasaport”un harç ve ücretindeki indirimin (Haziran 2010 %50) kolaylıkla “daha ne olsun” gibi bir sonuca insanları kolaylıkla taşıyabildiği, “gemisini kurtaran kaptanın” denizi ve diğer gemileri pek umursamadığı ortaya çıktı. Yani değerlendirme yapmak isterseniz birçok açıdan da eğitici ve oldukça olumlu etkilere vesile olduğunu da gözlemlemek mümkün, seyahat özgürlüğü mücadelesinin.

Süreç içinde ektiğiniz tohumların, küçük kampanyalar ve taleplerin kimi zaman kamu otoritesine karşı farklı ve mevzi başarılarını görmek elbette teşvik edici olsa da, birçok insan için "buraya kadar" tepkisine de yol açabiliyor. Hatta "görev tamam" yargısına da...

Ancak bütün bunlar olurken süreç devam ediyor. Ve şunu açıklıkla görüyorsunuz: Hepimizin birbirimizi doldurmak, amiyane deyimiyle "gaz vermek" yerine, daha yapıcı katkılara ihtiyacı var. Örneğin bir medya mensubuna ulaşmak, bir bürokrat veya siyasetçi kanalıyla temel taleplerimizin duyulmasını, "ısrarımızı" dillendirmek gibi... Demokrasinin tam anlamıyla bir ilişki sporu olduğu Türkiye'de bazen "lobiciliklerin" bile sayısız faydaları olabiliyor. Bu satırların yazarı, TBMM'de asla bir araya gelmeyecek farklı parti ve milletvekillerinin 2012-2013 yılında aynı düzlemde farklı birkaç soru önergesinde "seyahat özgürlüğü" konusunda  buluşabileceğine bizzat yakından tanıklık etti. 


Sevgili Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, hayatımızı öncelikle biz adaletli hale getirebiliriz. Ancak ne istediğinin farkında olanlar, stratejik ve taktik zekalarını kullanan sivil aktivistler, ağır giden değişimi hızlandırabilirler. 

Haklarını istemeyi bilenler, talep edenler, direnenler, temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda da konformist politikacıları harekete geçirebilirler. 

Hiçbir zaman unutmayın, bir insan, bir kadın, bir Amerikalı Rosa Park bir gün otobüste oturduğu yerden kalkmayı reddetmeseydi, bugün ne Barack Obama başkan olabilirdi, ne de Güney Afrika’da Mandela!

14 Mart 2013 Perşembe

Yurt dışına çıkış harcını SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!

"Yurt dışına çıkış harcını SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!" sloganıyla kampanyamıza başladık!

TBMM'de plan bütçe komisyonunda onaylanan ve TBMM'de kabul edilen torba yasayla Bakanlar Kurulu'na "yurt dışına çıkış harcını" SIFIRLAMAyetkisi verildi. Biz de herkesi Sayın Başbakan ve Sayın Bakanlar Kurulu üyelerine seslenmeye, bu çağdışı seyahat özgürlüğü engelini birlikte SIFIRLAMAYA çağırıyoruz.

Her mecrada aşağıdaki bannerları ve mesajları kullanarak Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na iletebilir, medya organlarına ulaştırabilirsiniz. Anayasal ve temel bir insan hakkı olan seyahat özgürlüğünü savunan kampanyamıza siz de katılın!






Lütfen diğer kampanya malzemelerini için TIKLAYINIZ!

13 Mart 2013 Çarşamba

SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!

Bakanlar Kurulu yeni torba yasayla "Yurt dışına çıkış harcını"  sıfıra kadar indirmeye yetkili oluyor! "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı", TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bugün kabul edildi.

Bu yasa tasarı da 15 TL olan yurt dışına çıkış harcını kaldırmasa da, verilen "sıfırlama yetkisi", seyahat özgürlüğü engelinin bir karar ile kolayca kalkabilmesi anlamına geliyor. 

Sayın Başbakan'dan başkanlık ettiği ilk Bakanlar Kurulu'nda bu vergiyi kaldırarak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının önündeki anlamsız bir engele daha son vermesini istiyoruz.

Sayın Başbakan, AK Parti iktidarı hep seyahat özgürlüğünü genişletici adımlara imza attı, birçok ülkeyle aramızdaki vizeleri kaldırmayı sürdürüyorsunuz, ancak adeta kendi vatandaşlarımıza koyduğumuz bir vizeye dönüşen bu harcı ya kaldırın ya da sıfırlayın!

Tüm gezginler, Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri, Sırtçantalılar Topluluğu üyeleri, seyahatseverler, hep birlikte sesleniyoruz:

SIFIRLAYIN SAYIN BAŞBAKAN!

Elbette bir Anayasal hak ve temel insan hakkı olarak "seyahat özgürlüğünü" kısıtlayan yurtdışı çıkış harcının sadece sıfırlanmasını değil, tamamen tarihe gömülmesi gerektiğine inanıyoruz. 

Dünyada eşi benzeri bulunmayan bu vergi, İnsan hakları evrensel bildirgesinin 13., Anayasamızın seyahat özgürlüğünü düzenleyen 23. maddesine açıkça aykırı...

Yurttaşlarımız için ülke dışına çıkarken tam bir zahmet ve eziyete dönüşen harç pulu uygulaması, aslında Toplu Konut idaresine(TOKİ) sağlaması beklenen "geliri" de karşılamaktan uzak.

Şimdi ilk adımı atın, harcı SIFIRLAYIN!

4 Mart 2013 Pazartesi

"Yurt dışı çıkış harcı kalksın" kanun teklifi!


Yurt dışı çıkış harcının kaldırılması için TBMM'ye kanun teklifi verildi. CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın 27.02.2013 tarihinde verdiği teklifin gerekçesinde dünyada bir benzeri daha bulunmayan bu harcın hem işlevsiz, hem Anayasaya aykırı hem de vatandaşlara bir eziyet olduğunu vurguluyor.

Uzun zamandır Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri olarak yurt dışına çıkış harcına karşı da kampanyalar yürütüyoruz. Geçen yıl "bu sefer olmaz" diyerek yapılmak istenen bir zamma karşı kampanya yaptık ve etkili oldu, zammı önledik. Ama asıl hedefimiz "seyahat özgürlüğü"nün önünde tam anlamıyla bir engel oluşturan bu harcın tümüyle kaldırılmasıdır.

Öğretim görevlisi Serkan Köybaşı da Anayasa'ya aykırı bu harcın kaldırılması için 4 yıldır hukuksal mücadele veriyor. 2009 yılında açtığı dava 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun’un çeşitli gerekçelerle Anayasa’ya aykırı olduğu üzerine kurulu, davası şu anda temyiz aşamasında. 

TBMM'ye verilen bu kanun teklifini sonuna kadar destekliyoruz.

Milletvekili Ayaydın, kanun teklifinin gerekçesinde  "Yurt dışına çıkış harcı"nın nasıl çıktığı ve nedenleri üzerinde de durarak şimdi bunun nasıl işlevsizleştiğini de çok güzel açıklamış. Bu harç Türkiye’nin büyük döviz sıkıntısı çektiği bir dönemde yurt dışına çıkışları caydırmak ve bu yolla döviz tasarrufu yapabilmek amacıyla dış seyahat harcamaları vergisi adı altında ilk kez 1970’li yıllarda konulmuş bir uygulamaydı.

1980’li yıllarda bu vergi kaldırılarak yerine Toplu Konut Fonu getirilmiştir. Ancak Toplu Konut Fonu uygulamasının başarısız olması üzerine 2001 yılında yurt dışına çıkış harcı uygulamasına geçilmiş ve 2007’de çıkarılan 5597 sayılı Kanunla getirilen çeşitli değişikliklerle bu uygulama devam ettirilmiştir.  Önceleri kişi başına 50 dolar olan bu harç, zaman içinde 70TL olarak belirlenmiş ve nihayet 5597 sayılı kanunla 2007 yılından beri 15 TL olarak uygulanmaktadır.

Hali hazırda yurt dışına ticari taşımacılık yapan araçların mürettebatı (pilot, hostes, şoför vb.), 7 yaşından küçük çocuklar ve yabancı ülkede oturma izni olanlar dışında Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkan herkes, çıkış kapılarında 15 TL’lik bu harcı ödemek durumundadır.

Bu harç çağdışı ve vatandaşlara zahmet getiriyor.

Yurt dışına çıkış harcı, her şeyden önce çağdışı ve vatandaşlara zahmet getiren bir uygulamadır. Ayaydın'ın vurguladığı gibi, "yüzyıllar öncesinde kalan bir tür baş vergisi, kelle vergisi görünümündedir. Bu yönüyle ülkemize yakışmamaktadır." Bu uygulamanın dünyada hiçbir ülkede örneği bulunmamaktadır.

Ayrıca, geliri TOKİ’ye  tahsis edilen yurt dışına çıkış harcı, mali yönden gün geçtikçe anlamını yitiren, tahsilatı azalmakta olan bir gelir kalemine dönüşmüştür. Ayaydın kanun teklifinin gerkçesinde, 2012 yılında bütçe hedefi olarak 111 milyon TL olarak öngörülmüş olsa da yıllık harç tahsilatının ancak 67 milyon TL olarak gerçekleştiğini belirtmektedir.

Gelir tutarları hedeflendiği gibi yüksek değil 
2007 yılında harç tutarı 70TL’den 15TL’ye düşürülerek 23’e ulaşan muafiyet alanı kaldırılıp harç tabanı genişletilmiş, daha iyi bir tahsilat öngörülmüş ancak bu öngörü gerçekleşmemiştir. Zira yurt dışına çıkış harcı 70 lira iken 2006 yılında 102,3 milyon gelir elde edilmişken, harcın 15 lira olduğu 2011 yılında 88,6 milyon TL, 2012 yılında ise ancak 67 milyon TL gelir elde edilebilmiştir. Bu gelir, TOKİ için de bir anlam ifade etmekten tamamen uzaktır, yani kanunun/harcın temel nedeni de gerçekleşmemektedir. 

Tüm bunlardan daha önemlisi ise yurt dışına çıkış harcı uygulamasının içerdiği hukuksuzluk, Anayasal bir temel hak olan "seyahat özgürlüğü"ne yönelik kısıtlayıcı anlayıştır. 2010 yılındaki referandum sonucu yapılan anayasa değişiklikleri ile vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyetinin, ancak suç soruşturması ve ya kovuşturması sebebiyle hakim kararına bağlı olarak sınırlanabileceği hükmü kabul edilmiştir. Böylelikle vergisel yükümlülük kapsamında yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi uygulamasına son verilmiştir.

Yurtdışına çıkış harcı Anayasaya aykırılık taşıyor

Bir yandan vatandaşların seyahat özgürlüğünün genişletilmesi söz konusu iken, diğer yandan yurt dışı çıkış harcı uygulaması ile fiili bir engelin sürdürülmesi kabul edilemez bir tutumdur. Zira bugün yurt dışına çıkış harcını ödemeyen bir kişinin ülkeden çıkış yapmasına kolluk kuvvetleri izin vermemektedir. Oysa anayasa hükmü çok açık olup, yurt dışına çıkış sadece hakim kararına bağlı olarak engellenebilecektir.

Türkiye bu harç gelirini TOKİ’ye başka kaynaklardan aktarabilir

Ayaydın'ın verdiği Kanun teklifi ile yurt dışına çıkş harcının yarattığı gelirin işlevsizliğini de gösteriyor. Anayasaya aykırılık taşıyan, kişi hak ve özgürlüklerini hiçe sayan; gelişmiş hiçbir ülkede örneği olmayan, çağ dışılık arz eden; mali yönden ciddi bir düşüş gösteren ve vazgeçilebilir düzeyde bir gelir getiren yurt dışına çıkış harcından sağlanan geliri başka kaynaklardan temin ederek TOKİ’ye aktarabilecek güçte ve potansiyelde bir ülkedir. 

Dünyada hiçbir örneği olmayan bu "deli dumrul vergisi"ne karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. TBMM'de ve halkımız arasında bu mücadelenin daha çok yankı bulmasını, bu temel hak ihlaline her yurttaşımızın karşı çıkmasını diliyoruz.

CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın'ın verdiği Kanun teklifine ulaşmak için TIKLAYINIZ!

26 Şubat 2013 Salı

17 "ikonun" pasaportları!

Kendi alanlarında "ikon/efsane" durumuna gelmiş 17 ünlü figürün, sanatçı, bilim adamı, yazar, şarkıcı, sinema yıldızı, ressam, pop starının pasaportları:


Albert Einstein


David Bowie

Ella Fitzgerald

 Ernest Hemingway

James Joyce


F. Scott Fitzgerald

Janis Coplin

John Lennon

Johnny Cash

Katherine Hepburn

Marilyn Monroe


Rene Magritte

Roy Orbison

Sammy Davis

Muhammed Ali

Virginia Woolf

Walt Disney

Kaynak: Lütfen Tıklayın!

20 Şubat 2013 Çarşamba

Yaşlılar ve Engelliler için Pasaport Kolaylığı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün hasta yaşlılar ve engellilere pasaport için evde hizmet uygulamasını okuyunca ağzımdan gayri ihtiyari şu sözler döküldü: "isteyince oluyor."

İstemek ve yapmak...

İstemeden yapmak, zorunda kalmak, "mış gibi" yapmak... Hepsi çok olumsuz davranışlar, ancak hayatımızın içinde birçok konuda, yerde özellikle "kamu hizmetleri" ve memurlarla ilişkilerimizde bunu yaşıyoruz.

Yapmak istemenin mantıki koşulları kadar, yapanın eylemin ya da hizmetin nedenleri ve sonuçları konusunda yeterince bilgilenmemesi, gönülden, istekli davranmasını engelliyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün pasaport şube müdürlüğü personelini de bu konuda çok iyi eğittiği , polis-vatandaş ilişkisinin çok medeni seviyede geliştiği söylemek mümkün. Pasaport işlemleri için İstanbul'da hem kendi gözlemim bu, hem de diğer kişilerden edindiğim izlenim.

Yeni uygulama, özellikle yurt dışında tedaviye gitmesi gereken hastaların emniyete gelememeleri nedeniyle büyük sıkıntı yaşanınca hayata geçirilmiş. Seyyar parmak izi cihazı ve bir laptop alan polis memurları özel durumda olan vatandaşın hastanede ya da evinde ziyaretine gidip pasaport işlemini gerçekleştiriyor. Pasaport müracaatında bulunan kişinin parmak izi ve imza attıktan sonra kaydedilen verileri emniyette pasaport sistemine aktarılıyor. Hasta emniyete gelmiş gibi işlemleri gerçekleşiyor.

Çoğunluğunu yurt dışında tedavi görmesi gereken hastaların oluşturduğu taleplerin arasından hayatının son baharında çocuklarının yanına gitmek isteyen yaşlılar ya da engellilerin şikayetleri de bu hizmetin geliştirilmesi sürecini hızlandırmış. Bugüne kadar 150 kişinin pasaport müracaatları ya hastane odalarında ya da evlerinde hizmet verilerek karşılanmış.

Akşam Gazetesi'nin haberinde bir emniyet yetkilisi, polisin vatandaşın hizmetinde olduğu bilinci ile hareket ettiklerini söylerken uygulama nedenini şöyle açıklıyor: "İnsanların sağlık şartları nedeni ile seyehat imkanları kısıtlanmamalı. Vatandaş emniyete gelemiyorsa bu hizmeti sunuyoruz. Hastalıkları ile ilgili rapor istenmiyor. Engelli, yürüyemeyecek durumda olan kişilere bu hizmet verilmekte"

Haberdeki bir detay dikkatimi çekti, örnek uygulama anlatılırken "yeşil pasaport" örneği verilmişti. Umarım bu sadece "yeşil pasaportlu" azınlığı kapsamıyordur.

Hasta yaşlılar ve Engelliler için başlatılan bu uygulamanın "seyahat özgürlüğü" hakkının gelişmesi ve vatandaşa hizmet açısından da çok yerinde olduğunu düşünüyorum. Devlet vermek zorunda olduğu bir "kimlik belgesi"nin edinilme koşullarını ne kadar kolaylaştırırsa sadece 7 milyon civarında seyreden pasaportlu vatandaş sayımız da o kadar artabilir. Hem hasta yaşlılar hem de engeliler hayatla daha fazla ilişki kurabilir.

Elbette pasaport ücretlerinin çok yüksek bir düzeyde olması, hala dünyanın en pahalı pasaportunu kullanıyor olmamız "seyahat özgürlüğü"nün önünde temel bir engel olarak duruyor. Ancak bu tür pozitif adımlar, sıranın bir gün fahiş ücret ve harçlara da gelebileceği umudumuzu yaşatıyor.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Seyahat İnsana neler öğretir? (2)

Dün Twitter hesabımızdan (@seyahatozgurluk) takipçilerimize sorduk: "Seyahat insana neler öğretir?"

Çok güzel yanıtlar geldi, katılım oldukça yüksek oldu. 

Bu güzel gözlem ve düşüncelerin twitler arasında kaybolup gitmesini önlemek için bir blog yazısına dönüştürdüm. Takipçilerimiz seyahatseverler, gezginler seyahatin hayatlarına neler kattığını paylaştılar:

Halil İbrahim İzgi ‏@ibrahimizgi
Seyahat azla yetinmeyi öğretir. Ağırlıklardan kurtulmayı öğretir.

Arda Gider ‏@ardagider
türkiyede yemediğin yemekleri yurtdışında şükrederek yemeyi öğretir.


Agit Demirci ‏@agitdem
farkindalik


Kübra Fırat ‏@keopsfenks
bazen kendinden bile uzaklaşabildiğini..

hasan calpbinici ‏@hcalpbinici
seyahat insana planlama , butce hesaplama, kapasite hatta yeri geldiginde forecast yapmayi ogretir ::)


özlem öğüt ‏@ozbornozy
seyahat etmek kendini dünyayı öğretir kaybolursun bulursun unutursun hatırlarsın aşık olursun aşkı bitirirsin... HAYATTIR


iradeliyay ‏@iradeliyay
Seyahat insana, konficyus un ne kadar hakligi oldugunu gosterir, yani 1mil gezmenin en az 1 kitap okumaya esit oldugunu.


YAŞAMSAL GANİMETLER ‏@CasminBulut
Ne kadar önyargın varsa hepsini sana bir bir ödetir...


esat candar ‏@_uykutulumu
memleketini ozlemeyi


Zeynep Erdim ‏@zeynep_erdim
dunyanin senden ve mahallenden ibaret olmadigini ogretir.


Zeynep Orfa ‏@baskabigezegen
daha iyi bir insan olmayi ogretir

Dzhuneyt SHEMSİ ALİ ‏@DzhuneytShemsi
dünyada kaç çeşit insan ve kaç bucak yer olduğunu öğretir.


Faruk Erkılıç ‏@farukerkilic
harekete geçmenin kıymetini ogretir.


berk koçak ‏@berk_kocak
seyahat; farklı kültür , farklı insan tanımak, keşfetmek bence. tabi kaşiflik ruhun varsa


Hakan Akıllıoğlu ‏@Hakann01
Yollarda olmanın , yaşamanın keyfini öğretir.


Uğur Çakır ‏@BiSeylerYaziyo
atak olmayı öğretir


aslında zor değil ‏@deryik
 hareket edebilir olmanin, mobilitenin degerini gosterir; esya deposu, mulkiyet aniti evlerden cikip hafiflemeyi ogretir.


evren yesil ‏@evrenyesl
dünyan evinden ibaretse bile sadece salonda yaşayamazsın, yatak odandan banyoya mutfağa kadar heryeri yaşaman gerek.


Nebile Kapicioglu ‏@Nebile
yaşama sevinci verir ve kesinlikle daha iyi bir insan olmayı öğretir.

Erman Yetkin ‏@ermanyetkin
Bazen çekip gitmen gerektiğini öğretir.


yol yolcusu ‏@olgunsenel
"Her şeyi bırakıp arkama bile bakmadan gitmek istiyorum" diyip gidemeyenlere nasıl yapılır bir süreliğine göstermeyi :)

Kazara Yazan ‏@evren_t
seyahat insana kendini tanıma fırsatı verir ve her seyahatte biraz daha insan olmayı öğretir


Özge ‏@MISIRistheword
ucunda Sharm el Sheikh'i görmek varsa Pazartesi sabahı iş yerine bavullarla gitme eziyetinin vız gelmesidir :)


O. Suat Özçelebi ‏@suatozcelebi
Seyahat insana neler öğretir? Mucizenin hayat olduğunu ve bu mucizenin dünyanın birçok yerinde açık, gizli seni beklediğini.


Unuttuklarım ya da yeni düşünceler eklemek isteyenler lütfen "yorum" bölümünden devam etsinler. Herkesin, aklına, eline sağlık!

7 Şubat 2013 Perşembe

Üzerinde Güneş Batmayan Topluluk 5 yaşında!


Üzerinde Güneş Batmayan Topluluk, Sırtçantalılar bugün 5 yaşına bastı.

Seyahat özgürlüğü mücadelesinde tanıştığımız, kaynaştığımız, daha sonra mücadelenin her aşamasında katkı ve destek sunan Sırtçantalılar, "Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri" için vazgeçilmez bir yol arkadaşı ve kardeş bir topluluk oldu.

Kurucuları, sevgili Onur İnal, Ömürden Sezgin ve Engin Kaban'ın şahsında tüm Sırtçantalılar'a "seyahat özgürlüğü"nün temel bir insan hakkı olarak kavrandığı ve yaşandığı bir dünyada hep birlikte nice yıllara diyoruz.

Sırtçantalılar büyük bir işe daha imza atıp Türkiye'nin en büyük seyahat portalını 5. yılın şerefine bugün yayına sokuyorlar. Mutlaka ziyaret edin: www.sirtcantalilar.com

Şimdi söz Sırtçantalılar'da, onlar kendilerini ve öykülerini şöyle anlatıyor:

Nasıl, ne zaman, neden…?Ülkemizde gezginleri bir araya getirmek amacıyla kurulmuş çeşitli internet sitesi, e-posta haberleşme grubu, internet günlüğü (blog) olduğunu biliyoruz. Ancak bu platformların hiç birisinin bizim gibi alternatif biçimlerde gezen, doğaya, çevreye ve kültürel çeşitliliğe saygılı gezginlerin sağlıklı bir şekilde haberleşmelerini sağlayamadığını gördük.Bu gerçekten yola çıkan üç gezgin olarak, çok uzun süren bir tartışma, fikir alışverişi ve oluşum evrelerinden geçerek Şubat 2008’de Sırtçantalılar Grubu’nu kurduk ve ilk üyelerimizi davet etmeye başladık. Amaçladığımız gibi çok değerli gezginler aramıza katıldı. Sayımız önce yüzlere, sonra da binlere ulaştı. Böylelikle, ilk dört yıl boyunca e-posta grubu olarak devam eden Sırtçantalılar Grubu’nu, 2012 yılının Nisan ayında bu site üzerinde yer alan Forum bölümüne taşıma ihtiyacı doğdu.Artık Sırtçantalılar, dünyanın dört bir köşesinde ikamet ve seyahat etmekte olan binlerce Türk gezgini internet ortamında bir araya getiren, gezginlerin birbirlerinin bilgi ve tecrübelerinden faydalanmalarını sağlayan “Türkiye’nin en büyük gezgin platformu“Biz Kimiz?Biz, “gezmek” kavramına tutku derecesinde bağlanmış, belli bir gezi deneyim ve bilgisine ulaşmış ve bu bilgi paylaşımını, aynı heyecanı duyan başka insanlara da ulaşarak genişletmek isteyen kişileriz.Gezmekte, görmekte, okumakta, anlatmakta ve yazmakta sınır tanımayan gezginleriz.Kültürlerarası diyaloğun, hoşgörünün ve dayanışmanın geliştirilmesini, doğanın ve kültürel mirasın korunmasını, sürdürülebilir turizm düşüncesine bağlı kalınmasını ilke edinmiş bilinçli bireyleriz.Sırtçantalılar Topluluğu Kurucuları

27 Ocak 2013 Pazar

Pasaport zammına Almanya'da da karşı çıkıyoruz.

Seyahat özgürlüğü gönüllüleri dünyanın her yerinde otomatik pasaport zammına karşı çıkıyor. 

Gönüllülerimizden Onur İnal Hürriyet Avrupa'da bu zamma Almanya'da da nasıl karşı çıkacağımızı ve Türkiye'de neler yaptığımızı anlattı.

Almanya'daki yurttaşlarımızı, tüm gurbetçilerimizi de vuran bu fahiş pasaport ücretlerine, zamlara karşı yurt dışından da gür bir sesin çıkmasına çalışacağız. 

Dünyanın dört bir yanındaki tüm seyahat özgürlüğü gönüllülerinden de bu zamma karşı ve seyahat özgürlüğünü engelleyen fahiş ücret, harç, vize, kötü muamele ve benzeri her uygulamaya karşı çıkmalarını istiyoruz. 

Hürriyet Avrupa'daki bu haber birçok site tarafından da haberleştirildi. Özellikle "Turizm Trend"in bunu haberleştirmesini önemsiyoruz. Çünkü en çok sesi çıkması gereken turizm sektöründe çalışan şirketler, acentalar, hatta dernek ve odalar bu konuda, "seyahat özgürlüğü"ne konan yapay engellerle ilgili büyük bir sessizlik ve kayıtsızlık içinde.

Seyahat özgürlüğü temel bir hak ve herkesin bu hakkına sahip çıkması gerek...

Hürriyet Avrupa'daki haberin detayları için Lütfen TIKLAYIN!


23 Ocak 2013 Çarşamba

Gezgin Dergisi'nden kampanyamıza destek!

Gezgin dergisi internet sitesinden "otomatik pasaport zammına hayır!" kampanyamızı okurlarına duyurdu. Yayımladıkları haberde basın bültenimize ve kampanya bannerlarımızdan birine yer veren dergi, sosyal medya üzerinden yürüttüğümüz çalışmalara da destek vermeyi sürdürüyor.

"Otomatik pasaport zammına son!" başlığı ile yayımlanan yazıdan bazı başlıklar şöyle:
"Seyahat özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırt Çantalılar Topluluğu, birlikte “otomatik pasaport zammına son” kampanyası başlattı. T.C. pasaportu dünyada her yıl otomatik olarak zamlanan tek pasaport! Üstelik dünyanın en pahalı pasaportu.Mevcut ücreti ile dünyanın en zengin 5 ülkesinin (Katar, Lüksemburg, Norveç, Singapur, Brunei – Forbes 2012) toplam pasaport ücretlerini bile geçen T.C. pasaportuna zam yapılmasını hiçbir haklı gerekçeyle açıklamak mümkün olamaz.“Seyahat özgürlüğü” Anayasamız ve “insan hakları evrensel bildirgesi” tarafından da güvenceye alınmış temel bir insan hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu temel insan hakkını dünyanın en pahalı pasaportlarını bize “satarak” ve her yıl zam yaparak elimizden almaktadır.Pasaport devletin yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini onlara “satamaz”. Her yıl zam yapamaz! Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına, “müşteri” muamelesi yapamaz!Pasaport bir “para kapısı” değil, bir kimlik belgesidir."
Yazının tümü için lütfen TIKLAYIN! 

21 Ocak 2013 Pazartesi

"Seyahat Özgürlüğü" İzmir Life dergisinde...

İzmir Life dergisi Ocak 2013 sayısında "seyahat özgürlüğü"ne, mücadelemize ve bloğumuza geniş yer ayırdı. Elif Aydoğdu'nun Seyahat Özgürlüğü Gönüllüsü O. Suat Özçelebi ile yaptığı söyleşi "Seyahat özgürlüğümüzü istiyoruz, dünyanın en pahalısı Türk pasaportu" başlığıyla yayımlandı. 

Dergide hem "seyahat özgürlüğü" hareketinin nasıl başladığına, hem yürüttüğümüz kampanyalara hem de Türkiye'de ve dünyada pasaport ücretleri, vize ve diğer engeller açısından yurttaşlarımızın durumuna ayrıntılı olarak yer verildi. 

Özçelebi söyleşide şu görüşlere yer verdi: "Dünya’daki hiçbir ülkede pasaport ‘değerli kağıt’ olarak tanımlanmıyor. Bizim değerli kağıtlar kanunu diye bir yasamız var. Bir de harçlar yasası var. Her yıl değerli kağıtlar Eylül ya da Ekim ayındaki endekse bakılarak o endeks oranında zam görür diye bir ibare var. Bu nedenle de her yıl pasaportun fiyatı artıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok. Pasaport basit bir kimlik belgesi, sadece devletin kişiye vermekle yükümlü olduğu bir kimlik belgesi. Yani daha yurtdışına çıkmadan vatandaş önce devlete vize ücreti öder gibi yüklüce ücretler ödüyor."


Özçelebi söyleşinin sonunda şunları dile getirdi: "Yıllardır söylüyoruz, devlet vatandaşlarına vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesini, onlara fahiş bir ücretle satarak "müşteri" muamelesi yapamaz."

4 sayfalık söyleşiyi, maalesef internet linki olmadığı için sizlere tümüyle aktaramıyorum. Dergiye İzmir'de tüm bayilerden ulaşabilirsiniz. 

İzmir Life'ın internet sitesi için lütfen TIKLAYIN!


16 Ocak 2013 Çarşamba

Pasaportun kadar konuş!


Çok az yazı insana "altına imzamı atarım" dedirtecek biçimde olur. Yeni Şafak Gazetesi'nden Halil İbrahim İzgi'nin bugün kaleme aldığı köşe yazısı, bizim için tam da böyle bir yazı. Özellikle Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış'ın okumasını da diliyoruz. 

Evet, İzgi diyor ki: 

Pasaportun kadar konuş!

"Çok okuyan mu bilir çok gezen mi?
Münazaralara konu olan saçma bir soru.
Çok gezenler aynı zamanda çok da okur.
Çok okuyanlar da bir süre sonra gezme ihtiyacı hisseder.
Yazı dünyasının önemli bir bölümünü gezenler oluşturmuştur.
Sadece seyahat yazıları değil toplumları anlatan, sosyal ve ekonomik açıdan izleyen yazılar, kitaplar çağlara damgalarını vurmuştur.
Evliya Çelebi'yi bugüne taşıyan kitapları bir serüvenin yazıya dökülmüş halidir.
Marco Polo, yazdıklarıyla Batı'nın Doğu ile buluşmasına öncülük etmemiş midir?
İbn Battuta yola çıkmamış olsa bugün hangimiz onu hatırlıyor olacaktık.
UNESCO'nun 2013'te haritasının 500. yılını kutladığı Piri Reis, seyahatleri olmadan bu eserleri olmadan ortaya koyabilir miydi?
Modern zamanlarda seyahat ve ülkeler arası seyahat deyince aklımıza pasaport geliyor.
Gerçi pasaportun tarihçesi Eski Ahit'e göre çok eskilerden yaşayan bir Pers hükümdarına kadar dayanıyormuş. Wikipedia'nın yalancısıyım…
Pasaport, kişiye dünyanın kapılarını açar. Aynı zamanda ülkelerin yurtdışındaki itibarları hakkında önemli göstergelerden biridir.
Kaç ülkede elini kolunu sallayarak kapıdan geçiyorsan pasaportun o kadar değerlidir.
Pasaportu taşıyan kişi pasaportu veren ülkenin gücünü arkasında hisseder.
Kısaca pasaport dünyanın kapıları açan bir anahtardır.
Bu nedenle Dışişleri mümkün olduğunca fazla ülkeye vizeleri kaldırarak pasaportun değerini artırmaya çalışır.
Kaldırılan vizeler aynı zamanda zihinlerdeki bariyerleri de düşürür ve zamanla buharlaştırır.
Ancak Türkiye'de pasaport dediğimizde öncelikli olarak yüksek defter bedelleri akla gelir. Ömründe belki bir defa yurtdışına çıkacak kişilere 10 yıllık pasaport satılır. Otomatik pasaport zamları ile yurtdışına çıkacak kişilere engeller konulur. Bir de hala yurtdışına çıkmaktan vazgeçmediyse sınırda yurtdışı çıkış harcı alınır.
Pasaport harçlarıyla bütçeyi düzeltmek Türkiye dışında çok az ülkenin aklına gelen muhteşem (!) bir fikirdir.
Pasaport harçları fiili olarak uygulanan vizedir. Bir AB ülkesine girmek için 60 Euro vize ücreti ödemeniz yeterlidir. Ancak oraya kadar ulaşabilmek için bunun yaklaşık 4 katı kadar ücreti kendi ülkenize ödemeniz gerekir.
Bu pasaport ücretlendirme politikası orta ve dar gelirli için dünyaya kapıları kapatan bir engeldir.
Bundan da önemlisi gençlerin önüne konulan engeldir.
Bir yandan okul kitapları ücretsiz olacak, yükseköğrenim yurtlarında ücretsiz internet sunulacak diğer yandan gençler pasaport almak için dünyadaki en yüksek ücretlerden birini ödeyecek.
Dünyayı bilen, seyahat kültürü oluşmuş insan kendine ve ülkesine büyük faydalar sağlayabilir.
Eğitim ve seyahati bir bütün olarak düşünmek gerekiyor.
ABD, 1960'lı yıllardan itibaren Barış Elçileri programıyla kendi gençlerini Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesine gönüllü çalışmalar yapmak üzere gönderdi.
50 yılın üzerindeki bu çalışmalar ABD için önemli bir yumuşak güç enstrümanı oluşturdu. Türkiye'yi de içeren bölgedeki gönüllülerin hatıraları Küçük Anahtar Büyük Kapıları Açar ismindeki bir kitapta toplandı. Dilerim bu kitap Türkçe'ye aktarılır da seyahatin genç zihinlere sağladığı katkı daha net anlaşılır.
Ülkemizde ise pasaport ücretlerinden elde edilecek gelir hesap ediliyor. Bu yanlış düşüncenin ortadan kalkması için http://seyahatozgurlugu.com/ gönüllü bir çaba sürdürüyor. Ancak yeterince kulak verildiğini düşünmüyorum.
Büyük düşünmek sözle değil davranışla gösterilirse anlam kazanır.
Akıldan çıkarmamak lazım: Küçük hesaplarla büyük hedeflere ulaşılmaz.
Farklı bir pencereden baktığımızda dünyadaki ülkelerin pasaportları kadar konuştuğunu, söz sahibi olduğunu görüyoruz.
Kendi ayağımıza çelme takmak niye?"


"Pasaportun kadar konuş!"- Halil İbrahim İzgi /Yeni Şafak Gazetesi
Yazının orjinali için lütfen TIKLAYIN!

10 Ocak 2013 Perşembe

Gerard Depardieu'yü meğer pasaportumuz caydırmış!

Le Monde gazetesi müthiş bir habere imza attı. Ünlü Fransız aktör Gerard Depardieu az daha Türk vatandaşı oluyormuş.  Meğer Gerard Depardieu'yü pasaportumuzun pahalılığı Rus vatandaşı yapmış. Le Monde'da aktarılan habere göre önce Türk vatandaşlığını düşünen Depardieu, T. C pasaportunun dünyanın en pahalı pasaportu olduğunu öğrenince Rus devlet başkanı Vladimir Putin'in teklifine yönelmiş.
Depardieu'nün "Ben bir pasaporta 220 euro ödeyemem, üstelik her yıl zam geliyormuş. Rus pasaportu sadece 62,5 euro. Ayrıca Türkiye'de her yurt dışına çıkışta harç alındığını da öğrendim. Ben seyahat özgürlüğünün bu kadar kısıtlandığı Türkiye'de yaşayamam" dediği ileri sürüldü.

Le Monde Gazetesi'ndeki haber manşeti şöyle: 

"Gérard Depardieu Türk pasaportunu reddetti Edinilen bilgiye göre, milliyetini değiştirme arayışındaki Fransız aktör Gérard Depardieu, Vladimir Putin’in teklifini kabul etmeden önce gözünü Türkiye’ye dikti. 
Ancak, 10 yıllık Türk pasaportunun maliyetinin 220 €’ya ulaştığını öğrenen dünyanın en meşhur mali mültecisi, Rus başkanı Vladimir Putin'in kendisine sunduğu teklifi kabul etti."


9 Ocak 2013 Çarşamba

Bir Türk (pasaportu) dünyaya bedel!

Gazeteport.com internet haber sitesinden Cenk Başlamış hem kampanyamızı yazdı hem de Türk vatandaşlarının pasaport çilesine değindi. Başlamış, yazısında "Sorun şu ya da bu iktidar, o ya da bu parti değil, Türkiye’de devletin vatandaşına bakış açısı" olduğunu belirtirken "Vatandaşlar devlet için değil devlet vatandaşlar için var olana kadar maalesef böyle gidecek." dedi.

Yazısında "seyahat özgürlüğü" için harcadığımız çabalara da yer veren Başlamış, şu konulara da değindi:

"Turistik amaçla bir ülkeye gitmek için para gerekiyor gerekmesine ama onun öncesinde ülke içindeki ilk engeli aşmanız, yani pasaport almanız gerekiyor. Eğer uzun süreli bir pasaport almak istiyorsanız ki, aynı parayı iki kere vermemek için normalde yapmanız gereken bu zaten ama bunun için hayli yüklü bir miktarı gözden çıkarmanız gerekiyor.
Bir sivil toplum kuruluşu olan “Seyahat Özgürlüğü” (seyahatozgurlugu.com) çatısı altında toplanan gönüllüler pasaport bedellerinin makul bir düzeye inmesi için çaba gösteriyor. Yılbaşında gelen otomatik zamla 4-10 yıl arası süre için pasaport almak isteyenlerin harç ve defter bedeli olarak toplam 513 lirayı gözden çıkarması gerekiyor. Grubun sözcüsü Suat Özçelebi, yaptıkları bir araştırma sonucu dünyanın en pahalı pasaportunun Türk pasaportu olduğunu öğrendiklerini söylüyor.

Yurtdışına turizm amaçlı gitmek uzun süre zenginlerin ya da maddi durumu iyi olanların tekelinde görüldü. Oysa, seyahat özgürlüğü herşeyden önce her vatandaşın sahip olması gereken temel bir hak. Oysa, insanların önüne 513 liralık pasaport faturası çıkarınca ister istemez en büyük engeli koymuş oluyorsunuz.

Üstelik, daha kısa bir süre öncesine kadar yurtdışına çıkmak için 100 dolar konut fonu ödeyen Türk vatandaşları değil miydi? Gerçi şu anda çok daha azını, 15 lira ödüyoruz ama yurtdışına giderken neden bir para ödememiz gerekiyor, bilen var mı?"


Yazının tümünü okumak için lütfen TIKLAYIN!

7 Ocak 2013 Pazartesi

Büyük pasaport piyangosu sonuçları açıklandı!

Pasaport ücretleri öyle bir hal aldı ki artık pasaport piyangoları düzenleniyor. Biz ilk talihli listesini herkesten önce ele geçirdik ve sizinle paylaşmak istedik. 

Kazananlara yeni pasaportları hayırlı olsun, aman iyi saklasınlar, çok değerli! Yurt dışına çıkış harcı pulu kazananlar da çok şanslı havaalanında gereksiz kuyruklardan kurtuluyorlar.


Özel ürettiğimiz TIME Radikal'e haber...

Otomatik pasaport zammına karşı yaklaşık 2 haftadır bir kampanya yürütüyoruz. Medyamızın yoğun ilgisizliği ile :) Bunu daha önce Bianet ile bir ölçüde aştık. Bugün de Hürriyet'in yüksek tirajlı Seyahat ekinde sürdürdüğümüz protesto, Mesude Demir'in kaleminden haber oldu. Kamuoyunun, gezginlerin ve yetkililerin konuya dikkati biraz daha çekildi.



Ancak bugün bir sürpriz daha vardı, Radikal gazetesi fahiş pasaportlar ve ücretleriyle ilgili bir haber yaptı. Haberde uzun uzun bu blogda uzun zamandır okuduğunuz, kampanyalarımızda değindiğimiz hususlar haber yapılmıştı. Hatta muhabir haberinde Tripadvisor forumlarına bakıp Amerikan pasaportu sahiplerinin “Hey dostum! Ben vergilerini veren bir Amerikan vatandaşıyım. Benim haklarım var!” diyebiliyor! diye bile yazmıştı. Ancak neredeyse 3 yıldır bu konuda mücadele eden, 2010'da pasaportların %50 ucuzlamasına büyük katkı sağlayan, geçen yıl yurt dışına çıkış harcına zammı engelleyen "seyahat özgürlüğü gönüllüleri" ve "Sırtçantalılar Topluluğu"nu internette bulamamıştı.

Daha da ilginci bizim geçen hafta dolaşıma soktuğumuz, pasaportumuzun durumunu hiciv eden TIME kapağını haberine konu yapmış, bizden yine tek satır söz etmemişti. Uyardık, TIME kapağını bizim "ürettiğimize" haberin "internet versiyonunda" yer verdiler.

Tabi bizim "otomatik pasaport zammına hayır demek" bizim inhisarımızda, herkes bizi bilecek, bizden söz edecek gibi bir derdimiz ve talebimiz yok.

Ama bir basın mensubunun bir haber yaparken internetten Amerikalıların “Hey dostum! Ben vergilerini veren bir Amerikan vatandaşıyım. Benim haklarım var!” dediğine ulaşabilip de 3 yıldır hemen her mecrada, gazete, televizyon, sosyal medyada "Türkiye Cumhuriyeti'nin müşterisi değil, yurttaşıyız!" diye haykıran kendi vatandaşlarına bir türlü ulaşamamış olması da kayıtlara geçsin istedik. 

TIME kapağı gibi, internet ortamında kendi blog adresimizle birlikte yer alan ve yüzlerce kez paylaşılan bir doküman bile bazı muhabirlere bizi anlatamadı, demek daha çok çalışmamız, bütün medya mensuplarına tek tek ulaşmamız gerekiyor.

Sonuçta amaç bir biçimde hasıl oluyor ve olacak, biz kampanyamızı sürdürüyoruz: "Otomatik pasaport zammına hayır" demeyi her mecrada sürdüreceğiz. Yeni sürprizlere hazır olun!

Radikal'in haberi için TIKLAYIN!

Hürriyet "otomatik zam" protestomuzu duyurdu.

Hürriyet Gazetesi "otomatik pasaport zammına hayır!" kampanyamızı "seyahat ekinde okurlarına duyurdu: 
"Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ile Sırt Çantalılar Topluluğu, otomatik pasaport zammına son verilmesi için kampanya başlattı."

"Otomatik pasaport zammına gezgin protestosu" başlığı kullanılan haberde kampanya hedeflerimize ve zamma getirdiğimiz temel eleştirilere ayrıntılı yer verildi:

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri’nden Suat Özçelebi T.C. pasaportunun hem dünyanın en pahalı hem de her yıl otomatik olarak zamlanan tek pasaportu olduğunu söyledi. Pasaportun bir “para kapısı” değil, devletin vermek zorunda olduğu kimlik belgesi olduğunu hatırlatan Özçelebi, “Mevcut ücretleriyle dünyanın en zengin 5 ülkesinin (Katar, Lüksemburg, Norveç, Singapur, Brunei – Forbes 2012) toplam pasaport ücretlerini bile geçen T.C. pasaportuna zam yapılmasını hiçbir haklı gerekçeyle açıklamak mümkün değil. 

Seyahat özgürlüğü anayasamız ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’yle güvenceye alınmış temel bir insan hakkı. Devlet bu temel hakkı elimizden alıyor. Devlet yurttaşlarına vermek zorunda olduğu kimlik belgesini onlara satamaz. Her yıl zam yapamaz! Yurttaşlarına, müşteri muamelesi yapamaz” dedi. 

Kampanyada pasaportun, Harçlar ve Değerli Kağıtlar Kanunu kapsamından çıkarılması gerektiği savunuluyor. Özçelebi, “Dünyada ortalama 50-60 dolar olan bir kimlik belgesi için 275 dolar ödemek istemiyoruz. 4-10 yıllık biyometrik pasaport ücret ve harçlarının dünya ortalamasına çekilmesini, 50-60 dolara indirilmesini istiyor, zammı kınıyoruz” dedi.


Haber için lütfen TIKLAYIN!

6 Ocak 2013 Pazar

Bianet "otomatik zamma" karşı kampanyamızı duyurdu!

"Otomatik Pasaport Zammına Hayır!" kampanyamız Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) tarafından kamuoyuna duyuruldu. Kampanyayı başlattığımız, 2012 yılının son haftasında basın bültenimizi haberleştiren internet sitesi, taleplerimizi şöyle duyurdu:
"Sosyal medya üzerinden pasaporta yılbaşında getirilecek zamma karşı kampanya başlatılarak zammın durdurulması ve pasaport ücretinin dünya ortalamasına inmesi talep edildi.

Seyahat Özgürlüğü Gönüllüleri ve Sırtçantalılar Topluluğu, sosyal medya üzerinden"otomatik pasaport zammına son" kampanyası başlatarak, Bakanlar Kurulu'nun pasaport zammını durdurmasını ve pasaport ücretini dünya ortalamasına indirmesini talep etti."

Haber ile ilgili detaylar için lütfen
Tıklayın!

5 Ocak 2013 Cumartesi

"Otomatik Pasaport Zammı" Ekşi Sözlük'te...

"Otomatik pasaport zammına hayır!" kampanyasına bir destek de Ekşi Sözlük yazarlarından geldi. Sözlüğün birçok maddesinde seyahat özgürlüğünü tamamen yok sayan, "dünyanın en pahalı pasaportu"na yapılan bu yeni otomatik zamma karşı görüşlerini belirten yazarlar, kampanyaya büyük destek veriyorlar.

Bu desteğin dile getirildiği bazı entryler şöyle:

Mortimes:
seyahat özgürlüğü gönüllüleri ve sırtçantalılar tarafından 27.12.2012 tarihinde aşağıdaki basın bildirisi ile kamuoyuna duyurulan, pasaport harçlarına her yıl otomatik olan gelen zammı protesto etmeyi amaçlayan kampanya.
bildiri:
t.c. pasaportu dünyada her yıl otomatik olarak zamlanan tek pasaport! buna karşı “otomatik pasaport zammına hayır!” kampanyası başlatıyoruz!

sufhiboy
en güzel kampanyalardan biridir. keşke tüm vatandaşlar anyasadaki seyahat özgürlüklerinin hunharca katledilmesi karşısında seslerini çıkarabilse.


saklanbac oynayan elime mum diksin
sonuna kadar desteklediğim kampanyadır.
en önemli söylemleride '' pasaport bir para kapısı değil, devletin vermek zorunda olduğu bir kimlik belgesidir.''
başarılı işler yapılabilinmesini diliyorum. zira vizeler kalksın diye her alanda kendimizi yıkarken bu pasaport fiyatlarıyla devlet kendi vatandaşına kendisi vize koyuyor.


zdravstvite
dünyanın en pahalı pasaportu ünvanını elde et, üzerine elinde malzemen bitsin insanları mağdur et, defterleri geciktir, tüm bu engellere rağmen sürüyle paraya sattıktan sonra da diğer ülkelerde itibar görmeyen, saatlerce sıra bekletilip tüm avrupa birliği vatandaşları gümrükten geçtikten sonra anca(!) incelenen pasaporta her yıl zam yap. hepimizin sesini yükseltmesi gerektiği bir konu bu. devletin vermekle zorunlu olduğu kimlik belgesi bir nevi bu pasaport, fakat türkiye'de çok fahiş fiyatlara satılmaktadır, yetmediği gibi düzenli aralıklarla zamlanmaktadır. kesinlikle desteklediğim kampanya.

bi mekan
gün itibariyle türkiye'de 1 yıllığı 207.2 tl, 2 yıllığı 292,65 tl, 3 yıllığı 385,25 tl ve 4-10 yıllığı 513,4 tl olmuş olan belgedir. kısacası anayasada yazan seyahat özgürlüğü, biraz daha lafta kalmıştır. otomatik pasaport zammına hayır kampanyasına daha çok destek verilmelidir.

Ekşi sözlükte kampanyalarımıza destek verilen entrylerin yer aldığı maddeler:
otomatik pasaport zammına hayır
seyahat özgürlüğü
dünyanın en pahalı pasaportu
pasaport

yurt dışına çıkma harcı